Ramazan orucu ve oruç çesitleri

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Ramazan orucu müslüman , akilli ve ergenlik çagina gelmis kimselere farzdir. Ramazan orucu, kameri
aylardan Ramazan ayinin bazen 29, bazen 30 gün sürmesine göre 29 veya 30 gün olarak tutulur. Oruçlarda niyet önemlidir. Niyet kalp ile olur. Geceleyin imsaktan önce veya imsak vaktinde ertesi gün oruç tutacagini kalbinden geçiren bir müslüman o günün orucuna niyet etmis olur. Oruç tutmak düsüncesi ile sahur yemegine kalkan kimse de oruca , niyet etmis sayilir. Ancak oruç tutan kimsenin hem içinden niyet etmesi, hem de dili ile "Niyet ettim Ramazan'in yarinki orucuna" diye söylemesi daha iyi olur.
Bes çesit oruç vardir:
1) Farz oruç: Ramazan orucunun edasi ve kazasi farzdir. Keffaret oruçlarinin tutulmasi da farzdir.
2) Vacip oruç: Adak oruçlari ile bozulan nafile orucun kaza edilmesi vaciptir.
3) Sünnet oruç: Kamerî aylardan Muharrem ayinin 9-10 veya 10-11. günlerinde oruç tutmak sünnettir.
4) Müstehap oruç: Kameri aylarin 13. 14. 15. günleri ile her haftanin Pazartesi ve Persembe günleri, Sevval ayinda 6 gün oruç tutmak müstehaptir.
5) Mekruh oruç: Iki türlü mekruh oruç vardir:
a.
Muharrem ayinin sadece 10. günü, yalniz Cuma veya Cumartesi günleri oruç tutmak, iki orucu iftar etmeksizin birbirine eklemek veya senenin tamamini oruçlu geçirmek "TENZÎHEN MEKRUH"tur.
b. Ramazan bayraminin birinci günü ile Kurban Bayraminin 4 günü oruç tutmak "TAHRÎMEN MEKRUH"tur.​
 
Oruç tutmayacak kadar hasta olanlar, hastaya bakanlar, Ramazan ayinda yolculuk yapanlar,
gebe veya emzikli olanlar, asiri yaslilar ve düskünler, aybasi hali veya logusalik halinde bulunan
kadinlar Ramazan ayinda oruç tutmazlar.Bunlardan:
a. Aybasi hali veya logusalik halinde olan kadinlar ile emzikli ve gebe olan kadinlar,
bu özürleri sona erdikten sonra ve Ramazan ayi disinda oruçlarini kaza ederler.
b. Yolcular, yolculuklari bitince oruçlarina baslarlar. Ramazan ayinda tutamadiklari
oruçlarini Ramazan ayindan sonra tutarlar.​
 
Oruca nezaman ve nasil niyet edilir
Orucun sahih olmasi için niyet etmek sarttir. Niyetsiz oruç makbul degildir.
Ramazan orucuna, aksamdan itibaren kusluk vaktine kadar niyet edilebilir. Söyle ki:
Normal olarak oruca, sahur yemegini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayip yeme içme zamaninin bittigi imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, günes dogmus olsa bile, kusluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir sey yapmasin. Sahura kalkmak istemeyen bir kimse, aksamdan sonra yarinin orucuna niyet edebilir,
geceleyin kalkip tekrar niyet etmesi gerekmez. Ramazan ayinda tutulamayan orucu, baska günlerde kaza ederken niyetin geceleyin «tan yeri agarmadan önce» yapilmasi gerekir. Keffaret oruçlari da böyledir. Bu oruçlara imsaktan sonra niyet edilmez. Niyet esasen kalp ile olur. Yani geceleyin, yarin oruç tutacagini kalbinden geçiren kimse niyet etmis demektir. Oruç tutmak düsüncesi ile sahur yemegine kalkan kimsenin bu düsüncesi de niyettir. Oruca kalp ile niyet etmek yeterlidir. Ancak kalp ile yapilan bu niyeti dil ile söylemek daha iyidir. Bu sebeple, oruç tutacak olan kimse, hem içinden niyet etmeli, hem de dili ile: " Niyet ettim Ramazan-i serifin yarinki orucuna "
diye söylemelidir.​
 
