Nerede bıraktıysan orada yokum artık ben.

Konu sahibi son olarak 143 gün önce görüldü
Sanırım kendimi iyi hissetmiyordum.
Şarkı söylemeye başladım.
Tek tek dolaşıp odaları şarkı söylüyordum.

Mutfak, salon, yatak odası. Hatta banyo, evet evet banyo.
Heryere bakmaya başladım sonra.
Ama heryere.
Bişeyler arıyordum sanki.
Odamı dağıttım, tüm kıyafetlerimi attım yere.
Biliyorum, bişey eksikti.
Ama ne?
Bağırdım birden.
Evet, kulaklarım sağır olursa.
Hemde kendi sesimden.
Beynim çalışmayı durdurur gibi geldi bana.
Kalbim de durur muydu acaba?
Eksiği bulamamıştım.
Kahve yaptım.
Ama hiç ağlamadım.
İçimden küfür etmek geliyordu ama.
Yahu bu küfür nasıl ediliyordu?
Odama geldim.
Duvar saati tik-tak yaptı.
Ama zaman geçmiyordu bi türlü.
Kahveyi döktüm.
Telefon çaldı.
Açmadım, kimdi acaba?
Saate baktım.
20 dakika olmuştu bi de yanında 30 saniyesi vardı.
Yemek yedim.
Evi toplamaya başladım.
Gittim, yine kahve yaptım.
Eksik olduğu yerde duruyordu.

Ve acı. Ve özlem ve huzursuz bir hüzün.

Kötülük yapmayı düşündüm.
Zor geldi.
Hem, nasıl yapılırdı ki?
Bilmiyordum.
Hiç bişey bilmiyordum.
 

Bile bile öleceğini, yaşamak.
Yaşamak için çabalamak var,
Gideceğini bile bile sevmek.
Seni sevdiğini bile bile gitmek var.
Geç kalacağını bile bile telaş etmek,
Gelmeyeceğini bile bile erken gitmek var.
Ve birgun;
En savunmasiz yerden bizi yakalayan,
Kalbimizi yakan bir gerçeğe sonsuz bağlı olmak var.

 

Zaman bir şekilde geçiyor,
evet bi şekilde diyorum çünkü çoğu zaman farketmeden içinde kaybolduğumu hissediyorum.
Yorgun sabahlar giderek artıyor ve ben bitkin düşüyorum.
Hayatın akışına bırakmak istemiyorum kendimi, hayat benim akışımla şekillensin istiyorum.
Ve anılarımın kalbi durmuş olabilir belki ama beyin ölümü henüz gerçekleşmemiş.
O yüzdendir ki fişi çekemiyorum.


 
Hiç utanmıyordu ve gözlerimin içine baka baka yalan söylüyordu.
Ne yapacağımı düşündüm bi an ve başımı yere eğerek;
Kendini akıllı sanmasına izin verdim,
Buruk bir gülümsemeyle dinledim yalanlarını.
 
Hayatı sevmekle seni düşünmek arasında tuhaf bi bağlantı var.
Hayatı sevebilmem için önce seni bulmam gerekiyormuş sanırım.*
 
Bu sabah yine sana uyandım.
Ve sana uyanmayı diledim gelecek sabahlarda.
Ve senin de bana uyuyup, uyanmanı.

- demiş şair. Ne güzel söylemiş.
 
Ne soyleyecegini bilmemek ve beklemek bunun adı.
Bekledi kadın ve sessizlik uzadıkça uzadı.
Her şey iki dudağının arasında olan bi adamın ne diyeceğini kestirememek,
Öyle zor ki...
 
Ben anladım ki; neyi ararsam arayayım hayat en çok onu eksik tutuyor benden.
 
