Satır Arasından Notlar..

Konu sahibi son olarak 32 gün önce görüldü
Günaydın.
Bazen yalnız kalmak isteriz. Öyle böyle değil; tek bir insanoğlu dahi kalmasın etrafta, uzunca bir yalnızlık düşüdür bu. En başta fena değildir kimsesizlik. Ya sonra?
Thomas Bernhard "Eski Ustalar"da, "İnsanlardan nefret ederiz ve gene de onlarla birlikte olmak isteriz, çünkü yalnız insanlarla ve onların arasında bir şansımız vardır yaşamı sürdürmek ve çıldırmamak için." der.
Hakikat budur arkadaş..
 
Çocuklar önemlidir. Onlara verilen değer, ilgi, alaka veya siz ne derseniz...
Sevgiyle kalın.
05f97621e4259022889d50a57b4b9667.jpg
 
Merhaba,

Nilgün Bodur "Yanlışlıktan değil Yalnızlıktan" derken çok iyi özetlemiş aslında ;

Çevren ne kadar geniş olursa olsun,
Fiziğin ne kadar düzgün olursa olsun,
Ne kadar başarıya imza atarsan at,
Ne kadar övülürsen övül,
Ne kadar zeki olursa ol,
Yüreğini saf tutmayı başaramadıysan olmamışsın demektir...

Saflık aptallık değildir. İnsanlığın en üst mertebesidir.
Saf yalana bile inanır, çünkü tertemizdir. Değişmesi gereken onlar değildir.
Değişmesi gereken safların kendilerini aplat hissetmesini sağlayan kahrolası düzendir.
Bana elde ettiğiniz başarılarla gelmeyin.
Ne Paranız, ne eğitiminiz, ne de titrinizden etkilenirim.
Hepsi kazanılır.
Kazanırken saflık gidiyorsa paranızı bile sevmeyin.
Bedeli insanlık olan zenginliği, rütbeyi, şöhreti ben neyleyim ?

Her nerede iyi bir kalp ve doğru bir niyetle, umutla ve hayalle adım atıyorsanız ve sonunda acı çekiyorsanız, anlayın ki yanlış değil, sadece yalnızsınız.
 
Günaydın.
Bazı anlar vardır ki insan, şöyle bir durup düşünür. Bulunduğu yer, yaptığı iş, geçtiği sokaklar...
Bütün bunlar bütünüyle zaman kaybıdır, yanlış gelir işte.
Çıracıoğlu'nun bir başka kitabında şöyle bir söz geçer: "Senin ne işin var burada? Git evine kitap oku. O kadar çok okuman gereken kitap var ki... Lüzumsuz işlere harcanan zamanlara sonradan çok ihtiyacın olacak."
Böyle anlarda kitaplara koşmalı.
Kalmadı başka sığınağımız.
 
Günaydın.
Öyle bir çağa denk geldik ki, geçmişe özlem duyuyoruz hep. Ne güzelmiş eskiden bazı şeyler: İnsanlar, dostluklar, sevişmeler hatta sokaklar ve evler. Yakup Kadri, "Gönül kırmaktan daima ödüm kopmuştur. Çünkü, elimden böyle bir kaza çıktığı vakit asıl kırılıp dökülen benim gönlüm olmuştur." der. Böyle insanlar kaldı mı? Belki bir avuç...
Var olun.
 
Günaydın.
İnsan, gitmekle meşhurdur. Öyle ki Melisa Kesmez'in bir başka öyküsünde, "Kalacak gibi de gelsen bazen, o kadar belli ki, gideceksin." denir.
Ne diyelim. Giden gider, olan olur. Biz doğan yeni güne bakalım! Var olun.
 
Günaydın.

İnsanın mutlu olmasına engel olan sebepleri ortadan kaldırmak, ekseriyetle gücümüz dahilindedir. Fakat her nedense, bunu denemeyi aklından bile geçirmez insan. Ne tuhaf. Spencer Holst, aynı kitapta "Hayır, mutsuzluk başka bir şeydir, mutsuzluk insanın cesaretinin olmamasıdır." der.

Cesaret, arkadaşlar. İhtiyacımız olan birazcık cesaret.
Var olun.
 
Günaydın.
Ne kadar da meraklıyız fani şeylere kıymet vermeye. Öğrenmeye de niyetimiz yok gibi!
Mark Twain, "İnsanın gerçek değeri yüreğinde yatar." der.
İnsan dediğin yüreğidir.
Hepsi bu. Var olun.
 
Günaydın.
İnsan zamanı ne kadar da hoyrat harcıyor. Ömür bitmeyi bekliyor, kendini dahi tanıyamadan üstelik.
Kör Baykuş'u hatırlayın: "Lakin tek korkum; yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan." Sonra çok geç olabilir arkadaşlar.
Tanıyın ve sevin kendinizi. Var olun.
 
