Ne mutlu modern Türk erkeğine (!)

Konu sahibi son olarak 2993 gün önce görüldü
Sevişmek ayıpsa okumayın. Bunu konuşmak ayıpsa yine okumayın. Vaziyetimizle yüzleşmeye biraz hazırsanız;afiyet olsun.

28 yaşında bir erkek. Türk. Beyaz yakalı. İstanbul’da yaşıyor. Deyim yerindeyse Anadolu’nun bağrından kopup gelmek ona tam denk düşüyor. Onun farkı diğerlerinden biraz daha şanslı olması. Daha zeki, daha yetenekli ve rakiplerinin farkında.

Dolayısıyla da genç yaşında sosyoekonomik ve sosyokültürel anlamda bağlılıklarını aşarak bir sıçrama göstermiş geçmiş hayatından. Zihinsel anlamda da aidiyetlerinin tabularını kırmış diyebiliriz. En önemlisi hırsı, azmi ve inadı ona ekonomik rahatlığı sağlayarak sınıf atlatmış. Şimdiden “yeni orta sınıf”a dâhil. Uzun bir sohbet ettik. Ama bu sefer daha derin.

Modern Erkeğin İdeal Kadını

İdeal kadını tanımlar mısın?*Diyorum.*Sevişmek için mi? Evlenmek için mi?*Diye soruyor.

Çok yabancı ya da beklenmedik bir tepki değil. Yabancı ya da beklenmedik olmaması onu doğrulamıyor elbette. Yanlış bir davranış biçimi varsa ortada onu reddetmek gerekir. Toplum bağımsız fikirleriyle yekûn bir yapı değildir. Toplumun yargı mekanizmaları sürü psikolojisi ve ‘hehe’cilikten oluşmuyor mu zaten?

Sürü*psikolojisi bildiğimiz bir şey. Bunun için hayvanları gözlemlersek minimalize edilmiş halimizi görebiliriz. Koyunlar, karıncalar vs. Keza zaman zaman insan aklının bir durumun yanlışlığını süzdüğünde ve yanlışlığına karar verdiğinde bile “çoğunluk” yanlışı doğruladığı için onun ardından gitmeye devam eder. ‘Körü körüne’lik ayrı. Bunlar galat-ı meşhurlarımıza benzer hallerimiz. ‘Hehe’ciliğimiz ise kolayı sevmemiz. Bir ideal tipi seçip, o ne derse doğrudur nasılsa diyerek aklımızın gözlerine bin yıllık zift karası sürmeler çekişimiz. Konumuz toplum değil, konumuz aslında daima toplum. Uzatmayalım, bu yazıda toplumun bir bireyinden yola çıkarak bir zihniyet sunmaya çalışacağız.*

Aşinayız sokakta “mini etekli, kırmızı* ruj sürmüş, topuklu ayakkabı giymiş” kadını “bakış”larıyla taciz eden erkeklere. Bakar, süzer, izler, takip eder, peşine düşer. Hükmeder. Bakmak sanki “öz”ü itibariyle erkeğe aitmiş gibi sineye çekeriz, bazen çekmeyiz. Bunu ise limitler belirler. Otobüste hiç “pandik” yememiş çok az kadın vardır. Sorun soruşturun. Çok kadın bunu etkileşim alanlarının yoğun olduğu mekânlarda yaşamıştır. Bir çarşıda mesela, herhangi bir pazarda, yolda yürürken bir ara sokakta, konserde, otobüste… Hadi ama kadınlar, hiç mi başınıza gelmedi? Geldi değil mi? Geldi ve sustunuz. Çünkü konuşsaydınız günah yine sizindi. Çünkü siz muhtemelen erkekleri cezbetmek için toplumun “normal”inin dışında bir kıyafet giymiştiniz. Rujunuz, ojeniz, saçınız, başınız da cabası. Belki erkeklerin her şekildeki ufak bir detayla insanlıktan çıkmasını kışkırtacak bir şey giymemiştiniz ama baktınız. Cilveyle baktınız muhtemelen. Haşa! Bakmak erkeğin. Kadın, erkeğe bakıyorsa “gel” diyordur. Taciz et diyordur. Öyle ya.

