Son Duble

Konu sahibi son olarak 3 gün önce görüldü
En çok kendime kızıyorum
Ve yine en çok kendime küsüyorum..​
 
Bir bilinmezlik var içimde, gün geçtikçe çözemediğim her çözmeye kalktıgımda iyice karmaşıklığa sürüklendiğim..
 
Gülümsemek için illa sebep mi lazım ? Ben ağlarkende gülebiliyorum :W4bQPP: çünkü ben bir öteki dünyalıyım..​
 
Bazen koşarak uzaklaşmak istiyorum herşeyden herkesten ama sonra eteğim ayaklarıma dolaşıyor ve bir adım bile atamıyorum..​
 
Bazen kendimi bu durumdaymışım gibi hissediyorum..

wsE3Ix.jpeg
 
Bir musade de buradan;
@Chelt,

- "Yaşamak için bir sebebiniz varsa her şeyle baş edebilirsiniz. Bizi öldürmeyen bizi güçlü kılar" değil mi? Nietzsche de melarsoprol alsaydı, öyle ukalalıklar yapmazdı. - demis House M.D.

Bugun okumustum, lap diye oturdu ¦)
 
Gelir ve geçer her şey nasıl olsa. Neler geçmedi ki şu ana dek hayatında? Neler yaşamadın ki? Ne zorluklar, ne engeller, ne çelmeler, ne iftiralar, ne ihanetler, ne hastalıklar, ne kayıplar, ne acılar, ne dertler kederler, vs. Ama hala hayattasın. Hala nefes alıyorsun. O yüzden ki, bunlar da geçer.
Geçecek.. Geçmeye mahkum..Çünkü her “geleceğin” içinde vardır “geçmiş”
Dik dur.. Dik durmayı bilmelisin.
 
Gelir ve geçer her şey nasıl olsa. Neler geçmedi ki şu ana dek hayatında? Neler yaşamadın ki? Ne zorluklar, ne engeller, ne çelmeler, ne iftiralar, ne ihanetler, ne hastalıklar, ne kayıplar, ne acılar, ne dertler kederler, vs. Ama hala hayattasın. Hala nefes alıyorsun. O yüzden ki, bunlar da geçer.
Geçecek.. Geçmeye mahkum..Çünkü her “geleceğin” içinde vardır “geçmiş”
Dik dur.. Dik durmayı bilmelisin.

İşte bu tam yerini buldu çok teşekkür ederim güzel cümleleriniz için :)
 
Her akşam uğruna ağlıyor ve içiyorumm
Sen bilmesen bile..​

Sen kum nedir bilmezsin
Deniz görmedin ki
Yum gözlerini zamanı düşün
Deniz bir gözünde
Kum bir gözündedir.

Sen taş nedir bilmezsin
Dağa çıkmadın ki
Yürü ufuklara doğru
Dağ bir ayağında
Taş bir ayağındadır.

Sen kül nedir bilmezsin
Ateş yakmadın ki
Uzat ellerini gökyüzüne
Ateş bir elinde,
Kül bir elindedir.

Sen kan nedir bilmezsin
Ölmedin, öldürmedin ki
Yat toprağa boylu boyunca
Ölüm bir yanında
Kan bir yanındadır.

Sen aşk nedir bilmezsin
Beni sevmedin ki
Ağla ağlayabildiğin kadar
Bütün güzellikler sende
AŞK bendedir.

Ümit Yaşar Oğuzcan
 
Sen kum nedir bilmezsin
Deniz görmedin ki
Yum gözlerini zamanı düşün
Deniz bir gözünde
Kum bir gözündedir.

Sen taş nedir bilmezsin
Dağa çıkmadın ki
Yürü ufuklara doğru
Dağ bir ayağında
Taş bir ayağındadır.

Sen kül nedir bilmezsin
Ateş yakmadın ki
Uzat ellerini gökyüzüne
Ateş bir elinde,
Kül bir elindedir.

Sen kan nedir bilmezsin
Ölmedin, öldürmedin ki
Yat toprağa boylu boyunca
Ölüm bir yanında
Kan bir yanındadır.

