Six feet under

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
böyle bir efsanenin forum semalarında konusunun olmaması beni ziyadesiyle üzdü. şimdilerde ikinci baskı izliyorum ve her bölümde ayrı ayrı müthiş diyaloglara, monologlara boğuluyorum. o kadar gerçekçi bir yapım ve o denli gerçekçi karakterlere sahip ki; hak ettiği yer the wire ve sopranos çizgisi. hatta ölüm miti üzerinden hayatı bu denli başarılı anlatabilmesi açısından, dizi tarihinde eşsiz bir yerde.

"karısı ya da kocası ölene dul, annesi ya da babası ölene yetim veya öksüz denir. ama çocuğu ölene hiçbir şey denmez. belki de bu adı konulamayacak kadar korkunç bir şeydir."
 
"hayır. zaman, eğleniyormuş gibi yaparken akıp gider. brenda'yı, o çok istediği bebeği seviyormuş gibi yaparken akıp gider. zaman, insanlar "aşk" derken neden bahsettiklerini biliyormuş gibi davranırken akıp gider. şununla yüzleş evlat. bu dünyada iki tür insan var. biri sen, diğeri senin dışındaki herkes. bu ikisi hiçbir zaman buluşmayacak."
 
SPOILER ALERT

nate beyninde bir hastalık olduğunu ve o'nu erken ölüme götüreceğini öğrenir fakat bunu kimseyle paylaşamaz. içi içini yese ve arada ağlama krizlerine girse de çevresindekileri üzmemek adına anlatmaz. ailecek cenaze işleri yönettikleri için, bir gün cenazesi olan yahudi bi hahamla tanışırlar. hahamın samimiyetine inanıp durumunu o'na açar. yahudilerin ölüme nasıl baktığını ve nasıl karşıladığını öğrenmek istediğinden bahseder.

+ ...ne zaman başım ağrısa şimdi ölebilirim diyorum.
- çok korkuyor olmalısın.
+ evet, ölüyorum sonuçta...
- ben de öyle.
+ sahi mi, senin neyin var?
- bir bedenim.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Aynı isim de 1993 de florida da kurulmuş death metal grubudur.
(ne umutla girmiştim konuya ama sevgiliyi öpmek, dayıyı mıncıklamak konularından daha yararlı bir içerik en azından)
 
nathaniel: seattle'da işler nasıl?
nate: iyi sanırım, şikayetim yok.
nathaniel: benim de. çoğu insan bunu içten söylemez.
nate: evet, sanırım şükretmemiz gereken çok şey var.
nathaniel: ya öyle, ya da hayattan beklentilerimizi o kadar azalttık ki bundan daha iyi olabilecek her şeyden vazgeçtik.
 
tek bir tanrı'yı yanlışlar ve yanlışlarımla yargılayabilirim. - platon
 
mesela şu an bizim köyde çeken bir televizyon kanalında yayınlansa izlemesi iyi olurdu. neden? çünkü başka çarem yok.
bunların ya devri geçti ya da benim böyle bayık yapımlara tahamülüm kalmadı.
2010 küsürde ilk sezonu izlemiştim.
 
"mutlu görünüyorsunuz, sürdüğü kadar keyfinize bakın çünkü çok sürmüyor. sonsuza kadar beraber olamayacaksınız ya da birbirinizi sinirlendireceksiniz. sonra eskisi kadar şey paylaşmayacaksınız. sonunda ona bir şey söylememenin yanında bir de yalan söyleyeceksiniz. her şey daha da beter olamaz derken, biriniz pat diye ölecek."
 
bu dizi benim friends sendromu yaşadığım dizidir. friends'e 10 kere başlayıp 1. bölümden sonra ilerleyememiş bir insanken en son yeter diye 2. bölümden başlayıp ilk sezonunu bitirmiştim... six feet under'da da aynı şey oluyor, delice izlemek istiyorum ama kafama silah dayanınca mı izleyeceğim bilmiyorum. şu an yine aklıma düştü, birkaç hafta önce hilal'in tivitiyle düşmüştü. tamam... izleyebilirim.
bu post burada dursun, izlemezsem kendimden alıntı yapıp tükürcem.
 
Geri