Sevgili @x bey mesajınızı gördüm ama yeni yazma fırsatı buldum kusura bakmayın lütfen. Bunun üzerine bir makale yazılır o zaman değil mi?
Şimdi şöyle bir düşünürsek ‘Türk’ kelimesi bize ne çağrıştırıyor? Hepimizde hemen hemen aynı duyguları anımsatıyor olmalı.Milli benliğimiz, örf ve adetlerimiz, bizi biz kılan, atalarımızdan bize kalan en değerli hazinemiz ;milliyetçiliğimiz, bölünmezliğimiz, birliğimiz.. Osmanlı gibi bir devletten geliyor bizim soyumuz. Bir çok farklı kökendeki insanı bir arada barış ve hoşgörü içerisinde tutabilmiş , din ,dil ,ırk gözetmeksizin varlığını uzun yıllar koruyabilmiş güçlü bir devlet.
Daha derine inelim ‘Türk’ kelimesinin etimolojisine bir bakacak olursak güç,kuvvet,nizam sahibi,olgunluk çağı gibi anlamlara gelmiştir tarihimizde. Gücüyle, milli ve dini inancıyla nam salmış itibarlı bir millet.
Büyüğün büyüklüğünü, küçüğün küçüklüğünü bildiği saygı ve sevgi barındıran aile sıcaklığı. Bir kap yemek olurmuş eskiden bugünkü imkanlar yokmuş ama hep birlikte oturulan o sofraların değeri de paha biçilemezmiş.
Hepimiz dinleriz annemizden babamızdan tanışma hikayelerini mesela. Görücü usulü dedikleri bir şey varmış ,şimdilerde bizim kınadığımız bir durum. Tanışıp görüşmek , el ele tutuşmak yokmuş o zamanlarda. Edep varmış çünkü birbirlerinin yüzüne bakmaya bile çekinirlermiş.Şimdilerde kimin eli kimin cebinde belli değil ne yazık ki.(Burada anlatmaya çalıştığım birbirini tanımadan gerçekleşen evlilikler değil haya duygusudur.)
Baba kavramı varmış. Herkes büyüğü bilip sözünü dinlermiş.Şimdilerde üç yaşındaki bir çocuğun babasına söylediklerine bir bakın. Biz babamızla böyle konuşamazdık diyorsunuzdur bazılarınız mutlaka. Benim kastettiğim kesinlikle yakınlık ilişkisi değil. Eskiden babalar evlatlarını sevemezlermiş şimdi seviyorlar bu kötü bir şey mi boyutunda düşünmeyin sakın. Benim kastettiğim şey aradaki saygıyı korumaktan ibaret. Evlat evlatlığını bilmiyor, baba babalığını yapamıyor.
Eskiden sokakları çocukların sesi şenlendirirmiş.Mahallede rahatça oynayabilirlermiş akşam ezanına kadar. Komşusuna çocuğunu emanet edip gidebilirlermiş işlerine insanlar. Güven varmış o zamanlar. Şimdi en yakınına bile insan çocuğunu emanet edemiyor.Hiç gündemden eksilmeyen çocuk tacizleri ve katli insanın vicdanını sızlatıyor.
Eskiden komşuluk varmış. Az da olsa bölüşülürmüş elde avuçtaki.İhtiyacı olana sahip çıkılırmış. Şimdi?
Her şeyin değeri parayla ölçülmüyormuş eskiden.Şimdi?
Bayramlarda bir telaş olurmuş. Büyüklerin duasını almak en büyük mutlulukmuş. Huzur evlerine de hiç gerek yokmuş.
Vicdan varmış, edep varmış, saygı varmış, sevgi varmış, güven varmış, birlik- beraberlik varmış, dini, dili fakirliği ,zenginliğine bakmaksızın komşuluk, dostluk varmış, kalabalık aileler, mutlu çocuklar, mutlu nineler, dedeler varmış.Tüm bu mış mış diye anlattığımız şeyler bir varmış bir yokmuşa dönmüş tıpkı bir masal gibi.