Konuşulacak Konular Üzerine 2; Vahy ekseninde kadının dövülmesi Meselesi

Konu sahibi son olarak 795 gün önce görüldü
Değerli Forumsal Üyeleri Üzerine Konuşacağımız Konuların ikincisi olan Vahy ekseninde Sözde Kadının Dövülmesi meselesini İşleyeceğiz ?

Hem iman edenler, hemde etmeyenler nezdinde Konuyu saptırıp vahyin sadece işine gelenini ve hemde parçacı yaklaşarak Allah a atfetme, Geleneğin din edindiği görüşünü Vahy miş gibi yalnış yansıtmasını kaleme alacağız....

Öncelikle Üzerinde Çokça durulan ve Bize ( Bana) Açıklamamız için sunulan Ayet Aşağıdaki gibidir;

Allah’ın, lütufta bulunarak, birbirlerine üstün olmasına vesile kıldığı özellikleri, ailenin nafakasını ve ihtiyaçlarını kendi mallarından karşılamaları, mallarından karşılık beklemeden, gönüllü harcamaları sebebiyle erkekler, hanımları üzerinde, ailede, aileyi ayakta tutmakla, eğitimlerini, gelişmelerini, aile fertlerinin İslam’da sebatını temin ile mükellef; denetleyerek sorumluluklarının gereğini yapmalarını sağlayan, hizmet eden, ailede işleyen, kalıcı bir düzen kuran, sorumlu meşrû bir otorite sahibi, aile reisidirler.
Dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi müslüman sâliha kadınlar, itaatkâr, uzun uzun kıyamda durarak sorumluluk şuuruyla namaz kılan, saygılı, aile içindeki dinî, insanî ve vicdanî sorumluluklarını yerine getiren kadınlardır. Allah’ın koruduğu, korunmasını emrettiği hususları, kendilerini, çocuklarını, kocalarının haklarını ve mallarını, kendi haklarını, namuslarını kocalarının bulunmadığı zamanlarda koruyanlardır.
Kafa tutup, başına buyruk hareket ederek, kurulu aile düzenini bozmalarından, şiddete başvurmalarından korktuğunuz kadınların önce gönüllerini alın, öğüt verin, davranışlarının doğuracağı istenmeyen sonuçları anlatın, itaatsizliğe devam ederlerse yataklarında yalnız bırakın. Buna rağmen yola gelmeyenlere ısrarcı olmayın / onlardan ayrılınız. Eğer orta yolu bulur iseniz, olanları olmamış sayıp, sözle veya fiilen onları incitecek vesileler aramayın. Allah yücedir ve büyüktür.
(Nisa Suresi 34. Ayet)

Şimdi Ayeti kendimizce Yorumladığımız düşünülmesin diye neden genelde dövülme olarak alınan kısmı kısmını ısrar etmek ve ve boşanmak olarak çevirdiğimi merek edenler için ;

"Darebe " fiili dövmenin yanında ısrar etmek , ayırmak , boşanmak manalarına da gelmektedir. Kuranın hiç bir yerinde Darabe fiili Vurmak anlamında kullanılmadığı gibi Arap toplumundada Vahyin indiği dönemde Bu anlamları ile kullanılmıştır.

Kuran da Darebe Fiili genel olarak ; getirmek , gezmek , mühürlemek, itmek , mahkum etmek anlamlarında kullanılmaktadır. Darebe fiili , "darabe'd dahru beyenna " örneğinde olduğu gibi , Arapçada iki şeyi birbirinden ayırmak anlamında kullanılır. ( Tacu-Arus )

Ve yine dahada iyi anlamanız için belirteyim ki Kuranda Vurma fiilinin tüm türleri yer alır, Fakat bunların hiç birinde ne hikmetse Darebe fiili ve türevleri kullanılmaz.

