MUHALİF KİTLENİN REHABİLİTASYONU MÜMKÜN MÜ ?.. (7. ve Son Bölüm) Birçok insan yanımda muhalefeti eleştirmekten çekiniyor ya da Cumhur’a oy atacağını saklıyor. Bazı muhalifler ise seçimden sonra üzüntülerini benimle paylaşıyor. Ben solcu biliniyorum ya… Atatürk’ü seviyorum. “Çağdaşım”… üstelik yazarım… Bu durumda otomatikman "muhalif" olduğum varsayılıyor. Beni bir yazar biliyorlar amma katiyen izlemiyorlar. Ara sıra okurlarsa da hemen unutuyorlar. Öyle bir aura içindeyiz. On milyonlar kesinlikle araştırmıyor, okumuyor, sorgulamıyor. Kendine geleni yanındakine paslıyor.
Böyle bir atmosfer yaratılmış. Okumuşlar, sanatçılar, Atatürkçüler, çağdaşlar… İçki içenler, Avrupa bilenler, dinden, camiden söz etmeyenler, bilim diyenler… Garanti CHP’lidir, CHP’li olmasa bile oyunu ipotek ettirmiştir, muhalefet kimi aday göstermişse muhakkak onu destekler.
İşte genel seçim böyle böyle kazanılmıyor. İşte “muhakkak paylaşalım” diye ikide bir abuk sabuk şeyler gönderen zengin semtlerin kakavan laikçi kadınları, “yasaklanmadan herkese yayalım” diyen tık avcısı serseri bakışlı troller bu yüzden “ilerici” olamıyor. Bunlar yaratsa yaratsa “Dogville” toplumu yaratıyor.
Türkiye’ye 40 yıldır şeriat geliyor, İran geliyor. Sokaklarda donla, sutyenle gezmekten yorulan, on binlerce meyhane, barda kadeh tokuşturmaktan bir an sıkılan, eline akılsız telefonunu alıyor ve “Kılıçdar’a oy atın, yoksa şeriat geliyor” diye emrediyor.
“Türkiye’de hukuk kalmadı” diyenler önüne geleni mahkemeye veriyor… “Türkiye’de akademi bitti, üniversite kalmadı, bilim yok olduuu” diye kafa şişirenler… En güçlü sesi üniversitelerden çıkarıyor, akademik unvanlarıyla toplum mühendisliğine soyunuyor, mezuniyet törenlerinde bıcır bıcır muhalefet gösteren gençlerin fotolarını paylaşıp sözde aydıncılık yapıyor.
Hastalık, orman yangını, sel, deprem… Ne zaman ülkenin, halkın başı sıkışsa bir taşı bir taşın üstüne koymadan tüm güçleriyle bozgunculuk ve yalan haber yarışına giriyor… Durmadan küfrediyor… Bu şekilde iktidarı devirebileceğini sanıyor. Şöyle tek bir örnek vereyim: CHP belediyelerinin reklama, konsere harcadıkları depreme harcadıklarının 4-5 katı.
Elbette tam tersi oluyor… Erdoğan gitsin diye her yolu mubah sayan kitle yarın önüne başka bir motivasyon hedefi konarak yine rahatça güdülebilir. Bu aslında bir bilgi saflaşması değil, kişilik saflaşması. Bilgi her yönden üstümüze fazlasıyla akıyor, önemli olan o bilgiyi doğru kullanabilmek.
Kılıçdaroğlu’na oy atan herkesin kişiliği zayıftır, demiyorum elbette. İçlerinde milyonlarca düzgün insan da var. Önlerine sahte bir hedef konarak nasıl kandırılıyorlar. Derdimiz onu anlatmak. Kaçını kurtarabiliriz… Çabamız budur.
Ekli dosyayı görüntüle 82902