geçmişten günümüze baktığımızda güzellik algısının her dönem değiştiğini ve değişirken bizleri de etkilediğini gözlemleyebiliriz ama bu etkilerin kişilere yansıması, onların bu algıları nasıl karşıladığına, ne tepki verdiğine, kısaca tamamen kendi iradesine ve tercihlerine bağlıdır. kimisi bütün bu popüler dayatmaları kendisi için en doğru olan yol olarak görüp uyum sağlar, kimisi de bu dayatmaların karşısında durur ve olduğu gibi yaşamına devam eder. birinin ki diğerininkinden daha doğru ya da yanlış diyemeyiz.
en eski örneklerine baktığımızda doğurganlığına odaklanıldığı için büyük memeli ve geniş kalçalı, kıvrımlı ve kilolu kadınların daha güzel olduğu düşünülür. biraz ileri tarihlere geldiğimizde pürüzsüz bir beyaz ten, küçük memeler ve inceliğin zarafeti güzellik algısının temelini oluşturur. yılları devirerek gittiğimizde bu sefer korselerle kum saati olan kadının güzel olduğu algısı yayıldı. az ilerisinde büyük kemerler, sarı saçlar, kırmızı rujlar, kadınsılık… daha yakın tarihlere gelindiğinde 2000’ler başında sıfır beden, bronzluk ön plandayken biraz daha ortalarında yine sıfır beden olma arzusu ama bu sefer kıvrımlı vücut hatları güzellik algısı olarak pazarlandı. shakira’nın meşhur danslarıyla ‘’shakira kalçası’’ pazarlaması, o dönem için kadınların evlerinde sürekli shakira gibi dans etmesine sebep olmuştu mesela. e sonra shakira’nın kalçaları kesmeyince bizi bu sefer hayatımıza bomba gibi düşen kardashian’lar tahta oturdu. 2000’lerde sıfır beden ve küçük memeli Paris Hilton’un yanında hiçbir güzellik algısının karşılığı olmayan bir kadın, günümüzde dünyanın bütün güzellik algısının çıkış noktası oldu. popo protezi sırası pide sırasını geçti.
bütün bunlar olurken eski dönemlerin pazarlama, reklam araçlarının kısıtlı olması etkisini bir nebze sınırlasa da günümüz teknoloji çağında her şeyi kolay takip edebilmek ve birçok şeyin çok ulaşılabilir olması, sanki herkesin böyle bir dayatmaya uyum sağladığı hissini uyandırıyor. sosyal medya fenomenlerinin 17-18 yaşında bile meme operasyonları geçirmesi, burun estetikleri yaptırması, kırışıklığa dair hiçbir kırıntının olmadığı suratların botokslanması birçok insanda bir ‘’baskı’’ oluştursa da, günün sonunda bütün bu güzellik algılarının karşılanacağı yerde, kişinin kendini nasıl iyi hissettiği ve kendini nasıl kabul etmek istediği düşüncesi var. artık işin sadece bir görsellik değil psikolojik bir boyutu olduğunu da düşünüyorum. bence biraz daha üzerinde durulup, kendini psikolojik olarak yetersiz hisseden insanlara cesaret ve özgüven aşılanmalı. çünkü bu baskılar gittikçe depresyona giren kişi sayısını, kendini kusurlu gören kişi sayısını, kabul görmeyeceğini düşünerek kendini toplumdan soyutlayan kişi sayısını artırıyor.
*hep kadınlar üzerinden gittik ama göbeğinden kurtulamayan erkeklerin six pack için ameliyat masalarına yatması da günümüzdeki dayatmaların sadece kadınlar tarafından değil erkekler tarafından da baskı olarak algılandığını gösterebilir. erkekleri sonra konuşalım bence... kapatılsınlar şimdilik.