Toplum vicdansız, kör. Erkek bakan. Kadın bakılan. Erkek yolda, bilmediği, tanımadığı kadına baktı. Utangaçça, aşkla veya masumane değil; arzuladı. Olamaz mı? İnsani bir duygu. Ama şehvetle baktı. Kadın bundan hoşlanadabilir. Ama öyle olmadı. Kadın rahatsız oldu bir küfür patlattı. Dedikodu eli kulağında:Ne pervasız ne aşifte kadın!*Sonra toplum da baktı kadına. Önce kıçına sonra başına. Ne giymişti de ayartmıştı kim bilir? Buldu, bulamadı, bir şeyler uydurdu. Nihayetinde erkek yine kazandı.

Kazanıp durduğu için erkek, yeni yeni alışkanlıklar edindi: Yolda gördüğü kadına bakmak gibi, ellemek gibi… Sonra erkeğin zihninde kadın üzerine bir tipoloji daha gelişti ve kadın ikiye ayrıldı. Yolda bakılacak kadın. İleriye götürenler bunasevişilecek kadın*dedi. Bu kadınlar güzel ve seksiydi ama evlenilmezdi. İsteme hakkı, karar hakkı erkeğe aitti ve o istediği kadını tanımladı. Güzel bir vücudu olmalıydı, kaşı, gözü, göbeği, kalçası vesaire vesaire detaylarıyla onu kafasında yarattı, onayladı, uyguladı. Diyelim ki: Erkeğe yolda gördüğü, beğendiği kadınla “git evlen” dedin: Ne münasebet! Bu kadınla nasıl evlenilir. Aile ne der? Elalem ne der? Konu ne der? Komşu ne der? Dedikodular mahallede gırla gider.*Evlenilecek kadın*da çoktan belliydi çünkü.

Çok konuşmayan, sorun çıkarmayan, çok güzel olmasına gerek yok ama çirkin de olmayan, tatminkâr, edepli, sağlıklı genlere sahip ki sağlıklı aslan oğullar, asker oğullar…

Erkek sevişmek istediği ve evlenmek istediği kadını işte böylece ikiye ayırdı ve tanımladı. Kadının zaten sevişmek isteyeceği erkek diye bir şey zaten yok, olamaz. Bu özgürlük sadece erkeğe ait yedi göbekten. Yaptıkça kahraman yaptıkça erkek. Kadın ise yaptıkça fitne, fücur.

Bazı erkekler erkeğe has bu davranış biçimlerini -kendileri böyle yapsın veya yapmasın- işte böyle anlatıyorlar:*Türk erkeği bakar ama yolda baktığı kadınla evlenmez*diyorlar, diyebiliyorlar. Kimileriyse kendi algısıyla sevişmek isteyeceği kadını tanımlayıveriyor. Şöyle olsun, böyle olsun, öyle olmasın diye.

Kafası mı karışık, ikiyüzlü mü?

O zaman Türk erkeği ikiyüzlüdür diyebiliriz.

Tabii ki çok iddialı ve sadece bir genelleme. Ama değil de diyemeyiz. Aslında Türk erkeğine ait olarak benim kafamı kurcalayan asıl özellik: Çelişkileri!

Türk erkeği geleneklerle kuşatılmış ataerkil bağlarını bir türlü yırtıp aşamamakla birlikte modern hayata ardılıyor. Buralarda bir yerlerde de sıkışıp kalıyor. İşin esası bu. Örneğimize dönecek olursak; ideal kadını sorduğumuz Türk erkeği: “Sevişmek için mi evlenmek için mi?” diye soruyla cevap verip ertesinde ikisini de anlatmasını istediğimizde ikisini de ayrı ayrı anlatırken sohbetin bir başka bölümünde ise şöyle söylüyor:*

“Beni kadının geçmişi ilgilendirmez. Huzur veriyorsa, seviyorsam hayat kadınıyla*bile*evlenirim.”Burada ise geleneklerden sıyrılmış, özgür ve modern bir zihniyetle karşı karşıyayız. Peki, ideal kadını tek parça görmeyip ikiye ayıran faşist akla ne oldu?

