Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Bugün sabaha kadar yazma isteği var içimde. Şişedeki votka bitene kadar elimde durmayacak yazacak sürekli. Uzun bir aradan sonra bazı düşüncelerimden arınmam gerek bu gece. Yük olmaya başlayacak yoksa düşünceler bana. Düşüncelerimin altında ezilmeden bu geceyi atlatabilirsem belki günaydın diyebilirim sabaha içtenlikle.
Eski maziyi yine dürtmeyecem. Her yazıma maziyle başlamaktan da sıkıldım. Anılarımı kaleme almakta artık bunaltmaya başladı beni. Sırf bu yüzden şiirden iyice uzaklaştım. Geleceğimi de yazamıyorum ya oturup. Hayallerimi dile getirmeye her ne kadar çabalasam da aklıma geliyor o zaman tekrardan mazi. Bu gece çok farklı düşüncelerde boğuşuyorum inan ki.
Ben kendimi kaybedeceğim bu gece. Reset atacağım tüm düşüncelere. Mazimi harmanlayacağım gelecekle. Ve yaşadığım şu anın tadını çıkarmayı düşünüyorum yüzlük votka ve rüzgarlı gecede.
Bugün yeni bir insanla tanıştım ıssız bir sokakta. Evden dışarı çıkıp hızlı adımlarla yemeğe inerken çıktı karşıma. Görür görmez tebessüm etti bana. Tebessümle karşılık verip tam yanından geçip gidecekken durdum. Oda durdu. Bir beş saniyelik bakışmanın peşine dedim merhaba. Merhaba diye karşılık verdi tebessüm ederek yine. Nasıl olduğunu sorduğumda iyi yanıtını verdi ve nasıl olduğumu sordu aynı şekilde iyiyim ancak açım . Yemek yemeğe gidiyorum eşlik edermisin dedim. Biraz düşünür gibi yapıp neden olmasın diye yanıt verdi. Yemek yiyeceğimiz yere yürüyerek ilerledik. Bir on dakikalık yolda yürürken konuşarak ilerledik. Çok farklı biri olduğumu söyledi bana. Farkım neymiş dedim. Şapkan, giyimin, hareketlerin, konuşma tarzın, duruşun, tebessümün, gözlerini hiç ayırmadan dinlemen. Ancak biraz çapkınsın galiba dedi. O nereden çıktı diye sordum. Baksana hiç tanımadan beni yemeğe davet ettin dedi. Bundan dolayı çapkın birimi oluyorum yanlış bir düşünce değil mi diyerek tebessüm ettim. Evet çapkın oluyorsun doğrudur dedi. Peki hiç tanımadığı bir erkeğin yemeğe gidelim lafını kabul eden bir bayan için düşüncen ne bunu da merak ettim dedim. Sustum duraksadı bir şey diyemedi. Merak etme bir şey düşünmedim bu konuda benle yemek yemeyi kabul etmiş bir bayan hakkında kötü bir düşünceye erişmem konuşmadan dedim. Suskunluğu her ne kadar bozulmasa da adımları devam etti.
Yemek yiyeceğimiz yere geldik. Montunu aldım, sandalyesini çektim oturdu ve yerime geçtim. Yemeklerimizi söyledik ve yedikten sonra sigara içilen tarafa geçerek muhabbete başladık. Hakkında kişisel bir kaç bilgi öğrendikten sonra konu konuyu açtı ve uzadıkça uzadı. 2 saate yakın bir muhabbetin sonrasında konu farklılıklara geldi yine. Bu sefer bu farklılıklarımı değiştirmemi tavsiye etmeye başladı. Hepsini dinledikten sonra dedim. Bu sana farklılık gelen şeyler olmasaydı benimle konuşurmuydun dedin. Düşündü hayır dedi. Yine bu farklılıklar olmasaydı bu kadar kısa sürede bu kadar samimi olurmuydun dedim. Hayır dedi. Peki sana farklılık gelen şeyler aslında farklılık olmadığını bilseydin ne yapardın dedim. Uzunca bir düşünceye daldı ama farklılık dedi. Ya olmasaydı normal birşey gelseydi sana şu anda ne yapardın dedim. Herhalde muhabbetimiz fazla uzamaz giderdim dedi. Peki o zaman kalkıp gidebilirsin dedim. Neden diye sordu. Sana farklı gelen özelliklerimi değiştirmeye karar veren bu konuda tavsiyeler veren sen değiştirdiğimde muhabbetini keseceksen hiç muhabbetine ihtiyacım yok. Teşekkürler dedim. O kalkıp giderken bir türk kahvesi söyleyip tadına vararak içtim.
