Skipper
Üye
-
- Katılım
- Nisan 30, 2015
-
- Mesajlar
- 2,343
-
- Tepkime puanı
- 277
-
- Puanları
- 318
-
- Web sitesi
- forumkalemi.com
Değerli Forumsal Üyeleri Üzerine Konuşacağımız Konuların ikincisi olan Vahy ekseninde Sözde Kadının Dövülmesi meselesini İşleyeceğiz ?
Hem iman edenler, hemde etmeyenler nezdinde Konuyu saptırıp vahyin sadece işine gelenini ve hemde parçacı yaklaşarak Allah a atfetme, Geleneğin din edindiği görüşünü Vahy miş gibi yalnış yansıtmasını kaleme alacağız....
Öncelikle Üzerinde Çokça durulan ve Bize ( Bana) Açıklamamız için sunulan Ayet Aşağıdaki gibidir;
Allah’ın, lütufta bulunarak, birbirlerine üstün olmasına vesile kıldığı özellikleri, ailenin nafakasını ve ihtiyaçlarını kendi mallarından karşılamaları, mallarından karşılık beklemeden, gönüllü harcamaları sebebiyle erkekler, hanımları üzerinde, ailede, aileyi ayakta tutmakla, eğitimlerini, gelişmelerini, aile fertlerinin İslam’da sebatını temin ile mükellef; denetleyerek sorumluluklarının gereğini yapmalarını sağlayan, hizmet eden, ailede işleyen, kalıcı bir düzen kuran, sorumlu meşrû bir otorite sahibi, aile reisidirler.
Dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi müslüman sâliha kadınlar, itaatkâr, uzun uzun kıyamda durarak sorumluluk şuuruyla namaz kılan, saygılı, aile içindeki dinî, insanî ve vicdanî sorumluluklarını yerine getiren kadınlardır. Allah’ın koruduğu, korunmasını emrettiği hususları, kendilerini, çocuklarını, kocalarının haklarını ve mallarını, kendi haklarını, namuslarını kocalarının bulunmadığı zamanlarda koruyanlardır.
Kafa tutup, başına buyruk hareket ederek, kurulu aile düzenini bozmalarından, şiddete başvurmalarından korktuğunuz kadınların önce gönüllerini alın, öğüt verin, davranışlarının doğuracağı istenmeyen sonuçları anlatın, itaatsizliğe devam ederlerse yataklarında yalnız bırakın. Buna rağmen yola gelmeyenlere ısrarcı olmayın / onlardan ayrılınız. Eğer orta yolu bulur iseniz, olanları olmamış sayıp, sözle veya fiilen onları incitecek vesileler aramayın. Allah yücedir ve büyüktür. (Nisa Suresi 34. Ayet)
Şimdi Ayeti kendimizce Yorumladığımız düşünülmesin diye neden genelde dövülme olarak alınan kısmı kısmını ısrar etmek ve ve boşanmak olarak çevirdiğimi merek edenler için ;
"Darebe " fiili dövmenin yanında ısrar etmek , ayırmak , boşanmak manalarına da gelmektedir. Kuranın hiç bir yerinde Darabe fiili Vurmak anlamında kullanılmadığı gibi Arap toplumundada Vahyin indiği dönemde Bu anlamları ile kullanılmıştır.
Kuran da Darebe Fiili genel olarak ; getirmek , gezmek , mühürlemek, itmek , mahkum etmek anlamlarında kullanılmaktadır. Darebe fiili , "darabe'd dahru beyenna " örneğinde olduğu gibi , Arapçada iki şeyi birbirinden ayırmak anlamında kullanılır. ( Tacu-Arus )
Ve yine dahada iyi anlamanız için belirteyim ki Kuranda Vurma fiilinin tüm türleri yer alır, Fakat bunların hiç birinde ne hikmetse Darebe fiili ve türevleri kullanılmaz.
Yanağa tokat "saket" (51/29)
Yumruk "vekezehu" (28/15)
Kamçılamak , çırpmak "ehuşşu" (20/18)
Boynunu vurmak "kataa " (69/46
İman eden ve Etmeyen kardeşlerim İsterseniz Birde İlgili olarak Bu ayete de bakalım;
Eğer bir kadın, kocasının kurulu aile düzenini bozmasından yahut kendisine ilgisiz davranmasından endişe ederse, boşanmaksızın aralarında bir anlaşma yaparak evliliklerini devam ettirmelerinde, sosyal ilişkilerini yeniden düzenlemelerinde, geliştirmelerinde onlara günah yoktur. Sulh, ayrılmaktan ve geçimsiz yaşamaktan daima hayırlıdır. Nefisler ihtiraslı davranmaya her zaman hazırlıklıdır.
