Sokağa çıkmak gayrimeşru mu yoksa demokratik siyasetin bir parçası mı?

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Muhalefet denilince akla sadece CHP nin gelmesi ve yorumlarında bunun üzerinden yapılması bir hayli ilginç geliyor bana. Millet ittifakını oluşturacak şuan netleşmese de 6 parti bulunmakta ve partilerin oy dilimleri 3 aşağı 5 yukarı belli ve evet büyük bir kararsız kesim var şuan muhalefetin hedefi o kararsız kesim zaten. Yapılan çalışmalar ve çözüm süreçleri bu esas doğrultusunda ilerliyor.

Çatı aday konusuna gelince Kemal Kılıçdaroğlu’nun olacağına dair herhangi bir açıklama veya resmi bir beyan olmadı olmayacakta. Aday bilerek açıklanmıyor ve hedef şaşırtma taktikleri uygulanıyor çünkü iktidar kanadının bunu dört gözle beklediğini yıldırma ve yıpratma politikalarına başlamak için hazır kıta olduğunu biliyoruz. Aday konusunda 6 partinin de ortak payda da buluşarak verecekleri bir karar olacak sizler nasıl analizler yapabiliyorsanız o olursa şöyle olur bu olursa böyle olur diye emin olun parti içerisindeki yönetimsel işleyişte bunun farkında ve ileri ki süreçte seçim zamanı belli olunca açıklanacak adayla anlarsınız.
Kılıçdaroğlu, eğer anlaşırken millet ittifakı ortaklarıyla ben aday olurum demişti, ben ona ithafen uzun uzun cehape ve Kılıçdaroğlu için yazdım.

Kılıçdaroğlu 12 yılda 10 seçim kaybetti, artık umudum yok bu konuda.

Umudumu yeşertecek kişiler;
Mansur Yavaş
Muharrem İnce

Birde her partinin kendi adayını çıkartması.
saygılar efenim :)
 
Türkiye siyasi tarihinde hiçbir hak ve özgürlük kendiliğinden gelmedi. Hepsi belli bir mücadelenin sonucu olarak ortaya çıktı. Onun dışında yasa koyucuların durduk yere çıkıp da şu zammı geri çekelim, şu hakkı millete tanıyalım dediği bir şeyi hatırlamıyorum. Varsa da öncesinde sürmüş bir takım mücadelenin sonucu olarak verilmiştir.

Sonuç alınabilir mi sorusunun cevabı verilen tepkinin gücü ile doğru orantılı. Aynı şekilde etkisi de verilen tepkiye göre ölçülebilir(etki=tepki). Bu nedenle sendika, sivil toplum ve siyasi partilerin örgütlülüğü çok önemli. Eylemin muhtevasını belirleyen şey o eylemin öncüsünün kim olduğudur aynı zamanda. Taleplerin ve siyasi iradenin ne dediğidir.

İstanbul seçimlerinde nihayetinde seçim tekrarlandı. Kazanılmış bir seçimin tekrar yapılmasını engelleyemedi. Bu bir başarı göstergesi değildir. Tekrar kazanılmış olması CHP’nin değil, toplumsal muhalefetin bir yansımasıydı. Keza benzer şekilde bugün toplumda biriken muhalefetin sebebi de CHP değildir.

İktidarda kalabilmek için her şeyi göze alabilecek ve her şeyi yapabilecek bir siyasi partinin seçimleri uslu uslu yapıp çekip gideceğine yönelik inancım yok. Bunu söyleyenin de aklımla dalga geçtiğini düşünürüm. Bunu söyleyince seçimi önemsizleştirmiyorum. Ancak sokaktan beslenmeyen seçimin yada siyasetin kazanılmasını, bir şeylerin değişebileceğini mümkün görmüyorum.

Söylediklerine kısmen katılıyorum @No Pasaran Hocam.

Siyasette en güçlü enstrümanlardan biri mağduriyettir. Akp 'nin doğmasına, palazlanmasına, bugünkü haline kavuşmasına neden olan en güçlü etmeler arasında mağduriyetler üzerinden politika geliştirmesi de vardı ve İstanbul'daki ikinci seçimi ilk seçime göre çok üstün oyla kazanan İmamoğlu'nun o kadar yüksek oy almasının sebebi de mağdur edilmesiydi. Bu durum bir partinin başarısından ziyade halkın mağdur olanın tarafında durduğuna bir işarettir.
Kazanılmış bir seçimi tekrar etmek başarı sayılamaz belki ama tekrar edilmesine müsaade etmek siyasi bir manevra olarak başarı sayılabilir. Keza İmamoğlu da bu mağduriyet enstrümanıyla katmerli bir şekilde kazanacağından emindi ve kazandı da.
Bir anlamda siyasi güce halkın iradesine mani olamazsın mesajıydı. Zira hepsi de dut yemiş bülbüle döndüler.

Şu siyasi ortamda sokağa çıkmak, özellikle tüm sokak protestolarından nemalanan ve toplum tarafından hoş karşılanmayan birtakım odakların kendi çıkarları için de sokağa çıkması anlamına geliyor.
Böyle durumlarda da maksudun amacı çok sürmeden yön değiştiriyor, talep edilen hasıl olmadan toplumsal baskılar nedeniyle güç kaybediliyor; çok defa yaşadık bu sorunu. Dolayısıyla şu aşamada ters tepebilir diye düşünüyorum.

Elbette iktidarda kalabilmek uğruna gözü dönmüş bir grup söz konusu ama toplumsal refleksten sonuç alma oranı, iktidarın bu refleksten yararlanma oranından çok daha az diye düşünüyorum. Ayrıca, sokağa çıkmak için, sokaktaki güçle birtakım kazanımlar elde etmek için daha güçlü motivasyon gerekiyor. Ekonomik durum, iktidarın tutumu vb. gibi nedenler bir şeyleri değiştirme gücü vermeyecektir. Çünkü bahsettiğin gibi bir örgütlenmeyi sağlayabilmek için sadece muhalif halkın birlikteliği yeterli olmayacaktır.
Konuyu çok dallandırıp budaklandırmak istemem ama halk karşı karşıya gelsin, bir iç savaş ortaya çıksın, güvelik zaafiyeti söz konusu olsun ve bazı bölücü hareketlerin de istediklerini almaları için ortam sağlansın deniliyorsa bir seçenek olarak masaya yatırılabilir.
Tabii bunu hiçbirimiz istemeyiz sanırım.
 
anayasal hak olduğu baki.

türkler devlet yahut ordu (genel olarak bürokrasi) desteği olmadan eylemli olamaz, memur taifesinin çoğunluğu devletten korktuğu kadar inandığı dinin ilahından korkmaz.
devlete karşı isyan çıkaracak hak arayacak dirayet türklerde yok, yıllar yılı jandarmadan dayak yemiş sindirilmiş bir millet kurtuluşu yine devlette arar.

devlet desteği olduğu vakit savaşır, ölür de öldürürde bu hususa diyecek söz yok.

glimax'ten atıf üzere ellerde döviz ile karşılığını alamayacağını bile bile sokakta yürümek çocukça, acillerde hizmet vermezsin bu bir karşı çıkma olur.

sözde 5 bin ülkücü kerkük'e gidiyordu ama onun yerine bin ya da 2 bin fistanlı sokaklarda boy gösterdi.
ne oldu? kocaman bir hiç.

normalde böyle konular forumlarda tartışılır görüşler dile getirilir ve güzel bir eylem ifa edilir ama bu dönemde abes buluyorum.

milli mücadele ile sokağa çıkıp hak arama kıyaslanmasını mantıklı bulmuyorum keza organizatörleri kurmaylar ve mebuslar.
bkz. doğu illeri müdafaai hukuk cemiyeti
- ardılı: trakya ve doğu illeri " "
bkz. heyeti temsiliye


mantıklı rey verip hak aramak en evlası.
 
Kılıçdaroğlu elbette bunu diyemez. Çünkü öyle bir vizyonu yok ;


Eski CHP'li vekil Melda Onur, Kılıçdaroğlu'nun 'bizim kitabımızda sokağa çıkmak yok' sözlerine yanıt verdi.
HABER MERKEZİ
07.01.2022

