Şehitlerle İlgili Şiir ve Mektuplar

Konu sahibi son olarak 2627 gün önce görüldü
Şehitlerimize

Ben, havran'da seyit onbaşı, ezine'de yahya çavuş'um,
Kıbrıs'ta, albay ibrahim karaoğlanoğlu'yum.
Tarihte hep destan yazdı soyum, ben buyum,
Uğraşma benimle, ben mustafa kemal'in torunuyum.

Ben, tavas'ta şehit bekir matrak polisim,
Son can göçünceye kadar, hiç dinmeyecek sesim.
Korku nedir bilmem, yaram kanasa da silmem,
Boşuna çağırmayın, gül bahçesi burası gelmem.

Ben, yukarıboğaz mezarlığında ömer'im,
Yorga'da seni bekliyor şehit halil öner'im,
Unutma, ben vatanımı her şeyden çok severim,
Uğraşma benimle, seni tarihin derinliklerine gömerim.

Bir bakmışsın ali taşsöz'üm, bazen de gaffar okkan'ım,
Canım feda olsun, yeterki sağ olsun cennet vatanım.
Ben, bismil'de ayşe öğretmenim, numan'ım,
Bu vatan için severek, toprak altında kefensiz yatanım.
 
TeĞmenİm



Akşam Olunca
Senin Gözlerinde Hayaller Uçuşurdu Teğmenim
Sigarandan Ak Özlemler Çekerdin İçine
Dalardın Bir Zaman
Senin Gözlerin Konuşurdu Teğmenim.

Çok Uzaklardan Bir Yel Eserdi Gönlünce
Bir Şarkı Mırıldanırdın Kadere İnat
Sonra Yorgun Mısralar Dökülürdü Dudaklarından
Buram Buram Hasret Kokan, Gül Kokan
Sen Sırtındaki Giysilere Tutsaktın Teğmenim
Sen Göklerin Özgürlüğüne
Sen Maviye Tapardın, Tanrı'dan Sonra
Senin Düşmanın Karanlıklardı Teğmenim..
Dışarıda Yağmur Yağıyor Ağır Ağır
Hoşuna Giderdi Değil Mi Teğmenim
Efkarlanıp Efkarlanıp Da Bir Zamanlar
Çıkar Dolaşırdın Islak Sokaklarda Yapayalnız
Üzerine Düşen Her Yağmur Damlasında
Anardın En Mutlu Günlerini Birer Birer....

O Günlerde Sevdiğin Vardı Yanında
Şimdi Özlemini Çektiğin
Çok Mu Uzak O Günler Teğmenim
Yoksa Geri Gelmeyecek Diye Mi Korkuyorsun
Hani Sen Korku Bilmezdin
Hani Geçecektin Tüm Engelleri Göklerde
Söz Vermiştin Beyaz Gelinlik Giydirecektin
Mavi Gökler Kadeh Olacaktı
Dans Edecektin Sevgilinle Sonsuz Bulutlarda......

Yine Hüzün Çöktü Kartal Gözlerine
İyice Islandın, Bırak Artık Yağmura Meydan Okumayı
Zaten Sırılsıklamsın Aşkınla Sen.
Öyle Bir Aşk Ki Bu Olanaksız
Bir Yanda Gökyüzü, Bir Yanda Sevgilin
Ayırt Edemezdin Sen İkisini Birbirinden
Bir Yanda Mavi Gözler, Öte Yanda Sonsuz Bir Tutku
Bir Tutku Ki Nelere Mal Oldu Teğmenim..

Sen Böyle İstemiştin
Hep Son Nefesime Dek Serçe Kadar Hür
Kartal Kadar Yırtıcı Olacağım Demiştin
Oldun Teğmenim Oldun İşte
Bu Muydu İstediğin, Özlediğin Sonbahar
Hani Okulda Hep Beklediğin Eylül Özlemi
Esen Tatlı Rüzgar, Doğa Ve Sevgili
Birlikte Olabilmek Tutkusu
Yıllarca Sevdiğini Söylemeye Susadığın
Elini Tutmaya Kıyamadığın Sevgiline
Bu Muydu Bıraktığın
Yanık Uçağında Bir Avuç Kül...
Evet Seni Böyle Bulmuştuk Teğmenim
Bir Avuç Kül.....
Yemyeşil Bir Vadi Açmıştı Kucağını Sana
Sevgilin Mi Sandın Ne? Atıldın Kollarına....