Oruçluya mekruh olan hususlar

1) Bir seyi dilinin ucuyla gereksiz yere tatmak

2) Lüzumsuz yere bir sey çignemek

3) Sakiz çignemek

4) Kendisinden emin olmayan bir kisinin hanimini öpmesi, boynuna sarilmasi, kucagina almasi

5) Tükrügü agizda biriktirip yutmak

6) Kan aldirmak

7) Kendini zayif düsürecegini tahmin ettigi yorucu bir iste çalismak

8) Agzina su alip çalkalamak
 
Oruç Hapı caizmidir?
Oruç Hapı Nedir?

Oruç hapı hakkında bilgi, Oruç hapı nerde satılır
Ramazan ayının gelmesi ile müslümanlar uygun oldukları ölçülerde oruç ibadetlerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Özellikle uzun yaz aylarına denk gelen Ramazanlarda oruç tutmak bir hayli sıkıntılı olabiliyor. Geçtiğimiz yıllarda Amerika’da satışa sunulan ve artık ülkemize de getirilmiş olan oruç hapı adı verilen takviyelerle ilgili merak edilenler bir hayli çok.
Oruç hapı olarak adlandırılan bu formülün vücudun açlık ve susuzluk hissini frenlediği ve saf bitkisel maddelerden üretildiği söylenmektedir. Vücuda açlık ve susuzluk hissi veren enzimlerin üretilmesini geciktirir. Özellikle uzayan saatleri ile yaz ramazanlarında etkili olduğu söylenen bu ürünün insan sağlığı için çok faydalı maddeler bulundurduğu, lezzetinin asla kötü olmadığı ve müslümanlara yasak olan maddeler içermediği bildirilmektedir

Oruç hapı olarak lanse edilen bu ürünler büyük ölçüde değişik vitamin ve mineraller içerdiğinden vücuttaki eksiklikleri de giderir. İçinde doğal olmayan herhangi bir madde bulundurulmadığı söylenmektedir. 18 yaşından küçükler için önerilmez. İlacın işe yaraması için düzgün bir metabolizmada 4-5 günlük bir alışma süresine ihtiyaç vardır.

Vücut ağırlığı için gerekli tablet sayısının alınmaması, oruç açıldıktan sahura kadar olan sürede yeterli miktarda su içilmemesi ve ilacı kullanmaya başlayalı çok kısa bir süre olmuş olması ilacın etkisiz kalmasına neden olabilir.

Oruç hapı için din adamlarının görüşü ise bunun bir vitamin-besin takviyesi olduğu, içeriğinde haram maddeler olmadığı takdirde ve iftar-sahur arasında yani yemek ve içmek serbestken alındığı takdirde oruca zarar verici bir durumun olmayacağı yönündedir.
 
Ramazanda kalp hastalarının dilaltı hapı kullanması orucunu bozar mı?
Diyanetin vermiş olduğu bilgilere dayanarak kalp hastalarının dil altı hapı kullanması oruç tutmaya mani değildir.

Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan ilaç, doğrudan ağız dokusu tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç ağız içinde emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dilaltı hapı kullanmak orucu bozmaz.
 
Astım hastalarının kullandığı sprey orucu bozar mı?

Astım hastalarının kullandığı sprey orucu bozar mı?


Akciğer hastalarının kullandıkları spreyden, bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az bir miktar ağıza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve nefes boruları cidarında emilerek yok olmaktadır. Bundan geriye bir miktarın kalıp tükrük ile mideye ulaştığı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Abdest alırken ağızda kalan su ile kıyaslandığında, bu miktarın çok az olduğu görülmektedir. Halbuki oruçlu, abdest alırken ağzına verdiği sudan geri kalan miktarın mideye ulaşması halinde orucun bozulmayacağı konusunda hadis (Dârimî, Savm, 21) ve İslâm bilginlerinin icmaı vardır. Ayrıca, misvaktan bazı kırıntıların ve kimyevi maddelerin mideye ulaşması kaçınılmaz olduğu halde, Hz. Peygamber'in oruçlu iken misvak kullandığı, sahih hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buharî, Savm, 27; Tirmîzî, Savm, 29). Diğer taraftan, "kesin olarak bilinen, şüphe ile bozulmaz" kaidesi gereğince, mideye ulaşıp ulaşmadığı konusunda şüphe bulunan bu şeyle oruç bozulmaz.

