bilmem nasıl bakacak senin yüzüne bu ülkenin insanları
söyle çocuk! nasıl bakacağım senin yüzüne
nasıl koruyacağım seni ve senin gibi nice çocukları
nasıl yuva yapacağım var olmamış tüm çocuklara bu vatanı
ben nasıl koruyacağım bu ülkenin kadınlarını
ben nasıl koruyacağım geleceğin analarını ve kız çocuklarını
söyle çocuk..
yıllar dile gelse yer küre ezilir..
alırım elime bir al bayrak, dolarım dilime bir vatan narası
gırtlağımdan söylerim ya tabi, ezan da dinmez..
söyle çocuk hangi vatan, hangi bayrak, hangi şehit, hangi ezan
silebilir senin zihninden o anı..
söyle çocuk
hangi vatan, hangi bayrak, hangi şehit, hangi ezan
kabul eder öyle adamları..
ah çocuk.. bir a4 kağıdı bile en fazla 12 kere katlanabiliyorken
içim kendini kaç 12 kere katladı, keşke dokunabilsem derdine
gözünden dökülen yaştaki endişeyi tutup yok edebilsem..
korkuyorlar çocuk, kapıları kilityorlar, perdeleri çekiyorlar.
ellerinde bir telefon kayda tutup, izliyorlar..
gözlerinin önünde yaşanan vahşetin vatanperverlikte örttüğünü sanan caniden farkları yok, farkımız yok çocuk.
bir tane delikanlı yok çocuk, bir tane mangal yürek yok.
hak, hukuk, adalet yok çocuk..
söyle çocuk, ben bu koca kumsalda küçük bir kum tanesi;
nasıl üstünüzü örteceğim.. nasıl.. nasıl.. nasıl..
kahrım kahırlandı, nutkum tutuk..
ellerim buz kesmiş, yüreğim perişan
özür dilerim çocuk..
özür dilerim..