Tıbbi Birimler

  • Kullanıcı Abaris
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Sağlık Konuları
Konu sahibi son olarak 1735 gün önce görüldü

Uyku Laboratuvarı Nedir?​

Gündüz yorulan bedenin gündelik işlere ara vererek; gece boyunca biyolojik ve kimyasal fonksiyonları sayesinde, fiziksel ve ruhsal durumunun yeniden yapılanmasına uyku adı verilmektedir. Hayatımızın üçte birinin uykuda geçtiği düşünüldüğünde, ne kadar önemli olduğu anlaşılabilir. Zira vücut, uyku sayesinde dinlenerek kendini yenileme imkânı bulur.

Uyku halindeki bozukluklar, aşırı uyuma ya da hiç uyuyamama, uyku esnasında ortaya çıkan ve uyanıklık fonksiyonlarının bozulmasına sebep olan rahatsızlıklar ile uyku durumunu etkileyen diğer hastalıklar uyku tıbbının ana çalışma alanını oluşturmaktadır. 80'i aşkın farklı uyku ve uyanma problemi mevcuttur. Bu problemlerin hepsi insanın yaşam kalitesini bozararak olumsuz olarak etkilemektedir. En sık rastlanan uyku hastalıkları şunlardır:

  • Uykuda nefes durması (uyku apnesi),
  • Gündüz aşırı uyku hali,
  • Uykuya dalamama,
  • Huzursuz bacak sendromu,
  • Horlama
  • Uyum bozukluğuna bağlı uykusuzluk
  • Öğrenilmiş uykusuzluk
  • Uyurgezerlik

Uyku Laboratuvarı Hangi Hastalıklara Bakar?​

Uyku laboratuvarında değerlendirilmesi gereken problemler şunlardır:

  • Horlama
  • Uykuda nefes kesilmesi
  • Göğüs ağrısı
  • Gece meydana gelen kalp ritmi düzensizlikleri
  • Yetersiz ve bölünmüş uyku şikayetleri
  • Ağız kuruluğu
  • Geceleri uyku esnasında boyun terlemesi
  • Narkolepsi
  • Gündüz yorgunluk ve uykulu olmaya neden olan periyodik bacak hareketleri.

Tıkayıcı Uyku Apnesi (OSA)​

Uyku bozuklukları arasında en çok görülen hastalıklardan biridir. Tıkayıcı uyku apnesi, karın ve göğüs solunum eforu normal seyretmesine rağmen, ağız ve burundan hava akımının kesilmesi durumudur. Hasta, apneli süre ardından gürültülü şekilde nefes alır ve çırpınma benzeri bir hareket ile horlamaya başlar.

Uyku apnesinin en sık gözlenen belirtileri şunlardır:

  • Horlama
  • Gündüz aşırı uyku hali
  • Atipik göğüs ağrısı
  • Kalp sorunları
  • Kalpte ritim bozuklukları
  • Uykuda boğulma hissi
  • Yüksek tansiyon
  • Akciğer sorunları
  • Uyanınca görülen baş ağrısı
  • Hafıza zayıflaması ve unutkanlık
  • Cinsel isteksizlik
  • Akciğer sorunları
  • Karar verme yetisinde azalma
  • Depresyon ve psizkoz
  • Gece terlemesi
  • Ağız kuruluğu
  • Gastro-özofageal reflü
  • Ruhsal ve bedensel çöküntü

Uyku Apnesi Tedavisi​

Tıkayıcı uyku apnesi (OSA) tanı ve tedavisi için multidisipliner bir yaklaşım tarzı belirlenmektedir. Genel tedavi yöntemleri medikal tedavi ve cerrahî tedavi yöntemleri olarak ikiye ayrılabilir.

Medikal tedavi yöntemleri daha çok genel önlemler kapsamında ilerler. Özellikle aşırı kiilo, uyku apnesi sendromunu kötüye götüren bir faktördür. Bu nedenle kilo kontrolü sağlanması, tedavinin önemli bir parçasını oluşturur. Bunun dışında uykuda sırt üstü yatma yerine yan yatış tercih edilmelidir. Eski bir yöntem olsa da pijama sırtına sert bir top dikmek, günümüzde de geçerliliğini koruyan bir yöntemdir. Böylece sırt üstü uyumak zor olacağından, horlama ve apne problemi azaltılmaya çalışılmaktadır. Bazı durumlarda mekanik aletlerden faydalanılmaktadır. CPAP, BİPAP, ağız ya da burun içi aletler pozitif havayolu basıncı uyguladıklarından faydalı olmaktadır.