Yanağa tokat "saket" (51/29)
Yumruk "vekezehu" (28/15)
Kamçılamak , çırpmak "ehuşşu" (20/18)
Boynunu vurmak "kataa " (69/46

İman eden ve Etmeyen kardeşlerim İsterseniz Birde İlgili olarak Bu ayete de bakalım;

Eğer bir kadın, kocasının kurulu aile düzenini bozmasından yahut kendisine ilgisiz davranmasından endişe ederse, boşanmaksızın aralarında bir anlaşma yaparak evliliklerini devam ettirmelerinde, sosyal ilişkilerini yeniden düzenlemelerinde, geliştirmelerinde onlara günah yoktur. Sulh, ayrılmaktan ve geçimsiz yaşamaktan daima hayırlıdır. Nefisler ihtiraslı davranmaya her zaman hazırlıklıdır.
Eğer iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarınıza, ilişkilerinize, görevlerinize, hayatınıza yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinizde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan müslüman olur, Allah’a sığınır, emirlerine yapışır, günahlardan arınıp, azaptan korunur, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranır, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olursanız bilin ki, Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.
(Nisa Suresi 128. Ayet )

Yine bununla Bağlantılı olarak Şu Ayete bir bakalım;

Eğer eşler birbirlerinden ayrılırlarsa, Allah bol nimetinden her birini zenginleştirir. Allah’ın lütfu ve rahmeti geniştir. Merhamet sahibi ve hükümrandır.(Nisa Suresi 130. Ayet)

Şimdi Bu ayetler çerçevesinde Allah kadını dövmeyi emretmektedir diyenlere hitaben; Ayetler oldukça açık ve net olduğundan ve Yorum merkezli meal yapıldığından Ayetleri tahlil etmeye girişmeyeceğim, Ancak Tahlile tabi tutmamı istediğiniz yer olursa ancak ozaman tahlil edeceğim.

Ohalde Gerek Müslümanlar tarafından gerekse başkaları tarafından ne adına olursa olsun genel olarak insana ve özel olarakda kadına uygulanan her türlü şiddet kötüdür ve kabul edilemez.
Ama şunu vurgulamadanda geçmek istemiyorum ;

Herşeyden önce Nikahsız birlikteliği bireysel bir özgürlük hakkı ve olağan yaşam tarzı gören, Ailesi yuvasının ve çocukların analı - babalı büyümesinin önemini ve değerini seks ihtiyacını ahlak dışı yasa dışı yollarla gidermek önemsemeyen veya kavrayamayan sözde feminist batıcı , moderm , çağdaş, vb kişiler aile yuvasının kurtarılmasının, ahlakın, çocukların , Neslin Ve Toplumun selameti için kadar önemli Olduğunu da Bilmezler/Bilemezler...

Konuyu Biraz daha açacak olursak ;

Allah insanı aynı özden / aynı türden kadın ve erkek olarak yaratmıştır. Her ikisine hayatta işlevini görebilecek özellikler ve yetenekler verilmiştir . Bütün insanlar bu ortak aileden çoğalmıştır. Zamanla oluşan kültürlerde kadına ve erkeğe değişik roller biçilmiş veya fonksiyonlar yüklenmiş onlarla ilgili değerlendirmeler ve bakış açıları farklı olmuştur. Yaşanan hayat şartlarına bağlı olarak kimi toplumlarda erkek baştacı edilirken , kimilerinde kadın baş tacı erdilmiştir. Örneğin; Putperes ve ya çok tanrılı günlere inanan kimi toplumlarda tanrılar kadınlardan seçilirken kimilerinde erkekleden seçilmiş ve tanrılaştırılmıştır. Aynı şekilde hayatın şekil ve ihtiyaçlana paraler olarak kimi toplumlarda kültür, kadınları korurken, kimilerinde kadın aleyhtarı oluşmuş ve denge bozulmuştur. Öyle ki kimi tolumlardakadın tanrıça ve melek olarak algılanırken,kimlerinde şeytan ve aşağılık bir yaratık olarak görülmüştür.Mesela ,islam,ın doğduğu cahiliyle arap toplumu tanrılaştırdığı nesneleri Allah,ın kızları olarak algılandıkları meleklerin simgesi kabul ederek kadın şeklinde algılar ve lat , menat , uzza gibi kadın adlarla anarken, zorbaların ve ahlaksız güçlerin karısını veya kızını rehin almasından duyduğu utançtan veya açlık orkusundan hareketle daha çocuk iken kimi kabileler kız çocuğunu diri diri toprağa gömmüşler .

Kadın; mitolojilere kültürlere , bidatlara ve sapmalara uydurulan din adına horlanır veya kötülüğün sebebi olarak görülürken , kimilerinde profan ve seküler meteryalizim kaynaklı felsefe ve yaşam tarzlarının yönlendirmesiyle bir üretim , tüketim ve seks objesi gibi algılanmış , işlem görmüş ve hala da görmektedir . ne yazık ki Allahın vahiy öğretilerinden sapan hıristiyan ve Yahudi toplumlarından kadın din adına horlandığı veya dışlandığı gibi, zamanla kuranla arasında mesafeler oluşan ve bu nedenle bulanıklaşan kültürel islam anlayışında da vahyin öğretilerine aykırı olarak kadın şeytanın oltası, adını horlanmış veya dışlanmış.


