Propoganda, bir doktrini başkalarına kabul ettirmeye yöneliktir. Bu minvalde değerlendirirsek eğer, gerek seçim otobüsleri gerekse de tüm caddeleri kaplayan parti bayraklarının temel gayesinin insanların bilinçaltında bir etki bırakmak olduğunu söyleyebiliriz.
Kaynak bulamamakla beraber aracın üzerine hoparlör yerleştirerek propaganda yapma yönteminin ilk olarak Nazilere ait bir yöntem olduğunu daha önce okumuştum. Propaganda dehası olan Goebbels'i düşününce oluru var gibi geliyor. Şimdi buradan birkaç sonuç çıkarmaya çalışalım.
- Goebbels Bey diyor ki;
"Propagandada beyinlere her gün 1 cm. çivi çakacaksın, 40 günde 40 cm. girecek, girdiğini kimse hissetmeyecek, böylece yalan gerçek olacak. "
Bu açıdan ele aldığımızda her gün seçin şarkısı dinletmek, seçime yönelik üretilmiş bir sloganı beynin altına yerleştirmeyi başarmak daha radikal bir taban oluşturmaya vesile olur. Kendi tabanına aidiyet duygusu hissettirir, oy verme motivasyonunu artırır. Mesela tuttuğunuz takımın otobüsü müzik çala çala yanınızdan geçse muhtemelen sevinirsiniz, rakip takım otobüsü geçerse de muhtemelen hoşunuza gitmeyecektir.
- Seçim otobüsleri güçlü görünmenin ve 'ben buradayım' demenin yöntemlerinden biridir. Yine Goebbels burada şunu dile getirmiştir :
"ilk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse, o kazanır"
- Seçim otobüsü ile propaganda yapmak maliyetli bir iş olduğu için düzen dışı olan siyasi yapılar bu propaganda yarışına giremez. Yani düzen dışı tehlike arz eden bir yapı olmaz. Çünkü bu tür partiler fakirdir.
- Seçim otobüsleri ile hedeflenen kitle geniş halk kitleleridir. Hem eğitim, hem de ekonomik seviyesi düşük olan bölgelerde sesin yüksek çıkması daha fazla etki bırakır.
Bununla bağlantılı olarak Goebbels şunu buyurur:
"önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. çünkü onları kandırmak çok kolay"
O nedenle seçim otobüsüdür deyip geçmemekte fayda var diye düşünüyorum.