Cerrahi tedavi yöntemleri, horlama ve tıkayıcı uyku apnesi tedavisinde önemli bir yer tutmaktadır. Tıkanıklığı by-pass eden yöntemler için cerrahî girişimlere başvurulur. En sık yapılması gereken cerrahî girişimler şunlardır:

  • Dil kökü cerrahisi,
  • Yumuşak damak ve tonsil operasyonu,
  • Adenoidektomi gibi nazofarenks cerrahisi,
  • Konka küçültme, polipektomi, septum veya valv cerrahisi gibi burun operasyonları.

Uyku Laboratuvarı Süreci​

Uyku laboratuvarında yapılacak polisomnografi testi içi hastalar kendi pijamalarını ve kişisel eşyalarını getirir. Uyku saatinden önce gelen hastanın ortama alışması ve bulguları kayıt altına alacak elektrotların yapıştırılması için normal uyku saatinden birkaç saat önce gelmesi gerekmektedir. Hasta, teknisyen ile birlikte hazırlanır ve uyumak istediğinde yatağa yatırılarak uyuması söylenir.

Teknisyenler, başka bir odadan hastayı izler ve ihtiyaç halinde hastaya yardımcı olurlar. Gece boyunca izlendiğini bilen ve vücudundaki kablolar nedeniyle hasta sık sık uyanabilir. Fakat en olumsuz durumlarda dahi kişiye ait uyku verimliliği gözlenebilir.

Polisomnografi sonuçları, deneyimli bir hekim tarafından değerlendirilir ve raporlanır. Rapor sonuçlarına göre en uygun tedavi yöntemi rahatlıkla saptanabilir. Polisomnografi, hastalar tarafından ilk başta çekinilen bir test olsa da, hekime oldukça fazla veri sağlayan hasta açısından basit bir testtir.

Uyku Laboratuvarı Kapsamında Uygulanan Testler​

Uyku Testi (Polisomnografi)

Uyku bozukluklarının saptanması için yapılan önemli testlerden biri polisomnografi olmaktadır. Genellikle horlama ile uyku apnesi gibi problemler için kesin tanı yöntemidir. Polisomnografi ile hasta gece boyunca uyurken, vücudun çeşitli alanlarına sensörler yerleştirilir ve izlemeye alınır. Kullanılan sensör sayısı ve sensör hassasiyeti ne denli fazla olursa, problemin boyutları hakkında o kadar çok bilgi edinilebilir.

Uyku laboratuvarında gerçekleştirilen polisomnografi ile uyku esnasında yaşanan solunum durmaları ile süresi, oksijen azalma seviyesi, kalp atışındaki düzensizlikler ve uykunun tüm bunlardan ne derecede etkilendiği saptanır. Polisomnografi ile elde edilen bulgular yardımı ile hastalığın şiddeti belirlenerek uygun tedavi plânlaması yapılmaktadır.

EEG (Elektroensefalografi)

EEG, beyinde bulunan sinir hücrelerine ait elektriksel faaliyetlerin, saç derisine yapıştırılan elektrotlar sayesinde algılanması ve bilgisayarlar ile voltajının yükseltilerek kaydedilmesidir. Kayıt işlemi yapılırken dalgasal titreşimler kullanılır ve elektriksel aktivite görünür hale gelir. EEG, uyanıklık durumunda hasta yarı oturur bir pozisyonda otururken, gözler kapalı şekilde çekilir. EEG, kişiye rahatsızlık vermeyen basit bir testtir. Ortalama 10-15 dakika içinde tamamlanır. Merkezî sinir sisteminin ilerleyici olan veya olmayan hastalıklarında güvenilir ve bilgi verici araştırma yöntemi olarak EEG kullanılmaktadır.