O Sabah Gözlerin Pırıl Pırıldı
Bilemezdin Teğmenim Bilemezdin
Nasıl Bilebilirdin Böyle Olacağını
Arkada Gözü Yaşlı, Sevgili Bırakacağını..
Lanet Olası Toprak Senide Basmıştı Bağrına
Hiç Mi Doymaz Bu ***** Felek
Yoksa Ezelden Mi Küsmüş Bizlere
Fakat Sen İstemiştin Teğmenim
Ölmedin Sen Ölemezsin
Buna Hakkın Yok Teğmenim
Unuttun Mu Ettiğin Yemini, Arzularını
Bırakıp Gidebilir Misin, Terkedebilir Misin Söyle
Neden Susuyorsun, Göremiyoruz Da Seni
Gülen Yüzünü, Kartal Gözlerini.....

O Gözler Neler Söylerdi Sevgiline
Şimdi Onun Yaşlı Gözlerinde Sen Varsın
Geride Kalan Tek Eserinde Kırık Bir Kalp
Bak Oda Konuşmuyor Artık
Ağlamıyor..
Bir Hıçkırık Düğümlenmiş Boğazına
Gülümsüyor Ağlanacak Kaderine
Hem Çırpınmıyorda Artık
Bitti Tükendi Zavallıcık......

Tanrım Bu Nasıl Bir Son
Yine Yağmur Yağmaya Başladı
Geride Kalan Bir Avuç Külüde Çok Gördü Bize
Bir İz Kalmadı Harabeden, Sanki Hiçbir Şey Olmamışcasına
Bak 60 Milyon Yürek Nasıl Haykırıyor Ardından
'Vatan Sağolsun'
Şimdi Bizler Geliyoruz
Sen Rahat Uyu Teğmenim

İlker ÜNLÜ
Hv.Plt.Tğm
22 Şubat 2005
 
Vatan SaĞolsun



Bir patlama,bir soğuk demir, bir rüzgar sesi,
Tüm hayat bir parmakta, verilmiş son nefesi...
Ay Yıldız nişan olmuş da göğsüne buyurmuş,
Bu yara Mehmet'imin vatana hediyesi...
Bir patlama,bir soğuk demir, bir rüzgar sesi!

Bu onur, bu gurur, kahramanlık abidesi,
Tarihine yazdığın Türklük'ün efsanesi...
Kanın toprağa ad koymuş da vatan buyurmuş,
Bu ada adanan kanlar bir veda busesi...
Bu onur, bu gurur, kahramanlık abidesi!

Bir kırmızı, bir beyaz, bir millet efsanesi,
Bu Ay, bu Yıldız, bir kahramanlığın simgesi,
Tüm dağları taşları onlara selam durmuş,
Aldığımız her nefes bir şehit hediyesi...
Bir kırmızı, bir beyaz, bir millet efsanesi!

Bir hüzün, bir şeref, doğrulur şehit annesi,
Tabutta aksi belirir görülünce nicesi,
Gökyüzü ağlarmış da yeryüzü can bulurmuş,
Bir anadan duyulunca 'Vatan Sağolsun' sesi...
Bir hüzün, bir şeref, doğrulur şehit annesi!

İlker ÜNLÜ
Hv.Plt.Tğm
10 Mayıs 2006
 
Vatan uğruna can, çok değil dostlar




Daha dün kalleşçe pusu kuruldu
Beş delikanlı sırtından vuruldu
Binlerce yuvada beller kırıldı
Vatan uğruna can, çok değil dostlar

Uğurlandılar nöbet tutsun diye
Milletim korkusuzca yatsın diye
Güneş yarında doğup batsın diye
Vatan uğruna can, çok değil dostlar

Taze gelin, süt kokan bebesiyle
Gençliğinde dul kalmış ebesiyle
Selamlar gönderiyor Peygambere
Vatan uğruna can, çok değil dostlar

Bayrağa sarılırken bahtsız eşi
Tabutuna sesleniyor kardeşi
‚Yerini doldurur, hem de kaç kişi’…
Vatan uğruna can, çok değil dostlar

Allah takdiri şaşırttı onları
Ordu’yu boğmadı şehit kanları
Alacaklardı dün polis canları
Vatan uğruna can, çok değil dostlar

Hiç kimsenin yok ki can güvenliği
Doğrulsun ülkemin hal düzenliği
Birlik ezelim dış-güç bozanlığı
Vatan uğruna can, çok değil dostlar

Sırıtıyor sana baba katilin
Zehir olacak nevruz tatilin
Düşman ateş yaktı, söner fitilin
Vatan uğruna can, çok değil dostlar

Şiirlerle öten, nara atanlar
Hani nerde vatanperlik satanlar
PKK bayrağına hoş görü katanlar
 
VATAN,BAYRAK ve MİLLET sağolsun, yeter!