Bunun yansımaları eğitim,öğretim,evlenme,boşanma,miras,şeyahat,sanat,ticaret,yönetimve ibadetle ilgili hak ve özgürlükle kadar Her alanda görülmüş ,böyle allah,ın verdiği hak ve özgürlükler kadının elinden alınmış ve bu haksızlıklar çok yerde dinsel veya yasal olarak kurumsallaşmıştır.


Vahy de kadın algısının kürtürel İslamdaki algıdan farklı olduğunu belirtmeliyim. Bu Farlıklılığın din Eğitim Öğretim Yönteminde sıranın alt üst olmasının yol açtığı din algısının alt üst olmasından kaynaklandığını konuşabiliriz. Din eğitim ,öğretim yönrtiminde sıralamanın altüst olması yahut tersine çevrilmesi sonucu yerel ve ulusal kültürlerin ,inanç,anlayış ve düşüncelerin oluşturduğu bu çapık din anlayışı gün gelmiş islam olarak algılanmış ve yüzyıllardır Kurana dayatılmıştır. Faturası da bugün islama çıkarılmakta ve müslimanlar bedelini ödemektedir. Bedelin ödendiği yahut islam’ın yumuşak karnı gibi kulanılıp onun üzerinden islam’ın saldırıların yönetildiği en önemli yerlerden biri şüphesis kadın konusudur . Ki kaç gündür burada bulunmakta yım ve ilk saldırı aldığım konulardan biride bu olmuştur.


Şüphesiz insan türü kadın ve erkek olarak yaratılmıştır.Her iki tür birbirine mutlak olarak eşit olmadığı gibi, bir birinden mutlak olarak üstün veya aşağı da değildir. Yapısal olarak her birini işlevi ve rolü farklıdır. Kadın kadındır , erkekte erkektir . her ikisini mutlak olarak eşşit görmek veya eşitlemeye çalışmak, yaratılışlarına haksızlık etmek olur . Vahiy ,bu farklılıkları göz önünde bulundurarak her birinin hak ve ödevlerini belirlemiştir .bu belirlemede kesinlikle ayımcılık ,haksızlık adaletsizlik yoktur .

İnşallah Bu eksen varsa sorularınızı Konu çerçevesinde alabilirim...

Ayrıca konuyla alakalı olarak daha derinlemesine araştırma yapmak isteyenler İbrahim Sarmışın ; Rivayetlerin ortaya çıkardığı olumsuz kadın algısı Adlı eserini temin edip okumanızda fayda olacağını düşünüyorum...

Hayırla kalınız ....
 
Ey insanlar! "Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allahtan korkmanızı tavsiye ederim.Siz kadınları Allahın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allahın emri ile helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evinize almamalarıdır.Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırsa Allah size onları yatakların yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir.kadınlarında sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

- Veda Hutbesi - " Hz.Muhammed S.A.V

Şimdi ya bu hutbede bir yanlışlık var ya da senin açıklamanda hocam ..
 
offf konu guzelde
Cok uzun yaziyosunuz haci abiler ya.
 
Ey insanlar! "Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allahtan korkmanızı tavsiye ederim.Siz kadınları Allahın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allahın emri ile helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evinize almamalarıdır.Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırsa Allah size onları yatakların yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir.kadınlarında sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

- Veda Hutbesi - " Hz.Muhammed S.A.V

Şimdi ya bu hutbede bir yanlışlık var ya da senin açıklamanda hocam ..
Anlatmak istediğimde şudur...
Darebe kelimesi yalnış çevriliyor... İnşallah ilgili anlamları yukarda paylaştım. Yarın burayıda ele.alacağım inşallah. Zemahşeride ayrılma olarak kaleme almıştır.

Amed olayları dinsin inşallah geniş geniş.yazacağım.bu bölümüde...
 
Darebe fiilinin çevirilişinde doğal olarak Arap alimlerinin bu çeviriyi nasıl yaptıklarına bakmamız gerekecek o halde .. Eğer onlar fiili " vurmak " olarak kabul etmişlerse bize de düşen bu olacaktır ..
 
