Günlük O Fotoğrafın Hikayesi

  • Kullanıcı W
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti



2002'de Berlin'de kaldığı otelin camından 9 aylık oğlu Prince 2’nci Michael’ı sarkıtması büyük yankı uyandırmisti. Çocuğunu basına ilk kez göstermek isteyen Jackson babalığa uygun biri olmamakla suçlanmisti. Medya ve halk, ortaya Jackson'ın küçük bebeği öldürmek istediği yönünde iddialar attmisti.
 
Fotografta gordugunuz kisi Nelson Mandela.Beyazlarin egemenligine karsi savas veren ve bu ugurda 27 yıl hapiste kaldı. Filmlere kitaplara konu oldu,yapilan ilk secimde devlet baskani oldu. Hapishane cikisi ilk goruntusu


mandela-ve-winnie.jpg
 
meshur fotograf ''Lunch atop a Skyscraper'' 20-eylul 1932 tarihinde bir binanin 69. katinda cekilmis. Iscilerin rahatligi dikkat cekici. arsivcilere gore ani bir cekim degilmis onceden ayarlanmis bir cekim.

Lunch-atop-a-skyscraper-c1932.jpg


19fotoverhaal37.jpg
 
Stockholm sendromu :)
1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de bir banka soyguncusu (Jan-Erik Olsson) altı gün boyunca 4 banka görevlisini rehin tuttu.Banka soyguncusu ile rehin tutulan banka görevlilerinden birisi duygusal olarak bağlandı.Rehineler, mahkemede soyguncular aleyhinde ifade vermedi, hatta savunma ücreti için para topladılar.Olay sırasında telefonla basına konuşan rehinelerden Kristin Enmark’ın “Asıl korktuğum polis. Biz burada iyi vakit geçiriyoruz” demesi, ülkede büyük etki yaratmıştı.Olay, ülkede: “Soyguncular bankadan para çalamadılar ama bazı insanların kalbini çaldılar” şeklinde yorumlandı.İsveçli banka soyguncusu Jan-Erik Olsson, olumlu ifadeler sonucu 8 yıl hapis yatıp çıktı. Olsson, şimdi Tayland’da suça karışmadan sakin bir hayat sürüyor


bild124.jpg
 


Dünya Olimpiyat Komitesi, 1968 Meksiko Olimpiyatları'nda Tommie Smith ve John Carlos'u, madalya töreni sırasında 'kara güç' (Black Power) selamı verdikleri gerekçesiyle cezalandırdı. Meksiko 1968'deki bu madalya töreni, belki de olimpiyat tarihinin en unutulmaz töreniydi. İki siyah atlet, ABD marşı 'Star Spangled Banner' çalarken yumruklarını havaya kaldırmışlardı.

İkisi de ABD'liydi, ikisi de siyahlara uygulanan ayrımcılığın ortadan kalkmasını istiyordu. Kürsüdeki atletler, 200 metrede altın ve bronz madalya kazanan Tommie Smith ve John Carlos'tu. San Jose Devlet Üniversitesi'nden takım arkadaşıydılar.

Sosyolog arkadaşları Harry Edwards, bütün siyah ABD'li atletlere, ırkçılığı protesto etmek için olimpiyatları boykot etmelerini önermişti. Edwards'ın içinde olduğu İnsan Hakları Olimpiyat Projesi (OPHR), dünya çapında birçok atletten destek
gördü, ancak toptan boykot etme projesi hayata geçmedi.

Ancak Edwards'ın sözlerinden etkilenen Smith ve Carlos, protestolarını madalya törenine sakladılar. ABD bayrağı yükselip, milli marşları çalmaya başladığında, iki atlet de gözlerini kapadı, başlarını öne eğdi ve siyah eldivenli yumruklarını havaya
kaldırdı.

Simgeler

Smith daha sonra, havaya kaldırdığı siyah eldivenli sağ yumruğunun, ABD'deki kara gücü (Black Power) temsil ettiğini söyleyecekti. Carlos'un sol yumruğu da siyah ABD'nin birliğini. Smith'in boynundaki siyah atkı siyahların gururunu,
ayakkabısız çıktığı kürsüde görünen siyah çorapları da ırkçı ABD'nin siyahlarının yoksulluğunun birer simgesiydi.

