Yaşamımız boyunca hayatımızdan hep birileri gelir geçer.
Her birinin muhakkak bir hikâyesi
vardır.
Yok diyen ya yalan söyler ya da yaşadıklarını görmezden gelirken unutup gitmiştir bile.
Bir de
dünyaya pembe gözlüklerle bakmanın mükemmel hissettirdiğini düşünenler vardır ki asla onlar gibi
olamayacağımı bilerek arada sırada o sihirli gözlüğü ben de takarım.
Ama sanırım benim gözlüğümün
camları biraz pis ve bu yüzden tam pembe göremiyorum.. Ne diyorduk? Hikâyeler..
Aşkın ihanetini mi
ararsınız, arkadaşın tekmesini mi, yoksa küçük bir ihanet meleğine dönüşen insanların hırsını mı..
Hayatımız hikâyelerle dolu ve en çok bu ikisi arasında gidip gelen yaşam mücadelemiz..
Aşk veArkadaşlık.. Jane Austen'ın kaleme aldığı Aşk ve Arkadaşlık romanında da bahsettiği gibi, hırslar,kıskançlıklar ,çarpık ilişkiler ve doyumsuzluk hayatımızın her yerinde var.
Bazılarımız ise tam
ortasında.
Bu kadar da olmaz dediğim ne varsa yaşamış biri olarak, hem aşkı hem arkadaşlığı kutsal
sayarım, hem de korkarım.
Şimdi ne demek bu böyle derseniz; Ne çok samimiyetin iyi olduğuna
inanıyorum ne de kendimi korumak için kurduğum setlerin bir işe yaradığına..
Kısaca kaderin
getirdiklerine, getireceklerine ve bizi bulan insanlardan kaçamayacağımıza inanırım.
Kendi hayatıma bakıyorum da..
Şimdi olsa yapmam dediğim ne çok şey yapmışım ama derste almışım.
Kafamda mükemmel olduğuna inandığım ama kalbimde bir yerlerde yanlış olduğunu hissettiğim, buna rağmen sımsıkı sarıldığım ve şimdiyse keşke hiç tanımasaydım dediğim insanın üzerinden tam dört yıl geçmiş.
Diğer yarım sandığım, hani derler ya üstüne basa basa kardeşim gibi gördüğüm ve bugün adını bile
ağzına almadığım 'dostumu' kaybedeli de 5 sene olmuş.
Bugünse ne dostumun diğer yarım olması gerektiğine inanıyorum ne de aşkın sımsıkı sarılabileceğim kadar sonsuz olabileceğine..
Bizi, hayatımızı hem bu kadar güzelleştiren hem de bu kadar mahveden ve birbirine bu kadar
benzeyen başka bir ikili bulamayız.
Ne onunla olur ne de onsuz derler ya , işte öyle bir durum içimizdeki, dışımızdaki, yanımızdaki ya da ötemizdeki için..
En yakınımızın aynı zamanda en uzağımız olabileceği gibi, derdimize deva bulduklarımız da derdimiz olabiliyor bazen.
Ama dedim ya, neördüğümüz duvarlar kurtarabilir bizi ne de iyi niyetimizin en saf hali.
Nasıl aşık olacağımız insanları seçemiyorsak, yara alacağımız insanları da seçemeyiz. Aşkın da arkadaşlığın da üzerine felsefe yapmaya bayılırız ama teoride iyiyizdir pratikte kötü.. Neden bu kadar umutsuz konuşuyorsun derseniz; cevabı basit.
Söyledim ya, başından olay geçmeyen yoktur.
Geçmedi diyen ya yalan söyler ya da unutmuştur.
Hem pembe gözlüklerim yokken umut dolu konuşmak zor oluyor haliyle..
Nerede kaldık? Dediğim ve diyeceğim o ki; bir aşkınız olsun arkadaş da olabildiğiniz.
Bir arkadaşınız olsun gerçek diyebildiğiniz.
Duvarlarınız olmasın bırakın başınıza ne gelirse gelsin.
Sevin, sevilin. Âşık olun, arkadaş olun, mutlu olun.. Olacakları engelleyemezsiniz..