Eğer iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarınıza, ilişkilerinize, görevlerinize, hayatınıza yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinizde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan müslüman olur, Allah’a sığınır, emirlerine yapışır, günahlardan arınıp, azaptan korunur, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranır, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olursanız bilin ki, Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.
(Nisa Suresi 128. Ayet )
Yine bununla Bağlantılı olarak Şu Ayete bir bakalım;
Eğer eşler birbirlerinden ayrılırlarsa, Allah bol nimetinden her birini zenginleştirir. Allah’ın lütfu ve rahmeti geniştir. Merhamet sahibi ve hükümrandır.(Nisa Suresi 130. Ayet)
Şimdi Bu ayetler çerçevesinde Allah kadını dövmeyi emretmektedir diyenlere hitaben; Ayetler oldukça açık ve net olduğundan ve Yorum merkezli meal yapıldığından Ayetleri tahlil etmeye girişmeyeceğim, Ancak Tahlile tabi tutmamı istediğiniz yer olursa ancak ozaman tahlil edeceğim.
Ohalde Gerek Müslümanlar tarafından gerekse başkaları tarafından ne adına olursa olsun genel olarak insana ve özel olarakda kadına uygulanan her türlü şiddet kötüdür ve kabul edilemez.
Ama şunu vurgulamadanda geçmek istemiyorum ;
Herşeyden önce Nikahsız birlikteliği bireysel bir özgürlük hakkı ve olağan yaşam tarzı gören, Ailesi yuvasının ve çocukların analı - babalı büyümesinin önemini ve değerini seks ihtiyacını ahlak dışı yasa dışı yollarla gidermek önemsemeyen veya kavrayamayan sözde feminist batıcı , moderm , çağdaş, vb kişiler aile yuvasının kurtarılmasının, ahlakın, çocukların , Neslin Ve Toplumun selameti için kadar önemli Olduğunu da Bilmezler/Bilemezler...
Konuyu Biraz daha açacak olursak ;
Allah insanı aynı özden / aynı türden kadın ve erkek olarak yaratmıştır. Her ikisine hayatta işlevini görebilecek özellikler ve yetenekler verilmiştir . Bütün insanlar bu ortak aileden çoğalmıştır. Zamanla oluşan kültürlerde kadına ve erkeğe değişik roller biçilmiş veya fonksiyonlar yüklenmiş onlarla ilgili değerlendirmeler ve bakış açıları farklı olmuştur. Yaşanan hayat şartlarına bağlı olarak kimi toplumlarda erkek baştacı edilirken , kimilerinde kadın baş tacı erdilmiştir. Örneğin; Putperes ve ya çok tanrılı günlere inanan kimi toplumlarda tanrılar kadınlardan seçilirken kimilerinde erkekleden seçilmiş ve tanrılaştırılmıştır. Aynı şekilde hayatın şekil ve ihtiyaçlana paraler olarak kimi toplumlarda kültür, kadınları korurken, kimilerinde kadın aleyhtarı oluşmuş ve denge bozulmuştur. Öyle ki kimi tolumlardakadın tanrıça ve melek olarak algılanırken,kimlerinde şeytan ve aşağılık bir yaratık olarak görülmüştür.Mesela ,islam,ın doğduğu cahiliyle arap toplumu tanrılaştırdığı nesneleri Allah,ın kızları olarak algılandıkları meleklerin simgesi kabul ederek kadın şeklinde algılar ve lat , menat , uzza gibi kadın adlarla anarken, zorbaların ve ahlaksız güçlerin karısını veya kızını rehin almasından duyduğu utançtan veya açlık orkusundan hareketle daha çocuk iken kimi kabileler kız çocuğunu diri diri toprağa gömmüşler .
Kadın; mitolojilere kültürlere , bidatlara ve sapmalara uydurulan din adına horlanır veya kötülüğün sebebi olarak görülürken , kimilerinde profan ve seküler meteryalizim kaynaklı felsefe ve yaşam tarzlarının yönlendirmesiyle bir üretim , tüketim ve seks objesi gibi algılanmış , işlem görmüş ve hala da görmektedir . ne yazık ki Allahın vahiy öğretilerinden sapan hıristiyan ve Yahudi toplumlarından kadın din adına horlandığı veya dışlandığı gibi, zamanla kuranla arasında mesafeler oluşan ve bu nedenle bulanıklaşan kültürel islam anlayışında da vahyin öğretilerine aykırı olarak kadın şeytanın oltası, adını horlanmış veya dışlanmış.
