Günlük Kelebek Ruhu*

Konu sahibi son olarak 51 gün önce görüldü
WhatsApp Image 2026-03-06 at 08.17.53.jpeg


06.03.2026
bu da içimde kalanlar vol1.

Bazı kalpler hayata sadece gelip geçmez, hayatın ta kendisi olur...
benim için öyleydin canım güzelim.
beni büyüten, doyuran, koruyan
sevgisiyle sarıp sarmalayan canımdın.
çocukluğumun o kokusu,
evimizin sıcaklığı,
mutfaktan gelen *kuzum sen seviyorsun diye yaptım* yemek kokuları hep seni hatırlatıyor bana.
senin yanında kendimi hep güvende hissederdim.
zaman geçti ben büyüdüm ama içimdeki o küçücük İrem hala seni özlüyor...
bana verdiğin emeği hayatım boyunca unutmayacağım.
çok uzun yıllardır yanımda değilsin ama kalbimin en güzel yerinde yaşamaya devam ediyorsun
seni çok seviyorum, ruhun huzur içinde olsun...
 
Bir yazı okudum... Takılıp kaldığım bir anda, devam etmemi sağlayan bir yazı...

*Koca bir ömrü heba eden şey, takılı kalmaktır.
Eski bir aşka… Olmamış bir evliliğe, yarım kalmış bir vedaya,
söylenememiş cümlelere, aileye ya da vefasız bir dosta..
“Aslında çok severdi ama…” diye başlayan savunmalara,
hep karşı tarafı eksik anlayan hikâyelere. Birlikte yaşlanma hayalini çöpe atamayıp,
bugünü o hayalin gölgesinde yaşamaya. Çoktan bitmiş bir ilişkiyi, zihinde hâlâ sürdürmeye.
Takılı kalmak; bir mesaj gelir mi diye telefonu sessizde bile kontrol etmektir.
Aslında cevap vermeyeceğini bildiğin hâlde, içten içe bir ihtimal büyütmektir.
Bir şarkıyı sırf onunla dinlemiştin diye atlayamamak, bir sokağa girince kalbinin sıkışması,
eski bir fotoğrafa bakıp “orada her şey daha kolaydı” demektir.
Oysa kolay olan şey belki de sadece bilmediğin yarındı.
Takılı kalmak sadece aşkta olmaz.
Bir kırgınlığa takılı kalırsın mesela.
Yıllar önce söylenmiş bir söz, hiç gelmemiş bir özür…
Karşındaki çoktan unutmuşken sen hâlâ aynı cümlenin içinde dönüp durursun.
Her yeni tanıştığın insana, o eski yaradan bakarsın. Kimse tam olamaz, çünkü ölçüyü geçmişten alırsın.
Bir de *bir gün olur*lara takılı kalanlar vardır. O iş bir gün olur, o insan değişir, o hayat sana da güler…
Ama günler geçer, yıllar geçer; sen beklerken hayat bir başkasına dönüşür.
Takılı kaldığın yer güvenli gelir, çünkü tanıdıktır. Can yakar ama şaşırtmaz.
Oysa insan, durduğu yerde yaşlanır. Kalbi aynı acıyı taşırken saçına aklar düşer.
Ve bir gün fark eder ki kaçırdığı şey sadece bir aşk değildir; kaçırdığı, kendine açılabilecek onca ihtimaldir.
Yeni bir kahkaha, başka bir huzur, daha sakin bir sevme hâlidir.
Bırakmak kolay değildir. Kimse “hadi bıraktım” deyip yoluna devam edemez.
Ama şunu fark etmek bir başlangıçtır: Takılı kaldığın şey seni büyütmüyorsa, sana iyi gelmiyorsa, sadece alışkanlıktır.
Ve insan alışkanlıklarını kutsadıkça hayatı ertelemeye başlar.
Bazen en büyük cesaret, geçmişi kötülemek değil; ona teşekkür edip yoluna bakabilmektir.
“Buraya kadar” diyebilmek. Çünkü ömür, geri dönüp durmak için fazla kıymetlidir.
Ve hayat, ancak bırakabildiğin yerden yeniden başlar.*
 
*..bu hayatta birini sevmeye niyetin varsa, önce o kişinin eşi, sevdiği olacaksın.
götün yiyecek kendi hikayene bakmaya... kendi derdini, travmanı çözmeye niyetin olacak...
kimse senin anan baban değil...
iki kişi mi olmak istiyorsun bu hayatta ? o zaman önce kendi kendine bir olacaksın..*
 
17.04.2026
kıymetli şeyler vol3.


insan bazen en kıymetli şeyleri onları kaybetmeye yaklaşana kadar fark etmiyor...
bu hayatın acımasız bir kurgusu değil.... belki de bilincin doğası.
çünkü farkındalık çoğu zaman konforun içinde değil, çatlağın kenarında büyüyor
Jung’un dediği gibi insan ancak karanlığıyla yüzleştiğinde kendini bütünleyebilir
ve belki de bu yüzden, en değerli şeyler hep görünmeyenlerde saklı.... bastırdıklarımızda... ertelediklerimizde, *sonra bakarım* dediklerimizde....
.....kıymetli olan şey gürültü yapmaz sessizdir
bir dostun cümle arasında bıraktığı küçük bir anlayış, annemizin sesindeki o tanıdık ton,
kendi iç sesimizle yakaladığımız nadir bir dürüstlük anı…
bunlar gösterişli değildir ama insanın içini yerinden oynatır.
çünkü gerçek değer, çoğu zaman dış dünyada değil iç dünyada yankı bulur : )
....hayatın garip bir ironisi var gibi yahu insan en çok kaçtığı şeyin etrafında şekilleniyor
gölge dediğimiz o bastırılmış taraf aslında bizi tamamlayan parça oluyor
onu reddettikçe eksiliyor kabul ettikçe derinleşiyoruz
belki de kıymet dediğimiz şey, tam olarak burada başlıyor
kendini olduğun gibi görebilme cesaretinde
kusurlarını romantize etmeden, ama onlardan da utanmadan.
zamanla anlıyorsun ki her şey geçici, ama her şey önemsiz değil....
geçicilik değeri düşürmüyor aksine ona anlam katıyor
bir anın bir daha yaşanmayacak olması, onu kıymetli yapıyor
bu yüzden bazı anlar vardır, sıradan görünür ama içten içe bir dönüm noktasıdır
bir cümle, bir bakış, bir karar… hayat dediğimiz şey zaten büyük kırılmalardan çok, bu küçük kaymaların toplamı.....
.....kıymetli şeyler çoğu zaman satın alınamaz, planlanamaz, hatta bazen korunamaz bile
ama hissedilebilir ve hissedildiği anda insan bilir *bu, geçse bile iz bırakacak*
belki de hayatın anlamı burada gizlidir
kalıcı şeyler biriktirmekte değil, iz bırakan anları fark edebilmekte.
ve en sonunda şunu öğreniyorsun
insan kendine ne kadar yaklaşırsa, hayat da ona o kadar yaklaşır
çünkü dışarıda aradığın birçok şey, aslında içeride seni bekliyordur : )
 
Geri