Ruha Ziyafet

Konu sahibi son olarak 1554 gün önce görüldü
İyi Pazarlar @Majik, teşekkürler.:)


qE6P7D.gif

 



Düşüncelerine tutun.
Kendi vicdanının yargıcı,
Kendi günahının tövbekarı ol.
Kendi acısının sabredeni,
Kendi sıkıntısının ilacı,
Kendi dertlerinin dermanı ol.
Kendi yalnızlığının dostu,
Kendi cümlelerinin anlamı,
Kendi sessizliğinin sesi ol...
Kalbine tutun.


Nurdal Durmuş
 
Seminerlerimiz başladı, belgemizi aldık, yeni arkadaşlar geldi kaynaştık. Çok güzel bir başlangıç yaptık.
Oğlum yerleşti, hayatın güzel bir dönemindeyiz. Şükür.
Hayat bütünlüğünde tonlarca rengi saklar. Ama bir özü ruha yansıtır dönem dönem.
Ruh o minvalde safi bir yolculuğa başlangıçtadır aslında. Görebilmek hissesi ile.

Keyfimize gelsin.​

kir-papatyasi.jpg
 
Baslangic ve sonun düsünülemezliklerinin,mekani var olabilir mi?
Sonsuzluk tüm olurun mümkünati mi, tözü var iken olmanin ama oluş gerceklesmeden?
Bir sancili gebeligin, lakin doguramamanin izdirabi mi?

 
Baslangic ve sonun düsünülemezliklerinin,mekani var olabilir mi?
Sonsuzluk tüm olurun mümkünati mi, tözü var iken olmanin ama oluş gerceklesmeden?
Bir sancili gebeligin, lakin doguramamanin izdirabi mi?


Ne güzel sorgusal seçimler, yaşam ötesindeki ideaları ile ama yaşamı da kucaklayan halleri ile.
Kaosları ruhumu yoruyorken dinginliğini umut diye sunuyor adeta.
Mümkün olmayan gibi görünende saklı mümkünlükler bir arada yaşanıyor. Sıradan sanılanın içinde zıttıyla da örtüştüğü ne çok şey var aslında.
Ruhunuza sağlık @Süreyya hocam.
İçkinde aşkına ulaşan bir yolculuk misâli gördüğüm.
Ne desem eksik kalacaktı. Kalsaydı nasıl özlerdim gizli dinamiğini. Kalmasaydı nasıl arardım, varlıktaki çokluğun aslında Bir'i anlatan aidiyetlerini?

Pazar ikliminden nahif gönlünüze sunmak istesem, ruhumuz kesişir mi bu ezgide? :emoji_rose:

 




Üstümüze gelen, bizi sarıp sarmalayan, derinliklerimizde tınlayan yaşamla yürünür öteye.
Kulak, sözcük duyarsa, ötedeki dalga seslerine sağır kalır.
Sözcük bahanedir.
Vesiledir.
Sözcük şairin çaresiz çaresidir, umutsuz umudu, kanayan yarası.

Ahmet İnam
 




Ve Ömür dediğin iki emrin arasında gidip gittiğindir…
Bir” ol” kadar sehil..Diğeri “öl” kadar derin…
Sözün başladığı ve bittiği perdedir…
”Külliatinkarip”..
Belki uzak dediğin yakıncık bir yerdedir…


M.Safitürk
 



Maviye çıkardı çocukluğumuz. Ne yana dönsek umut, kime tutunsak vefa…
Çaldılar ceplerimizden çocukluk ruhumuzu. Öksüz kaldı saksıda çiçek, bedende ruh, şiirde kelime…

Attila İlhan’ın “o eski heyecan ölür” dediği dizeye sarılıyorum sımsıkı. Ölmemeliydi heyecan. Profesyonelleşmemeliydi insan. Amatör kalmalıydı sevgi. Düzene alışmaktı çünkü profesyonellik, eyvallah çekmekti her şeye. Oysa amatörlük sıkı işçilik demekti. Gözyaşı demekti, emek demekti.

Masallarda gizliydi cesaret. İmkânsız denen şeyin aldatmacadan ibaret olduğunu öğrenirdik arabesk günler besteleyenlere inat. Artık her şey bitti derken bir peri beliriverirdi başucumuzda. Elinde sihirli bir değnek, dokunurdu ve dileğimiz anında gerçekleşirdi. Ya da lambadan bir cin çıkardı ve derdi: “Dile benden ne dilersen!”

Boşaltıldı kalplerimiz. Alıp gittiler güzel olan ne varsa, götürdüler geri getirmemek üzere. Acı gerçeklerle yüzleştirdiler çocuk yaşta minicik yüreğimizi.

Vefasızlığı haykırdı büyüklerimiz. Acıyı yazdılar kırk bin kere. Artık acıya hayranlık duymaya başladık çaresiz. Güzel değildi demek ki hayat. Parası olanın hakkıydı zafer, güçlü olan kazanırdı demek müsabakayı. Akıl yetmiyordu kapitalizmi yerle bir etmeye. Dolu bir beyinden ziyade dolu cep gerekiyordu kazanmak için.