Elbette Türk erkeği denen kimlik çok geniş bir kümeyi kapsadığı için bu kadar kolay tanımlayamayız. Ama açık olan bir şey vardır ki; bugün Türkiye’de Türk erkeği çelişkileriyle boğuşmaktadır. Annesi, yengesi, ablası ya da kısası ataerkisi bu erkeği evleneceği kadını seçeceği zaman orasından burasından çekerken; erkeğin kendini adadığı hayatı, duygularını, aşkını(Aşk çok soyut bir kavram, burada erkeğin akıl ve kalp bütünlüğüyle bir ömür hayalini kurduğu kadına duyduğu his anlamında yer verdik.)*hiç hesaba katmamaktadır. Erkek ikilemde kalmış, çabalamaktadır. Kafasında edinimler vardır. Bir de tecrübe ettikleri. Edinimler anneden aktarılanlarla biçimlendirilmişken kendi tecrübeleri bambaşka yerlere düşmektedir. Kimlik bölünüp, parçalanmaktadır. Hiçbir şey o kapalı fanusların (ev, aile) içinde konuşulduğu gibi değildir. Hayat kadını kötü müdür? Belki de değildir. Modern hayatın içinde yıpranmış, parçalanmış milyonlarca kişilik ve kimlikle karşılaşıp, aldatılıp, terk edilen ve neticede yorulan erkek artık sadece*huzur*aramaktadır. (Huzurdan herkes farklı şey anlayabilir.) Topluma yerleşmiş namus değerlerinden kendini sıyırmıştır ama zaman zaman yine boşluğa düşüvermektedir.

Onun sevişmek istediği bir kadın tipi vardır ve onu karısı olarak düşünememektedir. Karısı olarak düşündüğüyle ne yapmayı hayal etmektedir?

Hepsi bir arada mümkün değildir erkek zihni için. Belki de sağlıklı cinsel hayatı olan evlilikler çok az olduğundan. Evlilik evliliktir. Kutsaldır. Seks hakkında konuşulmaz. Seks ise ayıp, tüü, kaka. Ama erkek buna çok da düşkündür? Aldatmak? Eşi bunu karşılamıyorsa evet olabilir? Eşi tatmin oluyor mudur? Umurunda mı? Olmuyorsa kadın eşini aldatabilir mi? Haşa!**

Bugün Türkiye’de ‘Modern Türk Erkeği’ ikiyüzlü mü bilemem ama kafası bir hayli karışık.
 
Neyseki ben yobaz(!) Osmanli dusuncesini benimsedigim icin bu sıkıntı tınnee.
 
30 yaşındayım beyaz yakayım, hırsımla ve kendime yeten zekamla bir noktaya geldim. Bugüne kadar insanları feminen maskülen kalıplara sokup toplumsal yargılarla yargılamadım. İnsanları giyindikleri yada giyinmedikleriyle, yedikleri yada yemedikleriyle, cebindeki telefonla, altındaki arabalarla kısacası sahip olduklarıyla yada olmadıklarıyla değerlendirmedim. Hiç bir kadına taciz eylemim yada düşüncem bile olmadı. Özel hayatımda ilişki yaşadığım insanlara gösterdiğim saygıyı, bindiğim otobüste yer verdiğim kadına da, servis yapan garson adamada gösterdim. İnsanları kutuplaştıran, kalıplaştıran, veya her ne şekilde olursa olsun genel yargılara sokan her türlü sabit fikirlerden nefret ederim.

