Atatürkçülük ile Kemalizm’in Farkları:
-Atatürkçülük bir düşünce pratiğidir, Kemalizm ise İnönü dönemlerinde doktrinleştirilmiştir. Atatürk’e devrimlerinizi neden doktrinleştirmiyorsunuz diye sorduklarında aynen şöyle demiştir; “o zaman donup kalırız”. Kemalizm’in sorunu da aynen bu olmuştur; donup kalmıştır. (bkz. Ahmet Kekeç “Mesele Atatürk Değil”-stargazete.com)
- Atatürkçülük muasır medeniyetlere ulaşmayı amaçlayan dolayısıyla batıya dönük ilerici bir düşünce sistemi iken Kemalizm 1930’larda donup kalmış dolayısıyla gerici bir öğretidir. (bkz. üstteki madde)
- Atatürkçülük Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşmeyi hedeflerken, Kemalizm ülkemize özgü koşullar olduğunu ileri sürüp bunu gerekçe göstererek AB’den ve müktesebatından uzak durur, girmek istermiş gibi yapıp sürekli yan çizer. (aynı gerekçeyi az gelişmiş ülkelerin pek çoğunda demokratikleşmenin yetersizliği konusunda bahane olarak kullanıldığını bizzat görerek yaşadım)
- Atatürkçülük bağımsız politikadan yana pragmatik bir siyaset izlerken, Kemalizm mandacıdır. Bölgede güçlü olabilmek için batılı büyük güçlere sırtını dayamak gerektiğini dayatır, hatta gerektiğinde sınır karakolluğunu yapmayı (hiç de utanmadan) vazife bilir.
- Atatürkçülük, Türk Milleti çalışkandır, zekidir diyerek milliyet bilincini aşılar ve yükseltirken (bkz. kanlı savaşlar sonrasında Yunanistan ile büyük dostluk köprüleri kurulmuştur), Kemalizm tüm komşu ülkelerin düşmanlığından, içeride de sürüyle hain bölücü ve devleti ele geçirmeye çalışan şeriatçılardan korkup, korkutup durur; korkuyla yönetir. (bkz. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur)
-Atatürkçülük dışa dönüktür (bkz. Çin*, Pakistan ve Afrika’da birçok ülkenin devrimleri örnek alması), Kemalizm içe kapalıdır (Dünyanın bu ideolojiden haberi bile yoktur).
- Atatürkçülük askere politikayı yasaklar (bkz. Üniformayı çıkarıp öyle gelin), Kemalizm askeri cumhuriyetin bekçisi görür.
- Atatürkçülük devrimler çerçevesinde bir günde (yüzlerce yıldır kullanılan) bütün alfabeyi değiştirebilirken, Kemalizm “sadece Kandil’i Qandil şeklinde (Kürtçe orijinaliyle) yazdığı için” bir adama 7,5 yıl hapis cezası biçebiliyor (bkz. İsmail Beşikçi)
- Atatürkçülük bu halkın yüzlerce yıldır birlikte yaşadığını, Orta Asya ve Akdeniz’e hükmettiğinin bilincindeydi, Köklerimizin sağlam olduğunu bilerek ülkeyi yönetiyordu, Kemalistler ise bizim için tarih sahnesinin kurtuluş savaşı ile başladığını göstermekte, öncesini yok saymakta hatta öncesinden utanmaktadır.
Bugünkü CHP sizce hangisine daha çok uyuyor? CHP derken kastettiğim Baykal, Sav, Serter tarzı Kemalizm)
*: Yeri gelmişken Fatih Altaylı’nın “Louis Vitton’a Atatürk Etkisi” başlıklı köşe yazısından bir bölümü sizinle paylaşayım. Yves Carcelle olarak bahsedilen kişi, dünyanın en önemli “lüks markalarını” bünyesinde barındıran Louis Vuitton’un CEO’sudur;
“…Yves Carcelle’in anlattığı ilginç bir olay. Biliyor musunuz, Louis Vuitton’un Asya’ya, özellikle de Çin’e ve Türkiye’ye açılmasındaki en önemli etkenin Atatürk’ün olduğunu? “Ne alakası var” diyeceksiniz. Demeyin anlatayım.
