sandık

Konu sahibi son olarak 2808 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Öncelikle iy'akşamlar.


[YOUTUBE]AwuuuaKlXJ4[/YOUTUBE]


"evet önümüz bahardır biliyorum,
leylaklar açacak biliyorum.
kiraz da çıkacak yakında.
iyi şeyler söylemek de gerek biliyorum.
sevgilim güzelim birtanem biliyorum da,
şimdilik bağışla."
 
" yanımdaki iskemleye oturdu, gözünü uzaklara dikti.
çekmeye can atılan bir ceza kadar güzeldi. "

-tomris uyar.
 
BABT5M4CUAEWgLc.jpg:large
 
İyi günler.


[YOUTUBE]BjoPrlWP2e0[/YOUTUBE]


''..
bu ellerimi nereye koysam yakışmıyor
dedim ki en iyisi kucağında dursun
şu kravatımı çiviye as gel
sigaramı yak birlikte at arabalarını düşünelim
sarı pirinçten pırıltılı koşumlarını düşünelim
bir zamanlar bilerek unuttuğum ‘küçük deniz sokağı’nı
denizi odun depolarını demli çayları
ben iyiyim bunlar da iyi şeyler sen nasılsın
kolların çıplak değildi ama hiç de zararı yoktu
bir gülünce tanıyordum sen değildin ne yapsam
elimden gelmiyordu
tanıyordum elimden gelmiyordu
yoksa ne güzel aldanacaktım.
..''
 
Öncelikle merhaba.


[YOUTUBE]mzNEgcqWDG4[/YOUTUBE]

'' insan olmak rezil bir şeydi; öyle çok şey vardı ki olup biten. ''
charles bukowski.
 
Merhaba.

[YOUTUBE]iNQ_kb-T-Q0[/YOUTUBE]

bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm, kal,
diyorum ona, kimsenin
seni görmesine izin veremem.

bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama viski döküyorum üstüne
sigara dumanına
boğuyorum,
fahişeler, barmenler ve
bakkal çırakları hiçbir zaman
bilmiyorlar onun orada
olduğunu.

bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
yat lan aşağı, diyorum ona,
ocağıma incir dikmek mi
niyetin? Avrupa'daki kitap
satışlarımı sabote etmek mi?

bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece
geceleri izin veriyorum çıkmasına,
herkes yattıktan sonra.
orada olduğunu biliyorum, derim
ona, kederlenme
artık.

sonra yerine koyarım yine
ama hafifçe öter
tamamen ölmesine de izin
vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz
gizli antlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar
güzel, ama ben
ağlamam, ya
siz?


charles bukowski
 
[YOUTUBE]EZlpOOyDpUk[/YOUTUBE]

şimdi bir sorum var.
dirilerin üzerleri toprakla örtülür mü?
ya da..
siz hiç bir okyanusu dudaklarından öptünüz mü?
 
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?

sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım.
 
Yazları hiç sevmiyorum.Ağustos aylarından nefret ediyorum.Yatağın sağında yatıyor,perdeden sarkmış bir ip parçasına bakarak uyuyorum.
Hava çok sıcak.
Yatak odasındaki televizyon hala çalışmıyor. Üstüne kitaplar koyuyorum,en azından bir işe yarıyor.
Vantilatör diyorum,çok ses çıkarıyor.Bu yatak belimi ağrıtıyor.
Daha fazla dayanamıyorum.
Sigaraları hala mutfakta içiyorum.Gündüz dışarı çıkmaktan nefret ediyorum.Babamdan hoşlanmıyorum.Biraz zorlarsam annemi sevebileceğime inanıyorum.
Günler geçiyor.Buzdolabının üstündeki çirkin takvimin yapraklarını koparmayı ihmal etmiyorum.
Günler zor geçiyor.Ölümüne sıkılıyorum.
Tişörtlerimi koltuğun üzerinde bırakıyor ve giyene kadar oradan kaldırmıyorum.
Kendimi kaybediyorum. Bu dünya diyorum,çok büyük. Zaten herkes kaybolur bir gün. Ben de kayboluyorum,çok mu?
Camel'ı bıraktım,Winston içiyorum.
Her gün düzenli olarak balkona çıkıyorum. Gökyüzüne bakıp küfür ediyorum. Sonra telaşla aşağıya,İlknur teyze duymuş olabilir mi diye bakıyorum.
Yeni kararlar alıyorum,her gün değişen yeni planlar yapıyorum.Mesela bugün,öğlen işemesinden önce okulu bıraktım,maç öncesi işemesinde bitirince nerede ofis açacağımı düşündüm.
Değişiyorum. Kitap okuyorum. Tuvalet kağıtlarına yazılar yazıyor,sonra üstlerine sifonu çekiyorum.
Klozetin yanındaki fayansı,törpünün yardımıyla itinayla deliyorum.
Sıkılıyorum.
Bu a.k yerinde çok sıkılıyorum.

