Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Kendime itiraf etmem gereken şeyler var ama hatırlamıyorum.
Aydınlanmış insanların Özellikleri
1. Şu anda yaşarlar
2. Bir şeyden sadece yaptıkları için zevk alırlar ve bunu başka bir şeye yormazlar
3. Egoları yoktur
4. Akıl ve bedenlerinin gerçek benlikleri olmadığını anlamışlardır
5. Hayatı çok fazla ciddiye almazlar
6. Ne kadar yaşayacaklarını umursamazlar
7. Kendi hayatlarını yaşarlar ve başkalarının da bunu yapmasına izin verirler
8. Kendi kendilerine mutludurlar
Sıkıldığımı hissettim.
Güzellik yoktu içimde.
Hiç de iyi biri değilim, diye geçirdim içimden.
Karşımda olması gerektiği gibi bir hayat var ve ben kendimi hapiste gibi hissediyorum.
Ez gul im gula geliyan
-Ben gülüm, sarp dağların gülü
Deşt û zozan digeriyam
-Ova ve yaylalarda gezerdim
Ez aşiqê te bûm keçê keçê
-Ben sana aşık oldum kız
''Bazen düşünüyorum; ilkokulda aşık olduğumu düşündüğüm kızı mı daha çok sevmiştim, sakallarım çıktıktan sonra “sevgilim” dediğim insanları mı. O saflığımla “yarın saçlarını yaramaz kızlar gibi, böyle yanlarda toplayıp gelsene” derken mi daha heyecanlıydım yarınım için, yoksa beğenmekten öte, kendini beğendirmeye çalışmaktan sebep “yarın yanına giderken acaba hangi gömleğimi giysem ” derken mi. Ya da daha kalem tutmayı bile bilmiyorken, okuldan geldiğimde, hiç sevmediğim o önlüğü çıkarınca mı daha mutluydum, yoksa ”bunu daha dün giydim ya” diye beğenmediğim pantolonu değiştirirken mi. Tuttuğum takımın maç saati uyku vaktime denk geliyor diye, yendiğimizi sabah babamdan öğrenince mi daha çok seviniyordum, yoksa şimdi tribünde, gol attık diye arkadaşıma sarılırken mi. İstediğim cipsi ekmeğin üzerinden artan para üstüyle alınca mı daha fazla tat alıyordum, yoksa şimdi bozuk kalmasın diye, mecburen aldığım gofretleri cebimde eritirken mi. Bu soruların her birine kendi içimde cevabım var ama o cevaba karşı hissettiğim korkum bile, eski korkularım kadar korku değiller galiba. Yaşımın son basamağındaki rakam her 365 günde 1 artarken, hayata bakışımdaki doyumsuzluk sanki 10’a katlanıyor gibi. Her geçen gün mutlu olmam, bir şeylere karşı heyecan duymam daha mı zorlaşıyor yoksa..''