Merhabalar.
Ani bir kararla yine kitap almış bulunmaktayım. Kitap sitelerinin indirim yaptığı dönemlerde benim de param olunca bazen bilinçsizce kitaplar aldığım oluyor ama bu sefer kendimi bir yerde durdurdum. En azından durdurduğumu düşünüyorum.
En alttaki üç kitabı daha önce yazdım, onları görmezden geliyoruz. ^^
Diğerlerine gelecek olursak;
Peter Sclemihl'in Olağanüstü Öyküsü'nü aylar önce Pan Kitabevinde görmüştüm. Kolektif Kitap'ın uzun öykü serisinden. Aynı seride Gogol'ün Palto'su ve Melville'in Kâtip Bartleby'ı da var. Her biri sevdiğim kitaplar olunca bu kitabı da almak istedim. Uzun öykü gerçekten sevdiğim bir tür.
Gılgamış Destanı'nı da anlatmama gerek yok sanırım. Şu ana dek böyle kültleşmiş şeyleri okumayı ertelemiştim hep. Klasikler olsun böyle büyük kitaplar olsun. Kendimi okumaya/anlamaya hazır hissetmediğimdendi hep. Fakat yavaş yavaş başlamak istiyorum artık. Türk Dili dersi hocamız da bir an önce okumamızı önerince ben de neden almıyorum ki deyip aldım hemen.
Sıfır Noktasındaki Kadın ise -daha önce buraya da yazdığım üzere- belki aylar belki yıllardır almak istediğim, elimin gittiği fakat son anda almaktan vazgeçtiğim bir kitaptı.
Barfi'ye teşekkürler, o da okumamı önerince daha fazla almamazlık edemezdim. Gerçekten merak ettiğim ve beni etkileyeceğine inandığım bir kitap..
Gelelim Mezarımdan Yazıyorum'a. Öncelikle kitap hakkında o kadar da çok bilgimin olmadığını belirteyim. Peki neden aldım bu kitabı? Aldım çünkü yayınevi (Jaguar) Türkiye'de bir çizgisi olan sayılı yayınevlerinden birisi. Üstelik daha çok yeni. Çıkaracağı her kitabı okurum diyerek isminden dolayı bende bir ilgi uyandıran bu kitaplarını da aldım bakalım.
İkiz beni çok şaşırtan bir kitap oldu aslında. Sahaflar olsun epey kapsamlı kitabevleri ya da zincir kitapçılar olsun çoğu yeri gezmiş bir insan olarak Dostoyevski'nin bu isimde bir kitabı olduğunu yukarıda bahsettiğim Türk Dili hocamdan ilk kez geçen haftalarda duydum. Üstelik Dostoyevski bu kitabı yazdığım en iyi şey diye değerlendirmiş! Kendi cahilliğimden utandım, nasıl daha önce duymamış ya da görmemişim..
Beyaz Geceler hakkında çok şey yazmayacağım, bilen bilir. İnsancıklar'ı çok sevdiğimi öğrenen bir satış görevlisi siz naif öyküleri seviyorsunuz diyerek bana Beyaz Geceler'i de önermişti. Bunu da seveceğimden neredeyse eminim.
Sırça Fanus'a gelirsek, evet, şu ana dek hiç Sylvia Plath okumadım. Evet, bundan utanıyorum. Fakat nedense kendimi bu kadına hazır hissetmediğimden okumadım. Altından çok derin şeyler çıkacağına eminim.. Merak ediyorum.
Ve son olarak, Aşk Üzerine. Alain de Botton'ın Sel'den çıkan pek çok kitabı var ve bu kitabını da bir kitapçıda incelemiş beğenmiş olduğumdan bununla başlamayı tercih ettim. Yeni bir yazarla tanışmak, çok güzel.
Şimdilik bu kadar, severek okuyacağım kitaplar olmasını umuyorum hepsinin.
Okuyanlara teşekkürler! ^^