Ruha Ziyafet

Konu sahibi son olarak 1555 gün önce görüldü
7Bnv4L.jpg

Hiçbir yerde olmadan her yerde olmak demektir.
Yol; bir ayrılıştır... kavuşmalar adına.
Yol; bir bıkmayıştır. Çünkü her an bir menzile yeniden konuştur, "her an" bir menzili yeniden konuşturur.
Yol; bulanmadan aktığın demdir. Her işin bir yolu olduğu gibi her yolun da bir "yolu" vardır.

Hemen bütün yolculuklar heyecanlandırır insanı.
Niye mi? Nereye gittiğini bilsen de, nelerin olacağını bilmediğindendir.

Hepsinden önemlisi, sonsuz bir arayışın (tecessüm etmiş) halidir yol.
Bu yüzden bizi "yol yol" çeker yol.
Yola çık, yol açık...

...
Senai Demirci
 
Mecnun bir misal..
Leyla temsil..
Bir teşbihti çöllerde
ayak basmamış
mukadderat
kelimede hat
aslolan misal
tüm aslına denk

Hüzün matemli bir esintinin ezintisiyle
ölümsüzse eğer, iniltisiyle mevsuftu?
Veya maruftu..
Veya meşhurdu..
Veya derinden derine bir köz haliydi hali?

Yaz geldi..
mayıs nisandan aldığı eli hazirana tevdi etmekte,
haziran kendi olanı temmuza devir edecek..
Ve içinde bir çok şeylerle beraber..
Suretler değişecek..
her şey kemalini bulana kadar güneşte pişecek..
ateşte yanacak?
...
Bazen susmak lazım ..
bazen az susmamak..
bazen hep susmak..
herhalde şimdi de o bablardan bir babın kapısını çaldık
sükut geldi
meçhul intizara muntazır


m.safitürk


https://www.youtube.com/watch?v=u99f9RAvwu4
 
Nabzı atıyor nağmelerin
Hayat memat yüklü halleriyle
Hele de bu vakitler
Uşşaki bir hicran tutunuyor muhayilemin ellerine
Ben şu semahi seyrin alemindeyim
Kanun gibi yas gibi
Hüzzam geçiyor geçenler
Nihavent ilişiyor bab-ı gurbetin gurabalığına
Teller mızraplar saplanır şarkıların sinesine
Segah segah esiyor esinler
Duam sultandan yadigar faslın gülleri
Serin ve derin derin ördürüyorum çilesinin külahını
Ölmezden evvel..oldu ödlüye gelmeden biraz önce
Şimdi sessizlik mor bir boya gecenin sırtında
Ülfeti bir ferahfeza peşrev oturuyor kirpiklerime...

...
m.safitürk


https://www.youtube.com/watch?v=0YDNd22s8Lc
 
Keder, yavan bir yakıştırmadır
bir sunağın nasır tutmuş elleri karşısında
hayat bu, kiminin cebinde unutulmuş çakıl taşı
kimine suya değmiş hüznü gitmelerin
bu türkü, Leyla'dan sonraki ilk uyku
aşkın zindanında parıldayan ayna

...

Öfkem bir uzun kıştan armağandır sana
bahar desen, iliklerim dehlizlerinde buz
bak işte sağır ve delidir rüzgâr
tenini sıyıran ve yaralayan savrukluk
bir çöl ıssızlığında saklar da seni
dünya ilk yalanın gölgesinde dinlenir

Ağlamak bağışlanmış bir bilmecedir
sen gözlerini sakın yine de şarkılardan
belki kış yorulur, bahar neşelenir sonunda
yumuşar şiirimin köşe bucak zalimliği
sonrası yaz, sonrası uzun uzun dağınıklık
gelişin esrik bir türkünün ilk hecesidir


Nur Zelal


https://www.youtube.com/watch?v=RQS9_ZN5k_c
 
RJC1ch.jpg

Akıl Kalbe, Kalp Ruha, Ruh Sırra Dönerse, Aklın Sana Ayna Olur...
Ve Kalp Sır'la Birleşir.
Belki Aklınla Sır'rı Göremezsin Ama "Sır Sana" Aynada Kendini Gösterir...
 
RJSSbp.jpg

"Her gönül bir tek sevgiliye muhtaçtır aslında ,
Ne var ki kıblesi yanlıştır, bulduğunu sandığı şey gerçekte aradığı şey değildir ,
Kimisi bir gözleri ahuya zebun , kimisi bir güzel yüzlü güzele meftun , kimisi bir ceylan bakışlıya mecnundur ,
Bazısı dünyaya kanmış, bazısı da hayal alemini gerçek sanmıştır,

Oysa her biri bir tek sevgili tarafından sınanmıştır.
 

Ey alnının halesinde mekki yalnızlıkları saklayan hüzün mevsimi.
Ey ismini gül yaprağının suya dokunuşundan alan mesrûr sevgili.

Bir karanfil ölüyor avuçlarımda belli belirsiz.
Şehirsiz çocukluğumun sığırtmaç eteklerine yuvarladığım senli günlerimle gidiyorum şehrinden.
Bir şadırvanın ucuna bağladığım yüreğime kimsesiz çocuklar su serpiyor.

Önce şehre ağlıyorum sonra sana.
Ve Yusuf'ça bir vakarla.
Seni kalbimin zindanından âzâd ediyorum...

