SOKAK KÖPEKLERİ NEDEN SORUN OLARAK GÖRÜLÜYOR?
Son zamanlarda ülkemizde sokak köpeklerinin sorun kaynağı haline gelmesinin nedeni şüphesiz yıllara göre giderek artan vakalar olmuştur.
Bu vakalarda sahipsiz sokak hayvanları olarak görülen hayvanlardan (örn. Kedi, köpek vb.) daha çok köpeklerin güvenlik endişesine neden olduğu görülmektedir.
Bu nedenle köpeklerin “sahipsiz hayvan” tanımlaması için bir genelleme haline geldiği söylenebilir.
Zira kedi ve köpekler arasındaki içgüdüsel farklara bakıldığında kedilerin saldırganlık oranları ve nedenleriyle köpeklerin saldırganlık oranları ve nedenleri birbirinden oldukça farklıdır.
Dolayısıyla sokak hayvanlarından rahatsızlık duyan insanların genellikle yalnızca köpekleri kast ettikleri anlaşılmaktadır.
Sokak hayvanlarıyla ilgili hassasiyet taşıyan kesimlerin sokak hayvanlarına yönelik bir tepki olduğuna yönelik kanaatlerinin bu nedenle gerçeği yansıtmadığı söylenebilir.
Başıboş tabiriyle ifade edilen “sahipsiz” tanımı ise kanunda “Barınacak yeri olmayan veya sahibinin ya da koruyucusunun ev ve arazisinin sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahip veya koruyucunun kontrolü ya da doğrudan denetimi altında bulunmayan evcil hayvanlar” şeklinde belirtilmiştir.
İlgili bakanlıkların yaptığı son çalışmalar bu sayının 2-3 milyon civarında olduğunu göstermektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 yılındaki verilerine göre İstanbul’da her 100 kişiye 8.4 köpek düşmektedir. Ancak daha önce açıklanan bazı rakamlar bu sayının daha yüksek olabileceği endişesini de doğurmuştur. Sayısı ne olursa olsun bu sorunun ciddi bir tedirginliğe sebep olduğu açıkça görülmektedir.
Nitekim Ekim 2023’te Türkiye’nin 19 ilinde yapılan saha çalışması sokak köpeklerinin bir “sosyal sorun” haline geldiğini ortaya koymaktadır. Araştırmaya katılanların yüzde 83’ü sokak köpeği tehdidinin var olduğunu beyan etmektedir. Bunların yüzde 38,2’si de “çok fazla” tehdit olduğunu ifade etmektedir. Bu “tehdit”, İstanbul’da yüzde 87,2 ve Ankara’da yüzde 90,5 olarak kabul edilmektedir.
Köpeklerin sokaklarda yaşamalarının çeşitli nedenlerle insan sağlığı açısından uygun olmadığı bilimsel çalışmalarda ortaya konmuştur. Sahipsiz köpeklerin sokaklardaki varlığı insan sağlığı ve güvenliği açısından çeşitli nedenlerle uygun görülmemektedir.
1-İnsanlara saldırmaları veya hastalık bulaştırmaları
Sokak köpeklerinin yol açtığı en büyük sorun şüphesiz insanlara saldırmaları ve hastalık bulaştırma riskinin yüksek olmasıdır.
Sağlık Bakanlığı’nın
2008- 2021 yıllarındaki verilerine göre kuduz riskli temas sayısı
2 milyon 959 bin 338 olmuştur.
Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre köpek ısırığına maruz kalan her
10 kişiden 6.7’sinin hayatını kaybettiği görülmüştür.
Bilimsel çalışmalara göre köpek ısırığının sebep olabileceği hastalıklar arasında kuduz, Capnocgtophaga, Pasteurella, MRSA ve tetanos yer almaktadır.
Belçika’daki Namur Üniversitesi mikrobiyoloji uzmanlarından Prof. Dr. Guy Cornelis’e göre Capnocgtophaga virüsü her yıl 24 bin insana bulaşmaktadır. Cornelis, bununla birlikte köpek salyasının bazı insanlar için öldürücü olabileceğini de ifade etmiştir. Köpek salyasının açık yaralara temas etmesi halinde ciddi sonuçlara yol açacağını belirtmiştir.
2-Özellikle oyun alanlarındaki dışkılarının kist hidatik gibi hastalıkları yaymaları
Sahipsiz köpeklerin neden olduğu en ciddi hastalıklardan biri ise kist hidatiktir.