Protestoya karşı çıkanlar, olimpiyatlarda politikanın yerinin olmadığını ileri sürüyorlardı, ki Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin resmi belgelerinde bu protesto hala olimpiyatların politikaya alet edilişi olarak yer alıyor.

Muhafazakar ABD'liler eylemin militanca ve ABD'yi küçük düşürücü olduğunu söylerken eylemi destekleyenler iki adamın
cesaretlerini kutluyordu.

İşin ilginç yanı, destekçilerin sayısı hiç de az değildi. Üstelik hepsi beyaz da değildi. Örneğin, protestonun gerçekleştiği
kürsüde, 200 metre ikincisi olarak gümüş madalya alan Avustralyalı Peter Norman, aynı akşam bir OPHR kartı takarak bu
protestoya katıldı.
 
CRsmithT31.jpg


Bu fotografin bir de bilinmeyen bir yuzu daha var. O da yarisi 2. bitiren Avustralyali Peter Norman'in Tommie Smith ile John Carlos'a verdigi destek. Onu da buraya ilistirmek istedim.

Mexico City’de 200 metre finali koşulmuş. Amerikalı (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman kazanmış.


Madalya töreni için bekledikleri sırada, Carlos, Peter Norman’ın yanına gelerek sormuş:
– İnsan haklarına inanıyor musun?
– Evet, inanıyorum.
– Peki ya Tanrı’ya?
– Bütün kalbimle…


Bunun üzerine, iki siyah atlet kafalarındaki eylem planını açıklamışlar, Norman tereddütsüz katılmış:
– Ben eyleminizi destekleyeceğim, bana ne yapmam gerektiğini söyleyin!


İlk defa, o günler için müthiş bir provokasyon hatta devrim sayılacak bir eylem planlıyor iki genç adam: Amerika’daki ırk ayrımcılığını ve siyahlara reva görülen fakirliği ve ikinci sınıf vatandaşlığı protesto edecekler… Ama nasıl?


Fikir Norman’dan geliyor: bir çift siyah deri eldiven buluyorlar, sağ tekini Tommie, sol tekini John eline geçiriyor; fakirliği sembolize etmek için çıplak ayakla kürsüye çıkıyorlar, başları kederle öne eğik, sıkılı yumruklarını havaya kaldırıyorlar. Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman da, dayanışmasını göstermek için kalbinin üstüne ‘İnsan Hakları İçin Olimpiyat Projesi Hareketi’nin kokartını iğneliyor.
Amerikan milli marşı çalarken plan icra ediliyor ve eylem koyuluyor. Ve tabii (hatırlıyorum) dünya birbirine giriyor. Amerika ayağa kalkıyor. Olimpiyatlar bile gölgede kalıyor, dünya gazeteleri yumrukları havada siyah atletlerin fotoğrafını birinci sayfadan veriyor…



Amerikan Olimpiyat Komitesi iki siyahın spor kariyerini o saniye bitiriyor. Eylem amacına ulaşmış, Amerika’daki zenci azınlığın durumu dünya gündemine girmiştir. Smith ve Carlos spor hayatlarını (ve buna bağlı olarak geleceklerini) feda etmişler ama dünya tarihine geçmişlerdir. Dünyadaki yüz milyonlarca ezilmiş siyahın ilahı haline gelmişlerdir.


Peki ya Avustralyalı beyaz Peter Norman?


Meslektaşım Aynur’un anlattığına göre, Norman’ın da hayatı kararmış.


Tommie Smith diyor ki:
“Peter, bir beyazdı. O günlerde siyahların haklarını savunma cesareti gösteren, onurlu ve belkemiği sahibi beyaz çok azdı. Peter, Avustralya’ya döndüğünde kimse yüzüne bakmadığı gibi, herkes tarafından yargılandı. Onun da atletizm kariyeri bitti, spor çevrelerinden dışlandı. Tehditler, işsizlik ve tecrit nedeniyle öyle sıkıntılı günler yaşadık ki, üçümüzün de ilk evliliği sona erdi.”