Toplumun rahatsız olduğu örf ve adetlerden bir çok insanın neden şikayetçi olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü örf ve adetler ilgi çekmesine, egolarını tatmin etmelerine izin vermiyor. Her konuda kendilerini haklı göstermeye çalışan insanlar bir hakareti bile savunacak hale gelebiliyorsa bu ülkenin durumunun pek iyiye gitmediğini gösteriyor.
Gerçi şöyle bir gerçekte var. İnsanlar kendi gözlerine batan kimseleri itici bulurlar. İticilikte bir sorun yoktur da, seninle hiç bir iletişime geçmemiş bir insana edilen durduk yere hakaret bana sadece gerçek yaşamında bir çok konuda dışlandığını gösterir.Çünkü iletişim kurmayı bile beceremediğin görüldüğünden dolayı pek düzgün ortamlara alınmadığından emin olmuş oluyorum. Tabi bu durum o kişileri ilgilendiren durum. Asıl soru ya diğerlerine ne oluyor da hakareti savunurlar.
Bulundukları ortamda başkalarının sesinin çıkması bu kişileri rahatsız eder çünkü. Bu kişiler kendi gibiler ile bir araya gelerek dışarıya karşı tatmin olabilmek için birbirlerini savunup, içeride birbirleri hakkında arkalarından bir çok laf söyleyip kendi egolarını tatmin ederler. Karşılarında onların egolarını kabul etmeyen birinin olması onlar için sorundur. Çünkü o insanların söyleyeceği her laf içten içe onların bir çok ortamda pasif kaldığı gerçeğini hatırlatır. Benliğini doyurmaları, duygusal anlamda tatmin olmaları gerekir. Kendilerine yakın düşündükleri kimselerin başkalarıyla yaptığı en basit bir muhabbet bile zorlarına gider bu insanların.
Ego bir insanda bulunan içgüdüzel bir ihtiyaçtır. Ancak bunu kontrol altın da tutamamak hastalıktır. Allah şifa versin bu hastalara...
Sende alıyormusun Aşkın kokusunu
Buram buram tütüyor üstümüze doğru
Bırakıyorsun kendini dalgalara
Araf araf olalı böylesini gördünmü?
Sende duyuyormusun Aşkın sesini
Kulaklarda bırakıyor hafif bir çınlama sesi
Kapatıyorsun gözlerini dinliyorsun doya doya
Doğduğundan beridir işittin mi hiç böyle bir sesi
Sende görüyormusun Aşkın yüzünü
Güneş, gökkuşağı ve altında iki Sevgili
Ellerimiz kavuşuyor bir sahilin ortasında
Mustafa mustafa olalı görmedi böyle bir Güzelliği
Bugün günlerden ne hiç bilmiyorum. Durdu sanki zaman aşkı tanıdığımda
Gözlerimi açıp uyandığımda Aşktan, Sanki geri kaldım Dünyanın tozlu rafında
Sevmek için yola çıktığımda, sen ve benden başka hiç kimse yoktu sanki yaşayan
Bir seni biliyordum ve Sen benim için yaşayan tek insan.
Sonra uyandık bu ateşli, şehvetli, muhteşem, harika rüyadan.
İlk bocalama süresi başladı tabi, yeniden doğmuştuk Dünya'ya sanki.
En baştan öğrendik ayrı ayrı yerlerde bu Dünyada yaşayabilmeyi.
Duygularımız, düşüncelerimiz Aşkın etkisinden çıkmaya çalıştıkça.
Gözyaşları kapladı, bizim tarafımızdan yeryüzünün her yerini.
Yağmurlu bir günde sigarami içerken farkettim yaşamanın önemini bu hayat için.
Bir hedefim olmalıydı yaşayabilmek, varlığımı sürdürebilmek için.
