Şahsi kütüphanem

  • Kullanıcı Elia
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü
Konu sahibi son olarak 1027 gün önce görüldü
Şu konuya şu zulmü, zillet farikası olarak eklemeyelim derdindeyim. 2500 imkansız, bunu unutma.



Aslına bakarsan hacı bu çok anlamlı bir mevzu. Ne söylediğimizi bilmeyip 2,5 k üretmektense, aklı başında 0,5 k verimli olmak daha evladır. Birde niyet var bak ona girmiyorum bile!
 
Aslına bakarsan hacı bu çok anlamlı bir mevzu. Ne söylediğimizi bilmeyip 2,5 k üretmektense, aklı başında 0,5 k verimli olmak daha evladır. Birde niyet var bak ona girmiyorum bile!

Bilerek üretiyorsak ve niyetimizi sahih tutuyorsak mevzu daha da anlamlanır. Bir şey ifade edeceğim ama kelime manası üzerine tez yazdığın kullanıcı adın sana yine kaçış yolu olur.

Sana yaklaştığımda sesin çıkmıyor, uzaklaştığımda konuşma telaşına düşüyorsun. Sabret sevdiğim, yine gelirim.
 
Kızın konusunu mahvettiniz ponçikler :D

Çok güzel bir konu, çok okunası ^^ Devamını dilerim Elia
 
Ya ben mutluyum, konuyu herkes istediği şekilde kullanabilir. :p
Güzel yorumun için çook teşekkürler Larien :msm:
 
İlişkinize pek hakim değilim fakat dilediğinizi yapabilirsiniz, embesil. Tepe tepe kullanın. shshsj
 
Merhabalar herkese.
Şimdilik fotoğrafsız bir yazı olacak.. Daha sonra düzenleyeceğim burayı.

Sözün özü, Ruhumu Öpmeyi Unuttun'u bitirdim birkaç gün evvel. Yine belirtmeliyim ki yazarın okuduğum ilk kitabı. Hikayelerin giriş pasajlarına bayıldım, bazı hikayeler o kadar vurucu ki bu pasajlar sizi o vuruculuğa hazırlıyor gibi, öylesine etkili. Bu denli beğendiğim pasajlara sahip diğer bir Türk yazar da Hakan Bıçakcı'dır. Bazen bir hikayeden bazen bir şarkıdan alıntılar yapar ama her şey o kadar yerindedir ki.. Hikayelerin ana teması ölüm. Hani o gidene değil de kalanlara bir anlam ifade eden ölüm.. Bir intihar mektubunun son cümlesi: Ruhumu Öpmeyi Unuttun.. Anlaşılamadan ve sevilemeden yitip gidenler, özlenenler, arzulanan sonlar, yarım kalan koca bir hayat. Yazarın dili çok sert, ama hani her yazarın sahip olması gereken sertlikte. İkili ilişkilere dair çok acımasız tespitlerde bulunuyor ve çoğu insanın kabul etmeye bile çekindiği gerçekler.. Yeni yazarlar keşfetmeyi severim, bu yazarla da yollarımın kesiştiğine gerçekten memnun oldum. Umarım diğer kitapları da en az bunun kadar güzel olur..

Bir ekleme, Körler Ülkesi'ni de bitirdim. Aslında uzun uzun yazmak istiyorum o kitap hakkında fakat ağzımdan çıkacak olanlar beni korkutuyor, öylesine derin bir kitap idi. Cümlelerimi toparlayabilirsem birkaç gün içinde onun hakkında da yazmak istiyorum. Şimdilik bu kadar, teşekkürler!
 
Merhabalar.

Ani bir kararla yine kitap almış bulunmaktayım. Kitap sitelerinin indirim yaptığı dönemlerde benim de param olunca bazen bilinçsizce kitaplar aldığım oluyor ama bu sefer kendimi bir yerde durdurdum. En azından durdurduğumu düşünüyorum. :(

ZZz4E3.jpg



En alttaki üç kitabı daha önce yazdım, onları görmezden geliyoruz. ^^

Diğerlerine gelecek olursak;

Peter Sclemihl'in Olağanüstü Öyküsü'nü aylar önce Pan Kitabevinde görmüştüm. Kolektif Kitap'ın uzun öykü serisinden. Aynı seride Gogol'ün Palto'su ve Melville'in Kâtip Bartleby'ı da var. Her biri sevdiğim kitaplar olunca bu kitabı da almak istedim. Uzun öykü gerçekten sevdiğim bir tür.