1980’lerin ilk yıllarında Carcelle’in yakın arkadaşı olan bir yazar-siyasetçi, Çin’e ziyarete gittiği sırada Çin Devlet Başkanı Deng Xiaoping ile buluşmuş. Yemek sırasında Deng Xiaoping, Fransız profesöre Atatürk’ü anlatmaya başlamış. Çinli lider, “Türklerin devrimini gerçekleştiren Atatürk’ün hayran olunacak bir hayat öyküsü ve başarısı var. Onun kendi yazdıklarını ve hakkında yazılan her şeyi okudum. Mucizevi bir adam. Türkiye’yi dönüştüren bir dâhi. Ben de onun izinden gidip Çin’i dönüştürmek istiyorum. Mesela, Atatürk Arap alfabesini kaldırıp Latin alfabesine geçerek büyük bir dönüşüm yaratmış. Ben de aynısını Çin’de yapmak istiyorum. Çin’i modern, dünyaya açık ve bağlantılı bir ülke haline getirmek istiyorum” deyip Fransız profesörün fikirlerini sormuş.
Fransız yazar da dönüşte bu konuşmayı Yves Carcelle’e anlatmış.
Louis Vuitton’un Çin’de yatırım yapma ve Türkiye’de mağaza açma fikri de bundan sonra oluşmuş. Carcelle, “Xiaoping’in Atatürk’ü örnek aldığını öğrenmeseydik, asla Çin’e gitmezdik. Ama Çin’in dönüşüm yapacağını, Atatürk’ü örnek almalarıyla öğrendik. İlk mağazamızı açtığımız günden bu yana her yıl yüzde 40 büyüdüğümüz bir pazar oldu Çin ve bunu Atatürk’e borçluyuz” dedi…”
Kemalizm denilen şey İnönü isimli millet düşmanın uydurduğu Atatürk milliyetçiliğini çöpe atar oysa Atatürk aslında milliyetçi biriydi. Halkını çok severdi. Atatürkçü olmaktan gurur duyuyorum. Kemalistim deyip terörist cenazelerine gidenlere Nazım hikmet, sabahattin ali, deniz gezmiş gibi tescilli vatan hainlerinin şiirlerini paylaşanlara inat, gerçek Atatürk yolundan asla vazgeçmeyeceğiz bunu herkes bilsin.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
-Atatürkçülük bir düşünce pratiğidir, Kemalizm ise İnönü dönemlerinde doktrinleştirilmiştir. Atatürk’e devrimlerinizi neden doktrinleştirmiyorsunuz diye sorduklarında aynen şöyle demiştir; “o zaman donup kalırız”. Kemalizm’in sorunu da aynen bu olmuştur; donup kalmıştır. (bkz. Ahmet Kekeç “Mesele Atatürk Değil”-stargazete.com)
- Atatürkçülük muasır medeniyetlere ulaşmayı amaçlayan dolayısıyla batıya dönük ilerici bir düşünce sistemi iken Kemalizm 1930’larda donup kalmış dolayısıyla gerici bir öğretidir. (bkz. üstteki madde)
- Atatürkçülük Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşmeyi hedeflerken, Kemalizm ülkemize özgü koşullar olduğunu ileri sürüp bunu gerekçe göstererek AB’den ve müktesebatından uzak durur, girmek istermiş gibi yapıp sürekli yan çizer. (aynı gerekçeyi az gelişmiş ülkelerin pek çoğunda demokratikleşmenin yetersizliği konusunda bahane olarak kullanıldığını bizzat görerek yaşadım)
- Atatürkçülük bağımsız politikadan yana pragmatik bir siyaset izlerken, Kemalizm mandacıdır. Bölgede güçlü olabilmek için batılı büyük güçlere sırtını dayamak gerektiğini dayatır, hatta gerektiğinde sınır karakolluğunu yapmayı (hiç de utanmadan) vazife bilir.
- Atatürkçülük, Türk Milleti çalışkandır, zekidir diyerek milliyet bilincini aşılar ve yükseltirken (bkz. kanlı savaşlar sonrasında Yunanistan ile büyük dostluk köprüleri kurulmuştur), Kemalizm tüm komşu ülkelerin düşmanlığından, içeride de sürüyle hain bölücü ve devleti ele geçirmeye çalışan şeriatçılardan korkup, korkutup durur; korkuyla yönetir. (bkz. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur)
-Atatürkçülük dışa dönüktür (bkz. Çin*, Pakistan ve Afrika’da birçok ülkenin devrimleri örnek alması), Kemalizm içe kapalıdır (Dünyanın bu ideolojiden haberi bile yoktur).