Bunun yansımaları eğitim,öğretim,evlenme,boşanma,miras,şeyahat,sanat,ticaret,yönetimve ibadetle ilgili hak ve özgürlükle kadar Her alanda görülmüş ,böyle allah,ın verdiği hak ve özgürlükler kadının elinden alınmış ve bu haksızlıklar çok yerde dinsel veya yasal olarak kurumsallaşmıştır.
Vahy de kadın algısının kürtürel İslamdaki algıdan farklı olduğunu belirtmeliyim. Bu Farlıklılığın din Eğitim Öğretim Yönteminde sıranın alt üst olmasının yol açtığı din algısının alt üst olmasından kaynaklandığını konuşabiliriz. Din eğitim ,öğretim yönrtiminde sıralamanın altüst olması yahut tersine çevrilmesi sonucu yerel ve ulusal kültürlerin ,inanç,anlayış ve düşüncelerin oluşturduğu bu çapık din anlayışı gün gelmiş islam olarak algılanmış ve yüzyıllardır Kurana dayatılmıştır. Faturası da bugün islama çıkarılmakta ve müslimanlar bedelini ödemektedir. Bedelin ödendiği yahut islam’ın yumuşak karnı gibi kulanılıp onun üzerinden islam’ın saldırıların yönetildiği en önemli yerlerden biri şüphesis kadın konusudur . Ki kaç gündür burada bulunmakta yım ve ilk saldırı aldığım konulardan biride bu olmuştur.
Şüphesiz insan türü kadın ve erkek olarak yaratılmıştır.Her iki tür birbirine mutlak olarak eşit olmadığı gibi, bir birinden mutlak olarak üstün veya aşağı da değildir. Yapısal olarak her birini işlevi ve rolü farklıdır. Kadın kadındır , erkekte erkektir . her ikisini mutlak olarak eşşit görmek veya eşitlemeye çalışmak, yaratılışlarına haksızlık etmek olur . Vahiy ,bu farklılıkları göz önünde bulundurarak her birinin hak ve ödevlerini belirlemiştir .bu belirlemede kesinlikle ayımcılık ,haksızlık adaletsizlik yoktur .
İnşallah Bu eksen varsa sorularınızı Konu çerçevesinde alabilirim...
Ayrıca konuyla alakalı olarak daha derinlemesine araştırma yapmak isteyenler İbrahim Sarmışın ; Rivayetlerin ortaya çıkardığı olumsuz kadın algısı Adlı eserini temin edip okumanızda fayda olacağını düşünüyorum...
Hayırla kalınız ....
Hem iman edenler, hemde etmeyenler nezdinde Konuyu saptırıp vahyin sadece işine gelenini ve hemde parçacı yaklaşarak Allah a atfetme, Geleneğin din edindiği görüşünü Vahy miş gibi yalnış yansıtmasını kaleme alacağız....
Öncelikle Üzerinde Çokça durulan ve Bize ( Bana) Açıklamamız için sunulan Ayet Aşağıdaki gibidir;
Allah’ın, lütufta bulunarak, birbirlerine üstün olmasına vesile kıldığı özellikleri, ailenin nafakasını ve ihtiyaçlarını kendi mallarından karşılamaları, mallarından karşılık beklemeden, gönüllü harcamaları sebebiyle erkekler, hanımları üzerinde, ailede, aileyi ayakta tutmakla, eğitimlerini, gelişmelerini, aile fertlerinin İslam’da sebatını temin ile mükellef; denetleyerek sorumluluklarının gereğini yapmalarını sağlayan, hizmet eden, ailede işleyen, kalıcı bir düzen kuran, sorumlu meşrû bir otorite sahibi, aile reisidirler.
Dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi müslüman sâliha kadınlar, itaatkâr, uzun uzun kıyamda durarak sorumluluk şuuruyla namaz kılan, saygılı, aile içindeki dinî, insanî ve vicdanî sorumluluklarını yerine getiren kadınlardır. Allah’ın koruduğu, korunmasını emrettiği hususları, kendilerini, çocuklarını, kocalarının haklarını ve mallarını, kendi haklarını, namuslarını kocalarının bulunmadığı zamanlarda koruyanlardır.