Şuan telden bağlanıyorum. Yukarıda Arap alimlerinin ve dil bilimcilerinin kullandığı şekli verdim. Kurandada kullanımlarını verdim inşallah. Yarın detaya inerim inşallah
 
Darebe fiilinin çevirilişinde doğal olarak Arap alimlerinin bu çeviriyi nasıl yaptıklarına bakmamız gerekecek o halde .. Eğer onlar fiili " vurmak " olarak kabul etmişlerse bize de düşen bu olacaktır ..

EkSen Üstadım Darabe kelimesi Kuran'da tam 58 defa geçmektedir... Tüm anlamlarına bakılabilir...


Kuran da Darebe Fiili genel olarak ; getirmek , gezmek , mühürlemek, itmek , mahkum etmek anlamlarında kullanılmaktadır. Darebe fiili , "darabe'd dahru beyenna " örneğinde olduğu gibi , Arapçada iki şeyi birbirinden ayırmak anlamında kullanılır.

( Tacu-Arus )

Ve yine dahada iyi anlamanız için belirteyim ki Kuranda Vurma fiilinin tüm türleri yer alır, Fakat bunların hiç birinde ne hikmetse Darebe fiili ve türevleri kullanılmaz.

Yanağa tokat "saket" (51/29)
Yumruk "vekezehu" (28/15)
Kamçılamak , çırpmak "ehuşşu" (20/18)
Boynunu vurmak "kataa " (69/46

Dünde yukarıda belirttiğim üzere Hem vahy hemde Dönemin dilbilimcileri fasih arapçada Darebe fiilini ve türevlerini Vurmak anlamında kullanmamışlardır.Zaten bende vahy ile muhattabiyetim süresince Kavram ve kelimeleri ilk anlamlarıyla ele almaya çalışıyorum. Rivayet kültürü ile boğulan anlamlarında değil.

İlgili olarak verdiğim ayetlere de bakarsan ve vereceğim ayetlere de bakaca olursan inşallah daha iyi anlaşılacaktır.

İlk olarak Buhari nikah babında geçen bir hadisi ele alalım...

"Siz eşlerinizi köle döver gibi dövmekten hiç utanmıyormusunuz. gündüz dövüp gece birlikte mi oluyorsunuz , öylemi ? " Burada kelime darebe değil "sakket" olarak geçer.

İlk mufessir lerden ve Kelime kavram bazlı tefsir yapan Mukatil bin Süleymanda aynı şekilde ele alır....
Bir çok örnek için Hz aİŞENİN SAHABEYE YÖNELTTİĞİ ELEŞTİRİLER Adlı , Zaerkeşi nin kaleme aldığı eserde incelenebilir.

Yada ilk dönem edebi metinlerede bakıla bilir.

Ayrıca ; http://www.usuldergisi.com/img/_2124251552013_.pdf
Bu linkteki makale de yardımcı olacaktır

Ayrıca Vahyi Okurken Siyak ve sibakı göz önünde bulundurmak gerek Kendinden sonra gelen 35. ayette Ayrılmak manasının bir ayet sonrasıyla güzel bir uyum içerisinde olması Nisa 34'ten hemen bir sonraki ayet (Nisa 35) "Ve in hiftum şikaka beynihima..." yani "Şayet o ikisinin (karı-koca) arasının yarılmasından/açılmasından/ayrılmasından korkarsanız..." şeklinde başlamaktadır. Bu durum, bir önceki ayette bir ayrılıktan bahsedildiği görüşünü destekleyici niteliktedir.


Peki Bu dövün ün Kaynağı nereden gelmektedir ; Aslında dövün yorumunun temel kaynağı Arapça değildir. Birçok tefsirci ve mealci Kur'an merkezli bir yaklaşıma sahip olmadıkları için ayeti yorumlarken bazı rivayetlerdeki ''dövün'' emrini baz almışlardır.

Birde Hz musanın asasını nile dokundurması darebe olarak kullanılmış olup buradan ve İbni Abbastan gelen Bir rivayete dayandırmaktadırki EksSen Kardeşim buda Siyak ve sibaka uymuyor olup Kuran bütünlüğü ve Resulün örnekliğine yakırıdır.