EMG (Elektromiyografi)

EMG testi iki bölümden oluşmaktadır. Birincisi elektronörografi (ENG), ikincisi ise elektromiyografi (EMG). Her iki aşamayı da kapsayan tekil yöntem EMG olarak adlandırılır. EMG testi ile amaç belirli sinirlerin belli noktalardan geçmesi esasına dayanarak, bazı özel bölgelere düşük voltajlı elektriksel uyarı verilmesidir. Test, uyarılar ile birlikte sinir lifinin duyusal ya da motor elektriksel yanıtlarını elde etmek esasına dayanır. İkinci aşamada ise belirli çizgili kaslara özel elektrotlar uygulanır. Böylece hem kasın hem de kaslara gelen sinirin ve ilgili sinir ile kas lifleri arasındaki bileşke bölgelerin işleyişi hakkında bilgi sahibi olunmaktadır. Testler ortalama 20 ila 30 dakika sürmektedir.
 

Üroloji Nedir?​

Üroloji, kadın ve erkek üreme organları ile idrar yollarını inceleyen tıbbî bilim dalıdır. Böbrekler, mesane, üreterler, üretra, penis, testisler, skrotum ve prostat bezi gibi organlara ilişkin görülen tüm hastalıkların tanı ve tedavi sürecini incelemektedir. Üroloji, hem idrar yollarında oluşan enfeksiyonu hem de üriner sisteme ait cerrahî girişimleri bünyesinde toplar. Üreme sistemini ve idrar yollarını ilgilendiren hastalıkların hepsine verilen isim "ürogenital bozukluklar" olarak bilinmektedir.

Üroloji sistemi, özellikle erkeklerde üreme ve boşaltım sistemi ile ilgilenmektedir. Kadınlarda ise daha çok boşaltım sistemi hastalıklarını ele almaktadır. Kadınlarda üreme sistemi iel boşaltım sistemleri bir bütün haline incelenmesi gerektiği için üroloji, kadın hastalıkları uzmanı ile birlikte çalışmaktadır.

Üroloji kendi içerisinde alt bilim dallarına ayrılır. Bunlar androloji, pediatrik üroloji, kadın ürolojisi, nöroüroloji, endoüroloji ve üroonkoloji olarak sayılabilir.

Androloji: Androloji, cinsel işlev bozuklukları ile ilgilenen ürolojinin alt dallarından birisidir. Erkek ve kadının cinsel sağlığı ile erkeklerde görülen kısırlık sık rastlanan ve incelenen hastalıklardır. Bu tür rahatsızlıklarda tüm anatomik, fizyolojik ve biyokimya gibi temel araştırmalar yapılmaktadır. Bu alan ile ilgili en çok görülen şikayetler, kadın ve erkeklerde cinsel isteksizlikler, üreme organlarında ağrı sendromları, penis yapısında bozukluklar ile erkek kısırlığı olmaktadır. Hormonal problemler ile seyreden hastalıklarda endokrinoloji ve psikiyatri uzmanları ile birlikte tedaviler gerçekleştirilmektedir. Erkek kısırlığına karşı çözüm ise tüp bebek yöntemi ile tedavidir.

Pediatrik Üroloji: Çocuklarda görülen üroloji hastalıkları için geliştirilen bir alt bilim dalıdır. Çocuklarda görülen bu tür hastalıklar oldukça geç belirti verebilmektedir. Ancak son yıllarda gelişen ileri teknoloji sayesinde ultrason ortamında bebeğe yönelik anormalliklerin incelemeleri dahi yapılmakta ve daha doğar doğmaz tedavi sürecine başlanmaktadır. Bunların dışında yeni doğan bebeklerde ya da ileri yaşlarda yaşanabilen idrar sorunları, cinsiyet belirsizliği ya da cinsel organda şişlik gibi durumlarda ürolojiden yardım alınmaktadır. Bunun dışında sık idrara çıkma, böbreklerde ağrı, hatalı sünnet, gece ya da gündüz idrar kaçırma gibi rahatsızlıklar da incelenmektedir.

Kadın Ürolojisi: Ürojinekoloji olmak üzere iki dalı birlikte barındıran alt bilim dalıdır. Pelvik organın sarkması, idrar kaçırma ve aşırı aktif mesane gibi rahatsızlıklar ile ilgilenilmektedir. 20 ila 70 yaş arasındaki kadınların %60'ında bu hastalıklar görülmektedir. Hastalıkların ortaya çıkma nedenleri kişiye göre değiştiği için, tedavi için verilecek karar da kişiye özel tbbi ya da cerrahi özellik taşımaktadır.