Biz,üç değer uğruna,yemin etmiştik.
VATAN,BAYRAK ve MİLLET sağolsun, yeter!
Bu üç değer uğruna,candan geçmiştik.
VATAN,BAYRAK ve MİLLET sağolsun, yeter!

Üç değer sevdamızdı,YARADAN şahit.
Savaşmışız uğruna,gelince vakit.
Seve seve can verip,olduk hep ŞEHİT.
VATAN,BAYRAK ve MİLLET sağolsun, yeter!

ŞEHİTLER kınalıdır,ak'lıdır bilin!
Anılmak bizlerinde hakkıdır,bilin!
Ruhlarımız CENNET'te saklıdır,bilin!
VATAN,BAYRAK ve MİLLET sağolsun, yeter!


''Vurulup tertemiz alnından uzanmış,yatıyor.
Bir HİLAL uğruna yarab! ne güneşler batıyor.

Ey! bu topraklar için,toprağa düşmüş asker.
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın!
Gömelim gel seni tarihe desem,sığmazsın.

Ey şehitoğlu şehit! isteme benden makber.
Sana ağuşunu açmış,duruyor peygamber.''
 
Şehit Nedir?

Şehit Allah’ın huzurunda diri olarak hazır bulunup rızıklanacağı ve cennete gireceğine şehadet olunduğu için bu adı almıştır. Kur’an-ı Kerim’de şehitler hakkında şöyle buyurulur:
“Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler. Lakin siz onu anlayamazsınız.” (Bakara, 154)
Müslümanları, düşmanlarına üstün kılan en mühim esaslardan biri "ölürsem şehidim, kalırsam gazi..." inancıdır. Bu durum, ayette "iki güzelden biri" şeklinde ifade edilmiştir. (Tevbe Sûresi, 52) Yani, mü'min için savaşta iki güzel neticeden biri vardır: Ya galip gelecek, ya şehit olacaktır

Allah yolunda, dini, canı, malı, namus ve şerefi, vatan ve milleti
uğrunda ölenlere şehit denir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ:
“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar ölü değil,
diridirler, fakat siz (o yüksek hayatın) farkında değilsiniz.” (Bakara,
154) buyurmaktadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de hadisi şeriflerinde; “Hiç kimse
Cennet’e girdikten sonra bütün dünyaya sahip olsa bile tekrar dünyaya
dönmek istemez, yalnız şehitler kendilerine verilen nimetler sebebiyle
dünyaya dönüp on defa şehit olmayı arzu ederler. (Buhârî, Cihad, 6)
“Şehitleri al kanları ile, kanlı elbiseleri ile gömünüz. Allah yolunda
yaralananların damarlarından kan akar, onların rengi kan rengidir.
Fakat kokusu misk kokusudur.” (Muvatta, 2-463) buyurmaktadır.
Milletimizin şanlı tarihinde çok muhteşem zaferleri vardır. 26
Ağustos 1071 yılında Anadolu’nun kapılarının milletimize açılmasına
sebep olan Malazgirt Zaferi ve bu yıl 81. yıl dönümünü idrak edeceğimiz
30 Ağustos Zafer Bayramı tarihimizde çok büyük önemi hâizdir.
Müslüman milletimizi zaferden zafere koşturan, tarih sayfalarını
kahramanlık destanları ile süsleten sebep, vatana hizmet etmek ve şehit
olmak arzusudur. Büyük bir felaket olan haçlı ordularını bu ruh ve
heyecan durdurmuştur. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün
önderliğinde ecdadımız, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar Meydan
Savaşı’nı kazanarak, ülkeyi düşmandan kurtarmıştır.
Bu nedenle her karış toprağı şehit kanlarıyla yoğrulan vatanımızın
kıymetini çok iyi bilmemiz gerekiyor.

Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy İstiklâl Marşı’nda:
“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı
Düşün, altındaki binlerce kefensiz yatanı
Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı
Verme dünyaları alsan da, bu Cennet vatanı” demiştir.