Hafifçe dövmek nasıl bir anlamsızlıktırki hafifçe dövün diye çevirmiş olmaları sadece komedidir. Ayrılma derecesine gelen eşlerin Hafifçe VURUYLMASI akla ve mantığada ters olup Kuran bütünlüğünede aykırıdır. Eğer hafifçe dokunmak aileyi kurtaracaksa bence eşşek sudan gelinceye kadar bile dövülsün ama Ya huzursuz erkekse yani nüşuz luk erkek üzerineyse Kadında erkeğe vursun hemde eşşek sudan gelinceye kadar... Çünkü Kısas doğmaktadır Kuran bütünlüğünden baktığınızda....

Son olarakta Şua ayet ile bitirmek istiyorum EkSen kardeşim;

''Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya hayatını ve süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim.'' (Ahzap süresi 28 )

Görüldüğü üzere Dövme vurma yada başka bişey değil, Sorun varsa ve Aile kurtarılamıyorsa , Ki kurtarılmaya çalışılmalı , ama yapacak bişey yoksa iki medeni insan gibi yollar ayrılır...

Ayrıca Veda hutbesindeki o kısım rivayetler incelendiğinde geçen sözcük darebe değildir sakket tir ve sadece 1 rivayette darebe kullanılmıştır. Veda hutbesi okunduğu an itibari ile kaleme alınmamış olup sonradan Hadislerde olduğu gibi sonradan hıfz ile akılda kalanlarla kaleme alınmış bir metindir, Bağlayıcı değildir. Tercihtir... Bağlayıcı olan Vahy dir... Bağlayıcı diyen varsa Sorarız o halde Sünnetler neden Farz kılınmamıştır...
vAHY ASLA rESULÜN SÜNNETİNDEN BAHSETMEZ , Aksine usvetul hasene der / Sunnet kelimesini kendi yasaları için , Sunetullah için kullanır...

Kuran İnsan olarak alır ve her iki cinsede ayrı ayrı sorumluluklar yükler...

Varmı inşallah şuan sormak istediğin...


Vahy eksenli Bir hayat yaşamak ne güzel....

Yönetim eklemesede Tagımızı Biz YAZIMIZIN ALTINA KULLANALIM ARA ARA :)

 
Açıkcası tam olarak tatmin olmuş değilim .. Veda hutbesinde efendimizin "vurun" kelimesini kullanırken hangisini kullanmıştır ? O hutbenin Arapça bir metni var mı bir baksaydık ..
Bir de bahsedilen olayda " bir kadının uygunsuz bir tavrı "durumunda ki burada ki uygunsuzluk "zinaya" işarettir, erkeğin karısının o günahı işlememesi için ona fiziki olarak müdahele etme izni verilmiş gibi algılıyorum ben ..


Hatta şöyle bir soru sorayım .. Kocası karısını evde başka bir adamla yakaladı .. Şimdi kocası karısını bu yüzden dövse KARISI ZİNA YAPTIĞI HALDE DAYAK ATAN KOCA ŞİDDET UYGULADIĞI İÇİN GÜNAHA MI GİRER ?
 
Açıkcası tam olarak tatmin olmuş değilim .. Veda hutbesinde efendimizin "vurun" kelimesini kullanırken hangisini kullanmıştır ? O hutbenin Arapça bir metni var mı bir baksaydık ..
Bir de bahsedilen olayda " bir kadının uygunsuz bir tavrı "durumunda ki burada ki uygunsuzluk "zinaya" işarettir, erkeğin karısının o günahı işlememesi için ona fiziki olarak müdahele etme izni verilmiş gibi algılıyorum ben ..


Hatta şöyle bir soru sorayım .. Kocası karısını evde başka bir adamla yakaladı .. Şimdi kocası karısını bu yüzden dövse KARISI ZİNA YAPTIĞI HALDE DAYAK ATAN KOCA ŞİDDET UYGULADIĞI İÇİN GÜNAHA MI GİRER ?

Olayı Kuran ekseninde Konuştuğumuzda Kurandaki anlamında vurun geçmez. Veda hutbesinin bir çok örneği mevcut, Buhari , tirmizi ibni mace vs vs Buralardan bakabilirsin...
Ben Kuranda ki Kullanımlarını ele aldım.... Burada sadece Zina değil Kadının kocasına dair yaptığı her tür ihanettir.

Şimdi Vahyi hedef tahtasına oturtanların bu ayetten yola çıkarak kuranın Kadına şiddete meyl ettirdiğini savunanlara Bir tahlil yaptım aslında...

İlgili metinlerin arapçaları evde mevcut sende temin edebilirsin.