Kafa tutup, başına buyruk hareket ederek, kurulu aile düzenini bozmalarından, şiddete başvurmalarından korktuğunuz kadınların önce gönüllerini alın, öğüt verin, davranışlarının doğuracağı istenmeyen sonuçları anlatın, itaatsizliğe devam ederlerse yataklarında yalnız bırakın. Buna rağmen yola gelmeyenlere ısrarcı olmayın / onlardan ayrılınız. Eğer orta yolu bulur iseniz, olanları olmamış sayıp, sözle veya fiilen onları incitecek vesileler aramayın. Allah yücedir ve büyüktür. (Nisa Suresi 34. Ayet)
Şimdi Ayeti kendimizce Yorumladığımız düşünülmesin diye neden genelde dövülme olarak alınan kısmı kısmını ısrar etmek ve ve boşanmak olarak çevirdiğimi merek edenler için ;
"Darebe " fiili dövmenin yanında ısrar etmek , ayırmak , boşanmak manalarına da gelmektedir. Kuranın hiç bir yerinde Darabe fiili Vurmak anlamında kullanılmadığı gibi Arap toplumundada Vahyin indiği dönemde Bu anlamları ile kullanılmıştır.
Kuran da Darebe Fiili genel olarak ; getirmek , gezmek , mühürlemek, itmek , mahkum etmek anlamlarında kullanılmaktadır. Darebe fiili , "darabe'd dahru beyenna " örneğinde olduğu gibi , Arapçada iki şeyi birbirinden ayırmak anlamında kullanılır. ( Tacu-Arus )
Ve yine dahada iyi anlamanız için belirteyim ki Kuranda Vurma fiilinin tüm türleri yer alır, Fakat bunların hiç birinde ne hikmetse Darebe fiili ve türevleri kullanılmaz.
Yanağa tokat "saket" (51/29)
Yumruk "vekezehu" (28/15)
Kamçılamak , çırpmak "ehuşşu" (20/18)
Boynunu vurmak "kataa " (69/46
İman eden ve Etmeyen kardeşlerim İsterseniz Birde İlgili olarak Bu ayete de bakalım;
Eğer bir kadın, kocasının kurulu aile düzenini bozmasından yahut kendisine ilgisiz davranmasından endişe ederse, boşanmaksızın aralarında bir anlaşma yaparak evliliklerini devam ettirmelerinde, sosyal ilişkilerini yeniden düzenlemelerinde, geliştirmelerinde onlara günah yoktur. Sulh, ayrılmaktan ve geçimsiz yaşamaktan daima hayırlıdır. Nefisler ihtiraslı davranmaya her zaman hazırlıklıdır.
Eğer iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarınıza, ilişkilerinize, görevlerinize, hayatınıza yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinizde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan müslüman olur, Allah’a sığınır, emirlerine yapışır, günahlardan arınıp, azaptan korunur, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranır, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olursanız bilin ki, Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.
(Nisa Suresi 128. Ayet )
Yine bununla Bağlantılı olarak Şu Ayete bir bakalım;
Eğer eşler birbirlerinden ayrılırlarsa, Allah bol nimetinden her birini zenginleştirir. Allah’ın lütfu ve rahmeti geniştir. Merhamet sahibi ve hükümrandır.(Nisa Suresi 130. Ayet)
Şimdi Bu ayetler çerçevesinde Allah kadını dövmeyi emretmektedir diyenlere hitaben; Ayetler oldukça açık ve net olduğundan ve Yorum merkezli meal yapıldığından Ayetleri tahlil etmeye girişmeyeceğim, Ancak Tahlile tabi tutmamı istediğiniz yer olursa ancak ozaman tahlil edeceğim.
Ohalde Gerek Müslümanlar tarafından gerekse başkaları tarafından ne adına olursa olsun genel olarak insana ve özel olarakda kadına uygulanan her türlü şiddet kötüdür ve kabul edilemez.
Ama şunu vurgulamadanda geçmek istemiyorum ;
Herşeyden önce Nikahsız birlikteliği bireysel bir özgürlük hakkı ve olağan yaşam tarzı gören, Ailesi yuvasının ve çocukların analı - babalı büyümesinin önemini ve değerini seks ihtiyacını ahlak dışı yasa dışı yollarla gidermek önemsemeyen veya kavrayamayan sözde feminist batıcı , moderm , çağdaş, vb kişiler aile yuvasının kurtarılmasının, ahlakın, çocukların , Neslin Ve Toplumun selameti için kadar önemli Olduğunu da Bilmezler/Bilemezler...
