Günlük O Fotoğrafın Hikayesi

  • Kullanıcı W
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
🕒 Konu sahibi 3 saat önce aktifti
Gecmiste, farkliliklariyla meshur olan bir kac insan ve tavuk.

Bu tavuk kafasi koparikdiktan sonra 18 ay yasamis.

freakshowcoolding20.jpg


Bu manyakta batiriyormus kendine napam ay .p

freakshowcoolding19.jpg


2 kafali adam.

freakshowcoolding14.jpg



Alice E. Doherty, lakabi ‘The Minnes’.

freakshowcoolding15.jpg


lastik vucutlu adam;

freakshowcoolding13.jpg


Ella Harper lakabi ‘Camel Girl’

freakshowcoolding12.jpg



Annie Jones en meshur killi kadin.

freakshowcoolding11.jpg


Bu gordugunuz cift evli imis

freakshowcoolding9.jpg


ismi Myrtle Corbin

freakshowcoolding6.jpg
 
Nepaldeki deprem sonrasi 22 saat sonra bulunan mucize bebegin fotograflari.

1_3265_2.jpg


3_8534.jpg
 
1967-1968 yılları arasında evli olan Yılmaz Güney ve Nebahat Çehre'den balık gözü kamerasıyla bir özçekim.



unlulerin-arsivden-cikan-bilinmeyen-kareleri_130901658628269871.jpg
 
Kendi kendini ameliyat eden Rus doktor Leonid Rogozov 30 NİSAN 1961. Gorulmemis bir ameliyat yaparak tip tarihine gecti.

Leonid Rogozov henüz 27 yaşında genç bir doktor. Sovyetler Birliği’nin Antartika Programı çerçevesinde güney kutup dairesinde görevli ve bu görevin onu tıp tarihine geçireceğinden habersiz…

29 Nisan 1961 sabahı sağ alt kadranda ağrısı olduğunu farkeden Rogozov’un, ilerleyen saatler içerisinde ateşi çıkar ve şiddetli bulantısı başlar… Bu durum Rogozov’a apandisiti ile ilgili bir sıkıntısı olduğunu “kendi kendine” düşündürtür. Ancak “küçük” bir sorun vardır! Kendinden başka doktor yoktur ve en yakın cerrah 1600 km uzaklıktadır! O dönemde ilgili bölgeye uçakla da ulaşılamamaktadır.

Yaşam ile ölüm arasında karar vermek zorunda kalan Rogozov, kendi kendini muayene etmeye başlar. Sağ alt kadranda şişlik ve hassasiyet tespit eden Rogozov, fizik muayanesinde apandisitinin patlamak üzere olduğunu tespit eder.

Kendi kendini ameliyat etmekten başka çaresi olmayan Rogozov, büyük bir risk alır ve gece saat 22′de batın sağ alt kadranına lokal anestezi (0.5% Novocaine) uygular. Bir şoför ve bir meteoroloğun asistanlığında operasyona başlayan Rogozova, apandisitin yer aldığı kısmı görmesi için “asistanları tarafından” ayna tutulur. On iki santimlik bir kesi açar, apandisitini arar, bulur ve dışarı çıkarır. Ara ara halsiz ve yorgun düşen Rogozov, 30 – 40 dakikada bir operasyona ara verir. Kendi ifadesine göre apandisit üzerinde 2 x 2 cm’lik perforasyon mevcuttur. En nihayetinde bir neşter yardımıyla sorunlu bölgeyi kesip atar ve gece 12 sularında operasyonunu başarıyla tamamlar! Kendi kendine apandektomi yaparak, dünya tarihinin ilk kendi kendine cerrahi müdahale yapan doktoru olarak tarihe geçer…

Bu fotoğraf da o olayın bir anısı olarak tarih raflarındaki yerini alır!

Bu operasyon neticesinde Leonid Rogozov’a “Order of the Red Banner of Labour” nişanı verilir…



52d1b656d8d0fa361e00009c.jpg
 
Turk sinemasinin kotu adami, icindeki cocugu gostermis :-) salincakta sallanan insanlari sviyorum demis miydim daha once ?

Erol-Ta%C5%9F-Sal%C4%B1ncak.jpg
 
Bazi kadinlar Marilyn Monroe gibidir. Paril paril parlar, ama olumune mutsuzdur. Yetimhanede yetimis, aile fertlerinin cogunda psikolojik rahatsizlik olanbir kadin.Her fotografta agizlar sonuna kadar aciktir, seksi ve mutlu gorunur. Ama dedigim gibi gecmisten gelen olumune mutsuzlugu vardi. Yasamina yuksek doz uyku ilaci ile son vermis.Bazi rivayetlere gore olduruldu.Anlayacaginz fotograflarda gorduguz buyuk gulumsemeler sadece gorunen taraflaridir. Bi'de gorunmeyen tarafarina inmek gerek.

maxresdefault.jpg


c2722a2dc6b422633b3f54af18480ced.jpg
 
X4Dmno.jpg
[/url][/IMG] Zilan Deresi ceset dolu
Cumhuriyet, 16 Temmuz 1930 sayısında, Zilan Deresi’ndeki katilamı şu şekilde duyurmuş: “Ağrı Dağı tepelerinde tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı Dağı daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türk’ün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur.”
Hakkâri-Yüksekova gezimin ardından Erciş’e geçtim. Büyükadalı dostum Ercişli Mehmet Ali Dursun’la, kardeşleri ve amca çocuklarıyla buluştuk. Erciş’e 30 kilometre mesafedeki Karatavuk (Cüdgah) Köyü’nün mezrası Yağlık’a (Akkilise-Der) gittik.
Sisler içindeki Süphan Dağı çok haşmetli görünüyordu. Birçoğu Büyükada-Erciş arasında yaşayan dostlarımızla köyde ‘Çözüm süreci’ üzerine derin bir sohbete daldık.
Asıl buluşma amacımız, Ağrı Dağı isyanının ardından Zilan Deresi’ne sığınan Kürt köylülerinin katledildiği bölgeyi gezmekti. Yağlık Köyü’nün yaşlıları, babalarından dinledikleri katliam öykülerini anlattılar. Gerçekten vahşi ve insanlık dışı bir katliam yaşanmıştı.
Zilan katliamında atalarını yitirmiş bir kısım Ercişli ile birlikte katliamın yaşandığı bölgeye gittik. Sadık Keleş’i orada bulduk. Köyün nasıl yakılıp yok edildiğini, çevre köylerin nasıl yerle bir edildiğini büyüklerinden dinleyen Sadık, Kündük Köyü’nün tek tek evlerini sayıyor ve insanların başına neler geldiğini anlatıyordu.
Dönemin gazeteleri, katliamın boyutlarını şöyle aktarmış: “1930 yılında, Ağrı başkaldırısından sonra Zilan Vadisi’ne sığınan Kürtlere karşı tarihinin en büyük katliamlarından birini gerçekleştirdi. 44 köy ateşe verilirken 15 binden fazla insan vahşice katledildi. (Bu rakamı daha düşük olarak söyleyen kaynaklar da var.)”

İnönü: Türk ırkından olanlar
Katliamın ardından, 31 Ağustos 1930 tarihli Milliyet, dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün bir demecini yayımladı. O dönemdeki ırkçı yaklaşımı ifade eden bazı ifadeler: “Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur. Aslı astarı olmayan propagandalara kanmış, aldanmış, neticede yollarını şaşırmış Doğu Türkleridir.”
Katliamın ardından, bölge halkının tüm mallarına el konuldu, 1950’de Erciş Asliye Ceza Mahkemesi’ne mallarını geri almak için başvuran köylüler, herhangi bir sonuç alamadı. 2012’de konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı. Söz konusu dava kabul edildi. Davacılardan (şimdi KCK davasından Van’da tutuklu bulunan) Mehmet Gürbüz, dedesinden kalma altı bin dönüm arazisine el konulduğunu ve o dönemden kalma tapu kayıtlarının kabul edilmediğini belirtti.
Torunlardan Cahit Arlı, İsmail Arlı, Mehmet Dursun, Latif Dursun, TİGEM’e devredilen arazilerini geri istiyorlar. Mezarlıkların içi bile hayvan barınağı olarak kullanılıyor. “Bu bizim canımızı yakıyor” diyorlar.
Evet, Türkiye’de yeni bir sayfa açılırken, geçmişin yaralarını deşmemek gerekir. Kini yaşatmamak gerekir. Ama ‘tarihle yüzleşme’ye de bir ihtiyaç var.
Zilan Deresi artık acıların mekânı olmasın, oradan kan değil dostluk aksın.
 
Savas fotografcisi Won Faas'in 1964 yilinda cektigi bir fotograf. Faas bir cok kez yaralanmis bu fotograflari cekerken. Fotografin konusu, bir baba oldurulen cocugunu yerden aliyor, ve sokun etkisiyle oylece kaliyor.



1b085c70322a470d0f0f6a70670008a8.jpg
 
Kocasını,Kardeşlerini,diğer üç oğlunu vatana kurban veren bir ana, Bilecik tren istasyonunda son kalan oğlunu Çanakkale'ye şu nasihatlerle uğurlar."Bayrak inecekse,ezan dinecekse,ırzımız düşman tarafından çiğnenecekse dayıların,ağaların ve baban gibi ölde gelme oğul..!Yoksa hakkımı sana hela etmem oğul..! der.Bu konuşmaya trenin kapısında dikilen şerefli bir Türk subayı şahit olur ve hatıra defterine göz yaşları içinde kaydeder.


13095778_10154333180674448_2690773879021858898_n.jpg
 
Fotograf 1990 yilinda cekimis bir secim calismasi esnasinda. Sosyal paylaşım sitesi twitterda paylaşılan ve tıklanma rekoru kıran fotoğraf, “Şu küçücük araçtan 1 cumhurbaşkanı, 2 başbakan, 1 bakan, 4 milletvekili, 3 belediye başkanı çıktı ya, helal olsun...” ifadeleriyle paylaşılıyor.

Valla dogru, ya kamyon oldugunu dusunsenize ? .)

erbakanin-ilk-makam-aracina-talep-yagiyor.jpg
 
Kurk mantolu madonna okuyanlar bilir Rauf efendiyi. Kitabi okudugumdaki karakterin yasadigi ask dedemi animsatiyor bana.Bir Alman kadiniyla yasadigi ask ve akabindeki butun hayatinin degismesi. Fotografin hikayesine gecmek istiyorum, fotografi ceken bir Alman is arkadasi, dedemi ve arkadaslarini tanidiktan sonra bir gun evine davet ediyor yemege. Daha once hic Turk gormemis olan ailesine bakin Turkler korkulacak insan degillermis bizim gibiler diye tanistiriyor. Cok tuhaf degil mi ? bi zamanlar hic Turk gormemis olan insanlarin ulkesinde simdi bilmem kac milyon olduk. Sadece benim ailem rahat 25 hane :)

Soldaki takim elbiseli dedem oluyor. Sene kac bilmiyorum.



L3pjQG.jpg
 
40 yıl hapis yattıktan sonra yargıç, aslında masum olduğunun anlaşıldığını söylediği o an.


CK8SCyAUEAApRVT.png
 
Size ilk Turk kadin kabadayisini anlatmak istiyorum. Bir anne'nin mevzu cocugu oldugu zaman nasil degisebilecegini neler yapabileceginden bahsetmek istiyorum. Kadinin ismi Hanzade fakat bu olaydan sonra lakabi baltali Hano kalmis. Hanzade'nin 12 yasinda oglu kayboluyor ortadan kadin arayis icine girince sevgilisi bunu engelliyor. Bu engellemenin altinda bi bit yenigi var diye bi gece kabadayi olan sevgilisini takip ediyor. Sevgilisi bi hamama giriyor, kadin pesinden giriyor ki ne gorsun ? 12 yasindaki oglu hamamda oglancilik yapiyor. Bunu goren anne hamamdaki 21 kisiyi balta ile kesiyor ve hamami yakiyor. Bi toplumun insani nasil suclu durumuna getirdiginin kaniti bu kizamiyorum kadina cunki mevzu cocugu.


 
Savaşın ortasında çocuk olmak..
Bosna Hersek’in referandum sonucunda bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, 6 Nisan’da Sırp güçleri başkent Saraybosna’yı ablukaya almış ve saldırılara başlamıştı .. 1992-1995 yılları arasında 3 buçuk yıl süren ve yüzbinlerce masum insanın hayatını kaybetmesine, milyonlarcasının evlerini terk etmesine yol açtı..

s-5b1a2eb1d4445716b2ecf28b16ad24e7ad050da2.jpg
 
galeri_brown-jpg_759171456_1428246900.jpg


Amerika'da en sonunda siyahilerin ve beyazların aynı okulda eğitim almasına izin veriliyor fakat ırkçılık yine bitmiyor. Siyahiler dışlanmaya devam ediyor. 1963, Alabama ,USA
 
bi kaç saat evel bir fotoğrafcının gidip gördüğü vede kanaltürk de belgeseli vardı 2500 keşişde beraketinin bozulmamış olması vede dünyevi zevklerin hiç birine yer olmaması çok dikkatimi çekti yaşantıları..

s-a7995f57b08630a476189e7448689a602e1f4459.webp


s-b29d3b8a747fbaf7d1a9e5fe8bebc68d660d8b90.webp

Birleşmiş Milletler Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilmiştir.
Yunanistan'ın kuzeyinde üç parmaklı bir yarımada var. Bu üç parmağın en doğusundaki yarımadanın özerk olduğunu fazla bilen yoktur. Özerkliği de Bizans İmparatorluğu'nda başlar, Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu özerkliği korur, 2. Dünya Savaşı'nda Alman işgali yıllarında da özerkliğine saygı gösterilen yegane yerdir. Adı Aghion Oros. Türkçesi 'kutsal tepe' anlamına gelir. 'Aghion Oros' Osmanlı'da Türkçeye çevrilerek, günümüze kadar 'Aynaroz' adıyla anılır. Türk literatüründe adı 'Aynaroz Kadısı' olarak bilinen Aynaroz'un en büyük özelliği, bu yarımadanın içinde bin yıllık 20 manastırdan başka hiçbir şeyin bulunmaması... İkinci özelliği ise yasaklar nedeniyle bin yıldır kadın ayağının basılmamış olması... Bu 20 manastırda kendilerini tamamen ulviliğe adayan 2 bin keşiş yaşıyor. Aynaroz'un her türlü işgale karşı kendini koruyabilmesi, bu manastırlarda yaşayan keşişlere gösterilen saygıdan kaynaklanıyor. Alman işgalinde bile 'asker' yüzü görmeyen Aynaroz'a Osmanlılar da sadece bir kadı tayin ederek saygısını göstermiş. Yeryüzünde eşine az rastlanır bir atmosfere sahip olan Aynaroz'a her dine mensup ziyaretçi kabul ediliyor. Tabii giriş için ilk şart erkek olmak. Ondan sonra da Yunan ya da yabancı, Müslüman ya da Hıristiyan, yarımadaya gelmek isteyen herkesin özerk Aynaroz devletini temsil eden makamdan vize alabilmesi gerekiyor. Eki Kariyes Limanı'na gelir. Adada da kendisine gösterilen manastırlardan birinde misafir edilir.

s-9516e149fd6c0b21c3421d62e6377a11c6d67505.webp
 
Fatih Sultan Mehmed; 6 dıl bilirdi felsefe cografya matematık astronomi bir cok alanda kitabi ve cevirisi olan bır dahiydi. Ayrıca sairdi ırk ayrımı da yapmazdı ressamlıga ilgisi vardı Bellınıye portesini çizdirdi sonrada adına ilk altın para basıldı. Askeri zekası muhtesemdi.Kısaca"izzet sahıbı karaların ve denızlerın sahıbı" İstanbul'un 563.kurtuluş yılı kutlu olsun.



Portreye gelince;


Gentile Bellini (1429- 1507 ) Rönesans döneminde Venedik'te yaşamış İtalyan bir ressamdır. 1478 yılında Venedik Cumhuriyeti tarafından Fatih Sultan Mehmet'in portresini yapmak üzere İstanbul'a gönderilmiştir. Fatih Sultan Mehmet'in son yıllarında, Osmanlı başkentine gelen Bellini, bir Osmanlı padişahının portresini yapan ilk ressamdır.
Fatih, Venedikli ressamın maharetini sınamak amacıyla, onu bir dizi denemeden geçirir. Bu nedenle Bellini İstanbul'daki ilk aylarını sarayda çeşitli tablolar yaparak geçirir '' Oturan Katip '' adıyla bilinen tablosu bunlardan birisidir. Bu tablo, Boston'daki Isabella Gardner Müzesinde bulunmaktadır. Ayrıca, Fatih ressamın vatan sevgisini ve hayal gücünü ölçmek amacıyla bir Venedik manzarası çizmesini ister.


Bellini'nin tablosunda hükümdar her ne kadar sade giysiler içinde resmedilmişse de, profilden yapılmış bu portrenin sağında ve solunda yer alan üç taç, tabloyu bir kudret simgesi olarak öne çıkartır. Bu üç taç, Fatih'in son verdiği üç büyük devleti yani Bizans'ı Trabzon Rum İmparatorluğu'nu ve Karamanoğulları Beyliği'ni simgeler.

Bugün Fatih Sultan Mehmet'in Bellini tarafından yapılmış bu tablosu Londra'daki Victoria and Albert Müzesi'ne aittir.


Kaynak: Popüler Tarih Dergisi
II.Mehmet'in+Bellini'ye+yapt%C4%B1rd%C4%B1%C4%9F%C4%B1+tablosu.jpg
 
Tarihte ilk olarak Pennisilin’i Alexander Fleming 1928 yılında geliştirmiştir. Penisilini geliştirmeden önce Fleming, “lizozim” adı verilen mikrop öldüren bir maddeye ulaşmıştır. Bu sayede bakterileri öldürebilen bir maddenin varlığı fikri ilk kez doğmuştur. Fleming, penisilini bulduğu zaman onun, etrafındaki bakterileri öldürdüğünü tesadüf eseri görmüş ve bunu tıpta kullanabileceğini düşünmüştür.

galeri_alexander-fleming-jpg_837756461_1427921082.jpg
 
sanki gözüm aşina gibi açıldığına dahil , lakin başka yerdede görmüş olabilirim..
eğerki konusu açıldıysa kusura bakılmasın.. öyle göz gezdirirken görünce okuyunca çok etkisinde kaldım..

1993'te Sudan'da Kevin Carter tarafından çekilen bu kare, Güney Afrikalı foto muhabire Nisan 1994'te Pulitzer Ödülü kazandırdı. Ancak peşinde akbaba olan küçük kızı kurtarmak yerine fotoğraf çekmekle suçlanan Carter, ödülü aldıktan yaklaşık üç ay sonra, 33 yaşındayken intihar etti.

201509061647_07.jpg
 
1989 yılında Çin'in başkenti Pekin'deki Tiananmen Meydanı'ndaki öğrenci eylemine ordunun kanlı bir şekilde müdahale ettiği olaylarda, Associated Press muhabiri Jeff Widener tarafından çekilen bu karedeki meçhul protestocu sembol haline gelmişti.

201509061646_04.jpg
 
Geri