Avustralya Devleti Norman’ı ölene kadar affetmemiş ama… Norman intikamını mezara götürmüş: 1968 Olimpiyatları finalinde ikinci olurken kırdığı 200 metre Avusturalya rekoru hâlâ, 38 yıl sonra kırılamamış.

Peter Norman 2006 yilinda oluyor. Avustralya devleti 2012 yilinda, Peter Norman'a yapilan yanlisliktan dolayi ozur diliyor.
 
İlk-kadın-millet-vekillerimizden-Satı-Kadın.jpg



Gordugunuz kisi Sati kadin. Ilk kadin milletvekillerimizden.Fotograf subat 1935'den. Kurtulus savasinda bir gazi esi olan bu kadinin ismini Ataturk Hati olarak degismesini rica etmis. Meclis kayitlarinda Hati Cirpan olarak gecmis. Ayni zamanda 1933'de ilk Turk kadin muhtarimiz imis. Ilkleri severim ben .)
 


Japonya´da yaşanan tsunaminin ardından gelen nükleer sızıntı sonrası karantinaya alınan bir genç kız köpeğini ancak cam duvarların arkasından sevebiliyor.
 
Fotografi ceken Hans Olde, 1899 ortalarinda Nietzsche zihinsel cokus yasadigi donem cekilmis. Ama bazi kaynaklara gore bu fotograf olum ani. Bu donem arkadaslarina yazdigi garip mektuplarin sonunu ''dionsysos'' olarak imzaliyor. Arkadaslari endiselenip bir klinige yatiriyorlar.




 
Çanakkale'ye her seferinde gittiğimde tüylerim diken diken oluyor , duygulanıyorum gözlerim yaşarıyor yaşadığım duyguyu buraya gittiğimde bu anı gördüğüm zamanda yaşadım yok böyle bişey.. hani eskilerin bir söylemi vardır ya anlatılmaz , yaşamak , görmek gerek diye aynı o misal..

Beşparmak dağlarının üzerinde savaştan kalma, Türk Ordusu'nun tankı hâlâ hayretle seyredilmektedir. Dünya savaş tarihinin ibret dolu bir tablosudur bu.
Bu tankı buraya çıkaran, onbaşı Gürler ERDAĞ, Er Abdulkadir KURT, Er Recep Doğan YİĞİT'tir.
Birliğin komutanı, tankın sürücüsü kahraman askere;
- Evladım bu tankı buraya nasıl çıkardın? diye sorunca.
Asker;
- Komutanım, o anda gözlerimin önünde engelsiz dümdüz bir yol göründü. Rumlar kaçıyordu, ateş ede ede buraya öyle çıktım.
Komutan mehmetçiğe emreder.
- Tankı indir.
Er cevap verir.
- O yolu görmeden nasıl indireyim komutanım.
Tank hâlâ o dağın zirvesinde durmaktadır.

392195_10151098874800280_2123356820_n.jpg



[YOUTUBE]Lxc078nP4Y4[/YOUTUBE]
 
3(382).jpg




ABD’nin Nagazaki’ye 9 Ağustos 1945’te attığı atom bombası sonucu 143 bin 124 kişi hayatını kaybetti.

Ölenlerden biri, isimsiz küçük Japon çocuktu…

Joe O’Donnel atom bombası sonrasında Nagazaki’ye ilk girenlerden oldu.

Ölen kardeşini yakılması için krematoryum önüne getiren ve bir asker gibi duran Japon çocuğunun yüz ifadesi unutulacak gibi değildi.

Joe O’Donnel defterine şu notu düşecekti:

“Nagazaki, 1945. On yaşlarında bir çocuk gördüm sessizce yürüyen. Sırtında bir bebek taşıyordu. Japonya’da o günlerde, çok sık görülürdü sırtlarında kendi küçük kardeşlerine sahip çıkan çocuklar, ama bu çocuk açıkça diğerlerinden farklıydı.

Yüzündeki ifadeden ciddi bir nedenle buraya gelmiş olduğu görülebiliyordu. Ayağında ayakkabısı yoktu. Yüzü kaya gibi sertti.Bebek ise uyuyor gibiydi.