Bu itibarla astımlı hastaların, sağlığı oruç tutmalarına uygun olup başka bir hastalıkları da yoksa, rahat nefes almalarını sağlamak amacıyla ağza püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz.


 
Diş Tedavisi orucu bozar mı?
Diş fırçalamak orucu bozar mı?
Diş Tedavisi ve diş fırçalamak orucu bozar mı?

Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dişlerini tedavi ettirmesi veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında, kan veya tedavide kullanılan maddelerden herhangi bir şeyin yutulması orucu bozar.
Dil altına konan ilaç orucu bozar mı?

Bazı kalp rahatsızlıklarında dil altına konulan ilaç, doğrudan ağız dokusu tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç ağız içinde emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dil altı kullanmak orucu bozmaz.
Diş fırçalamak orucu bozar mı?

Diş fırçalamakla oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macunun, misvak parçalarının veya suyun boğaza kaçması halinde oruç bozulur. Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak, dişlerin imsakten önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun olur.

 
Saç boyamak orucu bozar mı?


Orucu bozan şeyler yemek, içmek ve cinsel ilişki ve bu manaya gelen şeylerdir. Saç boyamak bunların hiçbirine girmez. Dolayısıyla orucu da bozmaz.

 
Banyo yapmak orucu bozar mı,
Yıkanmak duş almak orucu bozar mı?

Ağızdan ve burundan dimağa ya da mideye su kaçırmamak şartı ile, yıkanmak orucu bozmaz.
Yalnız İmam-ı Azam serinlemek için suya girmeyi veya yaş elbiseye sarılmayı mekruh saymıştır. Ebu Yusuf’a göre değildir. Allah Resulü oruçlu iken hararetini gidermek için başına su dökmüştür. Ancak denize veya nehre girip de uzun müddet yüzülecek olursa çok büyük bir ihtimalle mideye veya dimağa su kaçar. Böylecede oruç bozulur.
 
Göz damlası orucu bozar mı?


Mütehassıs göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilacın miktar olarak çok az oluşu ve bunun bir kısmının gözün kırpılmasıyla dışarıya atıldığı, bir kısmının gözden, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallar ve burun mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alındığı, ancak yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının sindirim kanalına ulaşabilme ihtimalinin bulunduğu dikkate alınarak İslâm fakihlerinin de belirttiği gibi göz damlasının orucu bozmayacağı sonucuna varılmıştır.

 
burun damlası orucu bozar mı
burun damlası sıkmak orucu bozar mı

Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklasık 0,06 cm3 tür. Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte olup çok az bir kısmı ise mideye ulasmaktadır. Bu da, dini açıdan abdestte agza su vermede oldugu gibi af kapsamında degerlendirildiginden orucu bozmaz.
 
Sprey orucu bozar mı?

Sprey kullananların orucu bozulur mu?

Nefes almakta zorluk çeken astımlının boğazına pompaladığı hava orucu bozmaz. "Çünkü bu bir hayati ihtiyaçtır. Üstelik yutulan hava zerrecikleri içeriye gittiği doğru olsa bile akciğerden ileriye geçmediği, mideye ulaşmadığı, gıda ve susuzluk ihtiyacını karşılamadığı ileri sürülmektedir. Bu sebeple de orucu bozmamaktadır."

 
Kaza oruçları ne zaman tutulur?
kaza orucuna ne zaman başlanır?

Ramazan ayında tutulmayan oruçların ve başlanıp da bozulan oruçların kaza edilmesi gerekir.