İnsan haklarının savunulması gerektiğine inanırım, hukuk toplumla beraber gelişen bir kamu hizmetidir. Ve her toplumun kendi sosyal dinamiklerine göre hassaslaştığı yada tolerans gösterdiği konular vardır. Buna kadın haklarını örnek gösterebiliriz. Ve desteklenmesi gerekir. Fakat bu asla ve asla erkeği kadının kurtulmak istediği konuma yakıştırmasıyla olmaz olmayacaktır.
 
valla cok uzundu okumadim hazir kaynak mi bu kedinin mi yazdin maria
 
30 yaşındayım beyaz yakayım, hırsımla ve kendime yeten zekamla bir noktaya geldim. Bugüne kadar insanları feminen maskülen kalıplara sokup toplumsal yargılarla yargılamadım. İnsanları giyindikleri yada giyinmedikleriyle, yedikleri yada yemedikleriyle, cebindeki telefonla, altındaki arabalarla kısacası sahip olduklarıyla yada olmadıklarıyla değerlendirmedim. Hiç bir kadına taciz eylemim yada düşüncem bile olmadı. Özel hayatımda ilişki yaşadığım insanlara gösterdiğim saygıyı, bindiğim otobüste yer verdiğim kadına da, servis yapan garson adamada gösterdim. İnsanları kutuplaştıran, kalıplaştıran, veya her ne şekilde olursa olsun genel yargılara sokan her türlü sabit fikirlerden nefret ederim.

İnsan haklarının savunulması gerektiğine inanırım, hukuk toplumla beraber gelişen bir kamu hizmetidir. Ve her toplumun kendi sosyal dinamiklerine göre hassaslaştığı yada tolerans gösterdiği konular vardır. Buna kadın haklarını örnek gösterebiliriz. Ve desteklenmesi gerekir. Fakat bu asla ve asla erkeği kadının kurtulmak istediği konuma yakıştırmasıyla olmaz olmayacaktır.

da farklılaşabilir. Türkiye gibi içinde farklı inanış ve mezheplerden olan bir toplumun, siyasi ve ekonomik yönetimlerinin geride kaldığı bir ülkede


Ama kadınlarin neden seçilen evlenilmeyi sanki o erkek tarafından bahsedilen aciz varlıklar olarak görüldüğü veya bu kadınla sevisilir bu kadınla evlenilir anlayışı bunu ayırma hakkı asıl sorun.

Normal karşılıyor musun ? Ortadoğuyu hesaba katmadan ..

Gelişmemiş olmamızı toplumda ki gelenek Göreneklere bağlamak mantıklı ama bu kadar farklılık içinde zarar görenler anaerkiller.
Taciz tecavüz ayristirilan memesi poposu kıyafeti anneligi kariyeri sürekli dillerde olan..
 
valla cok uzundu okumadim hazir kaynak mi bu kedinin mi yazdin maria

Çok sevdiğim dünyalilar isimli siteden alıntı. Düşüncelerime çok yakın olduğu içinde paylaşma gereği duydum. Ben Türk erkeğini iki yüzlü bulduğumu zaten çok önceden söylemiştim.
 
Hmm derin konu haklısın ama iki yüzlülüğün cinsiyeti dini ırkı yoktur belki çevrende çok öyle tipler ama herşey sende bitiyor herkese güvenme inanma sorun çözülür..
 
Yabani bunun benimle bi ilgisi yok ki : ))))
Lütfen oku ya da sus :p
 
Susuyum ben en iyisi konuya kenardan katılırsan olacağı buydu :d
 
Bu yazıyı geçtiğimiz hafta okusaydım "erkek" kısıtlamasına takılmazdım, fakat geçen hafta yine bu forumda görmüş olduğum, bir kadın üyenin yazmış olduğu (konu başlığı, evlenmemek için nedenler gibisinden bir şeydi) "Aseksüel olmak" yorumu erkek kısıtlamasını tamamen ortadan kaldırıyor benim için.
Konunun geri kalanı için değinilecek birden fazla nokta var. Bir beyaz yaka olarak toplantıdan sonra yazmaya çalışacağım. (Toplantı dediysem, 1 saat'in 45dk'sı goygoy yapıp ve tatlı yemekle geçiyor.)
 
Müsait bir zamana okuyayım en iyidi telefonlar fırsat vermiyor
 
ben de şu modern türk kadınını buraya bırakıyorum.