Gılgamış Destanı'nı da anlatmama gerek yok sanırım. Şu ana dek böyle kültleşmiş şeyleri okumayı ertelemiştim hep. Klasikler olsun böyle büyük kitaplar olsun. Kendimi okumaya/anlamaya hazır hissetmediğimdendi hep. Fakat yavaş yavaş başlamak istiyorum artık. Türk Dili dersi hocamız da bir an önce okumamızı önerince ben de neden almıyorum ki deyip aldım hemen.

Sıfır Noktasındaki Kadın ise -daha önce buraya da yazdığım üzere- belki aylar belki yıllardır almak istediğim, elimin gittiği fakat son anda almaktan vazgeçtiğim bir kitaptı. Barfi'ye teşekkürler, o da okumamı önerince daha fazla almamazlık edemezdim. Gerçekten merak ettiğim ve beni etkileyeceğine inandığım bir kitap..

Gelelim Mezarımdan Yazıyorum'a. Öncelikle kitap hakkında o kadar da çok bilgimin olmadığını belirteyim. Peki neden aldım bu kitabı? Aldım çünkü yayınevi (Jaguar) Türkiye'de bir çizgisi olan sayılı yayınevlerinden birisi. Üstelik daha çok yeni. Çıkaracağı her kitabı okurum diyerek isminden dolayı bende bir ilgi uyandıran bu kitaplarını da aldım bakalım.

İkiz beni çok şaşırtan bir kitap oldu aslında. Sahaflar olsun epey kapsamlı kitabevleri ya da zincir kitapçılar olsun çoğu yeri gezmiş bir insan olarak Dostoyevski'nin bu isimde bir kitabı olduğunu yukarıda bahsettiğim Türk Dili hocamdan ilk kez geçen haftalarda duydum. Üstelik Dostoyevski bu kitabı yazdığım en iyi şey diye değerlendirmiş! Kendi cahilliğimden utandım, nasıl daha önce duymamış ya da görmemişim..

Beyaz Geceler hakkında çok şey yazmayacağım, bilen bilir. İnsancıklar'ı çok sevdiğimi öğrenen bir satış görevlisi siz naif öyküleri seviyorsunuz diyerek bana Beyaz Geceler'i de önermişti. Bunu da seveceğimden neredeyse eminim.

Sırça Fanus'a gelirsek, evet, şu ana dek hiç Sylvia Plath okumadım. Evet, bundan utanıyorum. Fakat nedense kendimi bu kadına hazır hissetmediğimden okumadım. Altından çok derin şeyler çıkacağına eminim.. Merak ediyorum.

Ve son olarak, Aşk Üzerine. Alain de Botton'ın Sel'den çıkan pek çok kitabı var ve bu kitabını da bir kitapçıda incelemiş beğenmiş olduğumdan bununla başlamayı tercih ettim. Yeni bir yazarla tanışmak, çok güzel.

Şimdilik bu kadar, severek okuyacağım kitaplar olmasını umuyorum hepsinin.
Okuyanlara teşekkürler! ^^
 
İyi bir okuyucu değilim işin satıcı kısmındayım ama okuduklarınız hep değişik kitaplar tarzınız farklı
 
İyi bir okuyucu değilim işin satıcı kısmındayım ama okuduklarınız hep değişik kitaplar tarzınız farklı

Senelerdir hep elimden geldiği kadar fazla çeşitte okumaya çalışıyorum. Bazen tek bir türe takılı kalıyorum ama olsun.
Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz içiin. :f:
 
İkiz kitabını bende hiç duymadım :benmi:
Okuduktan sonraki yorumunu sabırsızlıkla bekliyorum.^^
 
İkiz kitabını bende hiç duymadım :benmi:
Okuduktan sonraki yorumunu sabırsızlıkla bekliyorum.^^

Hani sorsan Dostoyevski'nin en antin kuntin isimli kitabını bile bilirim ama bunu nedense hiç ama hiç duymadım. Ya hiç mi karşısına çıkmaz insanın.. Neyse ben de okumak için sabırsızlanıyoruum. ^^
 
Merhaba!

Yine aldığım kitaplar hakkında bir şeyler yazmaya geldim, keşke okuduğum bir şey hakkında yazmaya gelseydim. Ama hastayım işte, hastayken okuyamıyorum kitaba yazık etmiş oluyorum.