Nöroüroloji: Beyin, omurilik ve periferik sinirlerin rahatsızlıkları ile ortaya çıkan idrar boşaltım sorunlarını inceleyen alt bilim dalıdır. Gece yaşanan idrar sorunları ile sık idrara çıkma gibi şikayetler sonucu ortaya çıkan hastalıkların tanısına yönelik gerekli tedaviler yapılmaktadır.

Endoüroloji: İdrar yollarında ve böbreklerde oluşan taşlara ait tanı ve tedavi ile ilgilenen alt bilim dalıdır. Tedaviler, taşların büyüklüğü ve sıklığına göre pek çok şekilde yapılabilmektedir.

Üroonkoloji: Mesane, böbrek, prostat ya da testis gibi ürolojik organ kanserlerinin tanı ve tedavisi ile ilgilenen alt bilim dalıdır. Erken teşhis edildiği taktirde, tedavilere çok güzel yanıtlar alınmaktadır. İdrardan kan gelmesi, ağrısız olsa dahi yumurtalıklarda oluşan şişlik, karın boşluklarında ağrı gibi her türlü idrar bozukluklarında mutlaka uzman bir ürolog yardımı alınması gerekmektedir.

Ürolojik Testler ve Cerrahi Girişimler​

Ürolojik problemlerde hastanın genel sağlık durumu incelenir ve hastalığın daha detaylı incelenmesi için bazı testler istenebilir. Genellikle yapılan testler şunlardır:

  • Hastalığın tam olarak yerinin belirlenmesi için MRI taraması ya da BT taraması,
  • Ultrason (Doppler USG, transrektal USG, üriner USG),
  • Enfeksiyon risklerine karşı idrar testi,
  • X ışınları yardımı ile mesaneye ait çekilen sistogram,
  • İdrar yolunun görüntülenebilmesi için gerekli sistoskop kullanımı,
  • Mesane içi basınç ve hacim ölçümü için gereken ürodinamik testler,
  • Voiding sistoürettografi (VSUG),
  • Kanser riskine karşı biyopsi,
  • Üriner sistemin incelenmesi için gerekli kan testleri,
  • Prostat spesifik antijen (PSA) testi,
  • Semen analizi,
  • İdrar akışı (urin flow) testi,
  • Rektal tuşe muayenesi.
Gerekli testler yapıldıktan sonra tedavi sürecinde cerrahî girişim gerekebilmektedir. Hasta tedavilerinde genellikle uygulanan operasyon teknikleri şunlardır:

  • Klasik operasyonlar (böbrek, mesane, idrar yolları, prostat, testis hastalıkları),
  • Perkütaş taş cerrahisi (böbrek taşları)
  • Radikal prostat ameliyatları,
  • Laparoskopik ameliyatlar,
  • Endoskopik ameliyatlar,
  • Mikroskopik ameliyatlar (infertilite tedavisinde),
  • Mikrovarikoselektomi.

Üroloji Hangi Hastalıklara Bakar?​

Üroloji kadın, erkek ve çocuklarda idrar yolları ile erkek üreme organlarını içeren hastalıkların tanı ve tedavisi ile ilgilenen cerrahî bir uzmanlık alanıdır. Üroloji, şu tür hastalıkların tedavisi ile ilgilenmektedir:

Üroloji Erkeklerde Neye Bakar?​

  • Böbrek, penis, testis, mesane, adrenal ve prostat bezi kanserleri,
  • Kısırlık,
  • Böbrek taşı,
  • Böbrek hastalıkları,
  • Prostatit (prostat bezi iltihabı),
  • Prostat bezi genişlemesi,
  • İdrar yolu enfeksiyonları (UTIs),
  • Skrotumdaki genişlemiş damarlar ya da varisler,
  • Erken boşalma,
  • İktidarsızlık,
  • Testislerde ağrı

Üroloji Kadınlarda Neye Bakar?​

  • Mesane, böbrek ve böbreküstü bezleri kanserleri,
  • Aşırı aktif mesane,
  • Mesanenin vajinaya bırakılması ya da mesane prolapsusu,
  • Böbrek taşı,
  • İnterstisyel sistit,
  • UTIs,
  • İdrar kaçırma

Üroloji Çocuklarda Neye Bakar?​

  • Alta idrar kaçırma,
  • İdrar yolu yapısı ile ilgili problemler ile tıkanıklıklar,
  • İnmemiş testis varlığı,
  • Sünnet derisinde şişlik ve/veya kızarıklık,
  • Penis hastalıkları
 

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Nedir?​

Yenidoğan bebeklerde görülmesi muhtemel sorunlara doğru ve hızlı şekilde müdahale edilebilmesi, yaşama şanslarının artırılması ve tedavi süresince başarı oranının yükseltilebilmesi için kullanılan donanımlı ünitelere yenidoğan yoğun bakım ünitesi denir. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde, bebeğin tedavi ve bakım uygulamalarının yapılması için gerekli tüm teknolojik ekipmanların bulunur. Yenidoğan bebek, alanında uzman sağlık çalışanları tarafından devamlı gözetim altındadır.