Şimdi Vahy İnzal olduğu dönemde sosyal bir vakıayı ele alır ve Konması gereken tavrı İki kesim açısından da ele alır

Gelelim bu günkü sosyal vakıaya....
Şimdi Bu konuyu önce bayanlara sormak lazım....
Kocalarını bir başka kadınla aynı yatakta yakalarlarsa ne yaparlar...???
Kaldıki erkek fıtratı ihaneti hiç kaldıramaz... Yoksa o çok modern erkekler gözüyle değilde olaya kadın gözüyle bakalım....

Bu birazda kişisel bir duruşla alakalıdır...

Bendeki durum açık ve net...
İki tarafa da Sıkar geçerim...

Şimdi Vahy in tutumuna eddiye yazanları geçip olayın sosyal boyutunu konuşalım... Vahy bence bu konuya dünya üzerinde en olumlu yaklaşanıdır...

Bayanlar bu konuda ne düşünmekte acaba ????

Kocanızı bir bayanla yatağınızda yakaldınız ne yapardınız? diye sormak lazım EkSen Kardeşim...
Ve sordumda ...
Konuya ozaman bu eksende devam edelim...


 
Hocam yanlış anlama bende kadına şiddete karşıyım ama konu çetrefilli .. Darebe sözcüğü vurmak anlamında da kullanılır başka anlamlarda da kullanılır ve geçmişten bugüne bu fiili vurmak anlamında çevirmişler .. Acaba diyorum kadına karşı uygulanabilecek aşırı bir şiddeti ( öldürmek vesaire ) en aza indirgemek amacıyla " vurmak " ibaresi olamaz mı ? Zira öyle durumlarda erkek senin de dediğin gibi kaldıramaz sıkar geçer, deler geçer, keser geçer ama ayetten bunları yapmaya izin olmadığı düşünülüp fakat o anki öfke ile vurmak ile sınır çizilmiş olamaz mı ?

Ha bana kalacak olsa hiç vurmada yapabiliyorsan yüzüne tükür sonra boşa gitsin gibi ..
 
Hocam yanlış anlama bende kadına şiddete karşıyım ama konu çetrefilli .. Darebe sözcüğü vurmak anlamında da kullanılır başka anlamlarda da kullanılır ve geçmişten bugüne bu fiili vurmak anlamında çevirmişler .. Acaba diyorum kadına karşı uygulanabilecek aşırı bir şiddeti ( öldürmek vesaire ) en aza indirgemek amacıyla " vurmak " ibaresi olamaz mı ? Zira öyle durumlarda erkek senin de dediğin gibi kaldıramaz sıkar geçer, deler geçer, keser geçer ama ayetten bunları yapmaya izin olmadığı düşünülüp fakat o anki öfke ile vurmak ile sınır çizilmiş olamaz mı ?

Ha bana kalacak olsa hiç vurmada yapabiliyorsan yüzüne tükür sonra boşa gitsin gibi ..

Vahyin İnzal olduğu dönemde Cahili Arap şiirindede Günlük kullanımdada Boşanma anlamıda yada ısrar anlamında kullanıldığı Muhkatil bin süleymanın kavramlarla tefsirinde tahlil edilmiş oradan bakabilirsin inşallah...

Kuran Kadın üzerindeki baskıyı
en aza indirip Kadına sosyal statü vermiştir. Cemelde Aişe nin komutanlığı kadının nasıl bir statüde olduğunun kanıtıdır. Bunun dışındada Kadına statü vermeyen örf adet ve arap geleneğidir.

Konu rivayetlerle ele alındığında çok çetrefilli, AMA BEN Sadece olaya vahy açısından bakarım, Rivayetlerin 300 Yıl sonra ancak cerh ve tadiline gidilmişsede kendi içerisinde çok çelişiktirler...

Darebe kelimesini farzedelim ki Dokunmak olarak aldık... Ki en yakın Musa kıssasında geçmekte, Kadına dokun bu dokunmanın mahiyeti dövmek değildir... Velev ki dövme olsa bile Ailenin kurtarılması için atılacak adım olarak sunulmuş olur ve oda çözüm ise... Ki dokunmak çözüm olmaz... Yukarıdada zaten değinmiştim...