LpZLPb.jpg
 
Bu yazıyı geçtiğimiz hafta okusaydım "erkek" kısıtlamasına takılmazdım, fakat geçen hafta yine bu forumda görmüş olduğum, bir kadın üyenin yazmış olduğu (konu başlığı, evlenmemek için nedenler gibisinden bir şeydi) "Aseksüel olmak" yorumu erkek kısıtlamasını tamamen ortadan kaldırıyor benim için.
Konunun geri kalanı için değinilecek birden fazla nokta var. Bir beyaz yaka olarak toplantıdan sonra yazmaya çalışacağım. (Toplantı dediysem, 1 saat'in 45dk'sı goygoy yapıp ve tatlı yemekle geçiyor.)


İstisnalar kaide bozuyor olsaydı size katılırdim.

Öğlen tatili yeni bitmiş beyaz yakalı olarak çayımı yudumlarken feminist haraketini gülümseyerek okuyacağım beyleri arayacak gözüm.
 
Ama kadınlarin neden seçilen evlenilmeyi sanki o erkek tarafından bahsedilen aciz varlıklar olarak görüldüğü veya bu kadınla sevisilir bu kadınla evlenilir anlayışı bunu ayırma hakkı asıl sorun.

Normal karşılıyor musun ? Ortadoğuyu hesaba katmadan ..

Gelişmemiş olmamızı toplumda ki gelenek Göreneklere bağlamak mantıklı ama bu kadar farklılık içinde zarar görenler anaerkiller.
Taciz tecavüz ayristirilan memesi poposu kıyafeti anneligi kariyeri sürekli dillerde olan..

Normal karşılayan bir insan gibi mi duruyorum ? Eğer yazımdan böyle bir anlam çıkartılıyorsa özür dilerim gereken düzeltmeyi de yaparım.

Fakat ben cevabımda kadın kelimesini bile kullanmamaya özen gösterdim. Çünkü insanı kadından ayırmak bile bence saygısızlıktır. Kaldı ki kadını evlenilecek, sevişilecek olarak ayırmak yada adlandırmak düpedüz insanın şahsi onuruna aykırıdır.

Sorunun varlığını inkar etmiyorum, fakat kadın hakkını savunan erkeğinde varlığını inkar ediyorum. Kadın hakkını kadın savunabilir erkek sadece destekleyebilir. Ötesinde kadın hakkı savunucusu erkek pozitif ayrımcılığa girer. Toplumun erkek hiyerarşisinde oluşan bir yönetim düzeninin var oluşu inkar edilemez gerçekken, hukuk veya yönetimsel yaptırımlar sadece kağıt üzerinde kalır.

Asıl mesele toplumun sosyal kimlik dağılımında ki etkenlerdir. Sosyal toplum kimlikleri ise Türkiye de bölge bölge hatta İstanbul da mahalle mahalle farklılık gösterir. Fakat bu sosyal kimlikler erkeğin sosyal yaptırım yada aşağılama gücünü bulurken arkasında her zaman bir kadın desteği olduğunu da görmek gerekir. Kadının toplum içinde ki ayrımını yapan önce öteki kadındır.

Feodal yönetimlerden gelen demokrasi toplumlarına sanayi devrimleriyle dayatılan kapitalizm, kadını toplumu en büyük tüketicisi erkeği ise yöneticisi konumuna getirmiştir. Aynı kapitalizm gerek reklamlarda gerek filmlerde yani topluma ulaşabileceği her yerde kadının çıplak bedeni üzerinden gitmiştir. Şöyle düşünün yılbaşından yılbaşına TRT1 de dansöz izleyen anadolu insanının karşısında birden mini eteği buldu. Sizce bu tabularıyla tanınmış bir toplumda kolay veya rahat bir geçiş midir ?

Demokratik toplumlara bakınız aynı evrelerden geçmişlerdir. Bu tamamen toplumun sosyoekonomik ve eğitim düzeyinin iyileştirilmesi ile giderilir.
 
Normal karşılayan bir insan gibi mi duruyorum ? Eğer yazımdan böyle bir anlam çıkartılıyorsa özür dilerim gereken düzeltmeyi de yaparım.

Fakat ben cevabımda kadın kelimesini bile kullanmamaya özen gösterdim. Çünkü insanı kadından ayırmak bile bence saygısızlıktır. Kaldı ki kadını evlenilecek, sevişilecek olarak ayırmak yada adlandırmak düpedüz insanın şahsi onuruna aykırıdır.