Bunun için vatanı sevmek, gerektiğinde vatanımızı düşmandan
korumak için savaşmak ve bu uğurda canımızı seve seve vermek kutsal
bir görevdir. Vatanını seven, toprağını işler, yollarını yapar, ormanlarını
korur, camiler, okullar, hastahaneler yapar, göğe yükselen minarelerin
yanında fabrika bacalarını da yükseltir. Böylece hem manevî hem de
maddî kalkınmayı birlikte gerçekleştirir. Yurdunu seven, milletine
hizmet etmeyi şerefli bir görev bilir. Sevgili Peygamberimiz; “İnsanların
hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Müslim, c. 2, s. 45) buyurmuştur.
Dinimizde vatan sevgisinin önemi şu cümlede özetlenmiştir:
“Vatan sevgisi imandandır.” (Age., c. 7, s. 32) İşte bu şuur ve anlayışla
ay yıldızlı bayrağımızın gönderde dalgalandığı, ezanların minarelerden
çınladığı Anadoluyu, bize ebedî vatan yapan ecdadımızı rahmetle
anıyoruz. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da topla,
tüfekle istiklâl ve hürriyetimizi elimizden alamayanlar, günümüzde
kaleyi içten fethetmenin yolunu aramaktadırlar. Özellikle milletimizin
arasına çeşitli vesilelere sokulmak istenen ayrımcılıkların hepsi, esasen
bu sinsi oyunların bir parçasıdır.
Öyleyse bize düşen, tarihî hadiselerden ibret alarak uyanık olmak,
bu hâin oyunlara gelmemektir. Yüce dinimizin bizden istediği birlik,
beraberlik, kardeşlik, sevgi, saygı ve hoşgörü içerisinde; vatanımızın
imarı, gelişmesi ve güçlenmesi için hep birlikte gayret göstermeliyiz.
Bunu başarabildiğimiz takdirde geleceğimize güvenle bakabilir ve
kanları ile bu vatanı sulayarak bizlere emanet eden, şehitlerimizin ve
gazilerimizin ruhlarını şâd etmiş oluruz. Bu vesile ile canlarını feda
ederek miletimize hür bir vatan bırakan aziz şehitlerimizi ve
gazilerimizi rahmetle anıyoruz.

Büyük şairlerimizden Yahya Kemal, ordumuz ve milletimiz için ne
güzel söylemiştir:
“Şu kopan fırtına Türk ordusudur Ya Rabb
Senin uğrunda ölen ordu, bu ordudur Ya Rabb
Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın
Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın.”
 
Şehit Hakları!!!

Şehitliklere Defnedilecekler
Şehitliklere; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden aşağıda belirtilen durumlarda olanlar gömülür.

a. Harpte fiilen ateş altında veya yaralanıp tedavisi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler veya geride bulunup da, düşman silahlarının tesiriyle ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler,

b. İç güvenlik görevlerinde (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç) veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler,

c. Eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca görevlendirilmeleri nedeniyle, sabit görev yerlerinden ayrıldıktan sonra, vuku bulan bir olayda ölenler veya yaralanıp da sonradan bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, ç. Kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatışma sırasında ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler,

d. Hudut emniyet hizmetlerinde iken silahlı çatışma sırasında veya hudut emniyet hizmetinin ifasına yönelik diğer faaliyetler sırasında kaza ve olaylarda ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç)

e. TSK mensubu veya TSK�nden ayrılanlardan (emekli, istifa vb.) daha önce TSK mensubu olmaları gerekçesiyle terör eylemlerine muhatap olarak ölenler,

f. Herhangi bir askeri tesis, kışla ve binanın vs. yangın, sel, deprem, heyelan, çığ, gibi doğal afetlere maruz kalması nedeniyle ölenler,

g. Hangi meslek ve sınıftan olursa olsun; vazifeli olarak askeri uçak veya askeri maksatla kullanılan uçak, helikopter, gemi ve denizaltının herhangi bir sebep ve etki ile düşmesi, batması, infilak etmesi sonucu bu vasıtalarda bulunanlardan ölenler, (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç)

h. Yurtdışında sürekli görev veya her türlü geçici görev nedeniyle bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden; bu görevlerinden dolayı (görevleri sona ermiş olsa bile) maruz kaldıkları tedhiş veya uğradıkları suikast sonucu ölenler ile, T.C. Anayasası�nın 92 nci Maddesi veya Türkiye�nin taraf olduğu antlaşmalar uyarınca ya da 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu�nun EK - 10 ncu Maddesi gereğince görevlendirilenler ile yabancı ülkelerde veya uluslar arası sahalarda yapılan eğitim, tatbikat, manevra veya harekat sırasında bu görevlerin başlangıcından bitimine kadar geçen süre içinde ölenler.
 