Kur'an-ı Kerim'de, "İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar." buyrulmaktadır (Bakara, 2/184).
Kaza oruçlarının aralıksız tutulması hakkında herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu itibarla, kazaya kalan oruçlar oruç tutulması mekruh olan günler dışında, peşi peşine veya ayrı günlerde tutulabilir.
Ancak bu oruçların,bir an önce tutulması uygun olur.
diyanet
 
Hayırlı Ramazanlar


"11 Ayın Sultanı" olarak bilinen Ramazan ayı yarın başlıyor. Ramazanın ilk teravih namazı bu akşam, ilk sahur bu gece yarısı. İlk iftar ise yarın akşam açılacak.
DİYANET İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Ramazan hizmetleri konusunda il ve ilçe müftülüklerine genelge gönderdi. Buna göre, ramazan boyunca sabah ezanları Diyanet Takvimi'nde gösterilen imsak vakitlerinde ve her camide aynı anda okutulacak. Müftülükler, Ramazana özel vaaz ve irşat programı hazırlayacak.

Yalova'da ilk iftar saati

Yalova'da Ramazan'ın ilk günü olan 11.08 Çarşamba günü, iftar saat 20.16 da olacak. Ramazan Bayramı ise 9 Eylül 2010 Perşembe günü ve Bayram Namazı da 07.18 de kılınacak.

Fitre asgari 7 TL olarak belirlendi

Din İşleri Yüksek Kurulu, sadaka-i fıtr (fitre) miktarını asgari 7 TL olarak belirledi. Din görevlileri Ramazan boyunca hastane, hapishane, çocuk ıslahevi ile yurt ve yuvaları ziyaret edecek, ihtiyaç sahibi, öksüz, yetim, hasta, yaşlı ve fakir kimselerle ilgilenecek. Maddi durumu iyi olan vatandaşların gösterişli iftar davetleri vermek yerine, halkla bütünleşmeyi sağlayacak, ihtiyaç sahiplerinin katıldığı iftarlara yönelmeleri yönünde öncülük yapılacak.

Oruçlu geçen süre yaklaşık 16 saat

Ağustos ayına denk gelen ramazanda, oruçlu geçen süre 16 saate yaklaşacak. Ramazan ayında ilk gün oruçlu geçen süre Ankara'da 15 saat 50 dakika, İstanbul'da 15 saat 57 dakika, İzmir'de 15 saat 40 dakika, Hakkari'de 15 saat 36 dakika, Çanakkale'de ise 15 saat 52 dakika olacak.
 
Ramazan ayının şu mübarek günlerinde birçok insan orucunu tutmaya çalışıyor. Tutmayanlar da var tabi. Herkes bu hayatta kendi tercihlerini yapıyor bir şekilde. Saygı duymak gerekir. Tabi en doğrusunu Allah bilir ama bazıları da taklidi olarak tutuyor gibi. Herkes tutuyor ben de oruç tutmalıyım düşüncesinde. Haklı olarak islamiyetin bir şartı olarak orucunu kayıtsız şartsı tutuyor. Ama tutan arkadaşlar acaba ‘’Ramazan Orucunu niçin tutuyoruz, ne gibi hikmetleri var ki bunun, tamam Cenab-ı Hakk’ın emri ama bütün gün aç kalıyoruz, Yaratan niçin bizim aç kalmamızı istesin ki?’’ diye sorabilir. Tabi cevap olarak hemen herkes açların halinden anlayabilmemiz için tutuyoruz diyordur. Ama Risale-i Nur’da orucun birçok hikmetlerinden bir tanesi o kadar hoşuma gitti ki sizlerle kısa da olsa paylaşmak istiyorum. Sabırla okursanız eminim sizin içnde çok faydalı olacaktır. Emin olun sadece bu hikmetini okuduktan sonra artık orucumuzu açarken daha farklı düşüncelere bürüneceğiz. ‘’Evet, gerçektende ben bu orucu tutmalıyım.’’ diyebileceğimiz bir sebep.