Ve kendimi teslim etmem gerekiyordu huzuru bulabilmek için.
Ve o zaman teslimiyetin özgürlük olacağını görebilecektim.
Teslim ettim şimdi ruhumu Aşka, sevdaya yeniden doğabilmek için.
Bugün günlerden ne hatırlayabiliyormusun Sevgili.
Bugün günlerden Aşk, bugün günlerden sevgi, bugün günlerden sevmek ve bugün günlerden doğmak Sevgili.
Aklım karışıyor biraz muhabbet ettiğimizde. Uzak da duramıyorum bu muhabbetten. Aklımı kurcalıyorsun bir anda girerek. Dokunulmazımken dokunasım geliyor düşüncelerine. Bir hatanın ucundayım resmen. Bu hataya düşmemek için direniyorum bu aralar. Verdiğim sözler bu hataya doğru sürüklüyor beni resmen. Hem sözlerimi tutup hem bu hataya düşmeden dayanabilmek çok zor geliyor. Bir anda aklıma düşmeni engelleyemem hatalarımın en büyüğü oluyor. Durdurmam lazım bu durumu ancak engelleyemiyorum. Garip bir bağ bilmeden istemeden beni bu duruma çekiyor. Mesafe koyma evresini de çoktan geçtim. Bu durumu engelleyemessem bu hatanın içinde ömrümü parçalayacağımı biliyorum. Kimseyede anlatamam bu durumu. Benim engelleyemediğim bu durumu umarım sen istemessinde engellersin. Bu fırsat doğduğunda bir hatanın içinde pişmanlığa boğulacağız. O pişmanlık geçici bir heveste verse, en sonunda ikimizde mağlup olacağız. Bir bakıma hayatımı sana bırakmışım. Bekliyorum ...
Sırlarımın bir parçasını paylaştığımdan beridir huzursuzluk yaşıyorum içimde. Hiç güvenmeyen biri olarak sırlarımı söylemekle risk aldım belkide. Nereden dinledim ben senin fikrini. Şimdi o sırlar yüzünden bunca yıllık özgürlüğüm kısıtlandı sanki. Kısıtlanmak ne kötü bir duygu oluyormuş meğersem. Düşüncelerim azalacağına, kurtulacağıma bu sırlardan, şimdi başkalarının hareketlerini de analiz etmem gerekmeye başladı. Küçük dünyam iki lafla büyüdü sanki. Ve ucunun nereye gideceği ilk defa benim elimde değil.
Sadece güvenmek istedim bir iki kişiye. Bu duygunun nasıl olduğunu öğrenmek için. Ama ne yazık ki eziyet veriyormuş biraz gecelere. Mesafeleri kaldırmasaydım bu düşünceler olmayacaktı zihnimde. Halbuki ne çabuk unutmuşum bu mesafeleri koyma sebebimi. Yine bilinmeyenlere yelken açtım ve kaptan başkası. Ufacık bir gemi dalgalar sürüklüyor düşüncelerimi nedensizce. Bir kaçış yolu bulamassam boğulacağım kendi düşüncelerimde.
İstemiyordum bu hatanın parçası olmak. Ancak çoktan kaptırdım kendimi sana. Yasaklarımı deldim gördüğüm an seni. Kaptırdım ruhumun derinliklerinde gözlerimi. Belli de etmeye başladım bu çıkmazları. Dile geldi çoktan sana karşı. Söylediğim an karşında hissettiklerimi dolandırarak lafı. Geri dönüşü olmayan bir yola ayaklarım çoktan adım atmıştı.
Sorun değil aslında yanında yürüyememek. Uzakta durmamak için gösteriyorum gayret. Bir çıkmaza hapsettim kalbimi. Sorun değil kalp hapiste olsada yürekten sevmek. gizleyemeyeceğimi biliyorum artık. Belli etmemeye çabalamıştım aslında. Ama yenik düştüm kalbimde büyüyen bir varlığa. Ve şah mat oldum ilk defa karşında.