sehitler dile geldi

Susun! Susun ve dinleyin bu gençlerin haykırışlarını,
Sevda çeken yürekleri bıraktık arkamızda,
Rüyalarımızı süsleyen garip, çilekeş Gabar dağını,
Tanrıdağı’ndan gördük, işte orada, işte tam karşımızda



Söke garajından davul zurnayla bindik otobüse,
Kulak verdik kalbimizden gelen o sese,
Sıra bizdeydi, bizi bekliyordu vatan toprağı,
Umurumuzda bile değildi kimin, kimlerin askerden kaçtığı


Ben Balat'lı Şerif, ölümlerin en güzelini tattım.
Ne kadar ağlatsam da anamı, babamı, bacımı,
Katlanmak kolay mı demeyin, Alperenlerle saf tuttum.
Sizlere, sizlere bıraktım karalar bağlayan nazlı yarimi


Ölürken bile gülmek nedir hiç, düşündünüz mü?
Tekbir verip toprağa, al bayraga sarılıp düştünüz mü?
Bilmiyorum sizler acaba anam gibi yandınız mı?
İşte ben buradayım, karşınızdayım, ben Sökeli Hakkı Uyar!


Aşkı olmayan yiğide destan yakılmaz beyler,
Bu destan, bu mısralarla anlatılmaz beyler,
Karalar bağlamasın, yanmasın artık analar,
Dursun milletimin kanı, kapansın bu yaralar

Ben öğretmendim, okulumdan çıkarken vurdular.
İki aylık yavrumu öksüz, babasız bıraktılar.
Kızımın adını Hilal koymuştum, hilalimi yere çaldılar.
Söylesenize, söylesenize Hilal’imin intikamını alacak yiğitler nerede?


Kalk yiğidim kalk! Düşmek yakışmaz sana,
İntikamın alınacak, söz veriyorlar bak sana,
Son yiğit, son yiğit çıksa bile o son akına,
Bu bayrak bir daha düşmeyecek, vasiyettir sağ kalana!..


Kardeşlik, insan hakları oyunun bir parçasıydı.
Bizi kalleşçe vururlarken insan hakları neredeydi.?
Söylesenize, söylesenize, kundaktaki yavruyu kim katletti.
Söylenecek söz kalmadı gayrı, azıcıkta siz düşünün!


Bu soysuzlar, bu vatansızlar sarsa da yurdumu,
Ben Yaradan’dan alırım asil kanı ve gücü,
Bir yiğit düşse de arkamdan haykırır milyonlarca genç...
...............Allahu Ekber !
Bırakmam, bırakmam bayrağımı, akıtsalar da son damla kanımı..


Ya Rab, Ya rab güç ver bize, davamız senin, bu canlar senin için,
Şahlansın artık milletim, şehitler aşkı için,
Titresin, titresin gönüller acaba bu haykırışlar ne için?
Bu yürekler desin ki; BAyrak bir, Vatan bir, Allah bir !

Ülkümüzün ufkunda güneş gibi Türkiye’yi de görüyoruz.
Bu mısraları söylerken sizler gibi ağlıyoruz.
Heeey, şehitler dile geldi, biz niye susuyoruz.
Şehit anaları karşımızda mağrur mağrur bakıyor.
İşte bakın, işte bakın... Türkiye ufkunda Hilal ve Yildiz
buluşuyor..!!

 
SIRNAK'TA 13 ŞEHİT!
07 Ekim 2007 Pazar 19:52

Şırnak'ta askeri birliğe ateş açılması sonucu 13 asker şehit oldu!
Genelkurmay Başkanlığı, Şırnak bölgesinde görev yapan bir birliğe, terör örgütü tarafından yapılan bir saldırıda 13 silahlı kuvvetler mensubunun şehit edildiğini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı'nın konuya ilişkin basın açıklamasında, şunlar kaydedildi:

''Şırnak bölgesinde görev yapan bir birliğimize, 07 Ekim 2007 tarihinde terör örgütü tarafından yapılan bir saldırıda, 13 Silahlı Kuvvetler mensubu şehit edilmiştir. Terör örgütü mensupları, yurt içerisinde operasyon birliklerimizle, yurt dışına kaçış noktalarında ise ateş destek vasıtalarıyla takip edilmektedir. Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerde ortaya çıkan bu tablo, mücadele azmimizi ve kararlılığımızı daha da artırmıştır.''