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bizim kitabımızda sokağa çıkmak yok" sözlerine yanıt geldi.
Eski CHP'li vekil Melda Onur, Gerçekgündem'de yayımlanan köşe yazısında, "Bizim (CHP'nin) kitabımızda sokağa çıkmak var" dedi.
Onur'un yazısından bir bölüm şöyle:
"Bugün çıkıp, "Bizim kitabımızda sokağa çıkmak diye bir şey yok" diyemezsiniz. Artık çok geç. Sizin bütün örgütünüz sokakta iken, sokakta olduğu için şiddet görmüşken, belki yargılanmışken ve yargılanıyorken, artık çok geç.
Üstelik de bizim (CHP'nin) kitabımızda sokağa çıkmak var. Seçim bildirgelerimizin özgürlükler ile ilgili başlıkları buna cevaz verir; parti programımızın içeriğindeki hak ve özgürlüklerle ilgili bölümler buna cevaz verir; ve elbette bizim kitabımız Anayasa ise şayet, "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı"nı düzenleyen 34'üncü maddesinde, "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir" denmiyor mu?
Bu nedenle AKP Cumhurbaşkanına yanıtınız şöyle olmalıydı:
"Size mi soracağız ne zaman sokağa çıkacağımızı. Bu her TC vatandaşının anayasal hakkı. İster çıkar, istemez çıkmaz. Sizin göreviniz, bu anayasal hakkı kullanırken onun güvenliğini sağlatmaktır. Bir kişinin burnu kanasa sorumluluk size aittir."
Bu cümleyi lütfen böyle kurun, eğer tehlikenin farkında iseniz."
 
Size mi soracağız ne zaman sokağa çıkacağımızı. Bu her TC vatandaşının anayasal hakkı. İster çıkar, istemez çıkmaz. Sizin göreviniz, bu anayasal hakkı kullanırken onun güvenliğini sağlatmaktır. Bir kişinin burnu kanasa sorumluluk size aittir."


hahaha
 
Benim diyeceğimi Melda Onur demiş. Bunca kolluk kuvveti, istihbarat elemanı ne güne duruyor? Anayasa’nın vatandaşa bahşettiği hakların koruyuculuğu ve o hakların gerçekten kullanılıp kullanılamadığını kontrol etmek devletin görevidir bu sebeple her ne sebeple olursa olsun kişi o haklardan mahrum bırakılamaz. Bırakın şu utangaç Akpli ağızlarını.

Muhalefet ve kendini muhalefet saflarında konumlandıran insanlar oyunu Akp’nin yazdığı kurallara göre oynamakta pek istekli. Sana bana sunulmayan hak, sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu dönemde, Türkiye’ye maddi manevi hiçbir faydası olmayan Filistin için miting yapan insanlara bahşedildi. Bu alenen şu demek, benim adamım sokağa çıktığında terör estirmez ama muhalefet çıkarsa bunu yapar. Sokak terör değildir, sokak vandalizm değildir ama Akp’nin inşa ettiği anlatıda sokak = terör, sokağa çıkan = terörist. Kimse kimseye terör estirin demiyor, diyemez de. Devlet tam da bu noktada devreye girip bu türden kişi ve kurumlara müdahale ederek vatandaşın anayasal hakkını güvenceye almalı.

En basitinden 1 Mayıs bile kutlanamıyor bu ülkede. Taksim’e 1 çelenk bile bırakılamıyor. 12 Nisan’dan itibaren bırak Taksim’i ta Silivri’den Tuzla’ya tüm şehri barikatlarla kapatıyorlar. Neden? Eskiden milli bayramlarda okul kortejleri olurdu, ona bile müsade edilmiyor artık. Alenen kendi gibi olmayan 3 kişi yanyana gelmemesi için her şeyi yapıyorlar. Devletin koruyucu gücü sayesinde vatandaş demokratik ve ölçülü bir vaziyette sokakta derdini anlatabilmeli, bayramını kutlayabilmeli.

Hepsini bir yana bırakıp devlet denen olgunun dinamiklerine bakmak gerek. Devlet denen şey halkın ta kendisidir. Devlet kendini var eden en asli unsuru herhangi bir haktan mahrum edemez. Bizim durumumuzda ise devletin ta kendisi olma maksadı güden bir hükümet var ortada. Biz ülke olarak ne yazık ki bu ince çizgiye pek önem vermedik ve bugün o ipince çizginin kıymetini tekrar tekrar anlıyoruz.
 
Hala saf saf bunca kolluk kuvveti ne güne duruyor diye argüman kullanıyorsunuz. Siz nerede yaşıyorsunuz? İsviçre'de falan mı? Sokağa indiğin zaman kolluk kuvvetleri seni korumayacak, kafana kafana vuracak, farkında değil misin?
Hayır, aksi görüşü savunan insan neden utangaç Akp'li oluyor sizin nezdinizde? Bu nasıl sığ ve alakasız bir bakış açısıdır arkadaş? Bu yaklaşımı cehaletinize mi vereyim, gözü dönmüşlüğünüze mi? Kendiniz dışında kalan herkese gizli akp'li, gizli rte'ci vb. sıfatlar yakıştırmaya devam ederek şuursuzca "En azılı Akp karşıtı benim!" mesajları mı vermeye çalışıyorsunuz?
Bırakın şu çocukça hareketleri artık, komik görünüyorsunuz. Zaten burada en azılı Akp karşıtı kim yarışı yapmıyoruz. Kendi dünyanızda öyle bir yarışınız varsa muadillerinizle yarışın, saçma sapan ithamlarla insanları zan altında bırakmayın.