“İnsan insanın kurdudur.” sözü hayat felsefemiz olmaya başladı. Batılılara aitti oysa bu dünya görüşü. Herkes rakibin, herkes düşmanındı buna göre. Haset sardı çevremizi. En güçlü biz olmalıydık. Beraberliğe yatamazdık. Ya kral olacaktık ya kral. Alt kademeydi vezirlik. Halk olmak sıradanlıktı. Hepimiz göz koyduk şahlık tahtına. Oysa birden fazla hükümdar hüsrandan başka ne getirebilirdi o saltanata? İnsan insanın dostu değil miydi bize göre? Birlikte yürümek, birlikte ağlamak; kaç yağmur varsa beraber ıslanmak… Sabah güneşin doğuşunu aynı safta karşılamak…

Karanlığa ışık yakmaktı hikâyelere kucak açmak. Hayata sıkı sıkıya tutunmaktı dedelerimizin sır veriyormuşçasına konuşmalarına kulak kabartmak. Güzellerin en güzeliydi yedi cüceden biri olmak. Umudun adıydı külkedisinin düşürdüğü ayakkabıyı bulmak. Çıkarsız sevginin tanımıydı bir akşam Mecnun’ a misafir olmak.

Sanal olana mahkûm ettiler üç günlük nefesimizi. Muhabbetin koyusunu yaşatmadılar doya doya. Bir fincan kahve yetiyordu kırk yıllık hatırı sağlamaya. Birlikte bir yudum kahve içirmediler. Masallarımıza nokta koydular. Biliyordular, masalı olanın umudu hep olacaktı. Direnecekti, yorulacaktı belki ama çoğunca yenecekti. Korktular masallarımızdan. Suni gündemler bıraktılar hayatımızın orta yerine. “Buyurun bunları konuşun, bunları anlatın birbirinize…” Masal çocukların işi, size güncel olaylar lazım. Size magazin lazım, size dedikodu…

Çaldılar benliğimizi, değer yargılarımızı, olagelmiş sımsıcak sohbetlerimizi, yardımlaşmalarımızı… Umut şarkılarını yaktılar, yaktırdılar bile bile. Hüznü, kederi yazdı şairler. Acıyı besteledi besteciler. Susturdular direnişçileri. Minare çalınmadan hazırlanmıştı kılıfı: “Bir başımıza dünyayı mı kurtaracaktık?” Oysa “bir kişiyi kurtaran, kurtarmaya vesile olan bütün insanlığı kurtarmış gibi olmuyor muydu?” Unutturdular, ebediyen hatırlamayasıya unutturdular.

Maviye çıkardı çocukluğumuz. Bir vardı bir yoktu. Umudumuz çoktu. Siyahtan eser yoktu.
Ne annemiz eşikten düştü ne de babamız beşikten; ruh çıktı bedenden.

Birileri erdi muradına, bize siyahlar kaldı inadına. Gökten düştü üç elma, hiç biri düşmedi payıma. El koydular masallarıma. Şimdi içimin ölmeyen çocuk yanı haykırıyor son ses:

“Bana bir masal anlat baba!”

Ferhat Kalender
 
Semantiğin hangi ucra kösesindedir bu eser sevgili hocam?
Ya da yükledigimiz anlam kadar midir?
Hos aksamlariniz olsun..

 
Semantiğin hangi ucra kösesindedir bu eser sevgili hocam?
Ya da yükledigimiz anlam kadar midir?
Hos aksamlariniz olsun..


Hoş akşamlar güzel esintinizle buraya gelmiş, safa getirmiş.:emoji_heart_eyes:
Köprü kuralım Süreyya hocam, Gadamer gibi anlam arayışında. :emoji_rose:
Bir insanın diğer insanı sonunda da kendini anlaması için.
Kendimizdeki anlam ona verdiğimiz anlam, ona verdiğimiz değer kendimizi bilişimiz kadar.
Bazen hüzzam makamında bazen özlem; tartısı kalple sınanan. İç çekiş ya da iç döküş de olabilir.
Ama ücrada dediğimiz bile yorumlamamızda bir anlama sahip ki sınıra namzet biçilmiş. İnsanoğlu ne karmaşık be hocam.

Çok hoş bir şarkıydı, teşekkür ederim.:emoji_rose:
Size gelsin, ikliminize tebessümle.:*
 



Mecnun bir misal..
Leyla temsil..
Bir teşbihti çöllerde
ayak basmamış
mukadderat
kelimede hat
aslolan misal
tüm aslına denk

M.Safitürk
 



Şair bütün mevsimleri aynı anda yaşar.
Mevsimler geçişsiz bir melodidir şairin ıslığında.

Bünyamin Gürel
 



Yeşilin sarıya dönüşü korkutmasın seni
Morarıp silinmesi maviliklerin
Kırmızının akıp gitmesi damarlarından
İşimiz kolay değil o denli
Kargaların içgüdüsel ölmezliğine inat
İnsanca ölebilmeli

Rıfat Ilgaz
 
Umarım yüz yüze kesintisiz güzel anlar dolu başarılı ve sağlıklı bir eğitim öğretim yılı olur hocam..

Hazır foruma uğramışken selam verip çıkayım : )

Kendinize çok iyi bakın güzel çocuklar yetiştirin.. Sorgulayan : )
 
Geri