Son iki gün haberlerde duydunuz gibi 13 tane sehitlerimiz can verdi bu topraklara. Allah sehitlerimizin ailelerine dostlarina sabir versin diiliyorum. Dün geceye kadar daha halen sehitlerimizin ismi aciiklanmadi, ve sanirim hala aciklanmadi.. Tum Turkiye sabirsizlik icinde isimleri beklerken, "insallah bizim Ahmet, bizim Mehmet degildir" diye umud ederlerken, diyer Turk kanallarinda sacma sapan programlar yayinlanip gobek atildi. Iki saat once 13 Sehitlerimizin haberini almadan 2 Sehit'de dün vermistik diye bir haber once bildirilmisti. Her gün Sehit haberi aliyoruz.. Yayın yapan tüm televizyonları tek tek dolaştım hiç birisinde konuyla ilgili bir acıklama yoktu. Tekrar döndüm Yeniçağ TV ye, bir cok siyasi ve gazeteciler konusuyorlardı. Diğer TV ler yayınlarını dahi kesmediler.

Şırnak'ta bir günde 13 askerimizin şehit edilmesi tüm Türkiye'yi yasa boğdu. 13 askerimizin şehit olması haberi, sıradan bir çatışma haberi gibi verilirken hiçbir haber kanalı yayın akışında bir değişiklik yapmadı.


HABER KANALLARINDA Dün YAYINLANAN PROGRAMLAR ŞÖYLE

Tüm Türkiye ve asker aileleri olayla ilgili son gelişmeleri merak ve kaygı içinde beklerken ülkenin en büyük haber kanallarının şu anda yayınladıkları programlar şöyle:

NTV: NBA Ligi basket maçı

CNNTÜRK: Belgesel

24 TV: Ağaç oyma sanatı belgesel

SKYTÜRK: 'Türkiye İslamlaşıyor mu?' konulu sohbet programı


Özel haber kanallarında durum bundan ibaret. Peki hiçbir rating kaygısı olmayan TRT'de durum farklı mı? Hiçbir rating kaygısı olmayan ve vatandaşların ödediği vergilerle yayın yapan DEVLET KANALI TRT de dün futbol maçı yayınlıyor!

daha duyarli olmaliyiz, sehitlerimiz bizim rahatimiz icin canlarini bedenlerini siper ediyorlarken dusmana, bize hic bir maaliyeti olmayan, saygimizi esirgemeyelim,
 
Ben bu vatan için şehit oldum ana
Basma ne olur yüreğine mezar taşlarını
Ağlayıp ta güldürme düşmanlarımı
Yolma sakın o ak düşmüş saçlarını

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Yurdumda gezdirmesinler diye kirli ellerini
Kirletmesinler benim vatanımı
Gerçekleştirmesinler düşmanlarım emellerini...
 
Çakal Sürüsüne

Divanesi olduğum Anadolumu korurken,
Nasibim bir kurşun olurda, düşersem toprağa
Eğer toprakana açmıssa bağrını,
Damla damla Düşüyorsa toprağa kan,
Bayraklara sarılıyorsa tabutlar,
Analar, ağlıyorsa Yiğit erlerinin ardısıra,
gelinler ,yas tutuyorsa yiğit erlerinin ardından,
Ki;
Türk milleti öksüz kalacaksa eğer,
Koyuver, şahin misali saldırsın
İbrahimin delilerini,
Mehmetcesine Çakal sürüsüne...
 
Ey şehit oğlu şehit böldÜrtmedin vatanı
Alnından hep mıhladın sana kurşun atanı
Nice al kanlar döktÜn sen yâd ettin atanı
Yerin dibine gömdÜn bayrağıma çatanı

Kanın mÜrekkep oldu yazdın destânını
SÜngÜn kalemin oldu verdin fermânını
Hiç tereddÜt etmeden fedâ ettin canını
TÜm cihâna duyurdun TÜrk'Ün yÜce şÃ¢nını

Bu vatana uzanan alçak eller kırılsın
Hâinlerin bedeni bin parçaya ayrılsın
DÜşmanın her yanı tek tek erlerle sarılsın
Kalleşlerin her yeri lime lime yarılsın

Dalgalansın bayrağım parlasın ay yıldızı
Rengi de kan rengidir alev gibi kırmızı
Yakar nârında ona el uzatan haksızı
İndirtmeyiz onu biz versek de canımızı
 
