- Katılım
- Aralık 7, 2013
- Mesajlar
- 1,969
- Tepkime puanı
- 4
- Puanları
- 293
- Yaş
- 44
Hun ve Çin Komutanları
Hun generalleri, ya büyük oymakların başkanları ya da uzun eğitim ve tecrübelerden geçmiş, kağan soyundan gelen kişiler idi. Bu sebeple sorumluluktan fazla korkmayan ve kendi kendilerine karar verebilen Hun soyluları idiler. Çin generallerinin durumunu B. Laufer şöyle anlatır:
"Hunlar, Çinlilerden daha ilmî bir strateji uygulardı. Çin generalleri, yenilgilerinin cezasını, çok ağır öderlerdi. Onlar yenildikleri zaman, Çin sarayı tarafından tutuklanıp, yargılanacaklarından korkarlardı. Bu sebeple, düşmaan teslim olmayı tercih ederlerdi. Hunlara esir düşen, ünlü Çin Generali Li Ling'in uyguladığı savaş sanatı daha sonraki Çin orduları tarafından taklit edilerek, uygulanmaya çalışılmıştı. Buna rağmen Çin imparatoru, onun bunlara (elinde olmayarak) esir düştüğünü duyunca, çok kızmış ve onu bir hain olarak ilân etmişti. Bu da yetmiyormuş gibi, esir düşen generalin annesini, karısını ve çocuklarını da, ölüme mahkûm etmişti."
Ögel, anlatılanlardan şu sonucu çıkarır:
"Bundan da anlaşılıyor ki, Hunlarda orduyu, ordunun içindeki askerler idare ediyor ve sorumluluklarını kendi kendilerine paylaşıyolardı. Çin'de ise ordu, saray tarafından idare ediliyor ve bazen de, sorumsuz kişilerin insafına kalmış oluyordu."
Hun generalleri, ya büyük oymakların başkanları ya da uzun eğitim ve tecrübelerden geçmiş, kağan soyundan gelen kişiler idi. Bu sebeple sorumluluktan fazla korkmayan ve kendi kendilerine karar verebilen Hun soyluları idiler. Çin generallerinin durumunu B. Laufer şöyle anlatır:
"Hunlar, Çinlilerden daha ilmî bir strateji uygulardı. Çin generalleri, yenilgilerinin cezasını, çok ağır öderlerdi. Onlar yenildikleri zaman, Çin sarayı tarafından tutuklanıp, yargılanacaklarından korkarlardı. Bu sebeple, düşmaan teslim olmayı tercih ederlerdi. Hunlara esir düşen, ünlü Çin Generali Li Ling'in uyguladığı savaş sanatı daha sonraki Çin orduları tarafından taklit edilerek, uygulanmaya çalışılmıştı. Buna rağmen Çin imparatoru, onun bunlara (elinde olmayarak) esir düştüğünü duyunca, çok kızmış ve onu bir hain olarak ilân etmişti. Bu da yetmiyormuş gibi, esir düşen generalin annesini, karısını ve çocuklarını da, ölüme mahkûm etmişti."
Ögel, anlatılanlardan şu sonucu çıkarır:
"Bundan da anlaşılıyor ki, Hunlarda orduyu, ordunun içindeki askerler idare ediyor ve sorumluluklarını kendi kendilerine paylaşıyolardı. Çin'de ise ordu, saray tarafından idare ediliyor ve bazen de, sorumsuz kişilerin insafına kalmış oluyordu."