Evet o hikmet; Cenab-ı Hakk’ın Rububiyeti noktasında bir hikmettir. Kafalarda hemen bir soru oluşabilir: ‘’Yahu Rububiyet nedir?’’ gibi. Rububiyet, Yaratan’ın icraatlarının genel adıdır. Aklımıza her ne gelirse. Terbiye etmek, beslemek, şifa vermek, büyütmek gibi sonsuz icraatlarıdır. Cenab-ı Hakk’ın icraatları noktasında bakacağımız hikmeti şudur ki; Yüce Yaratan zemin yüzünü bir nimet sofrası suretinde yaratmıştır. Şimdi bunu bir zihnimizde canlandıralım. Bildiğimiz gibi sofra, üzerinde nimetlerin olduğu yemek yemeye yarayan bir araçtır. Belki bilmeyenlerimiz olabilir diye belirtiyorum. Oturursun, uzanırsın ekmeğini yersin, suyunu içersin. Aynı bunun gibi yeryüzü de bir sofradır. Her türlü meyveye, suya, yiyeceğe uzanabiliyoruz. Bütün nimetlerin çeşitlerini hiç ummadığımız bir tarzda o sofraya dizmiş Yüce Allah. ‘’Niçin ummadığımız şekilde olacakmış ki?’’ diyebilirsiniz. Ama insan şöyle bir düşününce: ‘’ Acaba nasıl oluyor da bir odundan yani ağaçlardan ortaya meyveler çıkabiliyor, nasıl oluyor da çamurlardan ortaya sebzeler çıkabiliyor?’’ diye de kendine sormalıdır kanaatindeyim. Yani sözün özü Allah’ın sofrası bizim düşündüğümüz sofralar gibi de değil, içerisinde müthiş derece de mucizeler barındırıyor. Hiç aklımıza gelemeyecek yerlerden bize ikram ediyor. Bir arı bakıyorsunuz ki bizim için bir bal, bir inek bakıyorsunuz bir süt, bir tavuk bakıyorsunuz bir yumurta olmuş. Gerçekten insan aklı alamıyor bazen ve en iyisi hiç düşünmemek diyor. Böylece Rabbini unutabiliyor. Ancak, “Allah dilerse yapacağım” de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır” de. ( Kehf Suresi, 24 )


Evet Cenab-ı Hakk kusursuz idare edişini bizlere bir sofrada sergiliyor. Ayrıca Yaratan merhametini ve şefkatini de bu sofra ile bizlere bildiriyor. Çünkü aksi takdirde insanlar ne yapardı bir düşünelim. Şurada birisi bize gelse harika yiyeceklerle bir sofra kursa ve o sofrayı kuran bizden hiçbir maddi menfaat beklemese ve bizden alabileceği hiçbir şey olmasa bu o kişinin şefkat ve merhametini göstermez mi? ‘’Kardeş niye kuruyorsun niye zahmete katlanıyorsun demez miyiz? Acaba bizden maddi bir beklentisi mi var?’’ diye kafamızdan da geçiririz. Eeee Cenab-ı Hakk’a bizim verebileceğimiz ne var?


Hiçbir şey yok. Yüce Yaratan neyimize muhtaç ki, tabiri caizse sonsuz kudret ve ilim sahibi olan Allah’ın yanında bir hiçiz ve hiç olan birinden Allah Teala ne istesin ki? Kendi ihtiyaçlarımızı bile karşılayamayacak kadar acizken ne verebiliriz ki? İşte Cenab-ı Hakk bize hiç ihtiyacı olmadığı halde merhametini göstermek için bizim için bu nimetler sofrasını hazırlamış. Tabi insanız hepimiz. Unutkanlığa meyilliyiz ve unutuyoruz Cenab-ı Hakk’ın nimetlerini, böyle bir şey aklımızdan çıkıveriyor. Yani bizim için hazırlanmış bir kainatta, dikkat edelim bizim için hazırlanmış diyorum, böyle rahmet sahibi ve Rububiyetini gösteren Rabbimizi unutuyoruz maalesef ki. Ya sosyal hayat koşturmasından ya iş güç derdinden veya başka nedenlerden unutuyoruz.


