Türkiye siyasi tarihinde hiçbir hak ve özgürlük kendiliğinden gelmedi. Hepsi belli bir mücadelenin sonucu olarak ortaya çıktı. Onun dışında yasa koyucuların durduk yere çıkıp da şu zammı geri çekelim, şu hakkı millete tanıyalım dediği bir şeyi hatırlamıyorum. Varsa da öncesinde sürmüş bir takım mücadelenin sonucu olarak verilmiştir.
Sonuç alınabilir mi sorusunun cevabı verilen tepkinin gücü ile doğru orantılı. Aynı şekilde etkisi de verilen tepkiye göre ölçülebilir(etki=tepki). Bu nedenle sendika, sivil toplum ve siyasi partilerin örgütlülüğü çok önemli. Eylemin muhtevasını belirleyen şey o eylemin öncüsünün kim olduğudur aynı zamanda. Taleplerin ve siyasi iradenin ne dediğidir.
İstanbul seçimlerinde nihayetinde seçim tekrarlandı. Kazanılmış bir seçimin tekrar yapılmasını engelleyemedi. Bu bir başarı göstergesi değildir. Tekrar kazanılmış olması CHP’nin değil, toplumsal muhalefetin bir yansımasıydı. Keza benzer şekilde bugün toplumda biriken muhalefetin sebebi de CHP değildir.
İktidarda kalabilmek için her şeyi göze alabilecek ve her şeyi yapabilecek bir siyasi partinin seçimleri uslu uslu yapıp çekip gideceğine yönelik inancım yok. Bunu söyleyenin de aklımla dalga geçtiğini düşünürüm. Bunu söyleyince seçimi önemsizleştirmiyorum. Ancak sokaktan beslenmeyen seçimin yada siyasetin kazanılmasını, bir şeylerin değişebileceğini mümkün görmüyorum.
Söylediklerine kısmen katılıyorum
@No Pasaran Hocam.
Siyasette en güçlü enstrümanlardan biri mağduriyettir. Akp 'nin doğmasına, palazlanmasına, bugünkü haline kavuşmasına neden olan en güçlü etmeler arasında mağduriyetler üzerinden politika geliştirmesi de vardı ve İstanbul'daki ikinci seçimi ilk seçime göre çok üstün oyla kazanan İmamoğlu'nun o kadar yüksek oy almasının sebebi de mağdur edilmesiydi. Bu durum bir partinin başarısından ziyade halkın mağdur olanın tarafında durduğuna bir işarettir.
Kazanılmış bir seçimi tekrar etmek başarı sayılamaz belki ama tekrar edilmesine müsaade etmek siyasi bir manevra olarak başarı sayılabilir. Keza İmamoğlu da bu mağduriyet enstrümanıyla katmerli bir şekilde kazanacağından emindi ve kazandı da.
Bir anlamda siyasi güce halkın iradesine mani olamazsın mesajıydı. Zira hepsi de dut yemiş bülbüle döndüler.
Şu siyasi ortamda sokağa çıkmak, özellikle tüm sokak protestolarından nemalanan ve toplum tarafından hoş karşılanmayan birtakım odakların kendi çıkarları için de sokağa çıkması anlamına geliyor.
Böyle durumlarda da maksudun amacı çok sürmeden yön değiştiriyor, talep edilen hasıl olmadan toplumsal baskılar nedeniyle güç kaybediliyor; çok defa yaşadık bu sorunu. Dolayısıyla şu aşamada ters tepebilir diye düşünüyorum.
Elbette iktidarda kalabilmek uğruna gözü dönmüş bir grup söz konusu ama toplumsal refleksten sonuç alma oranı, iktidarın bu refleksten yararlanma oranından çok daha az diye düşünüyorum. Ayrıca, sokağa çıkmak için, sokaktaki güçle birtakım kazanımlar elde etmek için daha güçlü motivasyon gerekiyor. Ekonomik durum, iktidarın tutumu vb. gibi nedenler bir şeyleri değiştirme gücü vermeyecektir. Çünkü bahsettiğin gibi bir örgütlenmeyi sağlayabilmek için sadece muhalif halkın birlikteliği yeterli olmayacaktır.
Konuyu çok dallandırıp budaklandırmak istemem ama halk karşı karşıya gelsin, bir iç savaş ortaya çıksın, güvelik zaafiyeti söz konusu olsun ve bazı bölücü hareketlerin de istediklerini almaları için ortam sağlansın deniliyorsa bir seçenek olarak masaya yatırılabilir.
Tabii bunu hiçbirimiz istemeyiz sanırım.