Günlük • Tecerrüt

  • Kullanıcı DUHAN
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
🕒 Konu sahibi 10 saat önce aktifti
''kaç yaşında olduğumu sormayın. yaşın sayılarla alakası olmadığını anladığım yerdeyim. bazen neşeli bir çocuk, bazen yorgun bir ihtiyar var içimde. sese tahammül edemediğim, kalabalıktan uzaklaştığım, etrafımdaki gereksiz insanları elediğim yerdeyim.
güneşin doğuşunu ve batışını hayranlıkla izlediğim değil de, doğan güne şükrettiğim, batan güne hüzünlendiğim yerdeyim.
en önemlisi de, herkesi kendim gibi sanmadığım yerdeyim.''
 
“ama konuşmak istemiyordum kimseyle. gücüm yoktu. sadece bir tetiği çekip gitmek istiyordum. hepsi bu kadar…”


 
Aslında buralara yansıtmasam da gerçekten kötü günler geçiriyorum, her açıdan...
İkili ilişkiler, ailevi meseleler, iş güç... Hepsi ama hepsi kötü gidiyor. Bir insanın hayatında hiç mi iyi bir şey gitmez? Gitmiyor...
İnsanlara olan güvenim, tahammül seviyem sıfır. Güven duygusunu kaybedeli uzun zaman oldu.

Şimdi karşımda birisi ''Ulan gerizekalı, gel senin elinden tutacağım... Gel lan, bırak kendini bana. Mutlu edeyim, mutlu olalım, bırak!'' diyince içimden ''Hassiktir oradan.'' diyorum. Çünkü sonunu görebiliyorum... Ya da göremiyorum. Alışmak beni bok gibi yapıyor. Alışıyorsun ama sonrası hüsran..
Her defasında ''Ulan bir şans... Acaba?'' oluyorum. Sonra yine dönüyorum maalesef benliğime.
Nereye kadar gidecek bu, bilmiyorum. Alışmaktan nefret ediyorum. Beni gerçekten uçuruma sürüklüyor. Sevgi değil, alışmak bana çok koyuyor.

Her Allah'ın günü, günaydınlaştığın, iyi geceler dilediğin ya da ne bileyim her şeyini anlattığın, konuştuğun, vakit geçirdiğin insan bir anda hayatından çıkınca, emziği ağzından alınan bir bebek gibi oluyorsun... Önce sızlanıyorsun, sonra bakıyorsun karşı taraf kararlı... Sen de onun yokluğuna alışmaya çalışacağının farkında oluyorsun. Evet, başlarda zor olacak... Ama onu duymak istemek... Onu istemek... Çığrından çıkarcasına bir hal almaya başlıyor... Alışıyorsun, alıştığını sanıyorsun,
sonra bir anda tanıdık bir ses, tanıdık bir melodi... Onunla konuştuğun konular, geyik yaptığın olaylar ansızın karşına çıkınca afallanıyorsun... Sonra al başa!

''Siktir lan! Bu bana evrenin bir oyunu mu?'' diyorsun. Sonra diyorsun ki, ''He aw... evren durup, seninle oynayacaktı. Bak lan işine!'
Belki de öyle oluyor, evren sana oyun oynuyor... Çünkü o s.kik kafandan atamamışsın bir şeyi. Sadece üstünü örtmüşsün.
Her şey ne zaman yoluna girecek, hiçbir fikrim yok. Belki de giremeyecek. Kötü düşüncelerle boğuştuğum bir dönemdeyim.
Farkında olmadan bana kol kanat gerecek insanları da, bana kötü gelen insanlarla bir tutup siktir çekiyorum.

Her neyse,

Yarım kalan bir şey tamamlanmayınca öyle oluyor demek ki.
''Peki ya hikaye bu kadarsa?''

İşte ona çözüm yok.



 
“kimse benim tek başıma savaştığımı anlamıyor.
kendimle, anılarla, krizlerle, günlerle savaşıyorum.
en basit şeyleri yapabilmek için mücadele veriyorum.

kimse, hayal kırıklığıyla yüzlerce kez el sıkıştığımı bilmiyor.
kimse, her şeyden korktuğumu anlamıyor.

umuttan bile korkuyorum…”

 
hala bana yadigar bıraktığı kirpiğimdeki beyazlık duruyor.
birkaç yere sormuştum o zamanlar tek kirpiğimin beyazlığını ''üzüntüden o, düşer birkaç güne'' demişlerdi.
birkaç ay geçti, hala duruyor. acısını geçti sanıyorsun ama geçmiyor.
bugün fotoğrafını görür görmez gözlerim doldu ve dinmedi.
artık arayıp sana şikayetlenemiyorum durumları sıkıntılarımı anlatamıyorum.
şimdi ise geriye kalan toprağın ve mezar taşın. o kadar ağır geliyor ki, bazen telefon açtığımda ''alo'' dediğim an ''haa uşak'' diyeceksin gibi geliyor. o telefon açılacak gibi geliyor. sanırım kabullendim diye kendimi kandırıyorum. sana çok bağlıydım, anne yarımdın. bir yandan acıların dindi diye mutlu olurken bir yandan beni eksik bıraktığın için kızıyorum.
seninle büyümek çok güzeldi.
selda bağcan çok dinlerdik beraber, şimdi tekim. umarım mutlusundur orada.


 
  • sarılma
Tepkiler: Aze
Geri