Çocuk beş ya da on dakika durdu.

Beyaz maskeli adamlar ona doğru yürüdü ve sessizce bebeği tutan ipi çıkarmaya başladılar. O zaman bebeğin ölmüş olduğunu gördüm.

Adamlar bebeği el ve ayaklarından tutarak ateşin üzerine yerleştirdiler.

Çocuk, alevleri izlerken, dimdik ve hareket etmeden duruyordu. Dudağını o kadar kuvvetli ısırıyordu ki alt dudağına kan oturmuştu.

Ateş güneş batımı gibi hafif hafif yandı ve bitti.

Çocuk arkasını döndü ve sessizce uzaklaştı.”



Fotografi ceken kisi atılan atom bombasının yıldönümünde, 9 Ağustos 2007’de hayata gözlerini kapadı…


Joe O’Donnell…

4(257).jpg
 
Güney Vietnam’da çekilen bu fotoğraf, Long Tan muharebesinin hemen sonrasında, Avustralyalı askerlerin aracın arkasına bağladıkları Viet Cong askerini gösteriyor.
Savaşın vahşetini tüm çıplaklığı ile gözler önüne seren fotoğraf batı dünyasının savaşa ve ahlak anlayışına bakış açısını sonsuza kadar değiştirdi.

Fotoğrafçı: Kyoichi Sawada, 19 Ağustos 1966

5106915a0a2b978e4c0000c1.jpg
 
Fotoğrafta gördüğümüz kişiler elektrik işçileri Randall Champion ve J. D. Thompson. İkili rutin bakımlarını gerçekleştirirken Randall Champion yanlışlıkla bir elektrik teline dokunuyor ve vücudundan tam 4000 volt akım geçiyor. Güvenlik kemeri sayesinde direkte asılı kalan Champion’a takım arkadaşı kalp masajı yapamıyor ama hayat öpücüğü veriyor. Nabzı atmaya başlayan ve hemen aşağıya indirilen Champion hastanede gördüğü tedavi sonrası sapasağlam hayatına devam ediyor.


Fotoğrafçı: Rocco Morabito, 1967


5106915a0a2b978e4c0000ca.jpg

 
Soykirim-Aglamasi-Ruanda-1994.jpg


Ruanda Soykırımı, Ruanda'da 1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu'nun, aşırı uç Hutular (Interahamwe) tarafından öldürülmesi olayıdır. Katliam, Tutsi destekli isyancı Ruanda Vatansever Cephesi lideri Paul Kegame'ye bağlı güçlerce, Hutu ağırlıklı hükümetin düşürülmesi ile son buldu. Ardından yönetimden güç alan Tutsilerin öç bahanesiyle saldırması sonucu yüzbinlerce Hutu, komşu Zaire'ye (Kongo Cumhuriyetine) sığındı. Fransa, soykırımı gerçekleştiren Hutu hükümetinin o dönem içerisinde en yakın dostu ve destekçisi olması sebebiyle Ruanda Soykırımı'ndan en fazla sorumlu tutulan ülkedir..

jkjhkjhkmb2.png
 
nazimdurusma.jpg



“6 Mayıs 1931’de… Nâzım Hikmet, duruşmadan bir kare…”

Nazım Hikmet beş şiir kitabı nedeniyle yargılandı. 10 Mayıs günü beraat etti.
 
*Hayatımda gördüğüm en etkileyici fotoğraf

-Auschwitz'te bir gaz odasındaki tırnak izleri

 
Efsane Boksör Muhammed Ali

adı Muhammed diye hollywood bulvarında ben peygamberin ismini taşıyorum çiğnetmem diyip adını yere değil duvara yazdıran adam gibi adam.

12107928_436003479933157_5525123137179677740_n.jpg
 
Muhammed Ali'den acilmisken konu sunlari da eklemek istedim.



Muhammed Ali, intihar etmek isteyen adamı ikna etmeye çalışıyor, 1981.
BftKCkDIcAAidq7.jpg



Beatles grubuyla 1964

MMORRISON%20ALI%20BEATLES.jpg
 
Geri