Belki doğru zamandı.
Belki de değildi.
Belki bir kızgınlık anındaydı.
Belki de kalbinin çok titrediği bir andı.
Belki aklına bile gelmedim.
Belki kırılmaktan yorulmuşumdur.
Belki de mutsuzum.
Belki mutsuzluktan nefesim kesiliyor.
Belki de seni çok özlüyorum.
Belki özlemiyoum.
Belki lüzumsuz şeylerden bahsetmeyi seviyorum sana.
Belki tekrar kaçmandan korkuyorum.
Belki başkalarını öpüyorsun.
Belki de sarılıyorsun.
Belki başkasının kollarındasın ve mutlusun.
Belki kimseyi düşünmeden, yanımda kimse olmadan yaşayıp gidiyorum.
Belki de çok kalabalığım.
Belki kahve içiyorum.
Belki sen hiç olmamışsın gibi yapıyorum.
Belki de hayatımı kaplamışsın gibi.
Binlerce ihtimal var.
Sen bende olmadıkça, sen bana ulaşamadıkça.
Hangisi doğru hangisi gerçek?

Kim bilebilir ki?
 
Bana ne anlatmak istiyorsun, anlamıyorum.. Gözlerini seçemiyorum, çok uzaktalar kaybolmak üzereler; okuyamıyorum.. Ya da okunmak istemiyorsun, bilmiyorum.. Sessizliğin çaresi yok, sensizliğin de öyle. Sessizlik, aramızda uzanan ince ip gibi havada asılı.. Sendeledikçe alkışlar kopuyor, duymuyor musun? Her adımda ölüme yaklaşıyorum, sana yaklaşmak yerine. En uçtan bakıyosun, sadece bakıyosun; görmüyosun. Gözlerin neler anlatıyor sevgili? Her adımda bedenimden bir parça kopup uçuruma yuvarlanıyor. Görmüyor musun?

Sustukça sen, metreler kilometre oluyor.. Sen sustukça dünya tarihinde kurulmuş tüm cümleler kitaplaşıyor. Sen sustukça sessiz kaldığımız o en huzurlu zamanlar kabusa dönüşüyor. Hadi, aşağı atsana beni tek cümlenle..
 
Neden birbirimizi bir yerlere hapsetmeye çalışıyoruz. Birini kalbimize hapsetme isteği, ne zamandır birine sarılma ihtiyacımız karşısında güçlü oldu? Sizce, kalbimiz birini hapsedecek kadar güçlü mü? Birini kalbine kilitleyebilir mi insan? Hiç düşündünüz mü? Bazen, düşünmeden söylenen cümleler, kurulan planlardan daha çok mutlu ediyor insanı. Birini düşünürken midene giren kramplar o uçuşup kaybolan kelebeklerden daha sahici bence. Evet, aşk can acıtan bişey. Acıtmalı birbirimizi, ilacı nasılsa karşımızda. O, sağır ve kör olduğumuzda. Ne yani, aşk için yere çakılıp da paramparca olmayı göze alamıyor muyuz? Yara almadan, planlanmış sevgiler veya aşklar bizi ne kadar mutlu edebilir ki?
 
Aklımdan çıkma; bu hayatında yapacağın en büyük hata olur.
Demedi deme. :T:

 
Belki ellerim ve kalbim çiçek yetiştiremeyecek kadar kurak olabilir.
Lakin; sana dokundukça baharı giyinip, yağmuru kuşanmayacağımı kimse iddia edemez.
 
Baba dediğin şey; çoğu zaman içinde kocaman bir sızı.
 
Anlatılacak, ağlanacak hatta konuşulacak o kadar çok şey var ki. Ama biz sadece susuyoruz.
 
Ve dünyadaki en güzel şey; aynı kişiyle aynı anda aynı duyguları hissetmektir. Derler ki eğer hayatınızda böyle birisi varsa şanslısınız.
 
Bir bakmışsın, bütün umudunu yitirdiğin bir vakit.
Gönlünde umut filizlerini yeşertmiş Rabbim..
 


Bazen diyorum ki; değil midir ki aslolan gözlerin kapalıyken yaşadıkların.
O halde ne gerek varki diyorum bi araya gelmeye.
 
Artık çok geç. Tam da vazgeçtiğimde geldin..
:T:
 
Geri