Satır Arasından Notlar..

Konu sahibi son olarak 32 gün önce görüldü
Belki de bir şeyleri arama telaşıdır bizi yoran. Her meselenin altında, her rastlantının peşinde bir anlam aramak mesela.

Alain Robbe-Grillet şöyle der: "Dünya ne anlamlıdır ne de anlamsız. Vardır, o kadar." Anlam yükleme yükünden kurtulun arkadaşlar.
 
Sürekli bir şeylerden kaçarak yaşamaya yaşamak denir mi ki?
Marcel Proust, "İnsan en çok kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor." der.
Bazen yüzleşmek gerekir arkadaş..
Bir cesaret, kurtulmak gerekir. Var olun.
 
Merhaba.
Güzel bir gün düşlüyoruz epeydir. Bugün tuhaf bir neşeyle başlıyor, şiir gibi. Dilaver Cebeci böyle bir sabahı şöyle anlatıyor: "Yeni doğmakta olan güneş, zırhlar üzerinde, oynak, cevval, yaramaz ışık pırıltıları yapıyor, sanki onları, yüz defa, bin defa, milyon defa öpüyordu." Şiir gibi bir gün olsun arkadaşlar. Var olun.
 
Merhaba.
Memnun değiliz zaman zaman. Vaziyetten, olan bitenden, dünyamızdan... Gürültü çıkarıyoruz bu yüzden. Değişsin istiyoruz bir şeyler.

Aylak Adam'ı hatırlıyoruz: "Hem benim daha umudum var. Sızlanıp yakındığıma bakma." Yakınıyorsak, ses ediyorsak ümidimiz yerinde diye arkadaş.

Bu hafta güzel günlere gebe! Var olun.
 
Günaydın.
Bazen öyle anlar oluyor ki, beklemek sonsuz bir hâl alıyor. Bir şeyleri beklediğimizin farkında bile olmuyoruz artık.
Picoult'un bir başka eserinde şöyle anlatılır bu: "Daha bekliyoruz. Bazen düşünüyorum da tek yaptığımız şey bu." Klişe olacak ama ömür beklemekle geçmiyor arkadaşlar.
Var olun.
 
Bazı şeyleri yapmak zorundaymışız gibi. Yapmaz isek "insan" olamazmışız gibi. Bilirsiniz. Megan Hunter, "İnsanlar evler inşa ettiler, çocuklar yaptılar ve dünyayı doldurdular. Ama yüzleri ifadesizdi; neşelerini ve üzüntülerini geride bırakmışlardı." derken bundan bahseder.
Herkesin doğrusu kendine.
İnsan ancak kendi için kendi arzu ettiği gibi yaşamalı.
 
Günaydın.
İnsan bir şeyler elde etti mi, ekseriyetle kıymetini bilmiyor. Elindekini yitirdiğinde ise deliye dönüyor, ne tuhaf.
Lermontov, "İnsan sevinçlerini unutur da, acılarını hiçbir zaman unutmaz." der. Asırlar geçse de bazı şeyler değişmiyor. Acıları unutup sevinçleri anımsayacağımız günlere... Var olun.
 
Günaydın.
Bazen öyle sorularla meşgul oluyoruz ki, bir çıkar yol bulamıyoruz. Bir soruyu geçsek öteki dikiliveriyor karşımıza.
Merve Sevde Selvi, vaziyeti şöyle anlatıyor: "Aklımdan şüphe duyuyorum ve bu, müthiş bir acı veriyor. Bu şüpheyi yenmenin, bu acıyı dindirmenin yolunu duvarları yıkmakta buluyorum. Yıkmak için vurdukça çoğalan duvarlar…" Zihnimizdeki bütün duvarların yıkılması dileğiyle.
Gününüz aydın olsun, var olun.
 
Pek çok meseleden şikâyet ediyoruz, haklıyız da çoğu vakit.
Canımız sıkkınken, bir şeyler yoluna gitmiyorken sesimiz çıkıyor gibi, bir şeyler yoluna girince kayboluyoruz sanki.

Bahaeddin Özkişi "Sokakta"da şöyle soruyor: "Bir fikre adanmamış, sadece yemek, içmek, uyumak ve mülk sahibi olmak için yaşanmış hayat, sorarım size hayat mıdır?"
Sadece hatırlatıyoruz.
Böyle bir hayat, hayat mıdır?
 
Merhaba,
Bazı zamanlar vardır insan tek kelime etmez, ayağa kalkmak dahi yük gelir, kim bilir yürümek de, konuşmak da; yük üstüne yük biner omuzlarımıza. Eziyet gibi gelir en basit eylemler. Çıtımız çıkmaz hani, bilirsiniz.

İlhan Berk, "Sessiz değilsin; büyük bir gürültünün içindesin, duymuyorlar." der.

Belki de böylesi daha iyi.
Varsın duymasınlar.
Saygılar...
 
Yeniden Merhaba
[FONT=&quot]İnsan, asırlar geçse de değişmiyormuş demek.
[/FONT]

[FONT=&quot]Daniel Defoe, "Bugün sevdiğimizden ertesi gün nefret ediyor, bugün aradığımızdan ertesi gün kaçıyor, bugün arzuladığımızdan ertesi gün korkuyoruz." diyor.
[/FONT]
[FONT=&quot]İnsan işte, Belki de kabullenmek gerek.[/FONT]
[FONT=&quot]Saygıyla.[FONT=&quot]..[/FONT][/FONT]
 
Günaydın,
Hayatında hiçbir şeyi başkaları yaptı diye erteleme. Sen yaparsan başka, sen giyersen başka, sen konuşursan başka, sen başarırsan başka. Bırak kendini başkaları ile kıyaslamayı.! Bırak başkalarının söylediklerini.
Zaten sadece aptallar herkesi kendine hayran sanırlar. Kendinin farkına var, kalbini dinle. Senin yolun kalbindir, başkalarının dili değil
Varolun.
 
Saftı, masumdu insan
Henüz kötülüklerle tanışmamış
Tertemizdi pırıl pırıl, lekesizdi yürekler
Bir bile dememiş, not düşülmemişti tarihe
Mahkum edilmişlerdi bu gezegene
Anladılar ki, burada nefes alıp verecekler.
 
Günaydın.
Francis Bacon, "Sevgini kendi benliğinle toplum arasında dengeli bir biçimde paylaştır, kendi çıkarını gözeteyim derken başkalarına, ülkene, kötülük etme." der.
Keşke bunu herkese, teker teker öğretebilsek.
Var olun.
 
Günaydın.

Tahammül edemiyoruz artık. Bazı meseleler midemizi bulandırıyor, göz göre göre yaşanıyor bütün bunlar. Korktuğumuz şu ki, normalleşecek bütün bu hastalıklar.
Thomas Bernhard, "Sarsıcı olan, insanların çirkinliği değil, fikirsizliği."
Bugünü daha iyi anlatamazdık sanırım.
Var olun.
 
Günaydın.
İnsanlık hiç olmadığı kadar büyük bir karanlığa doğru ilerliyor. Elimizden bir şey de gelmiyor çoğu zaman. Yahut öyle inandırılmışız.
Dalıp gidiyoruz kendi dünyalarımıza fakat hiçbir şey yapamasak, bir umut Uyar'ın dizelerini hatırlamak gerek: "çünkü açlık çoğunluktadır / ve ezecektir gücüyle dünyayı" Daha adil bir dünya dileğiyle
 
Her şey olur. Yeter ki insan; insanlığını ve umudunu diri tutsun.Aynı kitapta şöyle bir diyalog geçer:
- Evet, bir cehennem vardır!
- Nerededir bu?
- İnsanın umudunu yitirdiği yerde.
İzin vermeyin cehennemlere, İyilikle, güzellikle.
 
Son düzenleme:
Merhaba.
Bazen bir şeylerin değerini anlamak için zıttını görmek yahut yaşamak gerekir.
Zarifoğlu bir şiirinde "Bilirim aydınlık için / Karanlık da gerekli" der.
Tarih göstermiştir ki, karanlıklar elbet aydınlığa çıkar.
Var olun.
 
Çaresizlik ne fena, ne yapacağını bilememek ya da nereye gideceğini, nasıl yapacağını...
Özel,
"Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde" Çaresizlik uzak olsun semtinize. Var olun.
 
Günaydın.

İnsan alışır. Fakat tuhaftır ki büyük bir direnç gösterir önce. Hâlbuki bir değişim gelecekse, onu durdurmaya gücümüz yetmez genelde.

Ayn Rand, "Değişim evrenin birinci ilkesidir. her şey değişir. Mevsimler de, yapraklar da, çiçekler de, kuşlar da, ahlak anlayışları da, insanlar da, binalar da." diyerek anlatır.

Bazen yok yere direnmemek gerek değil mi?
Saygılar..
 
Geri