-
- Katılım
- Mart 27, 2013
-
- Mesajlar
- 16,463
-
- Tepkime puanı
- 17,809
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Asgard
Google'a ''materyalizm nedir?'' diye sorduğunuz zaman, karşınıza onlarca sayfa ve materyalizm başlığı altında iç içe geçmiş onlarca -izm bulunmakta. Bu da haliyle okuyucuyu baştan yıldırmaktadır. Dolayısıyla ben de bildiğim kadarıyla bu kavramı basitleştirerek açıklamaya çalışayım.
Materyalizm, basit tanımı itibariyle maddecilik olarak bilinir.
Madde, duyu organlarımızın, bize gösterdiği, sunduğu, genel anlamda, bizi çevreleyen ve ''dış dünya'' dediğimiz her şeydir.
Materyalizm bize derki, biz duygulara, düşüncelere, fikirlere gördüğümüz ve duyduğumuz için sahibiz. Örneğin, elimdeki kağıt beyazdır. Bu kağıdın beyaz olduğunu bilmek bir fikirdir. Bu fikri veren duyulardır. Ama madde, kağıdın kendisidir.
Dünyayı yorumlama, evreni ve doğayı açıklama konusunda onlarca -izm içeren kavram mevcuttur. Ancak felsefe konuları ne kadar karmaşıklaştırılırsa karmaşıklaştırılsın(isteyerek yada istemeyerek, ki ben bu karmaşıklaştırmanın bilerek yapıldığını düşünmekteyim) genel olarak tüm olayları yorumlamada mevcut iki yöntem vardır.
1- Bilimsel olan açıklama
2- Bilimsel olmayan açıklama
İşte buradaki 1. yargı materyalizmdir. Materyalizm, olayları yorumlarken, gidebileceği en uç nokta bilimin gidebildiği en son noktadır. Yani bilimle beraber yürür.
2. yargıya ise en uygun akım idealizmdir. Fikirleri ve düşünceleri soyut nesnelere dayandırarak, bilimsel herhangi bir karşıtlığı olmadan yorumlar.
Peki ama materyalizm neden doğdu? Nasıl meydana geldi?
Eski toplumlar, bilimin gelişmemesi nedeniyle, dahası bilgisizlikleri nedeniyle olayları yorumlarken sürekli doğaüstü güçlere başvuruyor ve sorumluluğu sürekli doğa üste güçlere yüklüyordu. Sonrasında yavaş yavaş, yüzyıllar boyunca, bilimin ilerlemesiyle beraber olayları açıklama konusunda bilimsel açıklamalar denendi. Ve bu materyalist felsefenin doğmasını sağladı.
Yani aslında materyalizm, idealizme tepki olarak doğmuştur dersek doğru bir tespit yapmış oluruz.
Başka bir deyişle bilimsel olmayan açıklama(idealizm), dünyanın doğaüstü bir güç tarafından yaratıldığını, yani ruhun maddeyi yarattığını söyler.
Bilimsel olan açıklama(materyalizm), maddenin ruhun başlıca öğesi olduğunu söyler.
Materyalizm; taş, toprak, metal gibi nesnelerin varlığını bilimsel olarak saptayabiliyorken, idealizm, kendi bahsettiği ruhun varlığını bilimsel olarak saptayamamaktadır.
''Nasıl oluyor da insan düşünüyor?'' sorusuna her iki akımın vereceği cevaplar şu şekilde olur :
İdealizmin açıklaması : İnsan düşünüyor çünkü bir ruhu vardır.
Materyalizmin açıklaması : İnsan düşünüyor çünkü bir beyni var.
Materyalistler, madde ile ruh arasında belli bir ilişki olduğunu öne sürerler. İlk gerçek maddedir ve ruh ikinci gerçektir, sonradan gelendir ve maddeye bağımlıdır. Yani ruhu yaratan maddedir sonucuna varır. Madde, varolmak için ruha gereksinim duymaz. Ve bununla beraber ruh da maddesiz yapamaz ve bedenden bağımsız olamaz. Bu bilimsel olarak mümkün değildir. Bilim ilerledikçe maddeciliğin doğruluğu artmaktadır şeklinde yorumlar.
