Taverna

Konu sahibi son olarak 640 gün önce görüldü
WHEN I VISITED U YA RAB BUT U NOT ACCEPT ME AND IM START TO FALLEN FOR PAIN HOLE AGAIN
 
Ketum dostum @Majik

Ayasofya ile yazdığın mesajı görüp seninle bir kez daha gurur duydum. İyi ki ketum dostumsun. Sana ayrı, yazdıklarına ayrı, dinlediklerine ayrı saygı duyuyorum, bilesin. Şimdi reklamlar. Dın dın dın dın (Toyo toyota,toyo toyota,çıkarım senle her yola,toyotaaaağ)


Bir de "zamansızlık" kisvesine sığınıp muhabbetten uzak kaldık bir süre. Anlatacaklarım var.


Öncelikle Erdal Erzincan'ı ben gerçekten bu yaşıma kadar Erzincanlı sanıyordum. Erzurumlu olduğunu öğrenince büyük bir burukluk hissettim. Neyse; kimseye söyleme ama akşamları fırsat bulduğumda bağlama çalışıyorum. Yeni yeni nota vurmayı öğrendim ve acayip! manyak! dehşet! bir şeymiş sanatın bu safhasında olmak. Üretince, bir şeyleri başarınca gelen o muazzam duyguyu hissediyorum. Baba Favela ise hissedemiyor. Bağlamayı elime alınca burnundan soluyor. Bu ülkede sanata saygı sıfır azizim...(Ya bu azizime de ayrı bir tav oluyorum yeri gelmişken söyleyeyim dedim)




İliklerime kadar orta yaşın verdiği ağırlığı mı desem, tevazu mu desem bilmiyorum ama bir şeyler değişiyor @Majik. Efor sarfedemiyorum artık "eskiden yaptığımız bir çok şey" için. Belki de doyduk artık haytalığa ha? Sende de öyle oluyor mu? Belki parmağını kımıldatsan mutluluğa uzanacaksın ama sadece durup o anın dinginliğini yaşamak daha cezbedici geliyor bana şu sıralar.

Hadi o zaman bi zengin kalkışı yapayım ben. Müsadenle, Dehr'in majezik'i. (Ulan sanırsın Mileneya mektuplar hee...) (fırrrthh)
 
@Favela kadim dostum :)

Öncelikte okuduktan sonra Werther'in mektup arkadaşı olan Willhelm gibi hissettiğimi belirtmek isterim. Ketum dostun Majik çetrefilli bir sağlık sürecinden geçmekle meşgulken çilekeş ruh halini, hayata karşı dalga geçmekle kompanse etmeye çalışıyor, bilirsin.

Zamansızlık gün geçtikçe hayatlarımıza daha çok zerk edildiğinden - yazmayı ya da yazamamayı - artık yadırgamıyorum.

Erdal Erzican'da nadir dinlediğim ve dinlemeye başladığım andan itibaren ardı arkası kesilmeyen saatleri devirdiğim sanatçılardan biridir. Gombrich yaşasaydı ve asırlık kulakları Erdal bey'in bağlamasını duysaydı kitabında bağlamasına yer verir miydi? benim küçük dünyamın ihtimalleri dahilinde mümkündür.




Efkar insanın ruhunda olunca müziğine, sesine, sözüne yansıyor işte.. klişeler de değişir değişmeyen tek şey değişimdir. Saçlarımıza aklar, acılarımıza ağırlık düştü. Toyluğun romantizmi hayat güneşinde buhar oldu kadim dostum. Eskisi gibi olması için ilkin kendimize sonra da birbirimize bir takım şeyler katmadan aynı kalmamız gerekirdi. Benim içimde her zaman doyumsuz bir çocuk var, hep olacak. zamansızlık fırsat verdikçe ara ara gösteriyorum. mutluluk, uzanarak erişebileceğim şekilde gelip geçici olduğundan anın dinginliğini öldürmek çok daha cezbedici geliyor. Aklımın erdiği günden beri Ouroboros misali kendimi kuyruğumdan yiyerek yıkıyorum - yaratıyorum.

Madem kadim dostum zengin kalkışı yaptı bize de uykuya yolcu etmek düşer. Mektup yazılacak kadınlarda geçen yüzyılda kaldı.
 


20 gündür sadece Mi notasına vuruyorum kadim dostum. Ama inanıyorum bir gün şunu çalacağım sen de söyleyeceksin. Hadi iyi akşamlar.
 
Gece günün ardıyken gün geceye gebe misali sürekli tekrara girmiş bir hayatın döngüsündeyim. Geçtikçe kendi hayatım üzerinden gelecek daha ağır bir o kadar da katlanmaktan uzak, eski üzüntülerimi özlüyorum. Her yeni üzüntü eskisinden ağır, sersemliyorum. kendi dünyamın hamalıyım. yırtıklarımı yamalayacak masumluktan uzaklaştım, ne ise o; -kendime- gösteriyorum.
- sahi en son ne zaman üzülmeyi özlediniz ?

omuzlarımda yara bırakan semerin urganından bihaber olan insanların -olmayan- dünyalarında yarattığı her şeyden tiksiniyorum. gördükçe acıyordum artık acımaktan da vazgeçtim. karakterlerinizin aciziyeti içinde takındığınız her tavrın arkasında ki öz güvensizlikten, yıkıklıktan, riyakarlıktan farkında değilmişiz gibi davranmanız ve inatla bunu saklıyor oluşunuz sizi yüceltmiyor. gerek yok - görüyoruz- arkadaşlar.
 
1597608266586.png
YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK

Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...

Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...

Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...

Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!





Adnan YÜCEL


 
medet yok

yaşayanlardan medet yok.
eskiyen herkes eksikliğiyle var olagelmiştir.
o yüzden bilirim. -ölülerin kıymetini-
ölüler beni her defasında biliyorken,
bileniyor ruhum,

yaşam;
bıçaklarından medet yok.
kansızlığın kuyusuna kuraklık var olagelmiştir.
hayatın kurbanıyım, bayramsız ve daimi..
kesiliyor boynum,

bir ekolojik telaş içinde,
çırpınıyor;
sağ pazumdan -dirseğime doğru- inen kara karınca..
vicdanım ürperiyor, evine bırakıyorum.
farkındalaşıyor dünya

şairinden medet yok.
yüreğinde sıkılganlık var olagelmiştir.
ufalanıyorum;
kendi ayağımın dibine, basılmanın farkındasızlığındayım.
dur

medet var olagelmiştir.
-yokluktan-
zihnim hangi semtin yokuşunda,
kestirilemez geleceği düşlüyor,
inemiyorum.

16 ağustos 2020 - 11:27 / majik
 
balc4b1k-ac49fc4b1-ankara1.jpg
 
Geri