Kistik ekinokkozis, ülkemizde özellikle hayvanlarda çok yaygın olması nedeniyle önemli halk sağlığı sorunlarına neden olan ve ciddi ekonomik kayıplara yol açan zoonotik karakterli bir hastalıktır. Halk arasında kist hastalığı olarak bilinen bu hastalığın etkeni, echinococcus granulosus adı verilen bir parazittir.
Bu parazitin esas kaynağı köpek, kurt, tilki gibi et yiyen hayvanlardır. Ancak şehir yaşamında diğer türlerin görülmediği hesaba katılırsa sıklıkla köpeklerden kaynaklı olduğu söylenebilir. Söz konusu parazit köpeklerin ince barsaklarında yaşamakta ve hastalık köpek dışkısıyla atılan yumurtalar yoluyla insana bulaşmaktadır.
2005 yılında 175 kist hidatik vakası yaşanırken 2019 yılında 1867 kişinin bu hastalığa yakalandığı tespit edilmiştir.
Vakaların 2017, 2018 ve 2019 yıllarında sert yükselişe geçtiği görülmüş ve hastalığın 14 yılda 8,8 kat arttığı saptanmıştır. 2022 yılı verilerine göre ise kist hidatik vakalarının son 5 yılda daha da arttığı görülmüştür.
Kist hidatik hastalığı bağlamında Türkiye’de sokak köpekleri ile ilgili politikaların tutarsız olduğu söylenebilir. Çünkü Sağlık Bakanlığı’nın bu konudaki raporuna göre vakalardan korunma ve kontrol yöntemlerinden biri köpek popülasyonunun kontrol altında tutulması ve sokaklardaki köpeklerin belediyeler tarafından gözlem altında tutulmasıdır. Oysa bugün ülkemizde köpek dışkısı çocuk parkları, kaldırımlar, bahçe ve parklarda sıklıkla görülmektedir.
3- Dışkılarının çevre kirliliğine sebep olması
Belçika’da yapılan çalışma, toplanmayan köpek dışkısının doğa koruma alanlarındaki biyoçeşitliliğe zarar verdiğini ortaya koymuştur.
Ghent Üniversitesi’nden araştırmacılar köpek dışkısı ve idrarının Gent şehri yakınındaki bir doğa koruma alanına her yıl hektar başına ortalama 11 kilogram azot ve 5 kilogram fosfor eklediğini tespit etmiştir.
Belçika’da Ghent Üniversitesi’nde yapılan bilimsel araştırmaya göre, köpeklerin dışkılamasıyla doğaya bırakılan azot ve fosfor oranlarının endüstriyel kirlilikle doğaya taşınan kirlilik seviyesi düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Köpek dışkısı, E. coli, salmonella, giardia ve kancalı kurt gibi zararlı mikroorganizmalarla doludur.
Bir gram köpek dışkısı, 23 milyona kadar fekal koliform bakteri içerebilir, bu da insanlara hastalık bulaşma riskini artırır ve antibiyotik dirençli enfeksiyonların yayılmasına katkıda bulunabilir.
Köpek dışkısının varlığı, yerel vahşi yaşam ve ekosistemleri olumsuz etkiler.
Belli hayvan türlerinin bölgeleri terk etmesine neden olabilir, diğerlerini ve hatta bitkileri hastalığa daha yatkın hale getirebilir ve hayvancılık üzerinde olumsuz etkilerle bağlantılıdır. Yağmur yağdığında, köpek dışkısı su yollarına yıkanabilir, plajların ve kabuklu deniz hayvanı yataklarının kirlenmesine, hatta hava kalitesinin etkilenmesine yol açabilir. Köpek dışkısı, ekosistemlere aşırı besin maddeleri (fosfor ve azot gibi) sokar, bu da zararlı alg patlamalarını teşvik edebilir.
Bu durum, sucul yaşamı tehlikeye atan oksijenin su ortamlarından tükenmesine ve insan sağlığı için tehlikelere yol açabilir. Bu besin maddeleri ayrıca karasal ekosistemleri de bozarak, nadir bitki türlerinin rekabet edememesine ve biyoçeşitliliğin azalmasına neden olabilir.
4-Trafik kazasına sebep olma ve bunun sonucunda yol açtığı yaralanma, ölüm ya da maddi hasarlar
Köpeklerinin en çok ölüme neden olduğu yerlerin başında trafik gelmektedir. 1 Ocak- 31 Aralık 2022 arasında basına yansıyan haberlere bakıldığında köpeklerden kaynaklanan 340 saldırı ve 89 trafik kazasının olduğu görülmektedir. Köpek kaynaklı trafik kazalarında ise 3’ü çocuk 4’ü kadın olmak üzere 20 kişinin hayatını kaybettiği, 217 kişinin ise yaralandığı görülmüştür.