YD840E.jpg



Önce alt üçlüden başlayayım. Azra Kohen'in bu serisini duymayan yoktur sanırım. İlk önce (belki yayınevinin de etkisiyle) inanılmaz ön yargılı baktım kitaplara. Çoksatanların arasında olması da böyle düşünmemi sağladı biraz. Sonra televizyonda bir programda Azra Kohen'e denk geldim ve gerçekten öylesine şaşırttı ki beni. İnanılmaz bilgili bir kadın, ayrıca çok kibar. Ön yargım yavaş yavaş silinmeye başladı ve kitaplarına karşı bir merak uyandı içimde. Geçende işte idefix'de yüzde elli indirime girdi seti, fırsattan istifade alayım dedim. (Almak isteyen varsa hâlâ indirimde olabilir) Aslında yukarıda yazdığım kitaplarla aynı anda almıştım ama tedarik sorunu yaşanınca geç kargolandı.

Gelelim diğer üçlüye. Onları dün İstiklal Mephisto'dan aldım. Hani şu hiçbir şey almayacağım diye girdiğim Mephisto'dan...

Küskün Kahvenin Türküsü'nün ismi beni inanılmaz etkiledi. Ama alma nedenim bu değildi. Yazarı Carson McCullers'i öyle çok merak ediyorum ki. Daha hiç okumadım hiçbir fikrim yok fakat kadını her nedense kendime inanılmaz yakın hissediyorum.

Antigone ise sanırım asırlardır almak istediğim bir kitaptı, nihayet alabildim. Tiyatro izlemeye bayılan fakat okumaktan deli gibi sıkılan bir insandım. Çehov ile yavaş yavaş okumaya da alıştım. Ufaktan böyle antik dönem tragedyalarını da okumaya başlayacağım.

Kaos'un Kutsal Kitabı'nı da (yalan olmasın) ilk defa dün gördüm işte. Kitapları almadan önce iç sayfalarını okumak pek huyum değildir ama bu kitaba bir göz attım. Her iki üç cümlede bir ölüm kelimesi geçiyordu. Aslında şu sıralar canım karamsar şeyler okumak istiyor. Biraz felsefi derinliği de varsa seveceğim bir kitap olacaktır.

Şimdilik bu kadar. Teşekkürler okuyanlara! ^^
 
Merhabalar herkese.
Okulun yoğunluğu ve hastalık derken kitap okumaya/almaya ara verince burasını da birazcık ihmal etmiş oldum. Düşündüm acaba aldığım/okuduğum kitaplar hakkında bir şeyler yazmak dışında ne yapabilirim..
Okuyacağım, okumayı düşündüğüm şeylerin listesini yaparım ben uzun süredir. Onun son sayfasını burada paylaşmaya karar verdim. Şöyle ki;
P0zpqO.jpg


Aslında karışık bir liste. Bazen direkt tanışmak istediğim yazarların ismi var, bazen kitap bazen de öykülerin isimleri. Üzerinde fazla konuşmayacağım aslında, burayı takip edenlere neler hakkında yazacağım/yazmak istediğim hakkında minik bir ipucu vermek istedim.

Şey, eğer sizin de tavsiye edebileceğiniz herhangi bir şey var ise; lütfen, paylaşın benimle. Bu listenin çoğu da bana tavsiye edilen şeyler sayesinde oluştu.

Şimdilik -maalesef- bu kadar. Teşekkürler!
 
Merhaba yeniden. ^^
Hâlâ hastalık yüzünden bir kitap bitirebilmiş değilim. Kaosun Kutsal Kitabı'na başlamıştım ama o da yarım kaldı işte.. Daha doğrusu ağır geldi. Şimdi ise 1002. Gece Masalları'nı okuyorum, bu nispeten daha hafif..

Bir kitap aldım, o yüzden bu yazıyı yazıyorum.
kbRMby.jpg


Epeydir almayı düşündüğüm bir kitaptı. Hatta bu oyuna gitmeyi asırlardır istiyor olmalıyım. Şehir Tiyatrolarında oynuyordu en son. Tiyatrodan pek hoşlanmayan arkadaşım bile bayılmış oyuna.

Sinemaya aktarılan bir kitap olduğunda her daim önce okumayı sonra izlemeyi tercih ederim. Fakat tiyatroda bu geçerli değil. Önce izlerim. Sonrasında o metni okumak o kadar zevkli gelir ki. Karakterlerin seslerinin tonlaması, mimikleri gözümün önüne gelir okurken. Bu kitabı da okumayı heyecanla bekliyorum.

Okunacak kitaplar da birikiyor gerçekten. :'(

Bu arada, yılın başından beri okuduğum kitapların listesini yazacağım bir sonraki yazımda. Hem benim için de bir arşiv olmuş olur. Okuyanlara teşekkürler. ^^

(Ne çok kullanmışım okumak fiilini, hastayken düzgün cümle kuramıyorum mazur görün. :cvcv:)
 
Geri