Yenidoğan yoğun bakım üniteleri Çocuk Cerrahisi, Çocuk Kardiyolojisi, Çocuk Nörolojisi, Çocuk Gastroenterolojisi, Çocuk Metabolizma ve Endokrinolojisi ile daima birlik halinde çalışmaktadır. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bulunan teknolojik olanaklar ile uygulanan bakım/ tedavi hizmetleri şunlardır:

Solunum Desteği (Ventilatör): Erken doğum sırasında akciğerleri uygun seviyede gelişmemiş bebeklerde solunum yetersizliği görülebilmektedir. Öte yandan doğum esnasında ya da sonrasında meydana gelebilecek enfeksiyonlar da solunum sıkıntısına yol açabilir. Böyle durumlar için solunum desteği (ventilatör) tedavisi önemli bir yer tutmaktadır. Yenidoğana gerekli olduğunda solunum yollarından verilen sürfaktan maddesi ile akciğerin gelişmesi sağlanır. Solunum desteğindeki en önemli kriter, en az temas ile gelişen durumların üst seviyede gözlemlenmesini sağlamaktır.

Total Parenteral Nütrisyon Desteği: Yenidoğan bebekte, ağızdan (oral) beslenme problemlerinde damar yolu ile besleme yöntemine başvurulmaktadır. Beslenme bozukluğu tespit edildiği anda derhal tedaviye başlanması gerekir. Yenidoğanın büyüme ve gelişimi açısından son derece önemli olan beslenmenin geciktirilmesi büyüme geriliğine ve diğer kalıcı hastalıklara neden olabilir. Parenteral nütrisyon desteği, tamamlayıcı tedaviler olarak geçer ve uzun süreli uygulanması tavsiye edilmez. Bu sebeple beslenme bozukluğunu meydana getiren sorun hızlı şekilde tespit ve tedavi edilerek, sindirim sistemi sağlıklı çalışabilir hale geldiğinde ağız yoluyla (enteral) beslenmeye devam edilmelidir.

Kan değişimi: Her üç bebekten ikisinde görülen sarılık, genellikle kendiliğinden iyileşir. Ancak çok nadir de olsa sarılık problemi ciddi hastalıklara neden olabilir. Genetik faktörler, erken doğum, enfeksiyonlar, yetersiz beslenme gibi sık görülen durumlar ya da bazı kan ve karaciğer hastalıkları sarılığın nedenleri arasındadır. Yenidoğan bebeğin kanında artan bilirubin, yanaklar, göz akı ve deri genelinde birikerek sarı görünüme neden olmaktadır. Bazı durumlarda sarılık nedeni olarak kan uyuşmazlığı da gözlenir. Böyle durumlarda kan değişimi yapılması gerekir. Kan değişimi ile istenmeyen maddeleri içeren kan, vücuttan uzaklaştırılır ve yerine sağlıklı kan verilir. Verilecek olan kanın, bebeğin kanı ile uygun olmasına dikkat edilir.

Işık Tedavisi (Fototerapi): Yenidoğan bebekte sarılık görülmesi durumunda uygulanan ışık tedavisinin amacı, cillte biriken bilirubin maddesinin atılmasını sağlamaktır. Bunun için kullanılan özel dalga boylu ışınlar bebeğin vücuduna tutulur ve bilirubinin çözülerek idrarla atılması sağlanır. Işık tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda ise kan değişimi uygulanır.

Perkütan Kateter Uygulamaları: Perkütan kateter uygulaması, yenidoğan bebeğin kol ve bacaklarında yer alan ince damarlar aracılığı ile kalbe uzanan bir damar yolu açılmasıdır. Böylece kan dolaşımına iletilmek istenen ilaç kolayca aktarılabilir. Perkütan kateter uygulaması, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde uzman doktorlar tarafından gerçekleştirilmektedir.