Yenilgiye ilk defa seviniyorum bu kadar. Sözlerim duraksamalıydı aslında. İtiraflarım da benim gibi sert oldu. Artık bunun için kusuruma bakma. Gizleyemiyorum maalesef duyguları. Yenik düşüyorum her seferinde itiraflara. Halimden memnunum. Gözlerimi kapadığımda görüyorum gözlerini. Ve sessizliğe bürünüyorum geceleri. Ne kadar buruk olsada içim. Dokunulmaması gerekene dokundu maalesef yüreğim. Ve ben mağlup oldum bir sevgi için. Bazı mağlubiyetler insana kazanç sağlar. Acaba bu sefer sadece bir kaybedenmiyim. Yoksa mağlubiyette bulduğum bir hazineyi görebilcekmiyim. Sessiz ve derinden. Gizli ve usulsuz.
İlk defa kararsız kaldım bu hayatta. Kararsızlığı bana yaşatan bu duygu karşısında. Ne gariptirki bir huzurda var içimde itiraflarımdan sonra. Yanlış olduysa itirafım affet. Dilime engel olamadım varlığında. Geç kalan itirafım dile geldi karşında. Unutamam belki ama istersen susarım yine. Ne demiştin aşk biter sevgi biter. Ama bitmeyen bir hatıra kalırsın hayatımda. Ve her gün yaşatırım hatıramı gün ve gün yokluğunda.
Bir Merhaba ile başlamak isterdim güne. Ama ne yazık ki merhabam bile kalmadı artık kendime. Hayallerim küçülüyor sanki gün geçtikçe. Yada gerçekleştirdikçe çoğunu küçüklüğünü fark ediyorum. Yinede hayata tutunmak için gerçekleşmeyeceğini bildiğim hayallerim var tabi.
Okuduğum kitaplar zihnimde yeniden farklı algılar açmaya başladı. Hayatın yalan yüzü o kadar gerçek gibi duruyor ki karşım da bazen o gerçekliğe aldanıp kaybolasım geliyor bir kitap sayfasında.
Kendi hayatımı yönlendirememek ne kötü bir durum olsa gerek. Zamanında yaptığım seçimler kendi sonuçlarını kendisi oluşturuyor ve seçimlerin seçtiği sonuçlarda biçilen rolü oynamak bunaltıyor bazen. Sessizliğe gömülmek istiyorum çoğu zaman. Sessiz haykırışlar arasın da yok olmak ne güzel gelirdi şu an da bana.
Aşkı bulmak için yollara düşmüş bir divaneyim
Sensizlikte ölümü tatmış gibiyim
Kara toprak ağır gelir bana artık
Bedenimi bir kuş misali salıverdim.
Cehennemi yaşıyorum sanki yüreğimin içinde
O nasıl bir yangındır bitirdi beni bir kaç günde
Damarlarım çatlayacak sanki aşkı gördükçe
Kör olasım var hayata sırf acılarım dinsin diye
Sigaraya mahkum ettim tüm bedenimi
Ölüm koklamak nedir bilirmisin sen sevgili
Cehennem oldu üstüme yağdı bu hayat
Yaşam nedir unutalı çok oldu sevgili
Durduk yere gözden yaş akıyor sebebini bilmem
Her gece bir kabus eşlik eder neden bilmem
Kimsin diye sormayı artık bırak bana
Karşında ki yoklukta var olmaya çalışan bir beden
Gün gelecek bulacağım seni. Yada bulmaya çalışırken yok olacağım benliğimde. Kavuşmayı bırakmayacağım diğer tarafa. Son nefesimde adını söylemessem o son nefesim olmayacak asla. Özlemlerin en büyüğünü yükledim ben olmayan varlığına. Alkole vurdum kendimi unutmak için çoğu zaman. Ama sen her defasında bir kıvılcım attın kalbime. Ve yeniden başladım çıktığım yola.
Bugün bir yılı daha devirdim yokluğunda. Ben seni anarken evimde sen gökyüzünden bir gün daha el salladın bana. Ölümünün 6 ıncı yılında hayatıma girişinin 8 inci yılı kutlu olsun Pelin.
Sevgiden daha çok saygı diyelim :hih: kişiliği bozuk biriyken beni yola getiren. Karakterimde ki sorunları bir bir çözüme kavuşturan. Bir gülüşüyle her şeyi unutturan özel bir kişiye saygı yalnızca o yüzden 14 ekimde İzmir'e gittiğimde ilk uğrayacağım yerde yanı olacaktır.