Şehidin Mektubu

Yağmur yağmış yollara

Sarmışlar beni albayrağa

Şehit olup ta dillere

Düştüm de geldim anne



Sakın ha üzülme, küsme

Ağlayıp ta yüzünü asma

Şehadet şerbetini içtim de

Şehitler yurduna koştum anne



Bir resmin vardı elimde

Bastırırdım hep yüreğime

Son kez seni görmedim de

Ona ağlıyorum anne



Ağıtların duyulur dağlarda

Yaslı öter kuşlar dallarda

Bakıp ta kızıl ufuklara

Kıldığın her namazda

Duanı eksik etme anne



Bilirim yaran derindir

Gözyaşların buz gibi serindir

Allah'a yalvar da acını dindir

Çünkü ben ölmedim anne

Şehitler ölmez unutma anne

Kevser suyunu avuçladım

Resulallahın divanına vardım

Ona kavuşunca duanı aldım

Cennette seni bekliyorum anne

Hüseyin Özbay
 
Karanlık gecede kara sudan zap suyuna giden yol,
Dolunay azaplığında vatanımın,
Ay örgüsü saçlarına vurgun düşmüşüm,
Alın yazımıza vatan ve bayrak, şehitlik yazılmış

En güzel türküyü kurşun söyler özüme,
Ola ki Tendürek ağıdı Cudi, Havar türkülerinde,
Muhabbeti bulurum bir zaman,
Şahadetse aslanların savaşında,

Ölümsüzlük, şehitlik, bayrak hilalinde,
Can veren, kan veren yiğitler,
Yar gönlümüze düşende, çıktık dağların başına
Karanlık gecede el uzattık hilale,
Vurgun yedik seher rüzgarında,
Gurbet türküleriyle selam ettik yar diyarına,
Savaş türkülerinde kendimizi bulduk,
Vatan türküsüyle huy eyledik her zaman

Kürşat baskınlarında şahadetime destur verilirken,
Tekbir-i ilahi ki bayrağımdaki iman,
Yıldız yüceliğinde vatan olası gönül,
Neylerim, neylerim sensiz acep?

Seninle gezerim Şavşat’ı, Kars’ı,
Seninle inerim Bingöl’den Van’a,
Muş’tan el ederim Adıyaman’a,
Ben deli sevdalar yaşar uykusu geçerken,
Keleş sesinde yas tutarım,
Ölen şehitlerin ardından,

Mimarisi olduğum Anadolu’yu gezerken,
Nasibim bir kurşun olup da, düşersem toprağa,
Eğer, eğer toprak bana asmışsa bağrını,
Damla damla düşüyorsa toprağa kan,
Bayraklara sarılıyorsa tabutlar,
Analar, analar ağlıyorsa yitik erlerinin ardı sıra,
Gelinler, gelinler yas tutuyorsa yiğit erlerinin ardından
Ki Türk devleti öksüz kalacaksa eğer,

Koyuver şahin misali saldırsın İbrahim’in delilerini,
Mehmetçesine, çakal sürüsüne,

Ay gökte kaldıkça,
Ulu kocaların, ak sakalların duası
Üstüne olsun..

 
Geri dönüşü yok bir girdiğim yolun

Kader yazılmış gidiyor mavi yavrun

Ne kadar sürünsem ödeyemem borcun

Kaç arkadaş gitti, çekilmez yokluğun

Düştüm bir kere sonu yok bu boşluğun

Üzülüyorum sana elveda diyemedi oğlun



Ağlama anne,

Bir gün bir mermi çarparsa göğsüme

Sen ağlama anne iyi bak kardeşime

Ağlama anne sen iyi bak kumral yârime

Bir toprakta sen atarsın kefensiz bedenime

Son kez bak istersen okyanus gözlerime

Yakışmazdı siper almak benim gibisine

İçimden bir şey geçti hissetmedim bile

Benim canım hiç yanmadı ağlamadım anne

Bir film şeridi gibi geçti hayatım gözlerimde

Son kez senin yüzünü gördüm elveda anne



Ağlama anne,

Kapıda bir üniformalı görürsen saklanma

Suç onun değil kızma ona boşuna

Emanet olacak kırmızı bir bayrak sana

Ağlama anne, ben ağlatmak istemem asla

Kıyamam kara gözlerinden akan bir damlaya

En önce ben girdim şerefsiniz yuvasına

Beklerlerdi bizi ya kayalarda ya mağarada

Uyumak haramdı bize durmazdık dağlarda

Son mektubumu yollayamadım ya sana

En çok o acı verdi vurulup sana baktığımda



Ağlama anne,

Her şehidin ardından bir türkü söylenirmiş anne

Sende benim ardımdan bir türkü söyle ağlama anne

Gidiyorum ben.