Sen aşk nedir bilmezsin
Beni sevmedin ki
Ağla ağlayabildiğin kadar
Bütün güzellikler sende
AŞK bendedir.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Çok güzel bir paylaşımdı tşk ederim Lefty hanımcım :f29:
 
https://youtu.be/mmcy_woJmyM


Barış Manço, eskiden (Yıl:1968) bir kızla tanışmış. Evlenme teklifi yapmak istiyormuş. Sonra evine çağırmış. O kadar hazırlıklar yapmış ki, şaşırsınız. Kız gelince öyle havadan sudan konuşmaya başlamışlar. Bir ara BM tam esas konuya girecekmiş ki kızın gözlerine bakınca vazgeçmiş. 30 dk sonra tekrar konuşacakmış, lâfa "ben" diye başlamış ama, sokaktan seyyar bir manav "Domates, Biber, Patlıcan" diye bağırınca ses şehrin her tarafından duyulmuş. Ama BM'nin dikkatı dağılmış, konuşamamış. Kız da senin gibi iki lâfı bir araya getiremeyen bir adamla beraber olamam demiş. Sonra da birbirlerini hiç görmemişler. Ama kız BM nin bütün albümlerini ve 45'liklerini ölene kadar biriktirmiş, saklamış. BM de 20 yıl sonra bu olaydan çok güzel bir şarkı çıkarmış: "Domates Biber Patlıcan


 
Zamanın birinde bir alev adam varmış. Yakarı kor kor sevgiden gelen. İçin için aşk ateşi ile yanan bir adam! O kadar aşıkmış ki aşka ve sevdaya, Bu aşk onu bir gün kor kor yanan bir aşk ateşine döndürmüş. Ve günün birinde sevgi gelmiş çatmış kapısına! Güle sevdalanmış! Gül öyle güzel kokuyormuş ve öylesine güzel bakıyormuş ki dayanamamış bizim ki. Hemen tutu vermiş! Oracıkta kül olmuş aşkı! İçin için haykırmış! Öyle acı bir bir haykırış ki yer gök inlemiş! İçine bir kor daha düşmüş. Yangını büyümüş! Günler, aylar, yıllar geçmiş. Baharın ilk günleri o ürkek, o narin, o ince güzeller güzeli gelinciği görmüş. Sevdalanmış! Tutmamış bu sefer, tam yanına gidecekken alevinin koru kavurmuş garibim gelinciği, oracıkta kuruyu vermiş. Bizim alev adam hüngür hüngür lav dökmüş. Feryadına dağlar püskürmüş. Aşk ateşi ile yanan bir kor alev, nasıl sevdaya küssün! Aradan aylar, aradan yıllar geçmiş. Bu sefer demiş taş kalpli de olsalar şu kayalara sevdalanayım, onlar dayanır. Biri bir kaç gün dayanmış sonra parçalara ayrılmış, bir diğeri bir kaç gün sonra eriyip bitmiş. O günden sonra yemin etmiş aşk ateşi ile yanan alev adam. Bir daha asla birini sevmemeye, bir daha kimseyi üzmemeye, bir daha kimseyi yok etmemeye.
Kendi başına yaşamaya başlamış sevdasını. O içinde ki kor aşk ateşi alev alev yanmaya devam ederken… Bu kez hiç suçu günahı olmasa da o yakıp kavurduğu, yok ettiği ruhların ahı tutmuş. Yüce yaratıcı alev adamı günün birinde öyle birine aşık etmiş ki! Bir tanrıçaya aşık olmuş bu kez alev adam. Yaratılmışların en güzeli! Yaşayan son tanrıçaya aşık olmuş. Lakin tanrıça buzlar tanrıçası! Bizim ki ne elini tutabiliyor, ne öpebiliyor, ne gözlerine bakabiliyor ne de yanına yaklaşabiliyor. Eğer bunlardan birini yapacak olsa tanrıçası, biricik sevdiceği, buhar olup yok olacak. O günden sonra imkansız bir aşkı olmuş alev adamın. Uğruna sönecek kadar, kendini yok edecek kadar sevdiği ama sonsuza kadar bir kez olsun ne dokunabildiği ne de sarıp sarmalayıp öpebildiği. Sadece uzaklardan, çok uzaklardan sevebildiği ama uğruna yok olabilecek kadar sevdiği bir imkansızı, bir imkansız aşkı olmuş alev adamın. Bir kez olsun dokunulmayan ama tam yüreğinin orta yerinde kor kor, buram buram yanan bir imkansızı!..​
 
Geri