RaMSeS-i Metinler

Konu sahibi son olarak 275 gün önce görüldü
Kış mıdır her ömrü kanla aklayan
Ne bir zula saklar gözlerimin kapağı
Ne de bir vandal benan
Aşka lütfet Yar!
Ömründe demle bir müddet
Hasretinde can taşımak ne büyük kudret!

M'eŞk
 
...
77Npdr.jpg
 
Bu hayatta bir şeyleri fark eden çok az sayıda insan olduğunu gözlemledim.
Kesinlikle hiçbir şeyi anlamamış büyük yazarlarla tanışabilirsiniz.
Bunlar yetenekleri olan ama değersiz kimselerdir.
Tam tersine sokaklarda, bir barda sizi aydınlatan, derinlere inebilen büyük sorunları ele alabilen kimselerle de tanışabilirsiniz.
Sorunlu karakterler, filozoflardan çok daha ilgi çekicilerdir.
 
o0dzq2.jpg


Ben beyinlerimiz savaşsın isterdim, o ise ayaklarımız.
 
Evrim üzerine;
973 Yılında, Havârizm şehrinin bir kenar mahallesinde bir Türk çocuğu dünyaya geliyor. Biruni adındaki bu çocuk daha küçük yaşlarda bilime merak sarıyor; ve yaşı ilerledikçe matematik, astronomi, fizik, eczacılık ve felsefe başlıca uğraşları arasında yer alıyor. Bu çocuk on yaşındayken, bulunduğu şehirde bir dernek kuruluyor. Dernek üyeleri kendilerini “İhvânu’s-Safa” diye isimlendiriyorlar; yani Türkçemizle “Temiz Kardeşler”…
Bu Temiz Kardeşler, evrim konusunda şunları söylüyorlar:
“Allah’ın, bütün varlık ana türlerini oluşturmaya kabiliyetli kıldığı ve ilk olarak yarattığı bir güç, ilk hareket ve evrimiyle çeşitli ruhi varlıkları ve semavi cisimleri, daha sonra temel maddi unsurları, sonra da seri halde, mertebe mertebe çeşitli maden, bitki ve hayvan türlerini oluşturduktan sonra, son olarak insan türünü oluşturmuştur.”
 
Helal Hayki kardeşim, tek kelime ile şahane.

[YOUTUBE]ZJuBqyZtEbY[/YOUTUBE]
 
Türk töresinde başkanlık rejimi yok. Türk töresinde herkes uzlaşıya varıncaya kadar tartışmak vardır. Otağlarda tek adama biat etmezlerdi Türk Kaanları.
 
Selam RaM!
Selam SS!

Benim için umut yok sela var çarşı da pürle
Ve de kuru kanla beslenen edebiyat pantolon cebimde
Öldü bütün çocuk yazlar ben kargışlanmışım
Yazdığım onca bala da kan damlamış ama ben alkışlanmışım
Yazdığım şiirlerden geçer evimin kapısında ki fantom
Dişimi sıkıp çalarım ıslık o da benim kırık kantom
Bizler ayağa sokakla kalkan çocuklar yıkılmazdı
Şarkılardan öğrenmiştik gence kurşun sıkılmazdı
Kabzamızı gülle donattık, namlumuzda hazan
Ben bi süperkahramandım kendi pelerinime şiirler yazan
Tersine çaldı bandomuz ağzımızda marş lekesi
Genzimizi yaktı yeminler dinmedi fakat mavzer sesi..
 
Anlat onlara!!! Hiç tamamlanmamış öykülerimizi
Anlat!! Yarısı şarkı, Yarısı çocuk insanları
Anlat!! Örselenmek ne demek yumruk sıkmak ne?!
Anlat onlara!!! Yeniden yapmak için öldürmek ne?!

aLYlyQ.jpg
 
Kendisini istikrarlı bir hüzne teslim etmeyenler,
yeryüzünden kurtuluşu gurur meselesi yaparlar.
İnsan ırkı bu düşüncenin yarattığı duyguya yabancıdır.
-mevcut ideallerle yetinemediğinde saldırganlaşır ve dediklerini,
savunduklarını haklı çıkaracak her türlü soytarılığı erdem sayar.
Beyin yaklaşık 1300 gramdır.
Kalp yaklaşık 300 gramdır.
Toplam 1600 gramla evrene kafa tutmak eğlenceli olsa da saçmadır.
Akvaryumun camına yaklaş ve kalınlığının kaç kilometre geldiğine bir bak.
Ben her gün ölçüyorum onu.
Yalnızlıkla, yalnızlığın diktesi ile ölçüyorum.
Tasarım değişmiyor. Şablon değişmiyor. Hacimde bir esneme yok.
Bu akvaryuma en yakınlarım attı beni - onlara göre sağlıklı doğru bir hamle.
Işığın değişmediği, açıların yenilenmediği süre, ömür onlara göre.
Firarım bir suçu kabullenmekse de
özgürlüğümü çekmem gereken cezam yerine koysunlar.
Dosya kapansın. Bu işte bitsin.
 