Özellikle şehir dışındaki otoban ve yollarda daha tehlikeli hale gelen köpeklerin kazaya davetiye çıkarmasının bir sebebi de gelişigüzel besleme yapılması ve yol kenarına köpekler için mama bırakılmasıdır. Yolun hemen yanına bırakılan mama ve yiyecekler köpeklerin yola aniden çıkmasına neden olarak kazaya sebebiyet vermektedir.
Bu konuda İspanya’da yapılan bir araştırmada sahipsiz köpekler nedeniyle 14 bin km’lik bir alanda sadece iki yılda 496 trafik kazası meydana geldiği görülmüştür. İstanbul’da haftada ortalama 300 köpek trafik kazasında zarar görmektedir. Bu açıdan bakıldığında yalnızca insanlar için değil hayvan refahı açısından da sorun olduğu görülmektedir.
5- Isırmaları durumunda kuduz riski oluşturmaları ve iş gücü kaybı
Kuduz, enfekte hayvanların tükürüğünden, yani salyasından insanlara yayılan ölümcül bir virüstür.
Kuduz virüsü genellikle ısırma yoluyla diğer canlılara bulaşır. Kuduz hastalığı genellikle yaban/vahşi hayvanlardan kaynaklanmakla birlikte kırsaldaki köpeklerin şehirlere bırakılması/gelmesi ile birlikte şehirlerde de kuduz vakalarının arttığı görülmektedir.
Sahipsiz köpeklerin sürü halinde oluşturdukları tehlikeye dikkat çeken Bahçelievler Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü veteriner hekim Tibet Bayhan, Türkiye’deki bütün hayvanlara kuduz aşısı yapmanın mümkün olmadığını belirterek özellikle başıboş sokak hayvanlarının daha fazla kuduz riski taşıdığını ifade etmiştir.
Nitekim sokak köpeklerinden kaynaklı kuduz vakalarının ülkemizde son yıllarda giderek arttığı görülmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2021 yılında kuduz riskli temas sayısı 2 milyon 959 bin 338 olmuştur. 2018 rakamlarına göre ise günde 775 kişi, Kasım 2023 verilerine göre ise günde 800 kişinin 9 kuduz şüphesiyle hastanelere başvurduğu tespit edilmiştir.
Sağlık Bakanlığının 2022 yılı verilerine göre bir yıl içindeki kuduz riskli hasta sayısı 250 bin 375 olmuştur. 2015 yılında yayımlanan Endemik Köpek Kuduzlarının Küresel Yükünü Tahminleme raporuna göre, kuduz nedeniyle Türkiye’de yaklaşık 70 milyon dolar harcama yapılmaktadır.
Kuduz temaslarının tamamının köpeklerden kaynaklanmadığını, bunların arasında kedi gibi diğer hayvanların da olduğunu belirtmek gerekir. Bununla birlikte kuduz, rehabilite edilen ve sahipli olan her hayvana uygulanması zorunlu olan aşılarla önlenebilir. Ancak ülkemizde kuduz vakalarının artması ve kuduz kaynaklı sağlık sorunlarının ortaya çıkması yine uygulamalardaki eksiklikleri (aşı takiplerinin yapılmaması, kimliklendirme çalışmalarının yetersiz kalması, bireysel farkındalık ve bilinçsizlik vb. ) gün yüzüne çıkarmaktadır.
6- İnsanlara saldırma riski nedeniyle ülkelerin vatandaşlarına yaptığı seyahat uyarıları ve sonucunda turist gelmemesi veya turizm imajının zedelenmesi
Türkiye her ne kadar sokaklarda yaşayan hayvanlara gösterdiği ilgiyle bilinse de son zamanlarda köpeklerin neden olduğu saldırılar nedeniyle artık güvensiz bir ülke olarak görülmektedir. Başta İngiltere olmak üzere bazı ülkeler Türkiye’ye gidecek vatandaşlarını sokak köpekleri konusunda uyarmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre kuduz riskinin en yüksek olduğu Avrupa ülkesi Türkiye olmuştur. Rapora göre Türkiye, kuduz riski bakımından Asya ve Afrika ülkeleri ile aynı risk grubunda yer almaktadır.