Toraks Tüpü: Akciğerde meydana gelen hava kaçağı nedeniyle gerçekleşen akciğer sönmesi tedavisinde toraks tüpü takılması uygulanmaktadır. Yenidoğan bebeklerde akciğer sönmesi, doğumdan sonra erken dönemde ortaya çıkabilir. Nefes alıp vermede zorluk ile kendisini gösteren bu sorun için öncelikle oksijen tedavisi uygulanır. İyileşme görülmemesi halinde toraks tüpü gereklidir. İyileşme görüldüğünde, toraks tüpü çıkarılır.

Hasta Başı Ultrasonografi (USG): Yenidoğan bebeğin iç organları ile beyin yapısının detaylı şekilde incelenmesi için ultrasonik ses dalgaları yardımıyla tıbbî bir görüntüleme tetkiki olan ultrasonografi gerçekleştirilir. USG, uzman radyoloji hekimleri tarafından yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde bebek küvözünde iken gerçekleştirilir. Bu yöntem sayesinde karaciğer, dalak, böbrek ve safra kesesi gibi organlar incelenebilir. Ayrıca beyin gelişimini takip etmek amacıyla transfontanel kraniyal ultrason da uygulanmaktadır. Tüm bu incelemelerin amacı yenidoğanda anormal bir durumun var olup olmadığının incelenmesidir.

Hasta Başı Beyin Elektrosu (EEG): Elektroensefalografi (EEG), beyin aktivitelerinin elektriksel olarak incelenmesi ve kağıt üzerine yazdırılmasıdır. Yenidoğan bebekte beyin faaliyetlerinin incelenmesi ve anormal bir durum olup olmadığının takibi açısından önemlidir. Şayet herhangi bir anormallik varsa, erken teşhis ile tedaviye geçilebilir. Aksi durumda beyin anomalilerine yönelik tedavilerin geç kalması durumunda kalıcı hasarlar meydana gelebilir.

Hasta Başı Kalp Ultrasonu (EKO): Yenidoğan bebeklerde doğuştan ya da erken doğumdan kaynaklanan bazı kalp hastalıkları görülebilir. Doğumdan itibaren bir yıl boyunca doktor tarafından yapılacak olan düzenli kontroller ile kalp hastalıklarının tanısı konulabilir. Doğumdan hemen sonra görülen solunum düzensizlikleri, yüksek tansiyon ya da morarma gibi belirtiler kalp hastalıklarının belirtisi olabilir. Böyle durumlarda ses dalgalarının kullanıldığı ekokardiyografi (EKO) yöntemi ile kalp görüntülenebilir. Herhangi bir radyasyon yayılmadığı için bebek için hiçbir zararı yoktur.

Retinopati Muayenesi: Yenidoğan bebeklerde görülen önemli göz hastalıklarının başında retinopati gelir. İnsanlarda gözün gelişim evresi ilkokul yıllarına kadar devam etse de en temel gelişim doğum ve sonrasındaki yakın zamanı (son adet tarihinden itibaren 48-52 hafta) kapsamaktadır. Buradan hareketle özellikle erken doğan bebeklerde göze ait damarlar tam olarak gelişimini tamamlayamadığı için doğumdan sonra da göz gelişimi devam eder. Ancak prematüre bebeklere yoğun bakım ünitesinde oksijen verilmesi nedeniyle göz damarları anormal şekilde gelişebilir. Bu durumda retinopati rahatsızlığı oluşturabilir. Tedavinin etkili olabilmesi için erken tanı çok önemli olduğundan muayene ve takip mutlaka gereklidir. Anormal bir durumda retinopati tedavisinde ilaç enjeksiyonları ya da lazer uygulamalarından yararlanılır.

Yeni Doğan Yoğun Bakım Hangi Hastalıklara Bakar?​

Yenidoğan yoğun bakım ünitesi erken doğum, çoğul gebelik, doğumsal anomaliler, doğumdan önce mekonyum yutmuş bebek, zor doğum nedeniyle beyin ve diğer organ hasarı riski taşıyan bebeklerle; diabetik anne bebekleri, sarılık, enfeksiyon vb. gibi sık görülen durumlarda ileri seviyede tıbbî ve cerrahî hizmetleri sunan bir ünitedir.
 
Geri