Sokağa çıkma tartışması nasıl başladı, zihinlerinizi kurcalayıp neden alevlendirilmesi isteniyor, neden muhalefet sokağa insin isteniyor diye azıcık mantık bağı kuramıyor musunuz?
Ortada hiçbir neden yokken ve hiçbir muhalif ciddi anlamda sokağa inmekten bahsetmemişken, kendi yandaş basının haberlerine bakarak bu adam aynen şu cümleleri kurdu :
"15 Temmuz'da sokağa dökülenlere bu millet nasıl dersini verdiyse, siz de dökülün aynı dersi alırsınız. Bizler cumhur ittifakı olarak hepinizi önümüze katarız ve gideceğiniz yere kadar kovalarız."
Bu cümlelerin ne manaya geldiğini herkes çok iyi idrak etmiştir sanırım. Adam açık açık cahil sürüsünü sokağa inenlerin üstüne salacağını söylüyor.

Bu adamların elinde seçim yatırımı yapabileceği bir KOZ KALMADI. Tek ve son kozları can havliyle çıkartmaya çalıştıkları iç karışıklık. Çünkü kendi seçmenleri dahi saf değiştirmeye başladı, gün geçtikçe oy kaybediyorlar ve azalarak bitiyorlar ve çok yakında tamamen bitecekler.
Bu durumun farkındalar ve o kadar çaresizler ki İç İşleri Bakanlığı'nın güvenlik zaafiyetini bile İBB 'yi suçlayarak kullanmaya çalışıyorlar.
Ama böyle bir ortamda gelmişsiniz muhalif neden sokağa inmiyor diye suçlayıcı dil kullanıyorsunuz.
Sokağa inmek neye çözüm getirecek, ondan bahsedelim bir de isterseniz.
Ne elde edeceksiniz, ne kazanacaksınız? İktidarı mı düşüreceksiniz? Üzerimize yürütülmeye çalışılan cahil sürüsüyle cenk edip galip mi geleceksiniz?
Eğer sokağa indiğin zaman bir kazanım elde edemeyeceksen - ki edemeyeceksin- ne amaçla ineceksin? RTE ile sidik yarıştırmak için mi?

Hiçbir muhalif kurallarını Akp'nin yazdığı gibi bir oyunu oynamıyor ve buna da istekli değil. Anayasal hakkını kullanma gereği duymamak onların kurallarına göre hareket etmekten ziyade, kendi kurallarına göre hareket etmek oluyor. Fakat, ortada hiçbir neden yokken sokak tartışması başlatan Akp'nin gazına gelip de sokağa inersen o zaman onların kurallarına göre oynamış olursun işte. Çünkü senden bunu yapmanı talep eden bir söylem var kaşında.

Bu ortamda sokağa inilmemesini destekleyen insanlar Anayasal haklarının elinden alındığı için sokağa inilmesin demiyor, mantıklı bulmadıkları için diyor. Siz bu farkın ayrımını dahi yapamıyorken insanları kategorize etmek boyunuzu aşar, kusura bakmayın.
 



sokağa dökülmediler diye çıldırıyorlar şu an.

Aynen öyle. Daha da çıldıracaklar.
Ellerinde bir şey kalmadı, kendi seçmenleri bile desteği kesiyor yavaş yavaş ama gelmişler burada sokağa çıkmayı mantıksız bulan insanlara saçma sapan ithamlarda bulunuyorlar.
 
Yine biryerlerden alıntıyla gelinmiş EVET gizli akpliyiz biz… :D RTE ciyiz Kübracıyız ölümüne…
Yorumu görünce kukumavım bile ters döndü :d
 
Bugünün Türkiyesinde hiç kimse sokağa çıkamaz ve çıkanlarda hemen linç edilir,....
Bu bir tesbit, Türkiye gerçeği. Önce doğru tesbit edelim konumumuzu. Tabiiki bugünlere birden gelinmedi. Önce toplumun bugünglere nasıl gelindiğini sorgulaması, kendisinin payı nerede diye sorması gerekli. Çözüm arıyorsak doğru teşhis koyup kendimizi yanlışlardan soyutlamamız gerekli. Bugünün Türkiyesinde insanlar ancak devlet desteğiyle sokağa çıkabilir.
 
Geri