- Atatürkçülük askere politikayı yasaklar (bkz. Üniformayı çıkarıp öyle gelin), Kemalizm askeri cumhuriyetin bekçisi görür.
- Atatürkçülük devrimler çerçevesinde bir günde (yüzlerce yıldır kullanılan) bütün alfabeyi değiştirebilirken, Kemalizm “sadece Kandil’i Qandil şeklinde (Kürtçe orijinaliyle) yazdığı için” bir adama 7,5 yıl hapis cezası biçebiliyor (bkz. İsmail Beşikçi)
- Atatürkçülük bu halkın yüzlerce yıldır birlikte yaşadığını, Orta Asya ve Akdeniz’e hükmettiğinin bilincindeydi, Köklerimizin sağlam olduğunu bilerek ülkeyi yönetiyordu, Kemalistler ise bizim için tarih sahnesinin kurtuluş savaşı ile başladığını göstermekte, öncesini yok saymakta hatta öncesinden utanmaktadır.
Bugünkü CHP sizce hangisine daha çok uyuyor? CHP derken kastettiğim Baykal, Sav, Serter tarzı Kemalizm)
*: Yeri gelmişken Fatih Altaylı’nın “Louis Vitton’a Atatürk Etkisi” başlıklı köşe yazısından bir bölümü sizinle paylaşayım. Yves Carcelle olarak bahsedilen kişi, dünyanın en önemli “lüks markalarını” bünyesinde barındıran Louis Vuitton’un CEO’sudur;
“…Yves Carcelle’in anlattığı ilginç bir olay. Biliyor musunuz, Louis Vuitton’un Asya’ya, özellikle de Çin’e ve Türkiye’ye açılmasındaki en önemli etkenin Atatürk’ün olduğunu? “Ne alakası var” diyeceksiniz. Demeyin anlatayım.
1980’lerin ilk yıllarında Carcelle’in yakın arkadaşı olan bir yazar-siyasetçi, Çin’e ziyarete gittiği sırada Çin Devlet Başkanı Deng Xiaoping ile buluşmuş. Yemek sırasında Deng Xiaoping, Fransız profesöre Atatürk’ü anlatmaya başlamış. Çinli lider, “Türklerin devrimini gerçekleştiren Atatürk’ün hayran olunacak bir hayat öyküsü ve başarısı var. Onun kendi yazdıklarını ve hakkında yazılan her şeyi okudum. Mucizevi bir adam. Türkiye’yi dönüştüren bir dâhi. Ben de onun izinden gidip Çin’i dönüştürmek istiyorum. Mesela, Atatürk Arap alfabesini kaldırıp Latin alfabesine geçerek büyük bir dönüşüm yaratmış. Ben de aynısını Çin’de yapmak istiyorum. Çin’i modern, dünyaya açık ve bağlantılı bir ülke haline getirmek istiyorum” deyip Fransız profesörün fikirlerini sormuş.
Fransız yazar da dönüşte bu konuşmayı Yves Carcelle’e anlatmış.
Louis Vuitton’un Çin’de yatırım yapma ve Türkiye’de mağaza açma fikri de bundan sonra oluşmuş. Carcelle, “Xiaoping’in Atatürk’ü örnek aldığını öğrenmeseydik, asla Çin’e gitmezdik. Ama Çin’in dönüşüm yapacağını, Atatürk’ü örnek almalarıyla öğrendik. İlk mağazamızı açtığımız günden bu yana her yıl yüzde 40 büyüdüğümüz bir pazar oldu Çin ve bunu Atatürk’e borçluyuz” dedi…”
Kemalizm denilen şey İnönü isimli millet düşmanın uydurduğu Atatürk milliyetçiliğini çöpe atar oysa Atatürk aslında milliyetçi biriydi. Halkını çok severdi. Atatürkçü olmaktan gurur duyuyorum. Kemalistim deyip terörist cenazelerine gidenlere Nazım hikmet, sabahattin ali, deniz gezmiş gibi tescilli vatan hainlerinin şiirlerini paylaşanlara inat, gerçek Atatürk yolundan asla vazgeçmeyeceğiz bunu herkes bilsin.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!