Bireyde en temel öncelik vicdan duygusunun edinilmesi ve ardından geliştirilmesi olmalıdır.
Kendi muhakemesini yapmadan kişilerin karşısındakini hatalı veya haksız görmesi önü aşılamayacak sonuçlar doğurabilir. Empatinin bir çağa uyarlanması yerine, çağın şımarıklığıyla mücadele ettirilmek istenmesi hangi hüzün birimiyle ifade edilebilir?
 
Üstü çizik çocuklar her taraftalar,
Kapanmaz çocuklarda yağmurun açtığı yaralar!

[YOUTUBE]j2Gp-TSds-A[/YOUTUBE]
 
Zerdüşt sayısız halkın ve şehrin arasından
yavaş yavaş dolanarak, kendi mağarasına döndü, dolambaçlı yollardan.
Ne var ki, kendisini ansızın büyük şehrin girişinde buldu:
ama burada, kollarını açmış bir deli önüne fırladı ve yolunu kesti.
Bu deli şöyle konuştu zerdüşt’le:

“ Ey Zerdüşt, burası büyük şehirdir:
burada bir şey bulamazsın ve her şeyi kaybedersin sen.
Neden bu çamurdan yürümek istiyorsun?
Ayaklarına acısana!
En iyisi şehrin kapısına tükür de – geri dön!

Burası cehennemdir büyük düşünürler için:
burada büyük düşünceler diri diri haşlanır
ve ufalıncaya kadar pişirilir.

Burada çürüyüp gider tüm büyük duygular:
burada sadece kuru kemik gibi kalmış duygular takırdar!
Ruhların gevşek, kirli paçavralar gibi asıldığını görmüyor musun?

Birbirlerini kovalıyorlar ama bilmiyorlar nereye?
Birbirlerini kızıştırıyorlar ama bilmiyorlar neden?
Tenekeleriyle tangırdıyor, altınlarıyla şıngırdıyorlar.

Üşüyorlar ama yanık sularda ısınmaya çalışıyorlar;
kızışıyorlar ve donmuş ruhlarda serinlemeye çalışıyorlar;
hepsi hasta ve müptela olmuştur, kamuoyundan.


İçindeki ışıklı, güçlü ve iyi olan her şeyin adına, Zerdüşt!
Tükür bu tüccarların şehrine ve geri dön!

Burada çürük, ılık ve köpüklü bir kan akar tüm damarlarda;
tükür, bütün rezilliklerin bir arada köpürdüğü büyük bir çöplük olan bu büyük şehre!

Ne kadar çürümüş, kokuşmuş, şehvetli, karanlık,
vıcık vıcık, irinli, entrikacı varsa hepsinin bir araya toplandığı bu şehre:
Tükür bu büyük şehre de geri dön!”

Ama zerdüşt ağzı köpüren delinin sözünü burada kesti ve ağzını kapattı.
“yeter artık! “ -diye bağırdı Zerdüşt.—
“çoktandır tiksindiriyor beni konuşman ve türün!

Madem öyle, neden uzun süredir bu bataklıkta oturdun da,
kendin de bir kurbağaya dönüştün?

Senin damarlarında da çürük, köpüklü bir bataklık kanı dolaşmıyor mu,
kurbağa gibi ötmeyi ve küfretmeyi öğrenmeni sağlayan?

Neden gitmedin ormana? Ya da işlemedin toprağı?
Denizde bol bol yeşil ada yok mu?
Aşağılıyorum senin aşağılamanı;
eğer beni uyarıyorsan, neden uyarmadın kendi kendini?

Sadece sevgiden havalanır benim aşağılamam ve benim uyarıcı kuşum;
bataklıktan değil.

Böğürmelerinle öldürüyorsun deliliğe övgümü de.

Seni ilk defa böğürten neydi peki?
Kimsenin sana yeterince yaltaklanmaması:
bu yüzden oturdun bu çöplükte,
uzun uzun böğürmek için bahanen olsun diye,

Bol bol intikam alacak bahanen olsun diye!
Tüm bu köpürmelerin intikamdan,-kibirli deli,
çözdüm senin sırrını!


Sadece bu deli değil,
bu büyük şehirde tiksindiriyor beni.
İkisinin de ne iyileşecek ne kötüleşecek bir yanı var.

Sana da veda ederken şunu öğreteyim, deli:
- Artık sevmediğin yerin önünden -geçip gitmeli!-


Böyle Buyurdu Zerdüşt/Nietzsche
 
İyi veya yalnızca kendine zararı olan insanlar az ömür sürerken, kötü ve zalim insanlar çok fazla sene yaşıyorlar.
 
Geri