SİNEMA EKSENİ

  • Kullanıcı EkSen
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Sinema Kulübü
Konu sahibi son olarak 43 gün önce görüldü
1610047285568.png

SON OF A RİCH

Yapım Yılı:
2019

Yapım: Rusya

Tür: Romantik Komedi

Puanım: 12 / 7

Konusu: Çok zengin bir babanın çok sorumsuz evladıyla bitmek tükenmez sorunları vardır. Babası, başına türlü dertler açan bu çocuğu yola getirmek için, son çare olarak dahi bir sinema yapımcısının kapısını çalar ve titiz bir plan yapılır. Bu plana göre şımarık evlat, kaza süsü ve bayıltılarak uyandığında kendini 1860 yılında bir Rus köyünde köle olarak bulacaktır. Ve o andan sonrasında yapacağı seçimlerle ya yeni biri olacak ya da bencil ve sorumsuz biri olarak köyün altını üstüne getirecektir.

Yorumum: Rus sinemasına ihtiyatlı yaklaşan biri olarak, bu insanlardan sevimli bir film çıkar mı acaba merakıyla izlediğim ve cevabını aldığım bir yapım oldu Son Of A Rich. Evet yapabilirlermiş. Titizlikle üzerinde durulmuş konunun ve yapabildikleri kadar yaya bilmişler hikayeyi. Daha da zenginleştirebilirler miydi? Yapılabilirdi evet. Biraz daha komedi dozunu arttırabilirler miydi? O da yapılabilirdi evet ama alışık olmadığımız dünün doğu bloku, bugünün dünyaya açılan insanları olan Ruslar için, yine de alışılmışın dışında sıcak bir filmdi. Özellikle başrol oyuncusu hiç sırıtmadı. Gerçekten sempatik ve karakteri için biçilmiş kaftandı. Hikâyenin içinde ara ara mantık hataları yakaladığım olduysa da, hikâyenin çıkış noktasında bir kere mantık aramamak gerektiğini kabul ettiğim için, o aralarda yakaladıklarımı da görmezden geliverdim. Filmin müziklerini sevdim, kostüm ve bütçe zenginliğini de beğendim. Yine de tizden pese çıkmasını beklediğim sahnelerde gerek komedi yönünün gerekse romantik yanlarının yeterince köpürtülemediğini hissettim. Kesinlikle ailece izlenebilecek ve zamanı boşa harcamayacağını düşündüğüm emek dolu bir yapım olmuş.
 
1610048456003.png

FATMAN

Yapım Yılı:
2020

Yapım: ABD - Kanada

Tür: Fantastik - Gerilim

Puanım: 12 / 7

Konusu: Her istediğini elde etmeye çalışmış şımarık bir velet, Noel babanın hediye olarak ona bıraktığı kömür parçasını görünce deliye döner ve bunun intikamını almak için zaman zaman pis işlerini yaptırdığı kiralık katili, Noel babanın peşine takar. Noelimiz babamız ise düşüşe geçen işlerini ve kaybolmaya yüz tutan noel ruhunu nasıl düzeltebileceğini düşünürken, bir de peşine düşen bu sorunla yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Yorumum: “ Mel Gibson nerelerde abi ya?” geyiği üzerinden dönen muhabbetlere cevap vermiş Mel amca; “ ben buradayım gençler “ diye. Açıkçası Gibson’un böyle bir filmde oynadığından haberim bile yoktu ama ismine olan hayranlığımın da etkisiyle ilk fırsatta izledim Fatman’i. En sonda söylenmesi gerekeni en başta belirtelim. Film kesinlikle izlenebilirliği olan eli yüzü düzgün bir yapım olmuş ve her şey bir yana sırf hikâyenin özgünlüğü bile başlı başına izlenme sebebidir bana göre. Noel babayı böylesine betimleyebilmek, günümüz gerçeklerine yaklaştırabilmek ve masalımsı anlatımdan çıkarıp hayatımızın ortasına koymak, gerçekten ama gerçekten dâhiyane bir fikir olmuş. Daha da hoşuma gideni, bu gerçekçi Noel baba profili için hedefi on ikiden vuran cast seçimi oldu. Masmavi gözleriyle etrafına bazen umutsuz, bazen öfkeli bakışlar atan Mel Gibson’u izlemek gayet keyifliydi. Eksik bulduğum yanlarına gelince, hikâyede ki kiralık katilimizin iç dünyasına ve geçmiş travmalarına görsel bakışlar atılabilirdi ama yönetmenimiz bu durumu birkaç yüzeysel diyalogla geçiştirmiş sadece. Filmin sonunda da hemen her filmin yaşadığı sıkıntı olan, muhteşem final çizgisine pek yaklaşılamamıştı. Ve bana göre filmin en güzel sahnesi, Noel babanın eşiyle yaptığı, Noel’in ruhunun nasıl da kapitalizmin ruhuna kurban edildiğinin mesajını verdiği diyaloglarının olduğu sahneydi. Hangi tür film izlemeyi seviyorsanız sevin ama bu filme bir fırsat verin.
 
