Ruh Adam

Konu sahibi son olarak 4377 gün önce görüldü
"Biz bu Türk ahlakına tam olarak sahip bulunduğumuz zamanlarda yükseldik.

Yabancıların ahlakını alarak bozulduğumuz zaman düşüp geriledik.

Yükseldiğimiz zamanlar bu toprak, büyük milli davalar için kendilerini feda eden; yalan, iki yüzlülük bilmeyen, vicdanını satmayan insanlarla dolu idi."

Hüseyin Nihâl Atsız

1920500_678709475524829_348726829_n.jpg
 
Dirse Han, oğlunca kurtarıldıktan sonra Dedem Korkut geldi ve şöyle alkış okudu(*):

Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli büyük ağaçların kesilmesin. Taşkın akan güzel suyun kurumasın. Kanatlarının uçları kırılmasın. Koşar iken ak boz atın sendelemesin. Vuruşunca kara çelik öz kılıcın çentilmesin. Dürtüşürken alaca mızrağın ufanmasın. Ak bürçekli(**) ananın yeri uçmak(***) olsun. Ak sakallı babanın yeri uçmak olsun. Hakk'ın yandırdığı çırağın yanadursun. Kadir Tanrı, seni namerde muhtaç eylemesin Han'ım hey!

(*) alkış okumak: dua etmek
(**) bürçek: saç
(***) uçmak (<uçmağ): cennet

488225_517891861560285_1630140905_n.jpg
 
Milli sembolümüz olan Bozkurt'a köpek diyenler,aynadan kendilerini görmektedirler.

Hüseyin Nihal Atsız..
1004977_680463052016138_175253329_n.jpg
 
Topal Asker

Ey saçları “alagorsan” kesik hanım kız!

Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!

Bacağımla alay etme pek topal diye.

Bir sorsana o topallık bana nereden hediye ?

Sen Şişli’de dans ederken her gece gündüz,

Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz

Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık;

Siz salonda dans ederken bizler savaştık .

Ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız,

Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!

Olan işler dimağını azıcık yorsun!

Biliyorum elbisemle eğleniyorsun;

Biliyorum baldırını o kadar nazla

Örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla

Benim bütün elbisemden... Hatta kendimden...

Biliyorum: Çünkü bugün şu dünyada ben

Neyim? Bir hiç... İşe güce yaramaz topal...

Sen sağlamsın, senin hakkın, dünyadan zevk al:

Çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz

Siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz!

Ey gözünün rengi bana yabancı güzel,

Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel!

Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün

Yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün.

Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur

Dolaşırken... Biz de tipi, fırtına, yağmur,

Kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık;

Aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık.

Sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık;

Bizden üstün ordularla böyle çarpıştık...

Gülme öyle bana bakıp pek arsız arsız

Sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız!

Sana karşı haykıranı, mecbursun dinle;

Bugün hesap göreceğiz artık seninle:

Ben cephede geberirken, geride vatan

Aşkı ile bin belalı işe can atan

Anam, babam, karım, kızım, eziliyorken

Dağlar kadar yük altında... gel, cevap ver, sen

Bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız?

Köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız!

Anavatan boğulurken kıpkızıl kanda

Yalnız gönül verdiniz siz zevke, cazbanda...

Ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu:

Sizin için harp ederken yedim kurşunu.

Onun için topal kaldı böyle bacağım,

Onun için tütmez oldu artık ocağım.

Nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda

Sallanarak ölü kaldık biz bataklarda.

Kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız,

Bu amansız boğuşmada öldü yarımız,

Ya siz nasıl yaşadınız? Bizim kanımız

Size şarap oldu sanki... Şehit canımız

Güya sizin mezenizdi! Yiyip içtiniz;

Zıpladınız, kudurdunuz arsız, edepsiz!..

Gerçi salonlarda senin “yıldız”dı adın,

Hakikatte fahişesin ey alçak kadın!

Ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu:

Bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu.

Omuzun da neden seni fuzuli çeksin?

Kinimizin şiddetiyle gebereceksin!


[YOUTUBE]DSBqMGuJBMk[/YOUTUBE]
 
Yolların Sonu

Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden
Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden
İtler bile gülecek kimsesizliğimize.

Gidiyorum: Gönlümde acısı yanıkların...
Ordularla yenilmez bir gayiz var kanımda.
Dün benimle birlikte gelen tanıdıkların
Yalnız bir hatırası kaldı artık yanımda.

Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;
Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağı'na.
Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin
Degişilir topu da bir sokak kaltağına.

İster düşün... Kendini ister hayale kaptır...
Uzar, uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların.
Bakarsın aldanmışşın, gördüğün bir seraptır
Sevimli bir hayale açılırken kolların.

Ey doğunun alnımı serinleten rüzgarı!
Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay!
Arzularim bir oktur, aşar ulu dağları,
Düştüğü yer uzakta dilek adlı bir saray.

O sarayda bulunca Tanrı'laşan erleri
Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
Hepsi sussa da "Kür Şad" uzatarak elini:
"Hoş geldin oğlu ATSIZ, kutlu olsun" diyecek.

(Hüseyin Nihal ATSIZ)



[YOUTUBE]vdHFTskYQk4[/YOUTUBE]
 
Niçin seversin Güntülü?

Sevginin niçini olmaz ki efendim… Düşünsem belki makûl bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakikî sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim.

Ruh Adam / Hüseyin Nihal Atsız

1962764_681490485246728_1866153578_n.jpg
 
Geri