Kadına şiddet çarptırılan bir konudur...
Konu şu olmalıdır; Egemen gücün , Yada güç sahibinin güçsüze şiddet uygulaması olmalıdır... Gücü elinde bulunduran her zaman tasallut sahibidir. Bu tüm canlıların doğasında vardır... Dişi erkek meselesi değil... Biz kadının şiddetine maruz kalan güçsüz erkekleri de biliyoruz.

Dolayısı ile konuyu doğru bir başlıkta ve sağlam bir zeminde ele almak lazım...
 
Anladığım kadarıyla hadislere hiç güvenin yok .. Bende hadislere ayet muamelesi yapanlardan değilim ve söz konusu hadisler olunca bir kaşımı kaldıranlardanım ama işin kolayına kaçıp topyekün de inkar edenlerden değilim ..
Ben olayı şöyle düşünüyorum ; Tıpkı erkeğe dört kadın alma hakkı tanınması gibi burada da büyük bir suç işleyen kadının kocasına vurma hakkı tanınmıştır .. Ancak Rabbimiz bunu öğütlemiyor sadece cevaz mahiyetinde ve hatta " erkeği aşırılıktan korumak " babında vurguluyor .. Sende kabul edersin ki Araplarda kadının statüsü bir anda yükselmedi .. Tıpkı kölelik gibi kadınları dövmek de gayet normal bir algıydı Araplarda .. Hz.Aişe örneği ise ekstra bir örnek zira O zaten bir Peygamber hanımıdır ..
 
Anladığım kadarıyla hadislere hiç güvenin yok .. Bende hadislere ayet muamelesi yapanlardan değilim ve söz konusu hadisler olunca bir kaşımı kaldıranlardanım ama işin kolayına kaçıp topyekün de inkar edenlerden değilim ..
Ben olayı şöyle düşünüyorum ; Tıpkı erkeğe dört kadın alma hakkı tanınması gibi burada da büyük bir suç işleyen kadının kocasına vurma hakkı tanınmıştır .. Ancak Rabbimiz bunu öğütlemiyor sadece cevaz mahiyetinde ve hatta " erkeği aşırılıktan korumak " babında vurguluyor .. Sende kabul edersin ki Araplarda kadının statüsü bir anda yükselmedi .. Tıpkı kölelik gibi kadınları dövmek de gayet normal bir algıydı Araplarda .. Hz.Aişe örneği ise ekstra bir örnek zira O zaten bir Peygamber hanımıdır ..

Toptan red etmiyorum lakin Cerh ve tadil e tabi tutuyorum ve Vahy ile çelişip çelişmediğide benim için önemlidir. Enbiya yıldırım ın Bu açıdan kayda değer çalışmaları mevcut...Ama rivayet kültürünü ciddi anlamda tahlile tabi tutuyorum... Birbiriyle çelişen yada ravilerinde sorun olan , hiç bir metni almıyorum. Sadece sahih sünnet (Örneklik) Olanlarla ilgileniyorum...

Peygamber eşi olması ayrı bir husustur, Sonuç itibari ile bir kadındır. İslam kadına değer vermeseydi bu örnek önümüze çıkmazdı... İslam ne dayağı nede köleliği tamamen kaldırmamış ama ortadan kalkması için bir adım atmıştır ve bunu başlatmış kadına değer yüklemiştir. Bu konuda yada hadislerde sıkıntı yok.

İlgili ayeti önümüze koyup kadını dövmeye itmektedir diyenlerin 34 ayeti bağlamından koparark ele almaları , Müsteşrik ve Oryantalist ( Ki aynı şeyler az çok ) 35. ayeti görmezden gelmeleri sorundur.

Yoksa veda hutbesindeki Vurma eylemi vurmak tır. Buda yine sosyal statüyle alakalı bir meseleddir. Allah kadını dövecek nesne konumuna koymamıştır. Bu açıdan konuya yaklaşırsan daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Muhammed asla Kadını dövmeye de bu ayeti delil getirmemiş aksine Bu ayetin hemen sonrası bir boşanmadan bahseder, Tıpkı Ahzaptaki ayet gibi... Ve eşini döven sahabeyide defalarca kınamış ve Utanmıyormusunuz diyede eleştirmiştir.
 
Fırsat bulduğumda okuycam.
Pithoya katılıyorum biraz daha kısa lütfen.
 
