Neden sonuç ilişkisi

  • Kullanıcı climax
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
🕒 Konu sahibi 4 saat önce aktifti
İyi de bu sıcak rüzgarı kim oluşturuyo. Allah mı
Bununla ilgili okuduğum bazı kitaplarda çok güzel açıklamalar vardı. Hariçten gazel okumayalım.

İklim bilimci değilim, orasını bilemem. Kozalite determinizmle doğrudan ilişkili. Determinizmin de iki dönemi var. Biri belirlenebilircilik dönemi, diğeri gerek şartların değişkenliği gerekse eldeki bilgi ile ölçüm kabiliyetinin imkanları doğrultusunda belirlenebilirliğin kesinlik veremeyeceği üzerine. İkisi de geçerli.

Evrim teorisine bakınca elbette ben de bir sistem görüyorum. Üst akıl görmüyorum ama. Kısıtlı alanda bir canlı kendi türünü bile yiyor. Çünkü yemek zorunda, yoksa hayatta kalamaz. Daha geniş bir karada ise besin bulamayınca oradan oraya göçebiliyor. Seçici davranabiliyor. Senin uçamayan ve yüzemeyen bir kara canlısı olarak bir adada dünyaya gelmenle birbirine bağlanan kara parçaları üzerinde dünyaya gelmen rastlantısal bence.
Insan ırkı ve Yani insan türleri mezozoik zamanlarda meydana gelen kıta hareketleri sonucunda bulunduğu yüzeylerde kalmış ve oralarda çoğalmıştır. Ve kesinlikle rastlantısal değildir. Diye biliyorum ama yine Siz daha iyi bilirsiniz...
 
İşte bu noktada ben de raslantının olmadığını düşünüyorum. Her şey planlı sanki... Tabii ki bu görüşün kanıt gerektirdiğinin de bilincinde olarak, dilerim gün gelir netleşir diyorum.

Kozalite zaten neye neyin sebep olduğunu çözerek bu sayede olasılıklara hakim olma, olacakları belirleyebilme üzerine. Kozaliteye hâkimiyet, bir nevi üst akıl olabilmek demek. Ama öyle olmuyor işte. Değişen faktörler daha fazla olasılığı doğuruyor ve değişim de süreklilik arz ediyor.

Olasılıklar arasından gerçekleşmiş olanların birbirini "anlamlı ve sistemli" bir biçimde tamamladığını, dolayısıyla bir üst akıl varlığının söz konusu olduğunu düşünüyorsun.

Hâlbuki - tekrar ediyorum - değişimin sürekliliği değişen faktörleri de beraberinde getirir. Dolayısıyla kozaliteye hâkimiyet mümkün olamaz. Kozaliteye hakim olamıyorsan, yani neye neyin sebep olacağını kesin olarak kestiremiyorsan, üst akıl olamazsın. Rastlantısallık söz konusudur. Bence.
 
İnsan ırkı ve Yani insan türleri mezozoik zamanlarda meydana gelen kıta hareketleri sonucunda bulunduğu yüzeylerde kalmış ve oralarda çoğalmıştır. Ve kesinlikle rastlantısal değildir. Diye biliyorum ama yine Siz daha iyi bilirsiniz...

Rastlantısal olmayan ne?
 
Adana'da lodos olmuyor ya, yoksa ilk mesajda konuyu kapardım.
Bizim burada poyraz olur.
 
"Senin uçamayan ve yüzemeyen bir kara canlısı olarak bir adada dünyaya gelmenle birbirine bağlanan kara parçaları üzerinde dünyaya gelmen rastlantısal bence."

Ha, benim yukarıda yazdığım şey belirli bir canlı türünün besin rejimini ve faunasındaki rolünü etkileyen faktörler üzerine. Mesela aynı canlı türü kısıtlı bir ekolojik alanla yayılmacı bir ekolojik alanda farklı besin rejimlerine sahip olabiliyor.

*

Mezozoik çağ dediğin büyük yok oluşun peşinden başlayan bir dönem olmakla birlikte dinozorların çok büyük bölümü yeryüzünden silinmiştir. Onların arta kalanları bugünkü kuşlara evrimleşti. Mezozoik dönemin diğer hayatta kalanları kaplumbağalar pek fazla evrim geçirmedi. Sürüngenler daha fazla evrim geçirdi. En fazla evrim geçirense insanın da geldiği küçük memeli kemirgenler oldu. Çünkü çok fazla alana hızla yayıldılar.

İnsan, farklı farklı kıtalarda evrimleşmedi. Tek bir kıtada. Elbette bu evrim çok çok uzun bir dönem. Bu dönem kapsamında yeryüzünde de kıta hareketleri ve değişimler oldu, o başka. Orta Afrika, oradan Mısır, Mezopotamya, Afganistan, oradan kollara ayrılarak Avrupa Uzakdoğu, Amerika, Amerika'dan da Avustralya ve Yeni Zelanda. İnsan bu şekilde yayıldı.

Dinozorların yok oluşu yerküre'ye düşen bir meteordan kaynaklı olmakla birlikte gayet rastlantısal. Aksini iddia etmek bence saçma. Geç Jura'da düşen meteorun ardından bir ikincisi gelip Mezozoik çağlardan birinde düşseydi, gayet insan unsuru da söz konusu olmayabilirdi.
 
İsmail Vs Melnur Vs Kamil Abi'lik konu tam.Çayımı çorbamı aldım izliyorum devlerin kapışmasını.
 