NOT:Son kıta bir şarkıdan alıntıdır kalanı bana aittir tüm şehitlerimize Allahtan rahmet dilerim.

ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ

 
turk_bayragi_istiklal_marsi.gif


!...ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ...!



 
Bir şehidin anasına mektubu

[YOUTUBE]mk5aWQ2Tx4k&feature[/YOUTUBE]
 
Minik Cocugun Sehit Babasina Mektubu

[YOUTUBE]8iW2GYveA6c&feature=[/YOUTUBE]
 
Kimse Bilmez Seni Harbiyelim

harbiyelim kara harp okulu üniforma kara harp okulu üniformaları üniforması 14 yaşında üniforma giyen
Ailesinin her kuşağı asker olan, son kuşaklardan biri de bu sene Harbiyeden mezun olan bir ailenin üyesi olarak hayatım boyunca içime işlemiş olan bir askeriye olgusudur sürüp giden... Bazen coşturan, bazen çok üzen ne varsa toplanır bu kavramın içine.

Kardeşini her abla gibi çok seven bir harbiyeli ablasının (benim) gözünden dökülen yaşlarla okunan bir mesajın cümleleridir okuyacaklarınız:


"14 yaşında üniforma giyen küçüğün kırık mutluluğunu,
Esas duruşta 'Emret Komutanım' diyen küçük dudaktaki buruk tebessümü bilir misin?
Bilir misin
Ordu malı ranzalarda geçen sekiz yılı, yürekte bıraktığı kasvetli belirsiz hüznü,

Bilir misin?
Kaloriferi yanmadığı soğuk kış gecelerinde,
Derin bir iç çekişle eve duyulan özlemi,
Öpmeyen annenin, sarılmayan kardeşin, sevgi ile güven veren babanın özlemini bilir misin?
Laciverti çıkarıp Hakiyi giymenin buruk sevincini bilir misin?

Sisli soğuk Ankara günlerinde,
Bir sevgili özlemiyle yalnız olmayı bilir misin?
Bilemezsin canım,
Birtanem,
Bilemezsin..

Bu çakı gibi Teğmenin, şapkadaki Ay-Yıldızlı sırmanın,
Ve şu omuzdaki parlak Yıldızın
Bana nelere mal olduğunu bilemezsin,
bilemezsin..."


Not: Subaylarımız 4 yıl askeri lise okuduktan sonra Harp Okullarına giderler, 4 yıl da Harbiyede eğitimlerini devam ettirirler. 13-14 yaşlarında başlayan eğitimleri 8 yıl devam eder. Normal lise - üniversite öğrencileri gibi de değildirler, kışın normal eğitim-öğretim olurken, yazın da 2 ay savaş eğitimi aldıkları kamplarda eğitilirler. Askeri liselerde lacivert üniforma giyilirken, Kara Harp Okulu'na geçince Haki üniforma giyilir, mesajda bahsedilen üniforma değişikliği askeri liseden Harbiyeye geçişi ifade etmektedir.

Evet, askeriye bu, eğitimi zor, işi zor, görevi zor, sorumluluğu ağır, biliyorum... Lakin bunları bilmem, yaşadığım ve gördüğüm son 8 yılı bana unutturmayacak..

O şimdi çakı gibi bir Teğmen olacak Ağustos'da Allah'ın izniyle. Allah yüzünü kara çıkartmasın, vatanına hizmette kusur etmesin inşallah.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde subay olmanın, subay olunca görev yapmanın kolay olduğunu sanmasın kimse!

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde subay olmak demek, çocukluğundan itibaren bütün ömrünü orduya ve devlete adamak demek! 8 yıl boyunca ne çocukluk, ne gençlik, ne de aile demek, göreve başlayınca yine ne eğlence ne aile ne keyif demek... Sonuna kadar nereye gidilecekse gözünü kırpmadan gitmek demek!

Çocukluğunu askeri lise kapısının girişinde -sana daha o anda hissedilen özlem duygularıyla bakan ailenin yanına- bırakarak, büyük sorumluluklarla dolu bir kadere doğru yola çıkan bu insanları anlamak gerek!

Yine doldu taştı içim, yine doldu aktı gözlerim,


Subayıyla, astsubayıyla, uzman çavuşuyla, askeriyle hepsinin işi ağır, zor. Onlar hakkında atıp tutanlar söyleyeceklerini on kere düşünsünler, hesabını veremezler...

Allah yardımcıları olsun hepsinin, vatan onlara emanet.

 
Geri