No Pasaran
*****
Şimdilik burada bırakıyorum. Daha sonra her iki akımın söylemlerini karşılaştırıp devam edeceğim.
Yararlandığım Kaynak : Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri
Ayrıca bkz : http://www.forumsal.net/bahane-sozluk/514256-idealizm.html
Materyalizm, basit tanımı itibariyle maddecilik olarak bilinir.
Madde, duyu organlarımızın, bize gösterdiği, sunduğu, genel anlamda, bizi çevreleyen ve ''dış dünya'' dediğimiz her şeydir.
Materyalizm bize derki, biz duygulara, düşüncelere, fikirlere gördüğümüz ve duyduğumuz için sahibiz. Örneğin, elimdeki kağıt beyazdır. Bu kağıdın beyaz olduğunu bilmek bir fikirdir. Bu fikri veren duyulardır. Ama madde, kağıdın kendisidir.
Dünyayı yorumlama, evreni ve doğayı açıklama konusunda onlarca -izm içeren kavram mevcuttur. Ancak felsefe konuları ne kadar karmaşıklaştırılırsa karmaşıklaştırılsın(isteyerek yada istemeyerek, ki ben bu karmaşıklaştırmanın bilerek yapıldığını düşünmekteyim) genel olarak tüm olayları yorumlamada mevcut iki yöntem vardır.
1- Bilimsel olan açıklama
2- Bilimsel olmayan açıklama
İşte buradaki 1. yargı materyalizmdir. Materyalizm, olayları yorumlarken, gidebileceği en uç nokta bilimin gidebildiği en son noktadır. Yani bilimle beraber yürür.
2. yargıya ise en uygun akım idealizmdir. Fikirleri ve düşünceleri soyut nesnelere dayandırarak, bilimsel herhangi bir karşıtlığı olmadan yorumlar.
Peki ama materyalizm neden doğdu? Nasıl meydana geldi?
Eski toplumlar, bilimin gelişmemesi nedeniyle, dahası bilgisizlikleri nedeniyle olayları yorumlarken sürekli doğaüstü güçlere başvuruyor ve sorumluluğu sürekli doğa üste güçlere yüklüyordu. Sonrasında yavaş yavaş, yüzyıllar boyunca, bilimin ilerlemesiyle beraber olayları açıklama konusunda bilimsel açıklamalar denendi. Ve bu materyalist felsefenin doğmasını sağladı.
Yani aslında materyalizm, idealizme tepki olarak doğmuştur dersek doğru bir tespit yapmış oluruz.
Başka bir deyişle bilimsel olmayan açıklama(idealizm), dünyanın doğaüstü bir güç tarafından yaratıldığını, yani ruhun maddeyi yarattığını söyler.
Bilimsel olan açıklama(materyalizm), maddenin ruhun başlıca öğesi olduğunu söyler.
Materyalizm; taş, toprak, metal gibi nesnelerin varlığını bilimsel olarak saptayabiliyorken, idealizm, kendi bahsettiği ruhun varlığını bilimsel olarak saptayamamaktadır.
''Nasıl oluyor da insan düşünüyor?'' sorusuna her iki akımın vereceği cevaplar şu şekilde olur :
İdealizmin açıklaması : İnsan düşünüyor çünkü bir ruhu vardır.
Materyalizmin açıklaması : İnsan düşünüyor çünkü bir beyni var.
Materyalistler, madde ile ruh arasında belli bir ilişki olduğunu öne sürerler. İlk gerçek maddedir ve ruh ikinci gerçektir, sonradan gelendir ve maddeye bağımlıdır. Yani ruhu yaratan maddedir sonucuna varır. Madde, varolmak için ruha gereksinim duymaz. Ve bununla beraber ruh da maddesiz yapamaz ve bedenden bağımsız olamaz. Bu bilimsel olarak mümkün değildir. Bilim ilerledikçe maddeciliğin doğruluğu artmaktadır şeklinde yorumlar.
No Pasaran
*****
Şimdilik burada bırakıyorum. Daha sonra her iki akımın söylemlerini karşılaştırıp devam edeceğim.
Yararlandığım Kaynak : Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri
Ayrıca bkz : http://www.forumsal.net/bahane-sozluk/514256-idealizm.html