Sorunun varlığını inkar etmiyorum, fakat kadın hakkını savunan erkeğinde varlığını inkar ediyorum. Kadın hakkını kadın savunabilir erkek sadece destekleyebilir. Ötesinde kadın hakkı savunucusu erkek pozitif ayrımcılığa girer. Toplumun erkek hiyerarşisinde oluşan bir yönetim düzeninin var oluşu inkar edilemez gerçekken, hukuk veya yönetimsel yaptırımlar sadece kağıt üzerinde kalır.

Asıl mesele toplumun sosyal kimlik dağılımında ki etkenlerdir. Sosyal toplum kimlikleri ise Türkiye de bölge bölge hatta İstanbul da mahalle mahalle farklılık gösterir. Fakat bu sosyal kimlikler erkeğin sosyal yaptırım yada aşağılama gücünü bulurken arkasında her zaman bir kadın desteği olduğunu da görmek gerekir. Kadının toplum içinde ki ayrımını yapan önce öteki kadındır.

Feodal yönetimlerden gelen demokrasi toplumlarına sanayi devrimleriyle dayatılan kapitalizm, kadını toplumu en büyük tüketicisi erkeği ise yöneticisi konumuna getirmiştir. Aynı kapitalizm gerek reklamlarda gerek filmlerde yani topluma ulaşabileceği her yerde kadının çıplak bedeni üzerinden gitmiştir. Şöyle düşünün yılbaşından yılbaşına TRT1 de dansöz izleyen anadolu insanının karşısında birden mini eteği buldu. Sizce bu tabularıyla tanınmış bir toplumda kolay veya rahat bir geçiş midir ?

Demokratik toplumlara bakınız aynı evrelerden geçmişlerdir. Bu tamamen toplumun sosyoekonomik ve eğitim düzeyinin iyileştirilmesi ile giderilir.

Est .

Şu yazınıza tamamen katılıyorum erkek destekleyici olur kısmı hariç.
Çünkü bizim gibi henüz büyüme çağında ki bir toplumda destek ufak bir adım kalır. Bu konuda kadının kendi dahi bilinçli değilken kendi hakkını savunmak isterken bile tepkilere maruz kalma korkusunu erkek ile beraber atabilmeli o Mahalle baskısında erkekte olmalı mutlaka diyenlerdenim ben.
Sonuçta bu korkuyu da erkek zihniyeti oluşturmadı mi?

Gece sokağa çıkarken acaba hangi sapık katil tecavüzcü ile karşılaşacağım? Hadi başıma bir şey gelse
" o saatte orada ne işi vardı? " kafasindaki memleketimin %80 oranı.

Eğitim görgü bir de insanın kendi öz disiplini olması gerekiyor gerçekten buna çok inanıyorum.

Kadın bedenine deginmissiniz bu konuda evet katılıyorum kapitalizm kadını bir meta olarak gösteriyor kadın dergilerinin içerikleri hep erkeklere kendimizi nasıl begendiririz yazıları ile dolu bu kısım dünyanın sorunu.

Ama kadını giydiği kıyafetler ile yargılamak kendini obje gibi gösteriyor diye düşünmekte hiç mantıklı değil.
Siz bir gömleği giyerken bunu bir kadın beğensin diye mi yoksa içinize sindigi için mi giyersiniz ?

Çoğu kadın için en azından etrafimda ki kadınlar için geçerli olan 2. kısim. Ama kadının mini etek giymesi taciz tecavüze davetiye nedeni hatta tahrik indirimi. Şimdi biz kadınlar bunu eleştirince çeşitli yaftalara maruz kalıp bir de toplumla savaşmak durumunda kalacagiz. Ve bunun psikolojik kısmı hiçte kolay değil Düşünsenize yolda yuruyorsunuz üstünüzde montunuz ve gayet normal her şey ama yoldan geçen araç size korna çalıyor ve arabasina davet ediyor çünkü yol ıssız ama kadın orada yürüyor.

Ve kadın fahişe muamelesi görüyor. Evine girene kadar korkarak hızlı adımlarla ilerliyor.
 
Geri