Konuyu Biraz daha açacak olursak ;
Allah insanı aynı özden / aynı türden kadın ve erkek olarak yaratmıştır. Her ikisine hayatta işlevini görebilecek özellikler ve yetenekler verilmiştir . Bütün insanlar bu ortak aileden çoğalmıştır. Zamanla oluşan kültürlerde kadına ve erkeğe değişik roller biçilmiş veya fonksiyonlar yüklenmiş onlarla ilgili değerlendirmeler ve bakış açıları farklı olmuştur. Yaşanan hayat şartlarına bağlı olarak kimi toplumlarda erkek baştacı edilirken , kimilerinde kadın baş tacı erdilmiştir. Örneğin; Putperes ve ya çok tanrılı günlere inanan kimi toplumlarda tanrılar kadınlardan seçilirken kimilerinde erkekleden seçilmiş ve tanrılaştırılmıştır. Aynı şekilde hayatın şekil ve ihtiyaçlana paraler olarak kimi toplumlarda kültür, kadınları korurken, kimilerinde kadın aleyhtarı oluşmuş ve denge bozulmuştur. Öyle ki kimi tolumlardakadın tanrıça ve melek olarak algılanırken,kimlerinde şeytan ve aşağılık bir yaratık olarak görülmüştür.Mesela ,islam,ın doğduğu cahiliyle arap toplumu tanrılaştırdığı nesneleri Allah,ın kızları olarak algılandıkları meleklerin simgesi kabul ederek kadın şeklinde algılar ve lat , menat , uzza gibi kadın adlarla anarken, zorbaların ve ahlaksız güçlerin karısını veya kızını rehin almasından duyduğu utançtan veya açlık orkusundan hareketle daha çocuk iken kimi kabileler kız çocuğunu diri diri toprağa gömmüşler .
Kadın; mitolojilere kültürlere , bidatlara ve sapmalara uydurulan din adına horlanır veya kötülüğün sebebi olarak görülürken , kimilerinde profan ve seküler meteryalizim kaynaklı felsefe ve yaşam tarzlarının yönlendirmesiyle bir üretim , tüketim ve seks objesi gibi algılanmış , işlem görmüş ve hala da görmektedir . ne yazık ki Allahın vahiy öğretilerinden sapan hıristiyan ve Yahudi toplumlarından kadın din adına horlandığı veya dışlandığı gibi, zamanla kuranla arasında mesafeler oluşan ve bu nedenle bulanıklaşan kültürel islam anlayışında da vahyin öğretilerine aykırı olarak kadın şeytanın oltası, adını horlanmış veya dışlanmış.
Bunun yansımaları eğitim,öğretim,evlenme,boşanma,miras,şeyahat,sanat,ticaret,yönetimve ibadetle ilgili hak ve özgürlükle kadar Her alanda görülmüş ,böyle allah,ın verdiği hak ve özgürlükler kadının elinden alınmış ve bu haksızlıklar çok yerde dinsel veya yasal olarak kurumsallaşmıştır.
Vahy de kadın algısının kürtürel İslamdaki algıdan farklı olduğunu belirtmeliyim. Bu Farlıklılığın din Eğitim Öğretim Yönteminde sıranın alt üst olmasının yol açtığı din algısının alt üst olmasından kaynaklandığını konuşabiliriz. Din eğitim ,öğretim yönrtiminde sıralamanın altüst olması yahut tersine çevrilmesi sonucu yerel ve ulusal kültürlerin ,inanç,anlayış ve düşüncelerin oluşturduğu bu çapık din anlayışı gün gelmiş islam olarak algılanmış ve yüzyıllardır Kurana dayatılmıştır. Faturası da bugün islama çıkarılmakta ve müslimanlar bedelini ödemektedir. Bedelin ödendiği yahut islam’ın yumuşak karnı gibi kulanılıp onun üzerinden islam’ın saldırıların yönetildiği en önemli yerlerden biri şüphesis kadın konusudur . Ki kaç gündür burada bulunmakta yım ve ilk saldırı aldığım konulardan biride bu olmuştur.
Şüphesiz insan türü kadın ve erkek olarak yaratılmıştır.Her iki tür birbirine mutlak olarak eşit olmadığı gibi, bir birinden mutlak olarak üstün veya aşağı da değildir. Yapısal olarak her birini işlevi ve rolü farklıdır. Kadın kadındır , erkekte erkektir . her ikisini mutlak olarak eşşit görmek veya eşitlemeye çalışmak, yaratılışlarına haksızlık etmek olur . Vahiy ,bu farklılıkları göz önünde bulundurarak her birinin hak ve ödevlerini belirlemiştir .bu belirlemede kesinlikle ayımcılık ,haksızlık adaletsizlik yoktur .
İnşallah Bu eksen varsa sorularınızı Konu çerçevesinde alabilirim...
Ayrıca konuyla alakalı olarak daha derinlemesine araştırma yapmak isteyenler İbrahim Sarmışın ; Rivayetlerin ortaya çıkardığı olumsuz kadın algısı Adlı eserini temin edip okumanızda fayda olacağını düşünüyorum...
Hayırla kalınız ....
