Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Suda kelebekler olsaydı balıklar gibi
Ölmeselerdi diyordun
Sen balıkları izliyordun denizde
Bense düşlerinde kelebekler uçuşan
Bir yunustum yüreğinde
Bilmiyordun
Her ağladığında gözyaşlarınla
Nasılda vuruyordum kirpiklerine
Kelebekler uçuşuyordu dört yana
Süzülürken yanaklardan aşağı
Silmiyordun
Bir aşk bu kadar tenha
Bir ah bu kadar ağır mı olur
Su anlayamazsa yunusun düşlerini
Kelebekler boğulur.
Bugüne kadar milyonlarca insan pes etti.
Öfkelenmiyorlar,
Ağlamıyorlar,
Hiçbir şey yapmıyorlar.
Yalnızca zamanın geçmesini bekliyorlar.
Tepki gösterme becerilerini yitirmiş onlar.
Sense üzgünsün.
Bu da senin ruhunun hala canlı olduğunu kanıtlar.
Hüzün, bir hazin kelime... Ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de. Bazen bir gözde görürüz onu, bazen bir yüzde. Bazen bulutlarla gelir, bazen lodoslarla..
Bir gün sen gülerken...
Işıldarken gözlerin...
Ve kendini ''en rahat'' hissederken yanımda...
Bir damla parlayacak yanağında.
Ben, dokunacağım ona;
Ve işte seninle ilk kez o zaman tanışacağız!
"Bir yere ait olmayan insanlar ne olacak?"
“Nereye? Nereye ait olmayan?”
“Herhangi bir yere. Herhangi bir şeye, herhangi bir kimseye. Fiziksel olarak bir bağı olmayanlar. Uzay boşluğundaki kuyrukluyıldızlar gibi hiçbir çekim gücüne tabi olmayanlar.”
Salman Rushdie - ” The Ground Beneath Her Feet ”
Kendimizden 'kendimizi' çıkarmak. Bu dünyaya gelişimizin sebebi bu. Ölü gibi statik malzememizden canlı ve diri,dinamik ve anlamlı ruhumuzun varoluş heykelini çıkarmak ve onu ebediliğin ahenginde kalıcı kılmak.