bir öğle vakti sahip olduğu dağın zirvesinde oturup zeustan aldığı yunan kahvesi, kahveskiyi yudumlayan prometheus, kulağına gelen hakan peker'in ateşini yolla bana şarkısını insanlıktan bir yardım çağrısı olarak algılar ve insanlığa acıyarak zeustan ateşi çalar ve insanlara verir.
buna öfkelenen zeus, prometheus'u cezalandırmak için onu kafkas türklerinin uğrak yeri olan kafkas dağlarına gönderir ve yanına bir kartal koyar ( kafkas türklerinin kartal beslemesi bundandır) velhasıl gel zaman git zaman geçer ve gunun birinde prometheus'u orada milli olimpiyatlara hazırlanmak için antreman yapan cep herkulu naim süleymanoğlu kurtarır ancak gücü yetmediğinden ayağındaki zincirleri kiramaz.
zeus buna ses çıkarmaz çünkü prometheus ömür boyu esir kalacaktir ayağındaki pranga zincirlerine ama der ; bu insanlığa bir ders vermek lazım ama onların hiç karsilasmadiklari bir düşman olmalı bu.
nitekim gidiyor hepha abimize kilden bir figür yaptırıyor ve bunu canlandırıyor gönderiyor epime abimize, velhasıl epime abimiz buna aşık oluyor falan evleniyorlar ama kötülük bıter mi?
gece oluyor deus zeus basliyor pandoraya fisildamaya, " kukunu aç, kukunu aç " diye. pandora açıyor kukuyu, epime abimiz buyuleniyor. işte oradan yola cikarak, açıldı kuku, saçıldı kötü deyimi ortaya çıkıyor. pandoranin kukusu kötülük ve mutsuzluk saçıyor inanışı buradan gelmektedir, ayrıca burada cezalandıran insanlık o dönem itibariyle sadece erkekler yaşadığı için, erkeklerdir. erkeklerin kadına düşkünlüğü de bu musibetten sonra dillendirilmeye başlanmıştır.
yunan mitlerinin saklanan gerçekleri ve erotik anlatımları isimli kitabıminin, s72 açıldı kuku, dağıldı kötü bölümünden alıntıdır.