1610057385417.png

UNKOWN ORİGİNS

Yapım Yılı:
2020

Yapım: İspanya

Tür: Polisiye - Aksiyon

Puanım: 12 / 5

Konusu: İspanya’da ortaya çıkan bir seri katil, ardında ilginç izler bırakmaktadır. İşlenen cinayetleri çözmesi için davaya atanan yeni bir dedektif, ister istemez bir çizgi roman ineğinden yardım almak zorundadır çünkü cinayetler, çizgi roman evreninden ipuçları barındırmaktadır.

Yorumum: Normalde puanlama sistemimde 4 puan alacak bu filme fazladan bir puan daha verdim. Verdim çünkü bende eski bir çizgi roman ineği sayılırım ve söz konusu o evren olduğunda otomatikman ilgimi çeker. Ne var ki filmin beklentilerimin altında kaldığını ve sonuna kadar zorlukla izleyebildiğimi belirtmem gerek. İlgi çekici bir konu, merak uyandıran cinayet mahalli sahneleri ve arada Stan Lee’ye selam çakılan bir küçük sahne hatırına filmi izlemeyi yarıda bırakmadım ama inanın bunlardan başka içime işleyen bir yanı olmadı bu yapımın. Kurgu yavan ve oyuncular düşük performansta olunca, bir de üstüne art arda yapılan mantık hatalarını da ekleyince maalesef en güzel konular bile vasatı aşamaz hale gelebiliyor ki bu açıdan Unkown Origins buna bir örnek olmuş ( İspanya’nın en kötü oyuncularını bu film için bir araya getirmişler sanki ). Yine de çizgi evren severler ya da polisiye türü severler için yüksek beklenti içine girmeden izleyebilecekleri bir film diyebilirim. Son olarak, finalde verilmek istenen sebep, sonuç ilişkisinin mantığı, o derece garabet ve mantık dışıydı ki “ senarist kafa yapıcı hap mı kullanmış acaba?” diye düşünmeden edemedim.
 
1610193612201.png

LEGEND OF THE DEMON CAT

Yapım Yılı:
2017

Yapım: Çin - Japonya

Tür: Fantastik

Puanım: 12 / 5

Konusu: Çin hanedanlıklarının birinde, hanedan üyeleri lanetlenmiş ve başta ki son imparator bu lanet yüzünden ölmüştür. Durumu araştırması için saraya çağrılan bir keşiş ve ona bu araştırmasında yardımcı olan saray kâtibi, geçmişe dayalı nedenleri araştırmak için bir araya gelirler.