Ramazan-ı Şerifte ‘’ehli iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer’’ diyor Asrın büyük Alimi ve Müceddidi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri. Askerliğini yapmış olanlar bilir, yemek yiyeceğiniz zaman herkes yemekhaneye geçer ve orada ayağa kaldırırlar sonra güzel bir yemek duası ile başla emri verilir. Bu sahneyi bir gözümüzde canlandıralım. Bütün dünyadaki Müslümanlar ama oruç tutanları, muazzam bir ordu hükmüne geçmişler ve Sultan-ı Ezelinin yani yüce yaratıcının ziyafetine davet edilmişler. Evet bu ruh haletini iftarımızı yaparken bir düşünelim. Normal günlerde akşam yemeği yerken emin olun böyle bir ruh haletine bürünemeyiz. Ama Ramazanda durum gerçekten çok farklı. Sofra kuruluyor, çorbalar, salatalar, içecekler, yemekler hepsi gelmiş, Cenab-ı Hakk’ın o bizim için ikram ettiği bütün nimetler sofranın üzerinde ve bir emir bekliyoruz. Çünkü bizler çok özel bir misafiriz. Yüce Yaratıcı’nın ziyafetinde misafiriz arkadaşlar. Bu davet, umumi bir davet ve bütün oruç tutan Müslümanlar aynı anda sofraya oturmuş ve herkes aynı düşüncede. Nasıl bir düşünce bu; Allah Teala’yı hatırlıyoruz ve Yüce Yaratıcı’dan bir işaret bekliyoruz.


İyi güzel bu anlattıklarını zaten biliyoruz diyor olabilir bazı arkadaşlar ama şimdi biraz daha ilginçleşiyor. Normal şartlar altında bizler Yüce Yaratıcının bizlere bahşetmiş olduğu bütün nimetlerine karşı hakkıyla kulluk edemiyoruz zaten edemeyiz de. Buna kimsenin şikayet edeceğini de anmıyorum. Bu zaaflarımızı bildiğinden dolayı da Cenab-ı Hakk ne istiyor bizden? Cemaatle namaz kılmamızı istiyor. Çünkü, cemaatle namaz kılındığı zaman bir haşmet var. Yani Allah’ın kulları toplanmışlar hep beraber Allah’ın huzurunda ibadet ediyorlar. Tek kişinin ibadeti bizlerin iç dünyasında böyle bir haşmet kabartır mı? Tabiî ki de cemaate oranla kabartamaz. Bir örnek verelim; Selimiye Camiinde ki cemaati görseniz hepsi böyle imamın arkasına geçmişler, imam ALLAHU EKBER dediğinde oradakilerin o hareketleri bizim iç dünyamızda farklı duyguları harekete geçiriyor. Ve bu bir ihtişamdır. Muhteşem bir görüntüdür herkesin aynı anda secdeye gitmesi. İşte o insanların yapmış oldukları o kulluk toplu bir ibadet hükmüne geçiyor. Doğal olarak böyle toplu ve kusursuz bir ubudiyete karşı daha çok sevap alıyoruz. Evet buraya çok dikkat edelim; Ramazanda da tam bir toplu kulluk yapmış oluyoruz.


Herkes bekliyor. O manzarayı yukarıdan bir izlediğinizi düşünün. Haşa yanlış anlaşılmasın, Allah Teala zaman ve mekandan münezzehtir. Kendi açımızdan en iyi görebileceğimiz yer olan yukarıdan bir izlediğimizi düşünelim bir an için. Yukarı çıktık bütün insanları görüyoruz. Hepsi Cenab-ı Hakk’ın ziyafetine davet edilmişler ve bütün kulları bekliyor Yüce Yaratan’ın .Nasıl bir harikuladelik değil mi? Herkes bir emir bekliyor. Nasıl bir sultan verdiği ziyafette ‘’Buyrun!’’ emrini verdiği anda davetliler yemeğe başlar aynen öyle de Alemlerin Rabbi olan Allah’tan bir emir geliyor kainatı çınlatan bir ses ile ‘’ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER’’ diye. Bir düşünün bütün İstanbul, bütün Türkiye, bütün dünya aynı anda düşünmeli. Rabbim izin verdi haydi buyurun anlamına geliyor bu ses. Binlerce, milyonlarca insan bir anda nasıl bir haşmettir bu bir düşünmek lazım, gözümüzde canlandırmak lazım. İşte bu yüzdendir ki biz Oruç tutarak Rabbimizin davetine karşılık vermiş oluyoruz.


