Zerdüşt sayısız halkın ve şehrin arasından
yavaş yavaş dolanarak, kendi mağarasına döndü, dolambaçlı yollardan.
Ne var ki, kendisini ansızın büyük şehrin girişinde buldu:
ama burada, kollarını açmış bir deli önüne fırladı ve yolunu kesti.
Bu deli şöyle konuştu zerdüşt’le:
“ Ey Zerdüşt, burası büyük şehirdir:
burada bir şey bulamazsın ve her şeyi kaybedersin sen.
Neden bu çamurdan yürümek istiyorsun?
Ayaklarına acısana!
En iyisi şehrin kapısına tükür de – geri dön!
Burası cehennemdir büyük düşünürler için:
burada büyük düşünceler diri diri haşlanır
ve ufalıncaya kadar pişirilir.
Burada çürüyüp gider tüm büyük duygular:
burada sadece kuru kemik gibi kalmış duygular takırdar!
Ruhların gevşek, kirli paçavralar gibi asıldığını görmüyor musun?
Birbirlerini kovalıyorlar ama bilmiyorlar nereye?
Birbirlerini kızıştırıyorlar ama bilmiyorlar neden?
Tenekeleriyle tangırdıyor, altınlarıyla şıngırdıyorlar.
Üşüyorlar ama yanık sularda ısınmaya çalışıyorlar;
kızışıyorlar ve donmuş ruhlarda serinlemeye çalışıyorlar;
hepsi hasta ve müptela olmuştur, kamuoyundan.
…
İçindeki ışıklı, güçlü ve iyi olan her şeyin adına, Zerdüşt!
Tükür bu tüccarların şehrine ve geri dön!
Burada çürük, ılık ve köpüklü bir kan akar tüm damarlarda;
tükür, bütün rezilliklerin bir arada köpürdüğü büyük bir çöplük olan bu büyük şehre!
Ne kadar çürümüş, kokuşmuş, şehvetli, karanlık,
vıcık vıcık, irinli, entrikacı varsa hepsinin bir araya toplandığı bu şehre:
Tükür bu büyük şehre de geri dön!”
Ama zerdüşt ağzı köpüren delinin sözünü burada kesti ve ağzını kapattı.
“yeter artık! “ -diye bağırdı Zerdüşt.—
“çoktandır tiksindiriyor beni konuşman ve türün!
Madem öyle, neden uzun süredir bu bataklıkta oturdun da,
kendin de bir kurbağaya dönüştün?
Senin damarlarında da çürük, köpüklü bir bataklık kanı dolaşmıyor mu,
kurbağa gibi ötmeyi ve küfretmeyi öğrenmeni sağlayan?
Neden gitmedin ormana? Ya da işlemedin toprağı?
Denizde bol bol yeşil ada yok mu?
Aşağılıyorum senin aşağılamanı;
eğer beni uyarıyorsan, neden uyarmadın kendi kendini?
Sadece sevgiden havalanır benim aşağılamam ve benim uyarıcı kuşum;
bataklıktan değil.
Böğürmelerinle öldürüyorsun deliliğe övgümü de.
Seni ilk defa böğürten neydi peki?
Kimsenin sana yeterince yaltaklanmaması:
bu yüzden oturdun bu çöplükte,
uzun uzun böğürmek için bahanen olsun diye,
Bol bol intikam alacak bahanen olsun diye!
Tüm bu köpürmelerin intikamdan,-kibirli deli,
çözdüm senin sırrını!
…
Sadece bu deli değil,
bu büyük şehirde tiksindiriyor beni.
İkisinin de ne iyileşecek ne kötüleşecek bir yanı var.
Sana da veda ederken şunu öğreteyim, deli:
- Artık sevmediğin yerin önünden -geçip gitmeli!-
Böyle Buyurdu Zerdüşt/Nietzsche