Yorumum: Uzakdoğu filmleri, hele ki tarihi olunca, onları izlememin başlıca sebebi hiç kuşkusuz dönemin atmosferine ve görselliğine olan ilgim oluyor. Bu açıdan bu filimde de aradığımı bulduğumu söyleyebilirim. Gerek şehrin yansıtılan görünümü, gerekse o dönem insanlarının kostümleri masalımsı derecede büyüleyiciydi. Ne var ki yapım ekibi aynı başarıyı, konuyu kurgulamakta ve izleyiciye anlatmakta gösterememişler. Hikâyeyi epik bir dille anlatalım kaygısından olsa gerek, ne-neden-nasıl oldu ilişkisini sağlıklı biçimde aktaramadıkları gibi, iki saati aşan bir filimle de gereksiz bir yorgunluğa sebep olmuşlar. Türü fantastik olduğu için zaten herhangi bir mantık arama çabasında olmadığım halde, bu kadar özgür bir konuda, taşları yerine oturtalım derken, zihin dağınıklığına sebep olmuşlar. Bu tür filmleri sevenler için görselliği ve yazıldığı kitabının hatırına yine de oturup izlenebilecek bir film sayılabilir.
 
1610594794237.png

İnside The World’s Toughest Prisons

Yapım Yılı:
2016

Yapım: İngiltere

Tür: Belgesel Dizi

Puanım: 12 / 8

Konusu: Dünyanın çeşitli yerlerindeki hapishanelerde, mahkumların yaşantılarını izleyiciye aktaran belgesel bir yapım ve elbette kurguyla da desteklenmiş.

Yorumum: Puanlamayı yaparken yedi ve sekiz arasında gidip geldim. Gidip geldim çünkü bu yapım bir yanıyla yeterince samimi gelmemişken bana, diğer yandan arka planda çekim ekibinin yaşadıkları zorlukları tahmin ettiğimden ve ciddi derecede emek verdiklerine inandıklarımdan sekiz puanda karar kıldım. Her şeyden önce çoğumuzun aklına bile gelmeyen ve nasıl yaşadıklarını umursamadığımız mahkumların dünyasını biz dışarıdakilere bir nebze de olsun gösterebildikleri için yapım ekibine teşekkür edesim geldi. Kesinlikle insanı düşünmeye ve sorgulamaya iten bir belgesel olmuş. İzlerken öyle görüntülerle karşılaştım ki oturduğum yerde içimin çöktüğünü ve her yanımı umutsuzluk kapladığını hissettim. Ve en önemlisi, “İnsan ne için yaşamalı?” sorusunun cevabını her bölüm sonunda sormak zorunda kaldım kendime. İnsanın kendi oluşturduğu sistemin içinde kaybolduğunu, yok olduğunu, hiç olduğunu anladım izlerken. Üzerinde sayfalarca makaleler yazılacak bir konuyu üç ya da dört bölümden oluşan beş sezona sığdırabilmeye çalışmış yapımcılar. İlk sezonunun sunucusu sonra ki sezonlarda yok bu arada. Onun yerine 12 yıl suçsuz yere hapis yatıp, suçsuzluğu anlaşılınca serbest bırakılan eski bir mahkum sunmuş sonraki bölümleri. Bu açıdan da belgeseli hazırlayanlar sisteme ve belki de izleyenlere “ hepimiz aynıyız aslında “ mesajı vermek istemiş olabilirler. Burada ki “aynı” kavramını isteyen istediği gibi açıp içini doldurabilir. Sonuç olarak, izlerken hiç sıkılmadığım ama çokça şaşırdığım ve üzüldüğüm bir yapım olmuş İnside The World’s Toughest Prisons.
 
1610641432400.png
1610641359887.png
THE MAN FROM NOWHERE

Yapım Yılı:
2010

Yapım: Güney Kore

Tür: Polisiye – Aksiyon - Drama

Puanım: 12 / 11

Konusu: Eski bir özel kuvvetler askeri, başından geçen trajedi sonrası münzevi bir hayat yaşamayı seçmiştir. Ancak komşularından biri bulaşmaması gereken bir çeteye bulaşınca, bela ister istemez eski askere de sıçrar. Komşusu ve çocuğu belalı bir çete tarafından kaçırılınca, adamımızda onların peşine düşer.

