Umberto Eco bu konu hakkında, daha önce almış bulunduğu kitapları okumadığı hâlde gidip de yeni kitap(lar) almaktan vazgeçmeyen yâni sürekli yapan "sıradan" okur kimselerin, bunu bir süre sonra kendilerine "okumuşluk" duygusunu kazandıracağını sandıklarını düşündüğünü ve sırf bu yüzden de kitapları muhafaza ettiklerini söyler. Yalnız burada gerçekten de uygun kelime "muhafaza"dır. Koleksiyonerlik değildir bu, disipline bağlı değildir çünkü. Yanılsamaya dayalıdır.
Bunu biraz daha açmakta faide görüyorum. Sürekli kitap(lar) alınıyor ve fizikî olarak birikiyor. Zihin, aynı plasebo gibi, kitaba sâhip olduğu için onu "okumuş" var sayıyor. Bu duyguya tercüme ediyor. Oldukça tehlikeli duygudur. Tehlikesinin de iki sonucu vardır. Birincisi o kitaplar hiç; ama hiç okunmaz. İkincisi ise sürekli alınmaya devam eder.
Tıpkı tatlı yiyenlerin, bir süre sonra kan şekerlerinin düşmesi ve yeniden yemesi durumudur. Eğer kendilerini frenleyemezler ise bu durum sürekli devâm edecektir.
Okunulan kadar alınması ile bir sıkıntı yok. Kimisi ayda iki kitap okuyabilirken, kimisi on kitap okuyabilir. Aradaki farkın bu kadar uçuk olması sebebi ile de ikinci kimseye "hasta" denemez elbette. Konuda bu sürekli karıştırılmış.