Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Kendinizi bir gözden geçirseniz, beni sevindirirsiniz. Zira beni siz delirttiniz ^^
Anlat olanları neyi bekliyorsun? Sen hangi oyunu kader sanıp oynuyorsun? Söyle onlara,neden korkuyorsun? Sen hangi yalanı masal sanıp büyüyorsun? Anlat onlara Neden susuyorsun? Sen hangi dünyayı gerçek sanıp görüyorsun? Söyle onlara nereden düşüyorsun? Sen hangi yalanı hayat sanıp ölüyorsun? Anlat olanları Beni bekliyorsun .Sen hangi oyunu kader sanıp oynuyorsun? Söyle onlara neden korkuyorsun? Sen hangi yalanı masal sanıp ölüyorsun? Anlat onlara Neden susuyorsun? Sen hangi dünyayı gerçek sanıp görüyorsun? Söyle onlara nereden düşüyorsun? Sen hangi yalanı Hayat sanıp ölüyorsun..
Ben onu hiç kısa kolluları giymiş Eminönü’nde bir banka oturmuş
Sigarasını başparmağıyla azaltırken görmeyeceğim.
Kahkahası yerine sorgulayan bakışları kalacak aklımda.
Acı verecek çünkü yandan gülümsemesi,
Aklımda bin türlü saçma şey olacak,
Bisikletlerin fiyatına bakıp onları da dert edeceğim.
Şimdikinden daha fazla hem de.
O ilk gün karşımda sandalyede oturan adam,
O gün orada kaldı kalkmadı.
Değişmez derken, değiştiğini görmez insan göremez. “Bu bile çok bir şeydi.”
Diyeceğim ki ardından;
Güneş hiç derdimiz olmadı.
Osmanlı döneminde bayanlara verilen en önemli hediye; Ayna idi .. Verilen bu ayna şunu ifade ediyordu;
" Sana hediye edebilecek, senden daha güzel bir şey bulamadım . "
"İnsanların büyük umutları olunca, hayal kırıklıkları da büyük oluyor,” dedim.
“Benim hiç büyük hayallerim olmadı,” dedi. “Büyük hayaller kuranlar, hep bir şeyler kaçırdıklarını düşünürler.”
Bu cümle sanki beni anlatıyordu. “Onlar için hayatın gizemli bir özü, mutluluğu vardır ama o tadı bir türlü alamazlar,” diye devam etti.
Aslında hayatın küçük mutluluklardan oluştuğunun farkındaydım ama sözünü ettiği tadı ben de hep kırıntılar halinde hissetmiştim. Doğruydu; lezzet bir türlü damağıma yayılamıyordu. “Onlar büyük beklentilerle gittikleri filmde, filmin ortasına gelindiği halde, asıl filmin henüz başlamadığını düşünenler gibidirler... Zaman, her şey akıp gider, onlar biterken bile başlayacak olanı beklerler.”
Suç olmadan dönerken bir otopsi sabahından
Doğrulurken öfkenden iki adım uzağında
Boynundan göğsüne denk düşen bulvar
Devrilen binalar Acıbadem Durağı'nda
Hayır, dudak payı yırtık ruhum ayrık
Mukadderat zift tut ki kaldık ayrı gayrı
Saklanma patika yol zaman zalim
Fezanın yangınlarından yadigar halim
Objeler ihvanlık nesneler objektif
Eskimez insanlık eskimoyu katletti
Kan döker kalbe vermez direktif
Zamanla ağır geldi taktığım sudan bileklik
Göstermez gündüz gözü camımda kör sineklik
Kör bıçaktım üstümü örtmeseydin
Bıraksaydın da son sözümü söyleseydim
Arar bulurdun gerçekten özleseydin
Aslında şaşkınım yıllar olmuş attığın
Kurşunun bıraktığı şuurumun sakatlığından
Yanında yattığımdan dibe battığımdan
Sesimi sildiğimden şarkımı kısalttığından
Fakülte çıkışı yaktığım sigaraydın
Bu aşkı kılıcım bile karşılayamazdı
Ölümle atlar nasıl yarışır
Böyle olmasaydı
Biz birbirimizi her zaman üzerdik
Bizim bütün düzenimiz kargaşada düzendi
Sen dudağını kilitlerden ağlayıp küserdin inan
Dokunulamayacak kadar güzeldin
Ey o zalim şüpheyi şakağıma çekiç vuran çelişki
Ey onun elini tutunca dağılan kalabalık
Gökyüzüne baktığımda saygın bir subay görüyorum
Bu haydut kibrimi bir tarafa bırakıp
Ruhun sevmek istediğinden nefret etmek zor
Onsuz ağaç gibisin hiç akraban yok
Sor kaç semt kaç durak ağlanır
Kaç eşya ayaklanır kaç kadın yasaklanır
Aşkın ilk nefes bilgeliğin son gasp edilir
Sabahın körü yüzümde tokat sersemliği
Odam boş diyelim ki bugün savaş bitti
Ne var yani adımlarını alsan geri
Bilirsin hayat bir bakıma güzeldir Dar sokaklar poz veren eski dostlar gibi Mercedes gibi, turkuaz gibi, yaz gibi Fazla bir mektup son bir şans gibi
'' Göstermez gündüz gözü camımda kör sineklik.Kör bıçaktım üstümü örtmeseydin,
bıraksaydın da son sözümü söyleseydim,arar bulurdun gerçekten özleseydin.
Aslında şaşkınım yıllar olmuş attığın,kurşunun bıraktığı şuurumun sakatlığından
Yanında yattığımdan dibe battığımdan
''Fakülte çıkışı yaktığım sigaraydın.Bu aşkı kılıcım bile karşılayamazdı. Ölümle atlar nasıl yarışır,böyle olmasaydı.
Biz birbirimizi her zaman üzerdik.Bizim bütündüzenimiz kargaşada düzendi Sen dudağını kilitlerden ağlayıp küserdin inan,dokunulamayacak kadar güzeldin .. ''