Yorumum: Güney Kore sinemasının medarı iftiharı, bol ödüllü, seyir zevki doyurucu mükemmel bir başyapıttır The Man From Nowhere. Çok az filmi ikinci defa izleyen ben, bu filmi üç kez izlemekten kendimi alıkoyamamıştım. Kore sinemasına alışmak her izleyici için kolay değildir ama bu film Kore sinemasını sevdirme noktasında işleri kolaylaştıran bir yapımdır. Başından sonuna dek öylesine titiz bir çalışma yapılmış ki, karakterlerin hikâye içinde ki süreçlerinde, tırnaklarında ki kirlere kadar dikkat edilmiş. Neredeyse hiçbir şey atlanmamış ve asla baştan savma tek bir sahne bile çekilmemiş. Film içinde ki her oyuncu da rollerinin haklarını sonuna kadar vermişler. Baş rolde ki Won Bin, karakterinin hem depresif, hem de öfkeli yönünü nakış gibi işlerken, küçük kızı oynayan Sae Ron Kim’in de bu oyunculuğuyla ödül aldığını belirtmek isterim. Hemen her oyuncunun karakterlerinin baskınlığını sonuna kadar hissedeceğinizden emin olabilirsiniz. Peki ya kurgu? Tek kelimeyle mükemmel işlenmişti. Sahneler arası geçişlerde ne bir kopukluk ne de hikâye örüntüsüne uymayan bir yan çarpmadı gözüme. Ve elbette final… Çok az film, finalinde hem aksiyonu hem dramı hem de duygusallığı bu kadar dengeli kullanabilmiştir. Yönetmene de değinmeden geçmemek lazım. Elinizde ki malzeme ne kadar iyi olursa olsun, yetersiz bir yönetmenin elinde heba olabilir ama o malzeme iyi bir yönetmenin elinde de The Man From Nowhere olabilir. Son olarak benim için izlediğim en iyi filmlerden biri olan bu yapım, türünden hoşlananlar için muhakkak izlenmesi gereken bir başyapıttır.
 
Ekli dosyayı görüntüle 26213
Ekli dosyayı görüntüle 26212
THE MAN FROM NOWHERE

Yapım Yılı:
2010

Yapım: Güney Kore

Tür: Polisiye – Aksiyon - Drama

Puanım: 12 / 11

Konusu: Eski bir özel kuvvetler askeri, başından geçen trajedi sonrası münzevi bir hayat yaşamayı seçmiştir. Ancak komşularından biri bulaşmaması gereken bir çeteye bulaşınca, bela ister istemez eski askere de sıçrar. Komşusu ve çocuğu belalı bir çete tarafından kaçırılınca, adamımızda onların peşine düşer.

Yorumum: Güney Kore sinemasının medarı iftiharı, bol ödüllü, seyir zevki doyurucu mükemmel bir başyapıttır The Man From Nowhere. Çok az filmi ikinci defa izleyen ben, bu filmi üç kez izlemekten kendimi alıkoyamamıştım. Kore sinemasına alışmak her izleyici için kolay değildir ama bu film Kore sinemasını sevdirme noktasında işleri kolaylaştıran bir yapımdır. Başından sonuna dek öylesine titiz bir çalışma yapılmış ki, karakterlerin hikâye içinde ki süreçlerinde, tırnaklarında ki kirlere kadar dikkat edilmiş. Neredeyse hiçbir şey atlanmamış ve asla baştan savma tek bir sahne bile çekilmemiş. Film içinde ki her oyuncu da rollerinin haklarını sonuna kadar vermişler. Baş rolde ki Won Bin, karakterinin hem depresif, hem de öfkeli yönünü nakış gibi işlerken, küçük kızı oynayan Sae Ron Kim’in de bu oyunculuğuyla ödül aldığını belirtmek isterim. Hemen her oyuncunun karakterlerinin baskınlığını sonuna kadar hissedeceğinizden emin olabilirsiniz. Peki ya kurgu? Tek kelimeyle mükemmel işlenmişti. Sahneler arası geçişlerde ne bir kopukluk ne de hikâye örüntüsüne uymayan bir yan çarpmadı gözüme. Ve elbette final… Çok az film, finalinde hem aksiyonu hem dramı hem de duygusallığı bu kadar dengeli kullanabilmiştir. Yönetmene de değinmeden geçmemek lazım. Elinizde ki malzeme ne kadar iyi olursa olsun, yetersiz bir yönetmenin elinde heba olabilir ama o malzeme iyi bir yönetmenin elinde de The Man From Nowhere olabilir. Son olarak benim için izlediğim en iyi filmlerden biri olan bu yapım, türünden hoşlananlar için muhakkak izlenmesi gereken bir başyapıttır.
the bourne identity filminden kısmen arak ama kendine özgü kesitleri de var.
güzel film izlenir.
 
