Plesk
Elmas Üye
- Katılım
- Şubat 19, 2014
- Mesajlar
- 28,087
- Tepkime puanı
- 27,014
- Puanları
- 354

kitapyurdu'nda okuyucuların oylamasıyla yılın en iyi roman kategorisine seçilince dikkatimi çekmişti. dün siparişi vermiştim, bugün elime ulaştı.
ilk sayfalarına bir göz gezdireyim derken elimden bırakamadım, sonu geldi. hastalık, ölüm ve yas süreci edebi bir dile girilmeden doğal bir şekilde anlatılmış. okurken taziye evinde anılara gidiyorsun, anıları dinliyorsun gibi. büyük ihtimal içten yazıldığı için, herkes kendinden bir şeyler bulduğu için en iyi roman olarak seçildi.
''..Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğun kendisinden mi? O denli yok ki, her boş anı yokluğuyla dolduruyor. Onun bugüne kadarki varlığı, benim kendi varlığımı, çocukluğumun varlığını doğruluyordu. Öte yandan yokluğu hafızanın tüm mekanizmasını harekete geçiriyor. Uzun zamandır aklıma gelmeyen şeyler şimdi uyanıyor, onları ben uyandırıyorum - tüm bunların gerçekten olup bittiğinden emin olabilmek için. İstemli ve istemsiz bellek birlikte çalışıyor ve anıların paslanmış çarkını harekete geçiriyor, net görülmeyen yerleri temizliyor veya uyduruyor. Kabul etmeliyiz ki bu, vefat edene yönelik bir bellek çalışması olduğu kadar, kendimize de yöneliktir, benmerkezci, bir anlamda kendimizi kurtarmaya, birinin gidişinden sonra hayatta kalışımızı anlamlandırmaya yönelik bir uğraştır. Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olduğumuz söylenebilir mi? Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Hayattan, tabii ki, onun o büyüleyici geçiciliğinden..'
''..İleride ortaya çıkacak tüm sorularla ne yapacağımı bilmiyorum, ona sormadığım ve içinde kalan anlatılmamış hikayelerle ne yapacağımı bilmiyorum..''











