Kendinizi bir gözden geçirseniz, beni sevindirirsiniz. Zira beni siz delirttiniz ^^

🕒 Konu sahibi 3 saat önce aktifti
1964961_10152301503108352_1736324043_n.jpg
 
Neyin ne olduğunu bilmeyen; fakat her şeyden nefret ederek büyüyen bir grup çocuktuk. Neden mutsuz olduğumuzu araştırmak için 16-17li yaşlarda, çoğumuz bileklerimizi kesmeyi düşünmüştük. Belki kan yerine damarlarımızdan mutsuzluk ve hüzün geçiyordu. İyileşmek için hastaneye gidildiğinde verilen serumun iyilik olduğunu ve iyileşen her insanın gülücük saçtığını düşünerek geçiyordu günlerimiz. Şimdi, hepsi komik geliyordu koca koca adamlara. Komik; ama gerçek. O zamandan bu zamana kadar sayısını hatırlayamadığımız bedenlere sahip olup, ruhlarına tecavüz etmekten başka bir halta yaramıyorduk. Şimdi üzülsem tüm ruhları özgür kılsam ne değişirdi ya da o zamanlar kesiği daha derine indirsem daha mı çok mutlu olurdum diye düşünmese miydik? Bilmiyoruz, hala bu yaşta bilmiyoruz. Üzerinden on küsur sene geçmiş olmasının verdiği üzgünlükle insanları daha iyi hissettirmiyor ya da bu bizi mutlu etmiyordu. Ve her geçen zaman aralığında yaptığımız bedensel yolculuklarda bizler daha çok iğrençleşiyorduk. Her gece birer şişe sıcacık şarapla "Kendinden Tiksinenler" adı altında festivaller düzenliyorduk; ama insanlar iyileşmiyordu. Ruhlar uğradıkları tecavüz yüzünden bir daha ortaya çıkmıyordu. Her şeyden nefret ederek büyümek, her şeyin bizden nefret ederek yaşamasından daha iyiydi...




m.ü
Zamparanın Günlüğü




1900167_521575607955389_1345319382_n.jpg

 
Dil sürçmesi yoktur;
bilinç altında saklanılan bir gerçeğin,
bilinçsiz bir anda ağızdan kaçırılması vardır.”


Sigmund Freud
 
Bilmiyorum kaç gece koynumda yatırdım,
Her kafadan bir ses çıktı sonra,
Günahlar yanlışlar uçtu kaçtı gözlerimizin önünde.
Ben kimseye inandıramadım seni hiç görmediğimi
Ses tonunun nereden başlayıp nerede bittiğini bilmeden,
İmkansızlık doğuran ellerini aldım göğsüme bastırdım.
Kim hatırlamaktan korktuysa,
Geldi yolun ortasında vurdular.
Benim ellerim sevgilim,
Küçük, esmer.
Yokluğunda bir b*ka yaramaz diye düşünürken
Sabah ezanına kadar sana, yazdılar.


Sahra Tönge
 
Uyuyan insanlarla konuşmayı severim.
Mükemmel sırdaştırlar. Verdiğiniz sırları başkalarına anlatmazlar. Çok iyi dinleyicidirler. İstediğiniz kadar anlatabilirsiniz.
O sizi dinler.
Size yalan söylemezler.


Öyle sessizdirler ki, sessizliğinde bulursunuz doğru cevapları. Düşünmeniz için size vakit tanırlar.
Her türlü sorunu uyuyan birinin yanında çözebilirsiniz.


Uyandırmamak için dikkat edersiniz.
Eğer gerçek hayatta bu kadar dikkat etmiş olsaydınız bir çok sorunu yaratmadan önüne geçebilirdiniz.
Mesela kızıp küfretmezsiniz, sakince anlatırsınız ona ya da yanında yavaş hareket edersiniz rahatsız olmasın diye.
Işığı açıp gerçeği gözüne sokmak yerine siz karanlıkta yürümeyi öğrenirsiniz.
Sağınızı solunuzu çarparsınız ama bu önemli değildir, rahatsız olmamıştır uyuyan. Eğer üstü açıksa hele, mevsim fark etmez.
Ağustos sıcağında bile örtülür üstü.


Mutluluk verir size bu.


Uyandığında işler değişir.
Işık açılır, bağırılır, küfredilir, düşünmek için zaman verilmediği gibi düşünülmeden konuşulur.
Uyurken bilinçsiz şekilde üstünü açan insanın üstünü örtenler, uyanıkların yanlışlıkla yaptıkları hataları örtmek yerine yüzüne vurur.


Uyurken herkes masumdur.


Ben bile.


Asıl sorun, biz uyandığımızda uykuya dalan masumiyetimiz.


Bir gün beraber uyuyalım mı ?
Zaman ve mekan fark etmez. Aynı yerde olmamız da gerekmez.


Sadece aynı anda uyuyalım.


Kaptan.
 
Ama Fransızca sen ne tatlı bir dilsin ya :)


[YOUTUBE]K5KAc5CoCuk[/YOUTUBE]​
 
Geri