the bourne identity filminden kısmen arak ama kendine özgü kesitleri de var.
güzel film izlenir.
Uzaktan yakından alakası bile yok. Bourne İdentiy bambaşka bir konu, daha doğrusu kitap uyarlaması ve onu da çok beğenirim.
 
1610725268568.png
NEWS OF THE WORLD

Yapım Yılı:
2020

Yapım: ABD

Tür: Western - Drama

Puanım: 12 / 6

Konusu: İç savaş sonrası hayatını, uğradığı kasaba ve şehirlerde halka gazete okuyarak geçiren eski bir asker, bir gün yolunun üzerinde küçük bir kız bulur. Bu kız yıllar önce yerliler tarafından kaçırılmış ve ailesi katledilmiştir. Eski asker, kızla birlikte, onu akrabalarının yanına götürmek için zorlu bir yolculuğa çıkar.

Yorumum: Tom Hanks, ismini gördüğümde ilgimi çeken nadir aktörlerden biridir ve “ bu adam oynamışsa, bu film iyidir “ diyebileceğiniz usta bir aktördür. Ne var ki bu film, klasikleşmiş “ yaşlanan erkek aktörleri, baba ya da dede rolünde oynatalım da ekmeğimize bakalım “ zihniyetinden öteye gidememiş ve Tom Hanks’in ağırlığını kaldıramamış gibi geldi bana. Senaryoyu zayıf buldum ve daha da kötüsü kurgu kendi içinde duygusal mantığını oturtamamış. İpucu vermemek adına bazı sahnelerde ki absürtlüklere değinemiyorum buradan ama gerçekten hikâyeye eklenmek istenen yan parçalar yerine oturmamış. Tüm bu olumsuz yanlarına karşın, hem Tom hem de küçük kızı oynayan aktris, başarıyla karakterlerini taşımışlar. Ve bu kadar basit bir hikâyeyi ancak bu kadar parlatabilirdi bu ikili. Filmin beğendiğim birkaç yanından biri, hem türünü seviyor olmam hem de ABD’nin kuruluş dönemlerine olan ilgimden kaynaklı atmosferi ve görsel manzarası oldu. Çekim kalitesi yerinde, film rengi sırıtmıyordu ama bunlardan öte beni filme bağlayan özel bir yanı olmadı. Her şeye rağmen, Tom Hanks ya da western izlemeyi seviyorsanız vaktinizi boşa harcamayacağınız bir yapım olmuş.
 

Ekli dosyalar

  • 1610725237720.png
    1610725237720.png
    1.2 MB · Görüntüleme: 0
1610795306986.png
BRIAN BANKS

Yapım Yılı:
2018

Yapım: ABD

Tür: Dram - Biyografi

Puanım: 12 / 8

Konusu: Tecavüz suçundan haksız yere mahkûm edilen bir lise öğrencisi, şartlı tahliye ile serbest kaldığında, adını temize çıkarmak ve suçsuzluğunu ispatlamak için başarılı bir avukattan yardım ister ama hayatını düzene sokması hiçte kolay olmayacaktır.