7- Şehirlerde yaşayan küçük hayvanlara (sincap, kirpi, kedi vb.) yaşam fırsatı vermemesi veya tamamen yok etmesi
Şili’de yapılan bir araştırmaya göre köpeklerin 10’a yakın kuş ve hayvan türünün yok olmasında katkısı olduğu tespit edilmiştir. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği risk altındaki türler listesine göre, vahşi ve serbest dolaşan köpeklerin tehdit ettiği 200 türden 30’unun “ciddi biçimde” tehlike altında, 71’i tehlike altında, 87’si “kırılgan” durumda olduğu görülmüştür.
8- Sokaklarda beslenmeleri sonucu yemek artıklarının hijyen ve koku sorunlarına yol açması ve fare, haşere gibi hayvanların çoğalmasına sebep olması
Köpekler için yol kenarlarına, kaldırım, sokak gibi yerlere bırakılan mama ve özellikle et/kemik gibi organik yiyecekler hijyen sorununa neden olmaktadır. Hayvanlar için iyi niyetli yapılan beslemeler bölgede ciddi bir çevre kirliliğine ve sağlık sorununa neden olmakta ayrıca fare ve haşerelere davetiye çıkarmaktadır
9 - Sokakların Hayvan Refahına Uygun Olmaması
Bununla birlikte sokak köpekleri sorununun bir başka boyutu ise bizzat köpeklerle ilgili olan kısımdır. Sokaklar hayvan refahı açısından şu noktalarda uygun değildir:
• İşkence ve Kötü Muamele:
Sokak köpekleri, tekmeleme, taşlama, sopa ile vurma, yakma gibi çeşitli işkence ve kötü muamelelere maruz kalmaktadır. Bu durum, köpeklerde fiziksel ve psikolojik travmalara yol açmaktadır.
• İnsan ve Diğer Hayvanlardan Görülen Zararlar:
Sokak köpekleri, insanlar tarafından kasıtlı olarak zehirlenebilir, vurulabilir veya dövülebilir. Diğer hayvanlar, özellikle de sahipli köpekler tarafından saldırıya uğrayabilirler. Bu tür saldırılar köpeklerde yaralanmalara, sakatlıklara ve hatta ölüme neden olabilir.
• Açlık ve Susuzluk:
Sokak köpekleri, yeterli yiyecek ve suya erişememektedir. Bu durum, köpeklerde açlık, susuzluk, zayıflama ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Hayvanseverlerin ya da duyarlı vatandaşların verdikleri yiyecekler kimi zaman bu hayvanların metabolizmasına uygun olmadığı için başka sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.
Bu bilgiler yanında; diğer ülkelerde yapılan uygulamalara da bir göz atmak yerinde olacaktır. Kanaatindeyim.
Belçika
Hayvanlara 1999 yılından bu yana çip takmak zorunluluğu bulunmaktadır. Sokaklarda bulunan köpekler barınaklara getirilerek burada tutulur. Uyutma işlemi yalnızca hasta olan köpeklere uygulanmaktadır.
Almanya
Hayvanları korumak adına en etkin yasalardan birine sahip olan Almanya’da köpek sahibi olmak vergiye tabidir. Ayrıca hayvanları terk etmenin cezası da oldukça yüksektir. Barınağa getirilen hayvanlar sahiplendirilmediği takdirde 6 ay boyunca burada tutulmaktadır. Barınakların %25’i belediyelere aitken %75’i ise bağışçılar sayesinde hizmet vermektedir. Yerel yönetimler yalnızca mali destekte bulunmaktadır. Petshop bulunmayan Almanya’da ayrıca hem hayvanları hem de insan sağlığını korumak için bakımevlerinde ziyaretçilerin hayvanlara dokunması yasaktır. Almanya’da köpeklere ilişkin en önemli yaklaşım vatandaşların köpeklere doğrudan yardım yapmak (besleme) yerine ilgili kuruluşlar aracılığıyla yardım yapmasının benimsenmiş olmasıdır. Bu sayede de köpek refahını sağlamak mümkün hale gelmiştir. Hayvanlar yalnızca hastalık durumunda uyutulmaktadır.
İngiltere
Uyutma prosedürünü en net uygulayan ülkelerin başında İngiltere gelmektedir. Köpeklere çip takmak zorunluluğu bulunmaktadır. 7 gün içerisinde sahiplendirilmeyen köpekler uyutulmaktadır.