Bir de diğer taraftan bakalım; acaba Ramazan Ayında orucunu tutmayan insanlar neler kaçırdığının, nasıl bir davete icabet etmediklerinin farkında mıdırlar? Bunca verilen nimete karşılık Cenab-ı Hakk hiçbir karşılık beklemeden sadece kullarının toplu yemek yemesini istemektedir. ‘’Niçin toplu yememizi istesin ki?’’ gibi bir soru takılabilir akla. Cevabı çok basit arkadaşlar. Hani annelerimiz bizleri sofrada genelde nasıl görmek ister? Bütün aile bir arada görmek isterler. Abi, kardeş, abla, eş… Çünkü bu bir terbiyedir ve bir şefkatin göstergesidir. Yani aile bir arada dursun. Çünkü anne olanlar daha iyi bilir, bu görüntü çok büyük manalar ifade eder onlar için. İşte bunun gibi, Rabbimizde bütün ona iman eden kullarını bir arada görmek istiyor. Beraber sofraya oturmalarını istiyor, beraber yemeğe başlamalarını istiyor. Ve bunu bizden sadece yılın 1 ayı talep ediyor. Böyle bir ziyafete böyle bir teklife hayır diyen bir daha düşünmeli.


Unutmadan şunu da belirtelim. Bir an için kendimizi düşünelim. Bir yere davetliyiz ve bir ziyafet var. Acaba kaçımız oraya giderken bir şeyler atıştırıp gideriz. Yoksa ziyafetin tadının çıkması için karnımız aç mı gideriz? İşte Risale-i Nurlar’ın farkı burada saklı kardeşlerim. Kendim adına konuşuyorum, Risalede oruçla ilgili bu kısmı okuduktan sonra oruca bakışım tamamen değişti. Artık isteye isteye, oflayıp puflamadan, asabileşmeden, şikayet etmeden tutuyorum. Elhamdülillah.


Evet, Yüce Yaratan Rahman Suresinde tam 31 kere, üstüne basa basa ne buyuruyor: ‘’Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?’’ İnşallah bizler de Ramazanda o Yaratıcı’nın sofrasına oturanlardan oluruz. Rahman Suresi’nin mealini de bir kere okuyalım lütfen. O zaman bu yazının anlamı daha net anlaşılacaktır. Dualarınıza muhtaç kardeşinize bir duayı çok görmeyin lütfen.


Esselamu Aleykum ve Rahmetullah!
 
Oruca Ne Zamana Kadar Niyet Edilir


Oruca Ne Zamana Niyet Etmeliyiz


Orucun sahih olması için niyet etmek şarttır. Niyetsiz oruç makbul değildir.

Ramazan orucuna, akşamdan itibaren kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Şafii mezhebine göre niyetin vakti oruç farz olursa gecedir. Gündüze bırakılmaz. Gece niyet getirilmediği takdirde bayramdan sonra gününe gün kaza etmek lazımdır.

Hanefi mezhebine göre ise kazaya kalmış Ramazan, nafile ve muayyen nezir oruçları için niyet gece vakti getirilebildiği gibi gündüz öğleden önce de getirilebilir.
 
Neden her sene 10 gün önce Oruç tutuyoruz?


Ramazan
Nokta.gif
kameri aylardandır. Yani ayın hareketlerine göre belirlenir. Bu sebeple her yıl bir önceki yıla göre on veya on bir gün önce gelir. Dolayısıyla bazen kışın
Nokta.gif
bazen yazın oruç tutulur.

Böylece Müslüman
Nokta.gif
soğukta
Nokta.gif
sıcakta ve her mevsimde Allah’ın oruç emrini yerine getirme fırsatını yakalar



 
Ramazan bizi okadar çok seviyor ki her sene 10 gün erken geliyor :cici:
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri