Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
1. Dünya Savaşı zamanlarında yaşamış, Fransa ve Almanya adına casusluk yapmış, hatta çift taraflı çalışmış, dönemin "bilgi alınabilir" bir çok asker ve siyasetçisini kandırmış, çoğunu kendine aşık etmiş, kurgusal değil gerçek bir karakter olarak L. S. ile beraber bu tarife en fazla uyan kadınlardan biri.
Bence hayatı ve yaptıkları göz önüne alındığında daha dikkate değer, sonu da kurşuna dizilmek olmuştur.
"Tüm hayatın boyunca erkekleri kandırdın ama kandıramayacağın 12 tane erkek var; idam mangası."
kaynak raskocan
50 bin müttefik askerinin ölümüne neden olan Alman casusu "Şafağın Gözü Mata Hari" Fransa'da 15 Ekim 1917 tarihinde kurşuna dizilirken gösterdiği soğukkanlılıkla herkesi hayrette bıraktı.Asıl adı Margaretha Geertruida Zelle olan 1876 doğumlu Hollandalı Mata Hari, 18 yaşındayken, kırk yaşın üstünde Hollandalı kumarbaz bir subayla evlendi. Kocasının kumar borçlarını ödemek için zengin aşıklarına şantaj yaparak maceralı bir yaşama giren Margarethe, bir ara kocasıyla Cava adasına gitti. Dönüşte kocasından ayrıldı, fahişeliğe ve dansözlüğe başladı.
Hollandalı olduğunu saklayarak, Hindistan doğumlu olduğunu ve adının Şafağın Gözü anlamına gelen Mata Hari olduğunu yaymaya başladı. İnce uzun boyu, siyah gözleri ve saçlarıyla Paris, Berlin, Viyana, Londra ve Roma'da doğu danslarıyla ün yaptı. Bu arada Alman istihbarat okullarında eğitildi. Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra 1915'te Berlin'den Paris'e geçti. Üst düzeyde komutanlar ve devlet adamlarıyla giriştiği sıkı fıkı ilişkilerden elde ettiği bilgileri Almanlara aktardı. Ancak, Fransız gizli istihbarat servisleri, uzun süre belgeleyememelerine karşılık, Mata Hari'nin casusluğunu öğrenmişlerdi sonunda. Mara Hari'nin H 21 kodlu Alman casusu olduğunu belgelediler ve tutuklayıp yargılanmasına, sonunda kurşuna dizilmesine neden oldular.
edit; Hollandali oldugunu dusunmiuyorum bi kere isimden kaybediyor + sarisin degil. Yine de kaynaklara guvenmek zorundayiz .p
1975-Gerede.
Bülent Ecevit'e suikast girişimi.
Ecevit 73-80 yillan arasinda 8 suikast girişiminden sağ kurtuldu.
Bülent Ecevit’te bir çok kez saldırıya uğrayan siyasetçilerimizden. Haziran 1975te Gerede’de seçim mitingi için meydana giren seçim otobüsüne, taşlı saldırılarda bulunulmuş, devamında cami minaresinden halka ve Ecevit’e ateş açılmıştı. Bülent Ecevit’i silahlarını çekip karşı saldırıda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi “CHP” milletvekilleri kurtarmışlardı.
Bülent Ecevit, New York Waldorf Astoria Oteli’nde, rum suikastçi Stavros Psihopedrisdes tarafından silahlı saldırıya uğramıştı. Saldırgan Ecevit otel lobisine geldiğinde silahını Ecevit’e doğrultmuş, kendisini korumakla görevli FBI Ajanı Bernard Johnson silahın üstüne atlayarak Ecevit’i kurtarmıştı. Ecevit kendini kurtaran FBI Ajanını 2002’de Türkiye’ye davet ederek teşekkür paketi vermişti.
Bülent Ecevit, İzmir Çiğli’de seçim çalışmalarını yürütürken, seçim otobüsüne binmekte olan Ecevit’e arkadan ateş açılmış, kurşun Ecevit’i sıyırarak Mehmet İsvan’a Saplanmıştır. 29 Mayıs 1977’de yapılan saldırıda kullanılan silah, Türkiye’de sadece 3 adet bulunan ve özelliği zehirli kurşun atması olan Tengas marka silahtır. Saldırının sebebinin Kanada’da yapılan bir NATO toplantısında, Ecevit’in tehditkar tavırlar sergilemesi olduğu söylenmektedir.
Fotograf Ulviye Sultan'a ait. Yanan kizi o mudur bilemiyorum.
Sultan 2. Abdülhamit’in başkadınefendisi Nâzikedâ Kadınefendi’den doğan kızı Ulviye Sultan’ın da bir papağanı vardı. Bu papağan belki de görülebilecek en korkunç manzaralardan birine şâhit olmuştu.
1875 yılı. Nâzikedâ Kadınefendi piyano çalıyor odasında. 7 yaşındaki kızı Prenses Ulviye Sultan az sonra annesinin odasına geliyor. İhtimal uzaktan uzağa gelen hoş musiki sesi onu celbetmişti bu odaya. Nâzikedâ Kadınefendi musikinin büyüsüne kendini kaptırmış, piyanonun tuşlarında gezerken, fark etmiyor bile kızının yanına geldiğini. Lâkin az sonra küçük kızın acı feryadıyla, büyülü dünyasından irkilerek çıkıyor. Gördüğü manzara bir anne için intihar sebebi. Kibritle oynarken elbisesi tutuşan küçük kızı odanın ortasında alevler içinde çırpınıyor. Ateşi söndürmek için kızına sarılan anne, yuvarlanmaya başlıyor yerde. Zemin hasırla kaplı.
Bu faciayı seyreden Ulviye Sultan’ın papağanı çığlık çığlığa bağırmaya başlayınca alt katta bulunan hizmetçiler papağanın sesine koşuyorlar Nâzikedâ Kadınefendi’nin odasına. Prensesin dadısı, bulduğu bir seccadeyle ateşi söndürmeyi başarıyor ( Yani bir seccade sebep olmuştur ateşin sönmesine ). Nâzikedâ Kadın, yaralı olarak kurtulsa da prensesini kurtarmayı başaramıyor. Yüreğindeki yara gibi, bedenindekinin de izi kalıyor bir ömür boyu.
Papağanın feryatları, prensesi kurtaramasa da annesini kurtarıyor. Talihsiz Prenses Eminönü’ndeki Yeni Cami’nin arkasında bulunan Hatice Turhan Sultan Türbesine defnediliyor.
Kızının yanarak öldüğünü duyan Şehzade Abdülhamit, ömrü boyunca bu acı hadiseyi hatırlamak bile istemez. Bu yüzden bu mevzu hiç açılmaz. Olayı tek ifşâ edecek papağan ise, tek kelime etmez o günden sonra. Sâhibinin gözünün önünde yanarak ölmesi, papağanın dilinin tutulmasına sebep olmuş olabilir.
Ulviye Sultan’ın papağanı konuşmuyor, dut yemiş bülbül gibi susuyordu ama Cem Sultan’ın papağanı sabah akşam duâ ediyordu tâlihsiz şehzâdeye.
1939 yılında yürütülen bu çalışmada, 22 yetim kalmış çocuk kullanıldı. Bunlardan 10 tanesi daha önce konuşma bozukluğu olan ve kekeleyenler olarak tanımlamıştı. Çocuklar, eşit olarak 2 gruba ayrıldı. Bir grubun konuşma terapisti, çocuklarda gördüğü gelişme ve akıcı konuşma durumunda onları ödüllendiren davranışların gösterdiği “pozitif” terapi uyguladı, diğer konuşma terapisti ise, en ufak bir yanlışta dahi çocukları açıkça cezalandırdığı bir yöntem uyguladı. Sonuçlar gösterdi ki negatif davranılan çocuklar psikolojik anlamda çok ağır hasar aldılar. Ancak bundan çok daha kötüsü, terapi öncesi konuşma bozukluğu göstermeyen çocukların da konuşmalarından bozulmalar oldu. 2007 yılında, yetim kalmış bu çocuklardan altısı, maruz kaldıkları bu durum karşısında 925.000.-USD’lik tazminat aldılar.
Gordugunuz bu 3 kadin Suudi kralinin kizlari. Kizlar diledikleri gibi Avrupada partilere katiliyor istedikleri gibi giyiniyorlardi. Taki kendi ulkelerindeki kadinlarin haklarini savunana kadar. Kral kizlarini 13 sene boyunca farkli villalarda tutsak ediyor. Kizlardan biri yardim icin Ingiliz gazetesine email atiyor yardim edin bize diye yalvariyor.
Dünyanın kaderini değiştiren isim Adolf Hitler ve Eva Braun aşkı da tarihin tozlu sayfalarına karışmış gizli bir aşk olmuştur. Eva, Adolf Hitler ile tanıştığında 18 yaşındaydı ve Heinrich Hoffman’ın fotoğraf atölyesinde çalışıyordu. Hitler'i gördüğü anda köre körüne aşık olan Eva Braun politikayla hiç alakası olmayan birisiydi. Fakat aşık olduğu insan onun alışkanlıklarını baştan aşağı deiğiştrip onu kendi fikirlerinden beslenen bir insan yapacaktı.
Hitler, politikaya olan düşkünlüğü ve Nazi Partisi liderliği sormluluğundan dolayı Eva'ya gerektiği kadar vakit ayıramıyordu ve bu durum Eva'yı dönem dönem kıskançlık krizlerine sokuyordu. Eva kıskançlık krizlerinin tavan yaptığı bir anda sinirine daha fazla hakim olamadı ve 1 Kasım 1932’de kendisini tabancayla boynundan vurdu. Ne yazıkki bu olay, hayati tehlikeyi atlatan Eva’nın ilk ve son intihar girişimi olmadı. Eva, 29 Mayıs 1935’te yine aynı sebepten ötürü tekrar intihar girişiminde bulundu. Hitler'in politikaya olan aşkının kendisinden daha büyük olduğu gerçeğini bir türlü kabul edemiyordu
Adolf Hitler, evlenmeye ve daha fazla ilgi göstermeye bir türlü yanaşmıyor ve dönemin koşullarından dolayı bu duruma bir türlü ayak uyduramıyordu. Tarihler 29 Nisan 1945’i gösterdiğinde müttefikler Berlin’i kuşatmıştı, Adolf Hitler ise aldığı ani bir kararla Eva ile evlenmeye karar vermişti.
Eva’nın yıllardır beklediği gün gelmişti, Hitler artık onun eşi olmuştu. Fakat Eva yıllardır hayalini kurduğu günün 24 saat sonrasında öleceğini hiç aklına getirmemişti. Bu kadar kısa sürmemeliydi. Hitler ve Eva’nın saklandığı yer müttefikler tarafından kuşatıldı. Ve Eva yıllardır aşık olduğu adamın elinden ölümü tatmıştır. Adolf Hitler silahıyla önce Eva’yı sonra da kendisini vurarak Eva'nın kalbine kendisine olan aşkını Berlin'e ise Führerlik aşkını gömdü...
Fotografta gordugunuz shaolin rahiplerinin egitim asamalari.Shaolin Rahipleri'nin asıl amaçları dünyevi arzularından sıyrılıp aydınlanabilmektir.Bu nedenle de rahiplerin sayısı oldukça az olmuştur. Çünkü inançları gereğince bu sanatın öğretileri gizli tutulmuş sadece bu sanatı hak ettiğine inandıkları insanlara öğretmeyi kabul etmişlerdir.Shaolin Rahipleri'nin gücü hayatları ve bedenleriyle kurdukları ilişkiden gelmektedir. Rahipler, uzun zamanlar boyunca insan doğası kadar tabiattaki diğer canlıların da doğasını, yaşam şeklini sürekli izlemişlerdir. Rahipler insanoğlunun bu canlılardan farkını, üstün ve zayıf yanlarını, analiz ederek tüm bunları akıl-mantık süzgecinden geçirmişlerdir. Ortaya çıkardıkları sonuç ise insan ruhu ve bedenini bütünleştirerek, inanılması oldukça zor olan başarıya imza atmışlardır.Shaolin Rahipleri tarafından geliştirilen güç aslında insanoğlunun içinde var olan gücün dışa yansımasıdır.
Afrika ülkesi Tanzanya’da albinoların aileleri çocuklarını 50 bin sterline satışa çıkarıyor. Bu durumun gerekçesi ise albinoların uzuvlarının “ şans ve zenginlik getirdiğine” inanılması. Ülkenin zenginleri herhangi bir uzvu 3 veya 4 bin dolara satın alırken, zaman zaman tüm vücut için 75 bin dolar ödüyor. Sonuç olarak albinolar hayatlarını kaybedebiliyor. Vakalar kaydedilmeye başladığından bu yana, ülkede 74 kişi bu şekilde hayatını kaybetti ve 59 kişi saldırılardan kurtuldu. Albinoların mezarları da açılarak cesetleri çalınıyor. Ülkede albinizm her bin 400 kişiden birinde görülüyor.
Bu fotografi gorunce aklima Kibris savasina katilmis gazi dayim geliyor. Savas esnasinda bir cocuk buluyor ordu icerisine sokuyor. Komutan vur emri veriyor, vur yoksa sen vurulcaksin canina karsilik cocugu vurmak zorunda kaliyor. Dayim, askerden geldiginden beri alkole vurmus kendini. Vicdani onu omru boyunca rahatsiz etmis ve alkolle bunu unutmaya calismis. Zalim bir komutan, olen bir cocuk, hayati boyunca vicdani rahatsiz bir adam kaliyor geriye.
Fotografa gelince, powerhouse kitaplari tarafindan yayinlanan ''savas guzel mi'' isimli fotograf. Fotografci David Shields
Tarih hocam Hitlerin cok iyi resim cizdigini fakat, Viyana sanat akademisine girmek icin yaptigi resimler yahudiler tarafindan 2 kez reddelilince, sanatci yerine bir diktator oldugunu anlatmisti. Nasil olur ? bir insan sanata asik iken, nasil bir cellat olabilirdi ki ? Yahudilere olan nefreti burda basladigini anlatmisti hocam. Sonra annesinin bir Yahudi doktorunun ellerinde olmesi bu nefreti tetiklemis. Ya da tam tersi cunki annesi oldukten sonra basvurdugunu okumustum bi yerde. Aklima gelmisken Adolf Hitlerin cizdigi resimleri paylasmak istedim.Gayet basarili buldum.