Neyin ne olduğunu bilmeyen
; fakat her şeyden nefret ederek büyüyen bir grup çocuktuk
. Neden mutsuz olduğumuzu araştırmak için 16-17
’li yaşlarda
, çoğumuz bileklerimizi kesmeyi düşünmüştük
. Belki kan yerine damarlarımızdan mutsuzluk ve hüzün geçiyordu
. İyileşmek için hastaneye gidildiğinde verilen serumun iyilik olduğunu ve iyileşen her insanın gülücük saçtığını düşünerek geçiyordu günlerimiz
. Şimdi
, hepsi komik geliyordu koca koca adamlara
. Komik
; ama gerçek
. O zamandan bu zamana kadar sayısını hatırlayamadığımız bedenlere sahip olup
, ruhlarına tecavüz etmekten başka bir halta yaramıyorduk
. Şimdi üzülsem tüm ruhları özgür kılsam ne değişirdi ya da o zamanlar kesiği daha derine indirsem daha mı çok mutlu olurdum diye düşünmese miydik
? Bilmiyoruz
, hala bu yaşta bilmiyoruz
. Üzerinden on küsur sene geçmiş olmasının verdiği üzgünlükle insanları daha iyi hissettirmiyor ya da bu bizi mutlu etmiyordu
. Ve her geçen zaman aralığında yaptığımız bedensel yolculuklarda bizler daha çok iğrençleşiyorduk
. Her gece birer şişe sıcacık şarapla
"Kendinden Tiksinenler
" adı altında festivaller düzenliyorduk
; ama insanlar iyileşmiyordu
. Ruhlar uğradıkları tecavüz yüzünden bir daha ortaya çıkmıyordu
. Her şeyden nefret ederek büyümek
, her şeyin bizden nefret ederek yaşamasından daha iyiydi
...
m.ü