Yorumum: Puanlama da bir puanı fazladan, gerçek bir hikâyeye dayalı olması sebebiyle verdiğim bu filmi izlerken hiç sıkılmadığımı baştan belirteyim. Yaşanmışlıklar oldum olası ilgimi çekmiştir ve işin içinde bir de sisteme göndermeler varsa, gel de izleme durumudur benim için. Gerçekten masumiyet karinesinin incecik bir zar olduğu ve çok çabuk delinip parçalanabileceğini hissettim izlerken. Hikâyenin akışı, oyuncuların performansı, müziklerin özenle seçimi ve çekim görüntüsünün kalitesi eşliğinde hemen her yaştan kitleye hitap edebilecek bir yapım olmuş Brian Banks. Diğer taraftan, klasik disney yapımı havasında ki atmosferi de algıladığımdan, hikâyenin gerçeklere dayalı tarafları da karikatürize edilmiş gibi geldi izlerken. Keşke klişe sahnelerden uzak durulsaydı. Dramın dozunu hafif tutmuşlar ki böyle bir konuda daha sarsıcı sahneler görmek, filmin gerçekliğine daha da yaklaşmama sebep olurdu. Yine de bilindik Amerikan usulü bir anlatımla vasatın altına düşürmemişler kurguyu.
 
1610916998239.png
GEOSTORM

Yapım Yılı:
2017

Yapım: ABD

Tür: Bilim Kurgu - Gerilim

Puanım: 12 / 7

Konusu: Küresel iklimin bozulması yüzünden, dünya devletleri bir araya gelerek uzayda dünya atmosferini kontrol edecek bir uydu sistemi oluştururlar. Zamanla bu sistemde meydana gelen arızalar yüzünden, sistemin kurucusu olan adamın yardımına ihtiyaç duyarlar ancak işin iç yüzünün arızalardan değil sabotajlardan kaynaklandığını fark ederler.

Yorumum: Klasik bir dünyayı kurtaran Amerikalılar konulu film. Öncelikle filmin kadrosunun çok güçlü kurulmuş olduğunu kabul etmeyelim. Kimler yok ki! Ancak bu kadar usta aktörün bile filmin klişeleşmiş sahnelerini özelleştirmeye güçleri yetmemiş. Diyaloglar son derece teatral ve kurgu pollyana kafasındaydı. Oysaki filmin konusu gayet ilgi çekici ve gelişime açık bir yapıda olmasına karşın, ucuz bir kurguya kurban gitmiş geldi gibi bana. Hani deyim yerindeyse, aslanı kediye boğdurmuşlar. Bu olumsuzluklarının yanı sıra, kullanılan efektler ve verilmek istenen mesajları beğendim. Her ne kadar dünyayı en çok kirleten ülke ABD olsa da ve her ne kadar Holywood’un görevi ABD’nin gerçeklerini ters yüz edip göstermek olsa da yine de “ birlik olalım güçlü olalım ve elektronik cihazlarınız arıza yaptı mı önce bir açıp kapatın “ düsturlarını sevdim. Uzatmaya gerek yok. Vasatında bilindik bir ABD kurgusu yapım olmuş. Gerilim dozu ve başarılı efektleri filmi izlettiriyor. Son olarak, paylaştığım afişi bu filmin yayımlanmasından uzun zaman önce rüyamda kucağımda kızım tüm canlılığıyla yaşamıştım. Rabbim bizleri muhafaza etsin.
 
Inside ile uyuyakalmak güzel olacak.
 
1611057862750.png
TİGERS ARE NOT AFRAİD

Yapım Yılı:
2017

Yapım: Meksika

Tür: Drama - Gerilim

Puanım: 12 / 8

Konusu: Annesiyle birlikte yaşayan küçük bir kız günün birinde annesini de kaybedince, mahallesinde bulunan bir çocuk çetesinin himayesine sığınır. Bu arada üç dilek hakkı olduğuna inanan küçük kız, bu dilekleri yaşantısını yoluna sokmak için kullanır ama her şey daha kötüye gitmeye başlar.

