Sabahattin Ali

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
''Evet, Türkiye orta sınıflarının, köylüsünün, fukarasının hayatını bizde anlatan ilk yazar Sabahattin Ali değildir. Fakat bunu büyük bir ustalıkla ve inkılapçı, halkçı, gerçekçi bir görüşle yapan ilk hikayecimiz, romancımız odur.''

Yukarıdaki değerlendirme Nazım Hikmet'e aittir.

Gerçekten de öyledir.

Yazdığı öyküleri, romanları, şiirleri ve oyunu olmasına rağmen öykücülüğü ile anılır.

Konu aldığı olaylar, daha çok halkın alt tabakasıdır ve sınıfsal bir bakış açısı ile ele almaktadır. Kendisi de komünist olarak bilinir ve komünist olduğu için bir çok defa hapse girip çıkmıştır. Yoksulluk, aşk, hapishane, mahkumlar, hastaneler, köylüler, memurlar, işçiler, aydınlar vs. gibi toplumsal nesneler üzerinden hareket eder.

Gerçeği olduğu gibi anlatır . Duygularını katmaz, yorumlamaz, öyküdeki karaktere merhamet gösteren, acıyan yada taraf tutan bir konum almaz.

En meşhur romanı Kürk Mantolu Madonna olarak bilinir.

Bunun yanı sıra İçimizdeki şeytan isimli romanını ve Sırça Köşk isimli hikaye kitabının da okunmasını öneririm.

Kendisi komünistlere karşı başlatılan cadı avından da çok defa nasibini almış, Bulgaristan sınırından yurt dışına çıkmak isterken suikaste uğramıştır.
 
Pek çokları gibi öldürülmek kaderinden kurtulamayan, Türkiye için, düşünce dünyası için değerli insan.

"Bir çeşit semboldü, Sabahattin’e vurmak, sola vurmak anlamına geliyordu."
 
Halbuki ki ne şeytani azizim ne seytani?
Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması. İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu. İçimizde şeytan yok. İçimizde aciz var.Tembellik var.İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçmak ihtiyadı var.


Diyerek aslında nasıl da kendimize yenilen varlıklar olduğumuzu yüzümüze tokat gibi çarpan harika yazar.
Çok severim.
 
Eserlerine, yazar ve şair kimliğine duyduğum bütün saygıya rağmen eserleriyle yıldızımın barışmadığı usta.
 
şiirlerinin güzelliği şarkı olmasını sağlamıştır.
hala en lerde olan bir yazar.
benim için yeri başka.
 
İnsanların hemen hepsi hayatı karın doyurmak ve gelişigüzel biriyle yatmaktan ibaret farzederler


Çok fazla.
 
Öyle ölüler vardır ki, ben onların öldüklerini düşündükçe, vakit olur, yaşadığımdan utanırım(Nazım Hikmet)

Bugün Sabahattin Ali'nin doğum günü.

İyi ki doğdun Sabahattin Ali.
 
fazla söze gerek yok onu anlatmak için tek kelimeyle mükemel bir yazar..

Akşamdan akşama iki kadehin zararı yoktur.. İnsana dünyayı unutturur. Eh , bu dünya da unutulacak dünya zaten..

Sabahattin Ali.
 
Bugün 67 yıl evvel öldürüldü.
Ve hala onu öldürenler kim olduğu bilinmiyor.
Rahat uyu...

Bu da benden sana kalemini duygularını düşüncelerini sevdiğim adam;

"Hayatta kendi kendi düşüncelerimin ve kararlarımdan başka bir takım kuvvetlerin emri altına girmek asla tahammül edemeyeceğim bir şeydi."
 
Şiirleri, hikâyeleri ve romanlarıyla edebiyatımızın en büyük ustalarından Sabahattin Ali’nin parçalanmış cesedi, 16 Haziran 1948 Çarşamba sabahı, Bulgaristan sınırına yakın bir çatakta sürüsünü güden bir çoban tarafından bulunmuştu. Maktulün yanında, ucu kırılmış bir pipo, camları parçalanmış yuvarlak çerçeveli bir gözlük, bir kitap, mürekkebi kurumuş bir dolmakalem ve not defteri göze çarpıyordu. Not defterinde okunabilen tek bir cümle vardı: “Maria Puder öyle ölmedi.”

Maria Puder kimdir?
Peki kimdi Maria Puder? Maria Puder, Sabahattin Ali’nin 1943’te yayımlanan Kürk Mantolu Madonna romanının kahramanlarından birisidir. Hikâyesini kısaca özetliyeyim: Sabun imalatını öğrenmek için, İkinci Dünya savaşı arifesinde Berlin’e giden Türk genci Raif’i, içine kapandığı kitaplar ve düşler dünyasından, kendisi gibi duygusal yapıdaki Yahudi bir kızla yaşadığı, tutkulu bir aşk çıkaracaktır. Biri Batı’dan öteki Doğu’dan gelen iki yaşam kaçağının, iki düş insanının karşılaşmasıdır bu. Ancak kader ağlarını örmüştür. Babası ölünce yurda döner Raif, Nazilerin Yahudiler üzerinde estirdikleri baskı ve şiddet ortamı nedeniyle Maria ile iletişim de kuramaz. Kötü haberi, Maria’nın götürüldüğü toplama kampında ölmüş olduğunu, yıllar sonra Ankara garında bir Alman kadından işitecektir. Kadının yanındaki küçük kız, Maria’nındır. Yani Raif’in de kızıdır. Ne var ki, tren hareket etmiş, Raif, bir daha asla göremeyeceği kızına bir kez bile sarılamamıştır…
Sol düşüncelere sahip, muhalif bir insandı Sabahattin Ali; kuşkusuz bütün yazdıklarının ardında bu duruşun izleri vardır, ama her şey konunun ve ayrıntıların içinde kodlanmıştır. Roman, bir yandan topluma ve geleneksel aile yapısına, öte yandan savaşın akıldışılığına ve kafatasçılığa açık bir tavır alıştır. Sadece Nazilere değil, onların yerli işbirlikçilerine de yönelen bir karşı çıkış. Okuyucu, bu hüzünlü aşka engel olan savaşa, genç öğrencinin yaşamdan el etek çekmesine, Maria ve kızı Alma’nın akıbetlerine üzülüp öfkelenmeden edemez. Oysa Sabahattin Ali, ne büyük laflar etmiş ne yaşananları abartmıştır. Tam tersi, o yumuşak, pastoral üsluptur isyan ve hüzün duygusunu yaratan. ”*( * )*A. Ömer Türkeş, Radikal Gazetesi 30.09.2005

Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna adlı romanında, beklenmeyen olay örgüsü ve uzatılmamış, gevşetilmemiş öyküsüyle ilgiyi ayakta tutmayı başarabiliyor.
İlk bölümde anlatıcının; içine kapanık, sessiz, gereğinden fazla ‘sıradan’ bir memurun yaşamına girmeye çalışmasını anlatıyor. Ailesinden iş arkadaşlarına kadar bütün insanlar tarafından horlanan Raif efendi arada bir hastalanan, yıllardır aynı işte olmasına rağmen işinde yükselemeyen, masadan başını kaldırmadan tercümeler yapan bir banka memurudur. Suskunluğu, kaderine boyun eğişi nedeniyle bir gün anlatıcının ilgisini çeker. Bir insan nasıl olur da bu kadar ezilmesine rağmen hiçbir şey yapmamakta, direnmemektedir? Aslında bu sorunun cevabı memur Raif Efendi’nin yıllar öncesinde Almanya’da yaşadıklarında yakından ilgilidir. Utangaçlığı, sessizliği, her şeye boyun büküşü çocukluğundan beri vardır Raif’in. Meslek öğrenmek için gönderildiği Almanya’da bir otoportre resmini görüp tutkuyla bağlandığı ressam bir kadını (Kürk Mantolu Madonna) her an düşünmeye başlar. Karşılaştıklarında ve beraber gezmeye başladıklarında korkusu yok olmaya, güveni yerine gelmeye başlamıştır; ancak bütün bu özelliklerden kendini kurtarıp dünyadaki tek amacına varacakken ülkesine geri dönmek zorunda kalır.
 
Yapı kredi Yayınları'ndan çıkan "öyküler,şiirler ve oyun" adlı kitabında geçen ön sözünde yazdıkları ile takdirimi kazanmış yazardır.
 
İnsanı yücelten ve unutturulmamasını sağlayan şey, yaşadığı dönem boyunca topluma bıraktıklarıdır. Sabahattin Ali bu cümledeki tezin en sağlam kanıtıdır.Kısacık hayatı boyunca bıraktıkları ile asırlar boyunca kök salacak bir çınar hüviyetine bürünmüştür.

Bugün doğum günü ve kendisini saygıyla anıyorum. İyi ki doğdun Sabahattin Ali.
 
content_kurk-mantolu-madonna_e8y2zxc1qkHFx5q.jpg
 
ulu Kürk Mantolu Madonna'nın yazarı. Yazdığı ulu Kürk Mantolu Madonna kitabı idefix üzerinden şehrimin en fazla satın aldığı kitaptır, Adanalı idefixciler ulu Kürk Mantolu Madonna okuyor, Sabahattin Ali okuyor, başka bir bilgim ve ilgim yoktur.
 
Kızı Filiz'in Atilla Özkırımlı ile beraber çıkardığı kitap sayesinde Sabahattin Ali'nin hayatına dair birçok şeyi okuyorum. Yaşadığı dönemde bana göre sebepsiz ve hunharca katledilmesi kesinlikle gözardı edilecek bir durum değildir. Geriye bıraktığı eserler,sözler ve en önemlisi mücadeleci ruhu ile her zaman sevgi ve saygıyla anılacak isimler arasındadır..

Sadece düşünüyor ve düşündüklerini sevdikleriyle paylaşıyor diye bu ülkede malesef insanlar öldürülüyor.
Üzücü bir durum.

Rahat uyu Sabahattin Ali.
 
Dün ölüm yıl dönümüydü. Kendisini saygıyla anıyor, yaşama dair söylediği şu söylemleri paylaşmak istiyorum:

“Üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek icin ne mazideki hayatımıza ve kaçırdıgımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hulyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.Her hadisenin insanı eglendirecek bir tarafi vardır…”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan ( YKY, 2012)(Sf.76)
 
Edebi hayatını anlatmaya gerek yok. Bu yazarın kitaplarını okumamış olanlar çok şey kaybetmiştir.
 
Bir doğum gününde daha bu konuyu gündeme getiriyor olmaktan onur duyuyor, insanlığa yaptığı katkılardan ötürü yerinin her zaman bir başka olduğunu belirtmeden geçmek istemiyorum.

"Şimdilik Allahaısmarladık. Gelecek günler her halde güzel olacaktır, üzülmeyin."(Canım Aliye Ruhum Filiz)

İyi ki doğdun Sabahattin Ali.
 
Geri