ABD
WSPA İnternational’a göre ABD’de 89.7 milyon köpek bulunmaktadır. Ancak bu köpekler sokaklarda değil bakımevlerinde tutulmaktadır. Kamu sağlığını tehdit eden köpeklerin uyutulduğu ABD’de her yıl 3-4 milyon köpek bakımevlerinde uyutulmaktadır.
Hollanda
Hollanda, Avrupa’da sokak köpeği sorununun çözüldüğü ve sokakta başıboş dolaşan köpeğin bulunmadığı ilk ülke olarak bilinmektedir. Hollanda’nın bu konudaki politikası ise yoğun kısırlaştırma programları olmuştur. “Yakala, Kısırlaştır, Aşıla ve Geri Bırak” ilkesini benimseyen Hollanda’da bu program ülke çapında devlet tarafından finanse edilmiştir. Ayrıca, belediyeler bazında da insanları barınaklardan evsiz köpekleri sahiplenmeye teşvik etmek amacıyla mağazadan satın alınan köpekler için vergiler artırılmaktadır.
İtalya
İlgili yasal düzenlemeler çerçevesinde köpekler toplanarak barınaklarda tutulmaktadır. Sahipsiz ve 60 gün içerisinde sahiplendirilmemiş köpekler hayvan barınaklarında kalırlar. Sahipsiz köpekler ancak ciddi şekilde hasta, tedavi edilemez durumda veya kanıtlanmış şekilde tehlikeli ise veteriner hekim tarafından ötanazi uygulanabilir. İtalya’da bazı barınaklar yerel yönetimler tarafından bazıları ise gönüllü dernekler tarafından işletilmektedir.
Slovenya
Slovenya’da, sahipsiz köpeklerin korunması amacıyla oldukça etkili düzenlemeler bulunmaktadır. 1995 ve 1999 yılındaki düzenlemeler ile kapsamlı bir koruma sistemi oluşturulmuştur. 2002 yılında yürürlüğe giren “Hayvan Barınakları Yönetmeliği”, hayvan barınakları için standartlar belirleyerek koruma çabalarını güçlendirmiştir. Yönetmelik, her belediyeye ve 800’den fazla kayıtlı hayvanın bulunduğu her yerleşim yerine, sokak hayvanları için barınak kurma zorunluluğunu getirmiştir.
Fransa
Fransa’da da etkin bir hayvan koruma kanunu bulunmaktadır. Buna göre evcil hayvanları sokağa bırakanlara 3 yıl hapis ve 45 bin Euro ceza kesilmektedir. Başıboş köpekler bakım merkezleri ve barınaklarda tutulurken bu bakımevleri yerel yönetimler tarafından değil ilgili hayvansever kuruluşlar tarafında işletilmektedir. Sahiplendirilemeyen ve saldırgan köpekler uyutulabilir.
Yunanistan
Evcil hayvanlar için nüfuslandırma işlemi yapılmaktadır. Ayrıca hayvanların bir kez üremesine izin verilirken sahipsiz hayvanlar toplanıp kısırlaştırılmaktadır. Sahiplendirilemeyen hayvanların doğal alanlarına geri bırakıldığı Yunanistan’da köpeklerin bakımı için belediyeler ve sivil toplum kuruluşları ortak çalışmalarda bulunurlar. Uyutma işlemi istisna durumlar dışında uygulanmamaktadır.
Portekiz
Hayvanların sahiplendirilmesine yönelik eğitim çalışmalarına ağırlık verilmektedir. Portekiz’de de acı çeken hastalığı kanıtlanmış hayvanlar dışında uyutma işlemi uygulanmamaktadır. Ancak kamu sağlığını tehdit eden popülasyon artışı itlaf sebebi olarak görülmektedir.
Romanya
Köpek sorununa ilişkin en tartışmalı ülkelerden birisi ise Romanya’dır. Uyutmanın benimsenmediği Romanya’da Başkent Bükreş’te 2013 sayılarına göre 65 binden fazla köpek bulunuyordu. Ancak bir kız çocuğunun köpekler tarafından parçalanmasıyla köpek sorunu tartışmaların odağı haline geldi. Bu olaydan sonra Bükreş Belediye Başkanı Sorin Oprescu, halka sokak köpekleri için ‘ötenaziyi kabul edip etmediklerini soran’ bir referandum düzenleneceğini açıkladı. Akabinde bunu destekleyenler tarafından şehirde bir eylem düzenlendi. Tüm bunların sonunda Romanya Parlamentosu, ‘sokak köpeklerinin toplanmasına ve sahiplenilmeyenlerin de itlafına’ onay veren yasayı çıkardı.