Kozalite zaten neye neyin sebep olduğunu çözerek bu sayede olasılıklara hakim olma, olacakları belirleyebilme üzerine. Kozaliteye hâkimiyet, bir nevi üst akıl olabilmek demek. Ama öyle olmuyor işte. Değişen faktörler daha fazla olasılığı doğuruyor ve değişim de süreklilik arz ediyor.

Olasılıklar arasından gerçekleşmiş olanların birbirini "anlamlı ve sistemli" bir biçimde tamamladığını, dolayısıyla bir üst akıl varlığının söz konusu olduğunu düşünüyorsun.

Hâlbuki - tekrar ediyorum - değişimin sürekliliği değişen faktörleri de beraberinde getirir. Dolayısıyla kozaliteye hâkimiyet mümkün olamaz. Kozaliteye hakim olamıyorsan, yani neye neyin sebep olacağını kesin olarak kestiremiyorsan, üst akıl olamazsın. Rastlantısallık söz konusudur. Bence.
Maya piramitlerine baktığımızda, o dönemin çok üstünde matematiksel hesaplamalar ile karşılaşıyoruz ve tüm bunlar diğer piramitler için de geçerlidir. Birbiri ile bağlantısı olmayan bu bölgelere, bu piramitleri inşa edenler, o hesaplamaları kimden öğrendiler?

Dünya dışı yaşam formlarının var olabileceğini de düşünüyorum ve zaman zaman ziyarete gelip, dünya yaşamını desteklemiş olabilirler.

Evrendeki ve Dünya genelindeki yasalara bakınca, tüm bunların tesadüf ile var olamayacağını düşünenler arasındayım. Örneğin bir Düalite prensibini hepimiz dünya yaşamında gözlemliyoruz.

Çeşitli yasalar ile desteklenen bir dünya yaşamı var ve bu yasalar da birbirine karışmadan, kendi içinde ilerliyor.

Kendi adıma bu kadar raslantının bir araya gelebileceğine ihtimal vermiyorum. Koşulların şu aşamada kontrol edilemediği tezi bize ait yani sistemi kuranlar, müdahale etmeden sadece gözlemliyor da olabilir. Gözlem demişken, Kuantum mekaniğinde de gözlemci varsa sonuçlar değişiyor yani gözlemci olup olmadığının kanıtına henüz ulaşamamış olmamız, gerçekte var olmadığı anlamına gelmez. Bize raslantısal gelen, gözlemcinin etkisi de olabilir.

Tüm bunlar tabii ki kanıt gerektiren ve o aşamaya gelmedikçe de düşünceden öteye gitmeyecek konulardır.
 
Maya piramitlerine baktığımızda, o dönemin çok üstünde matematiksel hesaplamalar ile karşılaşıyoruz ve tüm bunlar diğer piramitler için de geçerlidir. Birbiri ile bağlantısı olmayan bu bölgelere, bu piramitleri inşa edenler, o hesaplamaları kimden öğrendiler?

Dünya dışı yaşam formlarının var olabileceğini de düşünüyorum ve zaman zaman ziyarete gelip, dünya yaşamını desteklemiş olabilirler.

Evrendeki ve Dünya genelindeki yasalara bakınca, tüm bunların tesadüf ile var olamayacağını düşünenler arasındayım. Örneğin bir Düalite prensibini hepimiz dünya yaşamında gözlemliyoruz.

Çeşitli yasalar ile desteklenen bir dünya yaşamı var ve bu yasalar da birbirine karışmadan, kendi içinde ilerliyor.

Kendi adıma bu kadar raslantının bir araya gelebileceğine ihtimal vermiyorum. Koşulların şu aşamada kontrol edilemediği tezi bize ait yani sistemi kuranlar, müdahale etmeden sadece gözlemliyor da olabilir. Gözlem demişken, Kuantum mekaniğinde de gözlemci varsa sonuçlar değişiyor yani gözlemci olup olmadığının kanıtına henüz ulaşamamış olmamız, gerçekte var olmadığı anlamına gelmez. Bize raslantısal gelen, gözlemcinin etkisi de olabilir.

Tüm bunlar tabii ki kanıt gerektiren ve o aşamaya gelmedikçe de düşünceden öteye gitmeyecek konulardır.

Düşünsene, dünya dışı uygarlık - ki bu bilimde had safhaya gelmiş insanlık da olabilir, bir şekilde kendi geçmişiyle etkileşime geçmeyi mümkün kılmanın yolunu bulmuştur - gelip sana atom altı parçacık fiziğini bile çözebilecek matematik formülleri veriyor, gelgelelim sen gidip bununla piramit inşa ediyorsun. Soruyorum sana rastlantısallığı bundan daha iyi anlatacak başka ne olabilir.

Senle sohbet güzeldi. Önümüzdeki başlıklarda görüşmek üzere
 
Düşünsene, dünya dışı uygarlık - ki bu bilimde had safhaya gelmiş insanlık da olabilir, bir şekilde kendi geçmişiyle etkileşime geçmeyi mümkün kılmanın yolunu bulmuştur - gelip sana atom altı parçacık fiziğini bile çözebilecek matematik formülleri veriyor, gelgelelim sen gidip bununla piramit inşa ediyorsun. Soruyorum sana rastlantısallığı bundan daha iyi anlatacak başka ne olabilir.

Senle sohbet güzeldi. Önümüzdeki başlıklarda görüşmek üzere
Ben teşekkür ederim, bilimin geleceği son noktaya ömrümüz vefa ederse ( ki dünya koşullarında mümkün değil ) bazı gerçekleri de görme şansımız olacaktır.
 
Geri