Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Modern toplumun ilk genel geçer yapısı kadın ekseriyetinin ev hanımı olup ev işlerini yaptığı ve çocuk büyüttüğü, erkeğin ise ailenin maddi ihtiyaçlarının karşılanması için çalıştığı bir biçimde kurgulandı. Söz konusu dönem, özellikle ulusçuluk anlayışının ön planda olduğu bir dönemdi. Ulus ideolojisi, bireyin, ailenin ve toplumun üzerindeydi.
Devam eden asırda ise ulus toplumlarının yanında sivil toplum yapıları kurulmaya başlandı. Hem toplumsallık hem de bireysellik anlayışı, tekrardan önem kazandı. Demokrasi ve insan hakları, işçi hakları, azınlıkların hakları, toplumda öteki kabul edilenlarin hakları, dezavantajlı bireylerin ve toplulukların hakları yaygınlaşan sivil toplum anlayışıyla birlikte kendisine politikada bir yer açtı. Müşterek toplumsal ihtiyaçlar ve cinsiyet rolleri de sivil toplum aracılığıyla daha çok sorgulanır hâle geldi.
Dolayısıyla sorunun cevabı: İlk modern toplum kuramının toplum üzerinde hâlen genel geçerliğini sürdürmesinden kaynaklı.
“Pek az iş Sysphus'un işkencesine sonsuzca tekrarlanan ev işleri kadar benzer. Temiz olan kirlenir, kirlenen temizlenir, tekrar ve tekrar, gün be gün. Ev kadını, zamanın dışındadır o hiçbir şeyi değil sadece şimdiyi sürükler.” Simone De Beauvoir
Aslında bakacak olursak bu kuramın da temeline indiğimizde, erkek evsizdir. Daha doğrusu ev, erkeğe aittir. Kadınlar ise daha "kamusal" ya da "siyasal" alandan uzak tutulmuş, kendisini göstermeyen ev figürüne hapsedilmiştir. Keza bizdeki "ev işi nankör işi" söylemi de buna örnektir.
Ancak ben feminist yazarlardan Gilligan'ı bir tık daha kendime yakın görüyorum. Çünkü kadın erkeğin eşitliği mi yoksa farklılığı mı vurgulanmalı diye sorgulandığında elbette farklılığı diyecek biriyim. Herhangi bir ahlaki sorumluluk karşısında takındıkları tutuma örnek olarak Çehov'un "Vişne Bahçesi"ni söylemiştir. Vişne bahçesi ile bağ kuran dişil taraf ile yıkımının kar getireceğini düşünen eril tarafın portresi.
Yani demek istediğim bahsi geçen kuramlar 19. yy kalmakla birlikte zaten zaman aşımına uğraşmıştır/uğrayacaktır.
