Kendimizi aramaya çıkmışız, başkalarının gözüyle... başkaları ile kendi hayatımızı sürekli kıyaslayarak, kendimizi bulmaya çalışıyoruz. Tıpkı bir çocuğu aramak gibi, kendimizi başkalarının gözüyle aradığımızda, kendimizi değil, başkalarını bulacağımızı hiç tahmin etmiyoruz.
Zayıflamaya çalışıyoruz ama bir şişman gibi. Şişman bir insanın gözünden dünyaya bakıyoruz. Zayıflamaya çalışıyoruz ama bir şişmanın gözüyle, Çikolatalı, pastalı, yemekli ödüllerle. Şişman gibi düşünüp, şişman gibi hareket edip, ödül olarak tatlı koyup sonra zayıflığı bulmayı hayal ediyoruz. Zayıflayınca her şeyi yiyebilecek miyiz diye soruyoruz. Tıpkı diyet yapmaktan korkan birinin kaygılarıyla. Aramaya çıkmışız ama kendimizi bulacağımızı hiç farketmiyoruz.
Ruhsallığı arıyoruz, tutsak gibi. Odalara kapanmış tütsüler, mumlar ile. Zihnimizin tutsaklığından kurtulmak için yine kalıplarda arıyoruz. Yerde bağdaş kurup meditasyon yapmadan aydınlanamayacağımızı düşünüyoruz. Aydınlanmanın ne olduğunu bilmeden ne olması gerektiğine takılıp kalmışız. Halbu ki özgürlüğü henüz tatmadan…