Günaydın.
İnsan ne garip, bazen başını iki elinin arasına alıp dünyadan koparıyor kendini. Bazen de yaprak kıpırdasa bir ümide dönüştürüyor zihninde. Her ikisi de esaret her ikisi de tutsaklık!
Unica Zürn, "Umuttan kaçmak, özgürlüktür." der. Belki de sabah akşam umut etmektir bize tutsak hissettiren.
Var olun.
 
Merhaba.
İnsanın bazen başka bir insana muhtaç olduğu anlar olur. Yalnızlık zor, kalabalıklar ağır.
Attilâ İlhan bir şiirinde ;
Eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni" diye seslenir ya, pek çoğumuza tanıdık gelir. Ah, Dostlar. Yağmurlar yeniden götürecek bizi.
Var olun.
 
Günaydın.
Her şey olur. İnsan bu. Mühim olan her zaman bir çaresini bulabilmek. Önderoğlu, "Yeryüzü Yorgunları"nda, "Issız yerlerde kendin için bir evren ol." der.
Başka türlüsü değmiyor arkadaşlar.
Var olun.
 
Te’sir-i ‘adli şöyle ki gürg-i gürisneyi
İsterse sad katîe-i şâte şubân ider
-------------------------------------------------
Adaletinin etkisi, şöyle ki, istese açlıktan gözleri dönmüş kurdu, yüzlerce koyun sürüsüne çoban yapar.
 
Günaydın.
Ne kadar da bunaltıyor insanı şu büyük sokaklar, binalar, caddeler ve milyonluk kentler.
Melih Cevdet Anday, "Kalk dostum ormana gidelim / Geyik sesleri içine çökelim" der ve ekler: "İlk kez düşünmeden görelim / Martılar gibi yağmurun altında" Sahi arkadaşlar... En son ne zaman görebildik bir şeyleri, düşüncelerle dolmadan zihnimiz?
Var olun.
 
Merhaba,

Birbiriyle konuşan fakat birbirini anlamayan insanların çağındayız.
Kemal Sayar, "Herkes konuşuyor ama pek az insan dinliyor. Çok konuşmak, beraberinde sağırlığı getiriyor." derken haklıdır da.
Dinlemek gerek arkadaşlar. Şu zamanda tek ihtiyacımız dinlemeyi öğrenmek. Var olun.
 
İnsan kitaplarına şöyle bir baktı mı kim bilir neler geliyor aklına.
"Örümcek Kapanı"nı hatırlayın mesela: "Kitaplığımız hafızamızın arşividir.
Okuyup raflarına yerleştirdiğimiz kitapların her biri, düşünce coğrafyamızın, düşsel yolculukların belgeleridir."
Kitaplar daima var olsun.
 
Günaydın.
Bazen insan, dert ettiği meseleleri düşünmeli ve kendine kızmalı. Çaresizlik de neymiş... Tokgöz'ün aynı kitabında şöyle meşhur bir laf vardır: "Çaresiz olan ölümdür!" Öyle ya, Arkadaşlar.
Çok işitiriz bu sözü fakat unuturuz.
Var olun
 
Günaydın.
Epey tuhaf zamanlardan geçiyoruz. Söz söylesek tesiri olur mu diye düşünüyoruz belki. Belki de ürküyoruz hâliyle, bıkıyoruz, bana ne diyoruz ama hep bir şeyler büyüyor içimizde.
Erdem Bayazıt, "İçimde kaynayan bir mahşer var." diyerek anlatıyor bunu; sana, bana, vatanımıza ve ülkemizin insanlarına.
Hiçbir şey olmasa, şiir okuyun. Ne olursa olsun bir şiir gibi güzeldir memleketimiz.
 
Bazen insan, dert ettiği meseleleri düşünmeli ve kendine kızmalı. Çaresizlik de neymiş...

Tokgöz'ün aynı kitabında şöyle meşhur bir laf vardır: "Çaresiz olan ölümdür!" Öyle ya, arkadaşlar.
Çok işitiriz bu sözü fakat unuturuz.

Var olun.
 
[FONT=&quot]Günaydın.
[/FONT]

[FONT=&quot]Ne tuhaf bir çağ. Herkes yazıyor, çiziyor, yakınıyor, anlatıyor da kimse okumuyor, görmüyor, dinlemiyor. İnsan, boğuluyor.
[/FONT]

[FONT=&quot]Ali Teoman bir başka kitabında, "Herkesin anlatacak bir öyküsü vardır, dinleyecek birini bulabilmektir önemli olan." der.[/FONT]
[FONT=&quot] Kim bilir! Belki de bugün birileri öykümüzü dinleyecektir. Sevgiyle.[/FONT]
 
Geri