Şimdi şurada anlaştık demek ki ; " Veda hutbesinde efendimizin hafifçe vurabilirsiniz " dediğinde hem fikiriz ..
Buradan yola çıkarak Efendimizin Kuran dışı bir şey söylemeyeceğine ve hutbede " vurabilirsiniz " cevazını da yine ilgili ayete dayandırabildiğini düşünebiliriz .. Kaldı ki o Merhamet Timsali ( yoluna kurban olduğum ) vurgulayarak ; "hafifçe dövüp sakındırmanıza" demiştir ki burada yine kadına şiddeti değil orantısız bir şiddeti engelleme amacı göze çarpmaktadır .. " Sakındırabilirsiniz " kelimesini " gözünü korkutmak " gibi de anlayabiliriz ..

İlgili ayete gelince .. Buraya aynı ayetin bir kaç mealini paylaşalım şimdi ..

Abdulbaki Gölpınarlı - Kadınlarınızın serkeşliğinden korkunca onlara öğüt verin, onları yatakta yalnız bırakın, dövün onları.

Abdullah Parlıyan - Kötü niyetlerinden korktuğunuz kadınlara gelince, önce nasihat edin, vazgeçmezlerse, yataklarında yalnız bırakın ve bununla da yola gelmezlerse, son çare olarak şer'î ölçüyü kaçırmadan dövün.

Adem Uğur - Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün.

Ahmed Hulusi - Serkeşlik yapmasından korktuğunuz (evlilik sorumluluğunu yerine getiremeyecek olmasından çekindiğiniz) eşlerinize öğüt verin (yanlışlarını fark ettirin); (anlamamakta ısrar ederlerse) yataklarında yalnız bırakın ve bu da yeterli olmazsa onları (rencide edecek kadarıyla) dövün.

Ahmet Tekin - İtaatsizliğe devam ederlerse yataklarında yalnız bırakın. Buna rağmen yola gelmeyenlerin kaba yerine (bir demet ot-çöple) vurun.

Ali Bulaç - Nüşuzundan korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) vurun.

Bayraktar Bayraklı - Serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince, onlara önce nasihat ediniz, sonra yattıkları yatakta yalnız bırakınız; yine de itaat etmezlerse onları geçici olarak evden uzaklaştırınız.

Celal Yıldırım - Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün.

Diyanet İşleri - Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün.

Elmalılı Hamdi Yazır - Serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince: evvelâ kendilerine nasıhat edin, sonra yattıkları yerde mehcur bırakın, yine dinlemezlerse döğün.

Gültekin Onan - İtâatsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince, artık onlara nasîhat edin; sonra (bu fayda etmezse) onları yataklar(ın)da yalnız bırakın; sonra (yine dinlemezlerse fazla incitmeden)dövün!

Hayrat Neşriyat - Baş kaldırmalarından endişelendiğiniz kadınlara (önce) öğüt verin, (etkili olmazsa) onları yataklarında yalnız bırakın, (o da olmazsa, son çare olarak sınırları aşmamak şartıyla) onları (iz bırakmayacak şekilde, suçlu oldukları hasebiyle) dövün.

Muhammed Esed - Kötü niyetlerinden korktuğunuz kadınlara gelince, onlara (önce) nasihat edin; sonra yatakta yalnız bırakın; sonra dövün.

Ömer Nasuhi Bilmen - Kötü davranışlarından korktuğunuz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onları dövün.

Süleyman Ateş - Hırçınlık, etmelerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarda onlara sokulmayın, onları dövün.

Tefhim-ul Kuran - Başkaldırıp diretmelerinden korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) döğün.

Yaşar Nuri Öztürk - Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin.
 
Onlarca meal çevirisine baktığımda çok büyük çoğunluğun ilgili ayette vurun ifadesini " dövmek " şeklinde çevirdiğini gördüm .. Sadece Bayraktar Bayraklı ve Şaşar Nuri'in çevirilerinde " uzaklaştırın " diye alınmış ..

Veda Hutbesinde de efendimizin " Hafifçe dövebilirsiniz " ifadesinden de destekle ayette de o fiilin " VURMAK " olduğuna kaniyim ..
 
Belirtmeden geçemeyeceğim .. Ota poka onlarca yorum yapan bayan kardeşlerimin kendilerini özellikle ilgilendiren şu konuya kayıtsız kalmaları zaten karamsar olan geleceğe bakışımı daha da karamsar hale getirmiştir .. YAHU SİZİ YARADANIN SİZİNLE İLGİLİ NELER BUYURDUĞUNU HİÇ Mİ MERAK ETMİYORSUNUZ ?
 
Geri