Yorumum: İşin içinde çocuklar oldu mu bir puanım fazladan oluyor. Hatırladığım kadarıyla izlediğim ilk Meksika yapımı sinema filmi bu olmalı. Çekincelerim yok değildi. Sıkılır mıyım izlerken? Yarıda bırakır mıyım? Çocuk filmi mi acaba diye izlemeye başladığım bir saat yirmi üç dakika su gibi akıp gitti. Hani her duygunun bir rengi olsa bu flmin rengine hüzün derdim. Öyle buruk bir finali vardı ki, film olduğunu bile bile yine de karakterler için bir yangın tutuşuyor içinizde. Yönetmen aynı anda hem Meksika’da yaşanan çeteler gerçeğine hem de bu çetelerin çocuklar üzerinde ki etkilerine değinmek istemiş. Bunu yaparken de araya fantastik ögeler serpiştirmiş. Anlatım biçimini farklı kılmak adına başvurduğu bu yolu ilgi çekici bulsam da yeterli bulamadım nedense. Filmin süresi biraz daha uzun, dram ögeleri biraz daha arttırılabilirdi. Görsel efektler konusunda da filmin zayıf kaldığını belirtmeliyim. Her şeye rağmen, çocuk oyuncuların gösterdikleri performans gayet başarılıydı. Hele ki başrolde oynayan kızımızın hayal dünyasını perdeye aktarma çabasında en ufak bir olmamışlık fark etmedim. Konu her ne kadar kurgu üzerine olsa da gerçek hayatta Meksika’da ki çocukların yaşadıklarının bu kurgudan daha azı olduğunu sanmıyorum. Farklı bir konu, farklı dokunuşlar ve farklı bir anlatım isteyenler için izlenmesi gereken bir yapım.
 

Ekli dosyalar

  • 1611057837869.png
    1611057837869.png
    670.5 KB · Görüntüleme: 0
Eksen bu filmi de gündemine alsan iyi olur

 
1611158654808.png
ONCE UPON A TIME IN HOLYWOOD

Yapım Yılı:
2019

Yapım: ABD - İngiltere

Tür: Dram - Aksiyon

Puanım: 12 / 7

Konusu: Alkol sorunları olan ve kariyerinin sonuna geldiğini fark eden bir aktör, yeniden toparlanmanın planlarını yaparken, hiç yanından ayırmadığı dublörü de onu bu sancılı döneminde yalnız bırakmamaktadır. Öte yandan bu aktörün evinin civarında bulunan Manson üyeleri de bir gece harekete geçerler.

Yorumum: Klasik bir Tarantino filmi diyemiyorum ama başından sonuna izlerini görebilirsiniz. Karakterlerin yavanlığı, diyaloglarda ki doğallık ve çekim açılarıyla evet bu bir Tarantino filmi ama bir Tarantino hikâyesi değil. Holywood’un en kötü trajedilerinden biri olan Sharon Tate olayına alternatif bir kurgu yazılmış ve keşke böyle olsaydı mesajı verilmiş. Bu açıdan yönetmenin beni ters köşe yaptığını itiraf etmeliyim ve hikâyelerde severim terse yatırılmayı da. Yine de zayıf bir konu ve dar bir kurgu ile özellikle Brad Pitt’in üstüne bırakılmış filmin yükü. Bu arada filimde şöhretler geçidi yapılmış ama neye yarar? Hemen hepsinin üzerine biçilen roller dar bir elbise gibi küçük gelmiş alayına. Dönemin 1960’lar atmosferine ise diyecek sözüm yok. Zaten Tarantino’nun en başarılı olduğu konulardan biri de aktardığı hikâyelerin dönemsel görselliğinde ki ustalığıdır. Aynı ustalığı burada da göstermiş. Bu filmi onun diğer filmleriyle kıyaslama hatasına düşmeyeceğim çünkü bu filminde sanki mesaj kaygısı içinde bir tür vefa gösterme çabasında buldum kendini. Diğer filmlerinde çok daha özgürdü bence. Nihayetinde, ortaya fena sayılmayacak bir çalışmasını daha koymuş ve bence oturup izlenmesi gereken bir film olmuş.
 