5ağustos2013
 
”denizi ve ormanı, açlığı ve başkaldırmayı ayırmadın
bırakılmış bir köşebaşının en güzel tanımıdır adın

seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun
çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun

gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
ruhum, ateş yüreğim, kokum, birlikte öyle”
 
-Henry. Nesin sen tanrı aşkına?
-Güzelim. ben bir dahiyim ama bunu benden başka bilen yok.
 
uyuyamayan, uykusuzluk hastalığı çeken kişiler, karanlığın getirdiği sınırsız özgürlük ve gerçeklikle baş edemeyen kişilerdir aynı zamanda. bu insanlar, gün boyunca, her şeyi izlemekle oyalanırlar. oysa gece artık izlenecek bir şey yoktur. sadece, yaşamın o belirgin sesi duyulur içten içe. gündüzden soyutlanıp, kurtulmuş olan anlamsızlık, artık saklı değildir. hayatta olma bilinci kendini daha güçlü bir şekilde hissettirir geceleri, ölümün varlığı da öyle. "yaşamın anlamı" gece duyumsanır ve sorgulanır. kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz. yaşam, gecenin konusudur.

cehenneme övgü - gündüz vassaf
 
"apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın bülent?"
"hangisini?"
"otomatik yanan, sensorlu lamba."
"hayır."
"komşu görmüş, yalan söyleme. süpürge sapıyla kırmışsın dün gece."
önüme baktım.
"neden kırdın?"
cevap yok.
"hasta mısın evladım? söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle..."
"kırdımsa kırdım, ne olacak! çok mu değerliymiş?"
"lamba senden değerli mi evladım, lambanın a... koyayım, lamba kim? yöneticiye de dedim. lambanızı s..eyim, kaç paraysa veririz. sen değerlisin benim için."
"beni görünce yanmıyordu baba."
"nasıl ya?"
"görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni."
"e beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
"hadi ya! sahiden mi?"
"evet. ucuzundan takmışlar. bizimle bir alakası yok."
babama sarıldım, yıllar sonra.
 
Ne affedebileceksin ne vazgecebilecek.
Her gun sigaralar,biten cakmaklar falan iste.
Her gun onlarca sarkinin arasinda bogulmak.
Sonra ozlemek var bir de.
Uzak durabilmek icin onu kaybedecegini bildigin buyuklukte hatalar yapmak.
Sana soyleyemedigim binlerce kelimenin milyonlarca harfini oyle bir karistiyorum ki cok kalp kiriyorum.
Tanri zahmet etmesin,kendi belami vermeye devam ediyorum.
Sana yaptigim tum o. cocukluklarinin bir bedeli olmaliydi.
Kendi kendimi yok ediyorum.
Ben kendime onu ozleme demiyorum,
Hobi olarak yine ozluyorum.
Birseyler yazmayi seviyorum.
Pazar kahvaltilarini.
Icinde zeytin bulunmayan tum pizzalari.
Mutlu muyuz?
Ask ne kadar buyuk bir sacmalik.
Sen de ozleyebilirsin,cekinme.
Sana o hakki ben veriyorum.
Taniyabilecegim en iyi insandin.
Bir gun,
Bak sana soz,
Bir gun,
Milyonlarca harfin arasindan dogru olanlari secmekle kalmayip,
Sana soylebilecegim guzellikte,
En az gulusun kadar falan yani,
Bir cumle olusturacagim.
Soylesene,mutlu muyuz?
Ne vazgecebilecegiz ne de tam sevebilecek.
Olmadi bir sigara yakar,birbirimize soveriz.


22813
 
dünya öğütücü ve rutin külfetleri ile saatlerimi, yıllarımı çalmış,
belli oluyor, utanıyorum yılgınlığımdan;
parasından değil, yılgınlığımdan.
Devrimcinin iyisi yoksul adamdan çıkar,
ben devrimci bile değilim,
yorgunum sadece.
Ne boktan bir hayat yaşamışım!

Charles Bukowski Sıradan Delilik Öyküleri'nden
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri