Osmanlı padişahları içki içer miydi?

Konu sahibi son olarak 3468 gün önce görüldü
"II. Abdulhamid Han az yer, içki içmez, kumar oynamaz, ibadetinde kusur göstermezdi. Çok defa; "Boş olan bu hayatı, Tanrı'ya teşekkür için ibadetle geçirmek gerekir." derdi.
(Avlonyalı Ferid Paşa'nın oğlu Celâleddin Velora Paşa)
 
Ayşe Osmanoğlu (II. Abdulhamid Han'ın kızı)

"Babam doğru ve tam dinî itikada sahip bir Müslüman'dan başka bir şey değildir. Beş vakit namazını kılar, Kur'ân-ı Kerim okurdu. Herkesin namaz kılmasını, camilere devam edilmesini çok isterdi. Sarayın hususî bahçesinde beş vakit Ezân-ı Muhammedî okunurdu.

Kaynak; Ayşe Osmanoğlu, "Babam Abdülhamid", 1960, s. 11-22
 
Semih Mümtaz (Reşid Mümtaz Paşa'nın oğlu)

"Şehzadeliğinde bilhassa açıklıklarda yemek yemeyi tercih eder, bu gibi âlemlerin içkisiz eğlencelerine iltifat eylerdi."

Kaynak; Semih Mümtaz s., "Sultan Hamid'in hususiyetleri", Resimli Tarih Mecmuası, Temmuz 1950, s. 244-46.
 
Sultan II. Abdülhamid'in Hususi Doktoru Atıf Hüseyin Bey Günü Gününe tuttuğu notlarda içki içtiğine dair hiçbir şey yazmamıştır.

Kaynak; Sultan 2. Abdülhamit’in Sürgün Günleri (1909 - 1918) : Hususi Doktoru Atıf Hüseyin Bey’in Hatıratı
 
İNANMAYIN MÜFTERİLERE

Şadiye Osmanoğlu (II. Abdulhamid Han'ın kızı)

"Babam içki içmez, içenleri hoş görmezdi. Saraya sokulmasını da yasak etmişti. Dindar, Allah'ına bağlı, büyük bir Müslüman idi. Abdestsiz yere basmazdı."

Kaynak; Şadiye Osmanoğlu, "Hayatımın acı ve tatlı günleri", 1966, s. 22.
 
Bir internet kopyala-yapıştırcısının sonu :)

"Hz. Mâriye (r.anha) hamile olduğunu anlayınca sevincinden uçacaktı. Peygamberimiz (s.a.v) de buna çok sevindi. Hicri sekizinci yılın Zilhicce ayında (M. 630 Nisan) Rasûl-i Ekrem (s.a.v)’in Mâriye’den İbrahim adında bir oğlu oldu. Böylece hanımları içinde çocuğu olan ikinci hanımı Mâriye Kıbtıye oldu. Hz. İbrahim’in doğumuna ebelik görevini âzâdlılarından Ebu Rafi’nin karısı Selma Hatun yaptı. Doğumdan hemen sonra Peygamberimiz (s.a.v)’e müjdeledi. Peygamberimiz (s.a.v) de ona bir köle bağışladı. Mâriye’yi de bu vesile ile âzâd etti."
 
Bir internet kopyala-yapıştırcısının sonu :)

"Hz. Mâriye (r.anha) hamile olduğunu anlayınca sevincinden uçacaktı. Peygamberimiz (s.a.v) de buna çok sevindi. Hicri sekizinci yılın Zilhicce ayında (M. 630 Nisan) Rasûl-i Ekrem (s.a.v)’in Mâriye’den İbrahim adında bir oğlu oldu. Böylece hanımları içinde çocuğu olan ikinci hanımı Mâriye Kıbtıye oldu. Hz. İbrahim’in doğumuna ebelik görevini âzâdlılarından Ebu Rafi’nin karısı Selma Hatun yaptı. Doğumdan hemen sonra Peygamberimiz (s.a.v)’e müjdeledi. Peygamberimiz (s.a.v) de ona bir köle bağışladı. Mâriye’yi de bu vesile ile âzâd etti."

Okuduğunu anlayamayan bir kopyala beyincinin sonu olmuş oysa ki ..

Böylece hanımları içinde çocuğu olan ikinci hanımı Mâriye Kıbtıye oldu.

Burada yazan kişi hem hanımı diyor sonra da azad etti diyor .. Sorarlar adama hacı sen ne diyon diye :)

Cariyelere olan merakını sağalama dayamak için efendimizin özel hayatını didiştirip durma .. İlle de ikinci üçüncü kadın emelindeysen Kuran zaten izin vermiş cebelleşme daha ..
 
Köleye köle bağışlanarak azad edilmesi de ne mantıklı ne mantıklı :)))))
 
Öte yandan İbrahim'in doğması sebebiyle Resulullah (s.a.s), "Ebu İbrahim" künyesini almıştı. Bazı tarihçilerin kanaatine göre ise, hediyeler gönderildiğinde Mâriye'yi kendine alan Hz. Peygamber (s.a.s), onu azat ederek kendine nikâhlamıştı. Bu haliyle Mâriye, Peygamberimizin cariyesi değil hanımıydı. Hz. Mâriye'nin doğurduğu İbrahim, Arabistan'da âdet olduğu üzere bir süt anne tarafından emzirilmişti. Böyle bir uygulama cariye olmayan hür ve asil kadınların çocuklarına yapılırdı.

Diğer bazı tarihçiler ise, birinci gruptaki tarihçilerin düşüncelerini esas almakla birlikte, farklı düşünceler ileri sürmüşlerdir. Bunlara göre, Hz. Mâriye hediye olarak gönderildiğinde Hz. Muhammed (s.a.s), diğer hanımlarına yaptığı gibi azat edip nikâhına alma teklifinde bulunmuş, ancak Mâriye efendisinin nezdinde bir cariye olarak kalmayı tercih etmişti. İşte bu noktada bazı ihtimali sebepler ileri sürmüşlerdir:
-Mefail Hızlı -



Şu kapağı da şuraya iliştirelim de işid benzeri kafalar belki aydınlanır ..
 
, ancak Mâriye efendisinin nezdinde bir cariye olarak kalmayı tercih etmişti.
-Mefail Hızlı -

Kopyaladığını da okuyamıyor :)

Evet diğer okuyamadığınsa Mariye annemize değil İbrahim isimli evladının müjdesini veren Selma Hatun'a köle bağışlıyor :)

Sen önce biraz oku öyle yaz ekranda gördüklerini okuyamama sorunun var :)
 
Kopyaladığını da okuyamıyor :)

Evet diğer okuyamadığınsa Mariye annemize değil İbrahim isimli evladının müjdesini veren Selma Hatun'a köle bağışlıyor :)

Sen önce biraz oku öyle yaz ekranda gördüklerini okuyamama sorunun var :)
.. Paylaştığın alıntıda ( kaynağı bile belli değil ) cariye iken hamile kaldığı iddia edilirken benim paylaştığımda ise nikah kıyıldığı iddiası var .. Anlıyorum derdin ille de efendimizi nikahsız cimaya sokmak ama bir türlü delil bulamıyorsun ..

Köle bağışlama demişken ; Peygamberimiz millete köle bağışlamaz aksine kölelerini hemen her fırsatta azad edere sahabisine de örnek olurdu ..

Bir çok hadiste efendimizin bol bol falanca işi yapmak şu kadar köle azad etmeye denktir diye teşvik ettiği cümlelerini de bulabilirsin .. Artık uyanın kölelik filan kalmadı .. Başkalarının hürriyetine olan heveslerinizi de bir kenara bırakın ve o alçak heveslerinize peygamberimizi kılıf yapmayın ..
 
Habire kıvırıp duruyorsun eleman .. Paylaştığın alıntıda ( kaynağı bile belli değil ) cariye iken hamile kaldığı iddia edilirken benim paylaştığımda ise nikah kıyıldığı iddiası var .. Anlıyorum derdin ille de efendimizi nikahsız cimaya sokmak ama bir türlü delil bulamıyorsun ..

Seninkinin kaynağı ne ise benimkinin kaynağı da o :)

Senin kopyala-yapıştır yazdığında zaten cariye olarak kalmıştı yazıyor dur bir daha koyayım dedim ya okuyamıyorsun diye doğruymuş :)

"Öte yandan İbrahim'in doğması sebebiyle Resulullah (s.a.s), "Ebu İbrahim" künyesini almıştı. Bazı tarihçilerin kanaatine göre ise, hediyeler gönderildiğinde Mâriye'yi kendine alan Hz. Peygamber (s.a.s), onu azat ederek kendine nikâhlamıştı. Bu haliyle Mâriye, Peygamberimizin cariyesi değil hanımıydı. Hz. Mâriye'nin doğurduğu İbrahim, Arabistan'da âdet olduğu üzere bir süt anne tarafından emzirilmişti. Böyle bir uygulama cariye olmayan hür ve asil kadınların çocuklarına yapılırdı.

Diğer bazı tarihçiler ise, birinci gruptaki tarihçilerin düşüncelerini esas almakla birlikte, farklı düşünceler ileri sürmüşlerdir. Bunlara göre, Hz. Mâriye hediye olarak gönderildiğinde Hz. Muhammed (s.a.s), diğer hanımlarına yaptığı gibi azat edip nikâhına alma teklifinde bulunmuş, ancak Mâriye efendisinin nezdinde bir cariye olarak kalmayı tercih etmişti. İşte bu noktada bazı ihtimali sebepler ileri sürmüşlerdir:
-Mefail Hızlı -


Şimdi öyle okumadan internette her gördüğüne atlama :)
 
Seninkinin kaynağı ne ise benimkinin kaynağı da o :)

Senin kopyala-yapıştır yazdığında zaten cariye olarak kalmıştı yazıyor dur bir daha koyayım dedim ya okuyamıyorsun diye doğruymuş :)

"Öte yandan İbrahim'in doğması sebebiyle Resulullah (s.a.s), "Ebu İbrahim" künyesini almıştı. Bazı tarihçilerin kanaatine göre ise, hediyeler gönderildiğinde Mâriye'yi kendine alan Hz. Peygamber (s.a.s), onu azat ederek kendine nikâhlamıştı. Bu haliyle Mâriye, Peygamberimizin cariyesi değil hanımıydı. Hz. Mâriye'nin doğurduğu İbrahim, Arabistan'da âdet olduğu üzere bir süt anne tarafından emzirilmişti. Böyle bir uygulama cariye olmayan hür ve asil kadınların çocuklarına yapılırdı.

Diğer bazı tarihçiler ise, birinci gruptaki tarihçilerin düşüncelerini esas almakla birlikte, farklı düşünceler ileri sürmüşlerdir. Bunlara göre, Hz. Mâriye hediye olarak gönderildiğinde Hz. Muhammed (s.a.s), diğer hanımlarına yaptığı gibi azat edip nikâhına alma teklifinde bulunmuş, ancak Mâriye efendisinin nezdinde bir cariye olarak kalmayı tercih etmişti. İşte bu noktada bazı ihtimali sebepler ileri sürmüşlerdir:
-Mefail Hızlı -


Şimdi öyle okumadan internette her gördüğüne atlama :)

Paylaştığın alıntı bile iddanı reddiyor .. Konunun başında kesin cariyedir kafasındayken şimdi BAZI TARİHÇİLERE göre kısmına getirtirler adamı böyle ..

Diğer bazı tarihçiler ise birinci gruptaki tarihçilerin düşüncelerini esas almakla birlikte

Boşuna debelenip durma eleman kendini yeteri kadar rezil ettin .. Daha önce de dediğim gibi cariyelere olan hevesini aklamak adına peygamberimizin özel hayatını deşip durma ..
Dörde kadar iznin var rahat ol ..
 
Su katılmamış cahilsin .. Paylaştığın alıntı bile iddanı reddiyor .. Konunun başında kesin cariyedir kafasındayken şimdi BAZI TARİHÇİLERE göre kısmına getirtirler adamı böyle ..

Diğer bazı tarihçiler ise birinci gruptaki tarihçilerin düşüncelerini esas almakla birlikte

Boşuna debelenip durma eleman kendini yeteri kadar rezil ettin .. Daha önce de dediğim gibi cariyelere olan hevesini aklamak adına peygamberimizin özel hayatını deşip durma ..
Dörde kadar iznin var rahat ol ..

Getirtirmiş :)

Önce cariyedir dedi sonra internetten yazı bulunca kıvırıp fikrini değiştirdi bir şey demedik, haftalık kapak yazarak yanlış okuduğunu belli etti onun konusunu da kapattı açmıyor :)

Köleye köle bağışlamak diye yine yanlış okumuş onu da söylemiyor hiç :)

Şimdi sen önce kendi kopyala yapıştır yaptığın şey bile ikili bir cevap verirken debelenme daha fazla :)
 
İşid kafasındaki tiplere şu haberi okumalarını salık veririm .. Cariyelik sistemi bunların hülyasını süslüyor ..


Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı
55eafd1ef018fbb8f8a3b79a.jpg


IŞİD’in elinde aylarca rehin kaldılar, seks kölesi olarak alınıp satıldılar, fiziksel ve cinsel tacizin her türlüsünü yaşadılar... IŞİD’den kurtulmayı başaran Ezidi kadınları Irak’ın kuzeyinde, Dohuk’taki Baadre, Şeriye ve Kepertu mülteci kamplarında bulduk. Yedi kez köle olarak satılan kadınlar, annesinden koparılan çocuklar, intihar edenler, ‘İntihar edersem ailem cesedimi bulamaz’ diye hayatta kalanlar… 10 yaşındaki kız çocuklarından çocuklu kadınlara kadar işkence ve tacize maruz kalan Ezidilerin anlattıklarını duydukça insanlığımdan utandım.

PETROLLE TEMİZLEYİP TECAVÜZ ETTİ

Dalia, 19 yaşında, Irak’ın kuzeyinde Şengal Dağı’ndaki Herdan köyünden. IŞİD’in elinde dokuz ay esir kalan, 4 Nisan 2015’te özgürlüğüne kavuşan Dalia’nın yaşadıklarına ‘vahşet’ demek hafif kalır. İnsanlık onurunu ayaklar altına alan her türlü taciz, tecavüz, işkenceye maruz kalan, tam 7 kez IŞİD militanları tarafından alınıp satılan Dalia ile konuşurken çok dikkatli davranmaya çalışıyorum.

SELÇUK ŞAMİLOĞLU'NUN OBJEKTİFİNDEN ÇARPICI KARELER

Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı
Konuşurken sık sık duraksıyor, gözleri doluyor, arada susup derin nefes alıp veriyor. Dalia, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: Lisede edebiyat okuyordum, son sınıfa geçmiştim. 3 Ağustos sabahı kalktığımda IŞİD militanları köyümüzü basmıştı, herkes kaçıyordu. Bizi yakaladılar, hepimizi bir yerde toplayıp ‘Ya Müslüman olacaksınız ya da öleceksiniz’ dediler. Korkudan hepimiz ‘Tamam’ dedik. Buna rağmen köydeki erkeklerin hepsini toplayıp götürdüler. Bir daha onlardan haber alamadık.

Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı
TÜRKLER DE VARDI

Kadınları gençler ve yaşlılar olmak üzere iki gruba ayırdılar. Genç kızları çocuklarla birlikte Telafer’e götürdüler. Sonra yanımızdaki 5 yaşından büyük erkek çocuklarını götürdüler, kardeşim de onların arasındaydı. Bizi Telafer’de bir okula kapattılar. Orası köle pazarı gibiydi. Her gün IŞİD’in emirleri (yüksek rütbeli savaşçıları) gelip aramızdan birilerini seçip satın alıyordu. Aralarında Türkler, Almanlar, Çeçenler de vardı. 12-13 yaşlarındaki kızları satın alıyorlardı. IŞİD’cilerin arasından Telaferli bir Türkmen de beni alıp evine götürdü. Evinde karısıyla üç çocuğu vardı.

Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı
BAŞIMI PETROLE SOKTU

Beş ay onun yanında kaldım. Bir gün Ebu Mustafa diye bir IŞİD emiri gelip beni zorla onun elinden aldı, Aymen isimli Çeçen bir IŞİD emirine hediye etti. Aymen, tecavüz etmeden önce beni saçımdan tutup başımı içi petrol dolu bir kovaya soktu. “Siz çok pissiniz, biz sizi böyle temizliyoruz” dedi. Ardından beni eve hapsetti, 3 gün tecavüz etti. Sonra Ebu Salih diye başka bir IŞİD’cinin cariye yaptığı Ezidi bir kızla beni değiş-tokuş yaptılar. Ebu Salih benimle bir gece zorla beraber olup Aymen’e geri gönderdi. 10 gün sonra beni Aymen’e hediye eden Ebu Mustafa geldi, ‘Ben bu kızı sana kendine cariye yapman için verdim, değiş-tokuş yapacaksan bana geri ver’ dedi, beni Aymen’den yeniden satın aldı. Bir ay Ebu Mustafa’nın evinde kaldım, bir ay sonra İzam diye Musullu birine sattı. İzam geceleri beni alıp götürüyordu, zorla birlikte olup ertesi sabah annemin yanına bırakıyordu. Her gece ağlaya ağlaya onunla gidiyordum.

Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı

IŞİD’Cİ DOKTORA SATILDI

Bir ay sonra o da beni Musullu başka bir IŞİD militanına sattı, 15 gün onunla kaldım, daha sonra o da sıkılıp beni Telaferli IŞİD’ci bir doktora sattı. O da İzam gibi geceleri beni IŞİD karargâhına götürüp zorla birlikte oluyordu, gündüzleri annemin yanına geri götürüyordu. Bir keresinde artık ölmeyi de göze alıp ‘Gelmiyorum’ dedim. Köyün sorumlusu olan IŞİD lideri bunu duymuş, geldi, ona her şeyi anlattım. Doktora ‘Bu kız her gün başka biri için satılık değil, bir kişi alıp götürebilir” dedi. Sonra beni Kerküklü bir Arap’a sattı. Meğerse o Arap Kürtlerle iş yapıyormuş, ‘Ben seni birlikte olmak için almadım, seni Kürdistan’a göndereceğim’ dedi. Onunla önce Kerbela’ya, sonra Bağdat’a, oradan da Zaho’ya geldik, Zaho’da beni Kürt polislere teslim etti. Babam Zaho’da çalışıyordu, emniyetten beni almaya geldi. Babamı ilk gördüğümde uçuyorum zannettim. O da ağlamaya başladı. O kadar sevindim ki o an yaşadığım her şeyi unutmuş gibi oldum…

Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı

İNTİHARI DÜŞÜNDÜM AMA VAZGEÇTİM

GEÇEN yıl 15 Ağustos’ta IŞİD’in Şengal’e bağlı Koço köyüne yaptığı baskın sırasında esir alınan 20 yaşındaki Leyla’nın annesi, iki kız kardeşi ve bir erkek kardeşi hâlâ IŞİD’in elinde, babası ise kayıp. “Köydeki bütün erkekleri kamyonlara doldurup götürdüler, görmemize bile izin vermediler. Yüzlerce kadınla çocuğu köyün okulunda topladılar.

Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı

Telefonlarımızı, altınlarımızı, üzerimizde ne varsa aldılar. Sonra yaşlı kadınlarla genç kızları ayırıp genç kızları Musul’a götürdüler” diyor. Leyla ve beraberindeki yüzlerce Ezidi kız iki gün Musul’da boş bir binada tutulduktan sonra IŞİD tarafından Suriye’ye götürülmüş. İşte anlattıkları:

Rakka’da bizi büyük bir binanın bahçesine yerleştirdiler. Her gün IŞİD militanları gelip beğendikleri 3-4 kızı alıp götürüyorlardı. Kızkardeşlerimi de satın alıp Musul’a götürdüler, ben yalnız kaldım. Daha sonra bir IŞİD’ci beni ve başka bir kızı daha alıp Rakka’ya 6 saat uzaklıkta, Irak’ta Anbar’a bağlı Haseba diye bir köye götürdü. Orada bizi eve kilitledi, 5 gün o evde kilitli kaldık. Sonra beni başka bir IŞİD’ciye sattı, o da beni yeniden Suriye’de Halep’e götürdü. Dört gün boyunca ellerime kelepçe takıp tecavüz etti. O da beni yeniden Mısırlı başka bir IŞİD militanına sattı. Mısırlı IŞİD’ci beni Rakka’ya götürdü, sekiz ay boyunca evde kapalı tuttu, tecavüz etti. Yapma diye çok yalvardım ama dinlemedi, ‘Halifenin emri’ dedi.

Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı

Çok kez intihar etmeyi düşündüm ama intihar edersem ailem cesedimi bulamaz diye vazgeçtim. Adamın evde olmadığı bir gün evdeki telefondan gizlice amcamı aradım. Amcamın Rakka’da bir tanıdığı vardı, ‘Ona para göndereceğim, o sana yardım edecek’ dedi. Kaçtım, amcamın tanıdığı adamla Rakka’da bir internet kafede buluştuk. Adam motosikletle beni Türkiye’ye getirdi. Herkes sınırdan kaçak geçiyordu, biz de geçtik. Urfa’da bir lokantada amcamla buluştuk. Amcamı görünce gözlerimden yaşlar boşaldı...

YENİ KURTULDU

Selma’yla (26) görüştüğümüzde IŞİD’in elinden kurtulalı henüz 12 gün olmuştu. 4 yaşında bir oğlu, bir de 6 aylık kızı var. Kızı, IŞİD’in elinde rehineyken doğmuş, işte anlattıkları:
Köyü bastıktan sonra çocuğu olan diğer Ezidi kadınlarla birlikte beni de Telafer’e götürdüler, bir ay hapishanede tuttular, sonra oradan Rakka’ya gittik, 500’e yakın kadınla birlikte beni bir binanın en üst katına yerleştirdiler. Sonra IŞİD militanları gelip her birimizi teker teker satın aldı. Bir IŞİD’ci de oğlumla beni alıp evine götürdü, evde karısı da vardı.

Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı

Bebeğim onun evinde doğdu. Bebek doğduktan sonra 2600 dolara beni başka birine sattı. O da yeniden 4000 dolara bir Halepliye sattı. Oradan telefon bulup kocamı aradım, yerimi söyledim. Sonra kocam 20 bin dolara beni tekrar IŞİD’den satın aldı... Çocuklarla önce Türkiye’ye, sonra da Urfa üzerinden Zaho’ya gittik.

‘MALIMIZSINIZ’ DEDİ

Bahar (15), dört ay boyunca kuzenleri Hadiya (24) ve Nawin (19) ile birlikte Rakka’da Suudi Arabistanlı evli bir IŞİD militanının evinde tutsak kalmış, başından geçenler şöyle:
Adam her gün üçümüzü de dövüyordu, akşamları da yanımıza gelip taciz ediyordu, karısı ‘elimden gelse size yardım ederdim’ diyordu ama hiç bir şey yapamıyordu.

Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı

‘Biz hilafeti İslamı yaymak için kurduk, o yüzden siz de İslamı kabul edeceksiniz’ dedi. Ölmemek için kabul ettik. Ama yine de bir şey değişmedi, bize ‘Ezidiler kafirdir, o yüzden siz bizim malımızsınız’ diyordu. Birkaç kez kaçmayı denedik ama hiç birinde kaçamadık. Bir gün ‘Ben Kobani’de cihata gidiyorum’ diye evden çıktı. Bizi de başka bir IŞİD’ci arkadaşının evine bıraktı. Onun yanında da Ezidi bir kız vardı. Kızın amcası, bize yardım etmesi için Rakka’dan bir tanıdığını ayarladı. Adamı aradık, saat 13.00’te meydana gelin dedi, meydandan taksiyle bizi aldı, Türkiye sınırına getirdi. Türkiye sınırını kaçak geçtik. Sınırı geçtikten sonra Diyarbakırlı bir Kürt bize yardım etti, bizi arabasıyla Gaziantep’e kadar götürdü. Oradan Cizre’den geçip Halil İbrahim Sınır Kapısı’ndan Zaho’ya geldik.

Dinlerken utandım: IŞİD köleleri yaşadıkları dehşeti Hürriyet'e anlattı

ANNESİ, BABASI VE KARDESLERİ IŞİD’İN ELİNDE

IŞİD’in yaklaşık 20 gün önce serbest bıraktığı 216 Ezidi’den biri de dokuz ay boyunca IŞİD’in elinde rehin kalan 10 yaşındaki Rudeyna. Rudeyna’yla konuşmadan önce halası yanımıza gelip “Çocuğun gözünün önünde kafa kesmişler, işkence yapmışlar, büyük travma geçirmiş, deli gibiydi, sürekli bağırıp ağlıyordu. Hâlâ geceleri uykudayken bağırarak uyanıyor. Sakallı birini görünce ağlamaya başlıyor” diyor.


55eafd1ff018fbb8f8a3b7ae
 
Kopyala-yapıştırcılar da her okuduğu ilk cümleye bakıp gerisine bakamıyorlar :)
 
Cariye heveslisi okudun mu üstteki alıntıyı ?
 
eksen mezhebinin müctehidi konuyu başka yere çektin yok işidmiş yıok talabanimiş yok boko harammış hepsinin kurucusu ingilizler biraz başka konularla ilgilen kurduğun mezhebin fıkıh kitabını yaz seni takip edecek müctehid yetiştir hanefi şafi maliki ve hanbeli mezhebi insanlara yetmiyor eksen mezhebi kur
 
Geri