İbrahim Saki
 

...
Sığ suları, en hafif rüzgarlar bile coşturabilir,
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar coşturur.

Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susar.
Anladım ki susan her şey, derin ve heybetlidir.

Biraz da sessizliğim konuşsun, Harfsiz bir dil bulalım içimizde,
"Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde"!

Sus gönlüm, çok dile getirme. Sen dile getirdikçe, gönlün daha da coşuyor, daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.

Sus gönlüm, çok laf etme. Az söyle ki, işimiz olgunlaşsın,
az söyle ki, Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın.

Sus gönlüm, bir elif miktarı sus. Az kaldı bahara, dayan gönlüm. Denizin içinde meydana gelen, görünmeyen dalgalar gibi yüreğini biliyorum. Beklemekten başka çare olsaydı, seni durdurmazdım, inan bana ama yok, başka çare yok. Unutma ki, ilaç bile beklemeden tesir etmez, çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz.

Sus gönlüm, bu kışın bahara dönünceye kadar. Bu gece, gündüz oluncaya kadar. Uzak yollar, yakınlaşıncaya kadar. Bu sıkıntının ardından, ferahlık gelinceye kadar. Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus.

Sus gönlüm, seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk'u buluncaya kadar. Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, ulaşmayanların'sa senin nasibin olmadığını anlayana kadar sus.

Sus gönlüm, onun geleceğini görünceye kadar. Acının bala dönüştüğünü farkedinceye kadar. Onun gönlünün, senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar.

Sus gönlüm, sebepler var edilinceye kadar. Bahaneler oluşuncaya, birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus.

Sus gönlüm, bütün bu susmalarına karşılık, her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.

Sus gönlüm. Her susuşun bir cevap olsun. Her susuşun, sabrın olsun. Her susuşun, dua'n olsun. İçten yakarışının adı olsun, susuşun. Bekleyişinin, umut edişinin, inancının, sevdiğinin vurgusu olsun, susuşun!

Tuz basıp yaralarıma, ne kadar susulacaksa, o kadar sustum. Bir çığlık kanıyor en derininde yüreğimin. Açmadım kimselere yüreğimi, Hançeri sadece kendime sapladım ve sustum!

"Susmak; kimi zaman ateşe su, kimi zaman da ateşe rüzgar olmuştur..!"

Yağmur olup toprağa karışmak, "Sessizlik en güzel sestir duyabilen için".

Sus gönlüm! Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.


Şemsi Tebrizi
 
RJucT0.gif


Küçücük bir çalıkuşu mutluluk,
ne zaman gelir
ne zaman öter,
ne zaman susar,
nereye gider
bilemezsin ki.


Bahattin Karakoç​
 
RJuFWG.jpg


Kuyuya Bismillah!
Zindana Bismillah!
Karanlıktan aydınlığa çıkaran duaya, hüzün ile semaya ağan ruha Bismillah!
Ey kalbin üzerinde titreyen hüzün !
Acıya Bismillah!
Ateşe Bismillah!
Gözyaşına Bismillah!


Nazan Bekiroğlu​
 
r0zknV.jpg


"çiçekli badem ağaçlarını unut.
değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
mevsim
sonbahar…"
 

https://www.youtube.com/watch?v=295MRQajalw

...

Şu çapara kelimelimin iğneleridir ten kafesinde ruhumu titreten...
Sonra isimsizler terk ediyor meydanemi..
zaten cisimsizdiler..
Kirece çalar beyazlıkla ölgün?

Merak etme
arada bir gelirim arada bir dönerim
gittiğim yerlerden?
Hal hatır kırk hatır kırk satırı bulur arzuhaller nakşederim..
Meşke birkaç duygu ekerim
Aşk bugün göçerlerin göçtüğü yerlerin çalgıcısı.

m_safiturk

 

https://www.youtube.com/watch?v=j87v09GvyPo

Zamanın kıymıklarını çekiyorum uzaklığın sağladığı yerlerden..
Ateşten tesellilerin ateşin telaşları var..
dizlerden izlerden yana..
batılanın kuru dallarına..
Yine de umudun bir kara toprakta da olsa ucu vardır?
Olmamış yapamamış diyememiş diyeceğini..
söyleyemediğim türküler gibi..
Ak sırça bir maveram var..

Ruhumun yaşına inat
bir takaza hat kurmuş mahvelimde?
Kuru bir deniz çiğ bir çay?
Yüreğin hopladığı selamlar
görünüyor bazı görülmeyen görecelerden?
bu dönencenin bana ettiğini kim bilir..
Kim bilirimi bilenin bildiği yerde mahpus..
ne özenilecek yanı vardır
ne de serdi kelamlık havası..
varsa varsa bana mahsus bir cabasıdır oldum olası...

m.safitürk


 



İnsan da dâhil gelmiş ve gelecek, olmuş, olan ve olacak her şey tek bir bütünün parçasıdır ve beşer ancak bu kâinatın ulvî ahengi ile bir olduğunda insanlığını bulur.
Değilse biz bu kainata alışamadık, alışamayacağız da, çünkü insan ebediyyet için varedilmiştir
İyi ki ölüm hakk...
Yoksa dünya çekilecek yer değil ...
 
Geri