1611262198588.png
HİCHKİ

Yapım Yılı:
2018

Yapım: Hindistan

Tür: Dram - Komedi

Puanım: 12 / 8

Konusu: Çocukluğundan beri Tourette sendromundan muzdarip olan kahramanımızın tek hayali vardır. O da günün birinde öğretmen olmaktır ve bu hayalinden vaz geçmeye de hiç niyeti yoktur. Hastalığı yüzünden gittiği birçok okuldan ret cevabı alan kadına, sonunda mezun olduğu okul tarafından bir fırsat verilir. Okulun en sıkıntılı sınıfına atanan kahramanımızın işi hiç kolay olmayacaktır.

Yorumum: Hint filmlerinin imdb puanları gereğinden yüksek olur. Elbette bunda ki başlıca sebep, kalabalık bir nüfusun milliyetçi duygularla puanlama butonlarına yüklenmesinden kaynaklıdır. Lâkin bu yapım iyi puanları hak eden bir çalışma olmuş. Konusuyla ilham verici, görsel rengiyle iç açıcı, drama ögeleriyle hüzünlendirici ve finaliyle huzurlu bir atmosfere çağırıyor izleyenleri. Başroldeki kadın oyuncuyu son derece sempatik ve başarılı bulduğumu eklemeliyim. Aynı başarıyı öğrenci rollerini oynayan gençlerde ise göremedim maalesef. Sanki o kısımda ki cast seçimi pek de verimli olmamış gibiydi. Kurgusunda en ufak bir özensizlik fark etmediğim halde, konu zenginliği her nedense yeteri kadar doyurucu değildi. Öğretmen ve öğrencileri arasında ki ilişkide biraz daha içsellik beklediğimden sanırım. Ailecek oturup izlenecek bir film olmuş. Ailesi yanında olmayanlar da izleyebilir elbette. :)
 
1611432376799.png
THE PAİNTED BİRD

Yapım Yılı:
2019

Yapım: Çekya - Slovakya

Tür: Dram - Savaş

Puanım: 12 / 7

Konusu: İkinci dünya savaşı yıllarında, ailesinden uzakta bir başına mücadele vermek zorunda olan çocuğun, çıkmış olduğu yaşam yolunda karşılaştığı şeytanlar ve kötülükleri anlatmaktadır.,

Yorumum: Bilseydim izlemezdim. Sert, çok sert bir filim. Bilseydim aslında içimizde nasıl canavarlar beslediğimizi, izlemezdim. Bilseydim midemde yanmalar başlayacak, izlemezdim. Ve bilseydim yine o kocaman boşluğumu hissedeceğim, izlemezdim. Ancak bu türü sevenler ve sağlam psikolojisi olanlar izleyebilirler. Hikâye baştan sona siyah beyaz bir anlatımla aktarılmış ve diyebilirim ki hemen her sahnesi afişlere foto olacak görsellikte. Müzik neredeyse hiç yok, renk yok, diyaloglar yok denecek kadar az ama en kötüsü de umut hiç yoktu bu filimde. Sevemedim o yüzden, yarama tuz bastığı için. Yönetmenin sessiz mesaj verme oyunları zekiceydi ama dram dozunu arttırmak için yer yer abartıya kaçtığı sahneleri pek de beğenemedim. İzlerken insanı sıkmayan bir anlatımı var ama kesinlikle yoruyor.
 

Ekli dosyalar

  • 1611432346279.png
    1611432346279.png
    611.2 KB · Görüntüleme: 0
izledi isen kon-tiki yi de yorumlamananı isterim.
 
Geri